Tuygan Çalıkoğlu
Köşe Yazarı
Tuygan Çalıkoğlu
 

Vatandaş Borç Batağında

2007’de ABD’de ortaya çıkan, daha sonra küresel ölçekte finansal dalgalanmalar yaratan kriz, konut piyasaları sistemi (mortgage) ve vasıfsız krediler (subprime) den kaynaklandı. Düşük gelirli ve kredi geçmişi zayıf olan kişilere verilen ipotekli konut kredileri krizin yaratıcısı oldu. Bu süreçte konut sahipleri kredilerini ödeyemediler. Derecelendirme kuruluşlarının, ipotekli konut finansmanına ilişkin menkul kıymetler hakkında yanlış derecelendirme yapmaları, kişilerin ve kurumların yüksek borç seviyeleri, uluslararası ticarette yaşanan dengesizlikler ve eksikliler bu krizin ana nedenleri. 2009’lu yıllarda başlayan likidite bolluğunun sonucunda elde edilen yüksek büyüme rakamları ve makroekonomik göstergeler; sermayedarların risklerini göz ardı etmelerine, bunun sonucunda da kredi veren kuruluşların verdikleri kredilerle ilgili öngörüsüzlüklerine yol açtı. Risklerin artması sonucu geri çağırılan krediler ABD’de finansal sektörde şok etkisi yarattı ve ABD Merkez Bankası (FED)’nın müdahalelerine karşın engellenemedi. Dahası kriz reel sektöre yayıldı ve başta ABD olmak üzere bütün dünya ülkelerini etkiledi. Küreselleşme ve ekonomilerin birbirine bağımlılığının, bu krizin hızla yayılmasına neden olduğunu ve dünyada şok etkisi yarattığını söyleyebiliriz.   Türkiye ekonomisi de bu krizden etkilendi, eksi ekonomik büyüme, işsizlik, yoksulluk sayılarında dramatik artışlar yaşadı. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye 2016 sonu itibarıyla, borç yükü sıralamasında (Borç Stoku/ GSYH %) yüzde 39,5 artışla 3. sırada yer alıyor. Aşağıdaki tabloda görüleceği gibi; Türkiye’nin kamu kesimi borç yükü düşerken, hane halkının ve reel kesimin borç yükü artıyor. Özellikle reel kesimdeki artış kaygı verici boyutlara ulaşmış durumda.   Borç Stoku/ GSYH %     Kamu Kesimi 2006 45     Kamu Kesimi 2016 28     Hane Halkı 2006 9    Borç Stoku/ GSYH % Hane Halkı 2016 18   Toplam 2006 81 Reel Kesim 2006 27   Toplam 2016 113 Reel Kesim 2016 67   Toplamda Artış % 39,5   Borç yükü bütün dünya ülkelerinde yaşanmakla birlikte, daha çok gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor. Dünya küreselleşme ile birlikte ekonomik ve finansal özgürlüklerin sınırlarını zorladı ve hızlı bir biçimde büyüdü. Kriz döneminde yavaşlasa da küresel büyüme devam etti ve dünyanın hemen bütün ülkelerinde çok ciddi bir borç stoku oluştu. Türkiye ise son 15 yılda kamu kesimi borçlanmasını hem dış, hem de iç piyasalarda azalttı. Bu azaltmanın nedeni 2001 krizi sonrasındaki uygulamalardır. Bu dönemde, kamu maliyesi alanında başarılı olan Ak Parti bütçe açıklarını yüzde 2’nin altına çekerek ve faiz dışı fazla vererek kamu borçlarını azalttı. Bütçe açıkları azalınca borçlanma ihtiyacı da azaldı. Bu gelişmelerin sonucunda daha önce borçlanabilecek fon bulamayan özel sektör, kolay ve ucuz borçlanma olanağı buldu. Özel sektörün borçlanması ise GSYH’nın artışında etkili oldu. 1986- 2001 arasında geçen 16 yılda GSYH 3,8 kat büyürken, 2002- 2017 arasında geçen 16 yılda 6,8 kat arttı. Ancak not edilmesi gereken önemli nokta; 1998- 2001 döneminde bireylerin borcu yokken, 2002- 2017 arasında GSYH’nın yüzde 16’sı kadar bir borçlanma yapmalarıdır. Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi, Türkiye’nin GSYH’sının büyümesi vatandaşın tasarrufu ile değil, borçlanarak oluşturduğu talep sonucu gerçekleşmiştir.     2002 2009 2017- Temmuz Dış Borç Stoku / GSYH (%) 48 34 48    Kamu Kesimi 29 11 12    Reel Kesim 14 14 17    Finans Kesimi 5 9 19 İç Borç Stoku / GSYH (%) 56 69 90    Kamu Kesimi 42 33 18    Reel Kesim 12 23 56 Bireylerin Borcu 2 13 16 Kamu Kesimi Toplam Borç Stoku / GSYH (%) 71 44 30 Finans Kesimi Toplam Borç Stoku / GSYH (%) 5 9 19 Reel Kesim Toplam Borç Stoku / GSYH (%) 26 37 73 Toplam Borç Stoku / GSYH (%) 104 103 138   Ödenmeyen bireysel borçlarda kaygı verici artışlar var. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi istatistiklerine göre, 2016 yılında Bireysel Kredi ve Kredi Kartı ödemelerini yapmayanların sayısı 2016’da 1,3 Milyon gerçek kişiyken, 2017 Ağustos itibarıyla 3,1 Milyon kişiye yükselmiş durumda. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, toplam batık kredi miktarı ise 58 Milyar lirayı geçmiş. Yasal takipte 3 Milyonun üzerinde kişi var, 1,5 Milyon kişiden de tahsilat yapılamıyor. Sonuç olarak toplam 4,5 Milyon batık var.   ADET TL Ödenmeyen Bireysel Krediler ve Kredi Kartları 1,3 Milyon 18,9 Milyar Protesto Edilen Senetler 1,2 Milyon 12,3 Milyar Karşılıksız Çekler 778 Bin 27,4 Milyar   Türkiye ekonomisi bir süredir büyümek için mali disiplini terk etti; ancak ekonomik büyümeye karşın, istihdam yaratamıyor, işsizliği azaltamıyor, enflasyonu düşüremiyor. Dahası gelir dağılımında adaletsizlik çok büyük.  En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 47,2’ye yükselirken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise ancak yüzde 6,2. Borçlar hem şirketleri, hem de vatandaşı zorluyor,  herkes çare arıyor. Gelişmiş bir ekonomi yaratmak, vatandaşın refah seviyesini arttırmak için yapısal reformları yapmak şart. Ancak, 15 yıllık Ak Parti iktidarında bütçe, kamu borç yükü ve bankacılık alanlarında yaptığımız reformları; hukuk, vergi, yatırım teşvikleri alanlarında yapmadık. Bundan sonra yapmamız da kolay değil. Hem eğitim ve hukuk alanında uzlaşma zor görünüyor, hem de önümüzde finansman bulmanın hiç kolay olmayacağı hepimiz için zor bir dönem başladı.  ABD Merkez bankası parasal genişlemeyi çoktan durdurmuştu ve dolarlar artık ABD’ye geri dönüyor. Mahfi Eğilmez’in ifadesiyle söyleyelim “ 15 yılda ikinci kez treni kaçırdık”. Tuygan ÇALIKOĞLU                tuygan@hotmail.com.tr   www.tuygancalikoglu.com.tr Kaynak: www.imf.org www.tuik.gov.tr www.riskmerkezi.org www.bddk.org www.mahfiegilmez.com www.varlikyonetim.org
Ekleme Tarihi: 27 Aralık 2025 -Cumartesi

