Oktay Güldüren
Köşe Yazarı
Oktay Güldüren
 

Bir zamanlar Bozcaada Damak Çatlatan Eski Lezzetler

Bozcaada’da bir zamanlar iç içe geçen bir yemek kültürü ile yapılan yemekleri dillere destandı. Osmanlı zamanı Bozcaada’da genelde şölen niteliğindeki yemekler de ; tavuk, ekşili tavuk, güvercin, piliç, ekşili piliç, börek, bohça (poğaça), tatamaç (mantı benzeri bir yemek), ıspanak böreği, çorba, katı çorbası, kefal çorbası, baklava, çeşitli dolmalar, kebaplar ekşi aşı, muhallebi, pilav, tavuklu pilav, kıymalı- sade ve ballı börekler, bulgur pilavı, zerde, yahni, paça, kabak reçeli (kabak tatlısı ,aşure, turşu 16 çörek, gözlerne, girde (açılmış yufka) nukul (bir çeşit tatlı), tarhana çorbası, simit, erişte ördek, kuzu kebabı, tavuklu börek, aşure, çeşitli soğuk şerbet ve hoşaflar sofrada yer almaktaydı.. Bir Zamanlar Bozcaada-Ayazma-Dilek Pınar'nın olduğu yerdeki rahmetli Mehmet Boruzan’ın işlettiği aile lokantası önünde Balığın Osmanlılar da çok az tüketildiğine inanılırdı, uzun zamandır ama Evliya Çelebi’nin hakkında yapılan son araştırmalar neticesinde balığın Osmanlılarca küçümsenmeyecek miktarlarda tüketildiği yönünde. Hatta bazı padişahların balık sevdiği vede II. Mahmut’un özellikle kılıç balığını çok sevdiği yönünde araştırmalar da mevcut. Fatih Sultan Mehmet’in istakoz, karides ve havyarı çok sevdiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti'nde zeytinyağının çok kullanılmadığı bilinmekle birlikte tereyağı ve kuyruk yağı ile bu ihtiyaç giderilirdi. Ayrıca yemeklerde domatesin Osmanlıya çok geç girmesi ile birlikte salça kullanılmazdı. Daha çok, çeşitli baharatlar, sos halinde kullanılırdı veya tat versin diye yahni gibi yemeklere erik gibi meyveler eklenmekteydi.(Okan Ülker) Bir zamanlar Bozcaada’nın gideni geleni pek az olduğu için, daha düne kadar Bozcaada’da lokantalar yok denecek kadar azdı. Sevgili Haluk Şahin ‘’ Bozcaada Kitabında ‘’Akşama yemeğe buradamısınız? İsterseniz size bir tavşan vurup pişireyim diyerek o günleri gözümüzün önüne ne güzelde getiriyor.   Bir başka damak çatlatan eski lezzetleri Haluk Şahin şöyle anlatıyor; ’’Akşamları Koreli’de limanın yanı-başında bol limonlu, salatalı, balıklı ve rakılı akşam yemekleri yiyor sabah kahvaltımızı şimdi şehir lokantası olan balıkçı kahvesinde yapıyor, öğlenleri hep aynı şeyleri yemek üzere çamlıkta ki lokantaya gidiyorduk.’’   Bir başka günde, size köfteci rahmetli Lütfü amcanın Tuz Burundaki damak çatlatan eski lezzetler arşivindeki lokantasında yenen yemekleri anlatırım.  
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2025 -Perşembe

Bir zamanlar Bozcaada Damak Çatlatan Eski Lezzetler

Bozcaada’da bir zamanlar iç içe geçen bir yemek kültürü ile yapılan yemekleri dillere destandı. Osmanlı zamanı Bozcaada’da genelde şölen niteliğindeki yemekler de ; tavuk, ekşili tavuk, güvercin, piliç, ekşili piliç, börek, bohça (poğaça), tatamaç (mantı benzeri bir yemek), ıspanak böreği, çorba, katı çorbası, kefal çorbası, baklava, çeşitli dolmalar, kebaplar ekşi aşı, muhallebi, pilav, tavuklu pilav, kıymalı- sade ve ballı börekler, bulgur pilavı, zerde, yahni, paça, kabak reçeli (kabak tatlısı ,aşure, turşu 16 çörek, gözlerne, girde (açılmış yufka) nukul (bir çeşit tatlı), tarhana çorbası, simit, erişte ördek, kuzu kebabı, tavuklu börek, aşure, çeşitli soğuk şerbet ve hoşaflar sofrada yer almaktaydı..

Bir Zamanlar Bozcaada-Ayazma-Dilek Pınar'nın olduğu yerdeki rahmetli Mehmet Boruzan’ın işlettiği aile lokantası önünde

Balığın Osmanlılar da çok az tüketildiğine inanılırdı, uzun zamandır ama Evliya Çelebi’nin hakkında yapılan son araştırmalar neticesinde balığın Osmanlılarca küçümsenmeyecek miktarlarda tüketildiği yönünde. Hatta bazı padişahların balık sevdiği vede II. Mahmut’un özellikle kılıç balığını çok sevdiği yönünde araştırmalar da mevcut. Fatih Sultan Mehmet’in istakoz, karides ve havyarı çok sevdiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti'nde zeytinyağının çok kullanılmadığı bilinmekle birlikte tereyağı ve kuyruk yağı ile bu ihtiyaç giderilirdi. Ayrıca yemeklerde domatesin Osmanlıya çok geç girmesi ile birlikte salça kullanılmazdı. Daha çok, çeşitli baharatlar, sos halinde kullanılırdı veya tat versin diye yahni gibi yemeklere erik gibi meyveler eklenmekteydi.(Okan Ülker)

Bir zamanlar Bozcaada’nın gideni geleni pek az olduğu için, daha düne kadar Bozcaada’da lokantalar yok denecek kadar azdı. Sevgili Haluk Şahin ‘’ Bozcaada Kitabında ‘’Akşama yemeğe buradamısınız? İsterseniz size bir tavşan vurup pişireyim diyerek o günleri gözümüzün önüne ne güzelde getiriyor.

 

Bir başka damak çatlatan eski lezzetleri Haluk Şahin şöyle anlatıyor; ’’Akşamları Koreli’de limanın yanı-başında bol limonlu, salatalı, balıklı ve rakılı akşam yemekleri yiyor sabah kahvaltımızı şimdi şehir lokantası olan balıkçı kahvesinde yapıyor, öğlenleri hep aynı şeyleri yemek üzere çamlıkta ki lokantaya gidiyorduk.’’

 

Bir başka günde, size köfteci rahmetli Lütfü amcanın Tuz Burundaki damak çatlatan eski lezzetler arşivindeki lokantasında yenen yemekleri anlatırım.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleaynalipazar.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.