Vatandaş Borç Batağında

2007’de ABD’de ortaya çıkan, daha sonra küresel ölçekte finansal dalgalanmalar yaratan kriz, konut piyasaları sistemi (mortgage) ve vasıfsız krediler (subprime) den kaynaklandı. Düşük gelirli ve kredi geçmişi zayıf olan kişilere verilen ipotekli konut kredileri krizin yaratıcısı oldu. Bu süreçte konut sahipleri kredilerini ödeyemediler. Derecelendirme kuruluşlarının, ipotekli konut finansmanına ilişkin menkul kıymetler hakkında yanlış derecelendirme yapmaları, kişilerin ve kurumların yüksek borç seviyeleri, uluslararası ticarette yaşanan dengesizlikler ve eksikliler bu krizin ana nedenleri.

2009’lu yıllarda başlayan likidite bolluğunun sonucunda elde edilen yüksek büyüme rakamları ve makroekonomik göstergeler; sermayedarların risklerini göz ardı etmelerine, bunun sonucunda da kredi veren kuruluşların verdikleri kredilerle ilgili öngörüsüzlüklerine yol açtı. Risklerin artması sonucu geri çağırılan krediler ABD’de finansal sektörde şok etkisi yarattı ve ABD Merkez Bankası (FED)’nın müdahalelerine karşın engellenemedi. Dahası kriz reel sektöre yayıldı ve başta ABD olmak üzere bütün dünya ülkelerini etkiledi. Küreselleşme ve ekonomilerin birbirine bağımlılığının, bu krizin hızla yayılmasına neden olduğunu ve dünyada şok etkisi yarattığını söyleyebiliriz.

 

Türkiye ekonomisi de bu krizden etkilendi, eksi ekonomik büyüme, işsizlik, yoksulluk sayılarında dramatik artışlar yaşadı. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye 2016 sonu itibarıyla, borç yükü sıralamasında (Borç Stoku/ GSYH %) yüzde 39,5 artışla 3. sırada yer alıyor. Aşağıdaki tabloda görüleceği gibi; Türkiye’nin kamu kesimi borç yükü düşerken, hane halkının ve reel kesimin borç yükü artıyor. Özellikle reel kesimdeki artış kaygı verici boyutlara ulaşmış durumda.

 

Borç Stoku/ GSYH %

   

Kamu Kesimi 2006

45

   

Kamu Kesimi 2016

28

   

Hane Halkı 2006

9

  

Borç Stoku/ GSYH %

Hane Halkı 2016

18

 

Toplam 2006

81

Reel Kesim 2006

27

 

Toplam 2016

113

Reel Kesim 2016

67

 

Toplamda Artış %

39,5

 

Borç yükü bütün dünya ülkelerinde yaşanmakla birlikte, daha çok gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor. Dünya küreselleşme ile birlikte ekonomik ve finansal özgürlüklerin sınırlarını zorladı ve hızlı bir biçimde büyüdü. Kriz döneminde yavaşlasa da küresel büyüme devam etti ve dünyanın hemen bütün ülkelerinde çok ciddi bir borç stoku oluştu. Türkiye ise son 15 yılda kamu kesimi borçlanmasını hem dış, hem de iç piyasalarda azalttı. Bu azaltmanın nedeni 2001 krizi sonrasındaki uygulamalardır. Bu dönemde, kamu maliyesi alanında başarılı olan Ak Parti bütçe açıklarını yüzde 2’nin altına çekerek ve faiz dışı fazla vererek kamu borçlarını azalttı. Bütçe açıkları azalınca borçlanma ihtiyacı da azaldı. Bu gelişmelerin sonucunda daha önce borçlanabilecek fon bulamayan özel sektör, kolay ve ucuz borçlanma olanağı buldu. Özel sektörün borçlanması ise GSYH’nın artışında etkili oldu. 1986- 2001 arasında geçen 16 yılda GSYH 3,8 kat büyürken, 2002- 2017 arasında geçen 16 yılda 6,8 kat arttı. Ancak not edilmesi gereken önemli nokta; 1998- 2001 döneminde bireylerin borcu yokken, 2002- 2017 arasında GSYH’nın yüzde 16’sı kadar bir borçlanma yapmalarıdır. Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi, Türkiye’nin GSYH’sının büyümesi vatandaşın tasarrufu ile değil, borçlanarak oluşturduğu talep sonucu gerçekleşmiştir.

 

 

2002

2009

2017- Temmuz

Dış Borç Stoku / GSYH (%)

48

34

48

   Kamu Kesimi

29

11

12

   Reel Kesim

14

14

17

   Finans Kesimi

5

9

19

İç Borç Stoku / GSYH (%)

56

69

90

   Kamu Kesimi

42

33

18

   Reel Kesim

12

23

56

Bireylerin Borcu

2

13

16

Kamu Kesimi Toplam Borç Stoku / GSYH (%)

71

44

30

Finans Kesimi Toplam Borç Stoku / GSYH (%)

5

9

19

Reel Kesim Toplam Borç Stoku / GSYH (%)

26

37

73

Toplam Borç Stoku / GSYH (%)

104

103

138

 

Ödenmeyen bireysel borçlarda kaygı verici artışlar var. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi istatistiklerine göre, 2016 yılında Bireysel Kredi ve Kredi Kartı ödemelerini yapmayanların sayısı 2016’da 1,3 Milyon gerçek kişiyken, 2017 Ağustos itibarıyla 3,1 Milyon kişiye yükselmiş durumda. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, toplam batık kredi miktarı ise 58 Milyar lirayı geçmiş. Yasal takipte 3 Milyonun üzerinde kişi var, 1,5 Milyon kişiden de tahsilat yapılamıyor. Sonuç olarak toplam 4,5 Milyon batık var.

 

ADET

TL

Ödenmeyen Bireysel Krediler ve Kredi Kartları

1,3 Milyon

18,9 Milyar

Protesto Edilen Senetler

1,2 Milyon

12,3 Milyar

Karşılıksız Çekler

778 Bin

27,4 Milyar

 

Türkiye ekonomisi bir süredir büyümek için mali disiplini terk etti; ancak ekonomik büyümeye karşın, istihdam yaratamıyor, işsizliği azaltamıyor, enflasyonu düşüremiyor. Dahası gelir dağılımında adaletsizlik çok büyük.  En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 47,2’ye yükselirken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise ancak yüzde 6,2. Borçlar hem şirketleri, hem de vatandaşı zorluyor,  herkes çare arıyor. Gelişmiş bir ekonomi yaratmak, vatandaşın refah seviyesini arttırmak için yapısal reformları yapmak şart. Ancak, 15 yıllık Ak Parti iktidarında bütçe, kamu borç yükü ve bankacılık alanlarında yaptığımız reformları; hukuk, vergi, yatırım teşvikleri alanlarında yapmadık. Bundan sonra yapmamız da kolay değil. Hem eğitim ve hukuk alanında uzlaşma zor görünüyor, hem de önümüzde finansman bulmanın hiç kolay olmayacağı hepimiz için zor bir dönem başladı.  ABD Merkez bankası parasal genişlemeyi çoktan durdurmuştu ve dolarlar artık ABD’ye geri dönüyor. Mahfi Eğilmez’in ifadesiyle söyleyelim “ 15 yılda ikinci kez treni kaçırdık”.

Tuygan ÇALIKOĞLU               

tuygan@hotmail.com.tr   www.tuygancalikoglu.com.tr

Kaynak: www.imf.org www.tuik.gov.tr www.riskmerkezi.org www.bddk.org www.mahfiegilmez.com www.varlikyonetim.org

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleaynalipazar.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.