‘’Çanakkale bulunan memleket hastanesi Çanakkale ve kasaba sakinleri için çok faydalıdır. Çanakkale hastanesinin laboratuar, ameliyathane, eczane gibi fenni kısımları bütün asri teçhizata malik, hasta koğuşları da azami derecede temizdir. Hastanenin baş doktorundan hasta- bakıcısına kadar bütün erkân ve efradı azami gayret sarf ile çalışmaktadırlar. Çanakkale hastanesi 30 yataklıdır. Fakat fazla hasta zuhurunda derhal yatak adedi arttırılmakta ve hiçbir hasta geri çevrilmemektedir. Hastanede poliklinik tedavisi haftada iki gün yapılmakta ve bu halk için pek faydalı olmaktadır. Bilhassa çevre kasabalardan Çanakkale’ye bin bir zorluklarla gelmeyi başaran köylüler bu tedaviden çok istifade etmektedirler. Bu hususta Çanakkale hastanesi başhekimi Hüsamettin Bey’in gösterdiği mesai cidden takdire şayandır. Yalnız şu ciheti kaydetmek lazımdır ki hastanenin tahsisatı azdır, yatak miktarı da ihtiyaca kifayet etmekten çok uzaktır. Az bir himmetle bu çok faydalı müessesenin yatak miktarımı arttırmak ve hastaneyi daha faydalı bir hale ifrağ etmek mümkündür.’’ 1932-11-06-Tarihli Son Posta gazete sayfalarında Çanakkale Hastanesi ile yazılmaktaydı.
Çanakkale hastanesi başhekimi Hüsamettin Bey’in arkadaşı İstanbul Cerrahpaşa Hastanesinde görevli Başhekimdi. Kendisinden Çanakkale hastanesi için deneyimli personel istemişti. Bu konuda yardımları karşılıksız kalmamıştı. İstanbul Cerrahpaşa Hastanesinde deneyimli bir Doktor Ayvalık vapuru ile yola çıkmıştı bile. Çanakkale hastanesi başhekimi Hüsamettin Bey’in ekibinde çalışmaya başlayan Manastırlı Doktor Asiye Hanım kısa zamanda Çanakkale hastanesin de özverili büyük emekler harcayarak Çanakkale halkının büyük sevgisini kazanmıştır.
Çanakkale hastanesine de görevli Doktor Asiye Hanım Çanakkaleli kadınların kıyafetlerini gözleyerek kendi anı defterine şu notu düşmüş;
‘’1938 yıllında Çanakkale’de kutu kutu pudraların satıldığı görülür. Her yerde, her mağazada pudra, krem, ruj bulunur. Fiyatları da ucuzdur. 3 veya 5 kuruş.

Hele bir delikli verdiniz mi şık bir kutu alırsınız. İçerisinde pudra, yanak ve göz boyası, makyaj için ne lazımsa vardır. Güzellik müesseseleri çok pahalıdır. Kadınların ekserisi bu saydığımız şeylerle iktifa eder ve senede bir iki defa mütehassısa giderler. Çanakkale kadınlarının tazeliklerinin, taravetlerinin sırrı şudur:
İstirahat.
Mevkileri, vazifeleri ne olursa olsun günün bir saatini mutlaka istirahate, tam bir istirahate hasrederler. Akşam yemeğinden evvel yatağa veya sedire uzanırlar. Şehirde bulundukları zaman bir bara girerler. Tenha karanlık bir köşeye çekilirler, koltuğa gömülürler, sanki yanların da kimse yokmuş gibi gözlerini kaparlar, bir saat kadar bu vaziyette kalırlar. Gözlerin yorulmaması için her yerde perdeler yarıya kadar kapalıdır. Duvarlardaki kâğıtları renkleri gözü almayacak renklerde intihap olunmuştur.
Çanakkale kadınlarının güzellik programlarını başında uyku gelir. Sırtüstü yatarlar ve iyice örtünürler. Yatak odalarının pencereleri daima açıktır. Uykunun tamamı ile sakin ve rahat olmasına son derece dikkat ederler. Birçokları da ziya geçmeyen maskelerle yatarlar. Bu maskeler gayet ince olmakla beraber ziyanı nüfuzuna ve gözleri müteessir etmesine manidir. Yatakları geniş ve yumuşaktır.

Saçlarına çok ehemmiyet verirler. Bir Çanakkale kadınlarının bütçesinde en mühim mevkii berber işgal eder. Büyük bir berberden 2 liradan aşağı çıkılmaz. Orta bir berberde ise fiyat 1 liradır. Çanakkale kadınlarının mahalle aralarındaki küçük dükkânlarda, ayda üç defa için 1 dolar mukabilinde abone de olunabilir. Altı aylık bir Permanant 2-3 dolardır.
Çanakkale kadınlarının müşterileri olan kibar mağazalar saat 10 da açılır ve 5’e kadar kapanmaz. Mağaza çalışan kızları, işlerinin basından ayrılamazlar, birer sandviçle karınlarını doyururlar. Diğerleri 10’dan 6’ya, nihayet 9’a kadar açıktır.
Çanakkale kadınları spora çok merakı olduğu söylenir. Buna da sebep, bazı yıldızların jimnastik yapmaları sıçramalarıdır. Halbuki birçok kadın buna ehemmiyet bile vermezler.
Hepsi tembeldir. Rahatı severler, Terbiye-i bedeniye riayetten sıkılırlar. Yazın denize girip yüzmeleri de denizden hoşlandıklarından ileri gelir. Yüzmek ya da dans etmek kâfi değil mi? derler.
Nasıl giyinirler?
Her senenin dört yerine on iki mevsimi olsaydı Çanakkale kadınları mutlaka elbise gardıroplarını on iki defa değiştirirlerdi. Zira elbiseye çok meraklıdırlar. Dört mevsimde bunları değiştirirler. Eskilerini de kaldırıp atarlar. Mahallerin de genç kızlara dağıtırlar. Onları sevindirirler. Sökük dikmek, çorap yamamak Çanakkale kadınları bilmediği şeylerdendir.
İlkbaharda emprime roplar giyerler. Yazın, sıcaktan korunmak için mavi, pembe veya beyaz keten ropları tercih ederler. Sonbaharda en çok görülen Truvakar mantolar ve kısa pelerinlerdir. Kışın uzun, spor biçimi mantolar giyerler. Bunları yumuşak, tüylü ve sıcak tutan kumaşlardan yaparlar. Şapkaları fötr-dendir. Kenarları, gözleri örtecek kadar eğiktir. Üzerlerine, ekseriyet le bir tüy veya enli bir kurdele iliştirilmiştir.
Çanakkale kadınları sokaklarını dolaşırken mutlaka aynı manto ve aynı şapka ile yüzlerce kıza, kadına tesadüf edersiniz. Bunların şapkaları da ayakkabıları da bir örnektir. Hazırcı mağazalar, ropların ve mantoların binlercesini birden yapıp satarlar.
Zengin kadınlar roblarını İstanbul’dan, İzmir’den getirtirler. İstanbul’daki büyük terzilerin modelleri, bir gün sonra Beyoğlu mağazaların camekânlarında, iki gün sonra da Çanakkale’de binlerce kadının sırtında görünür.
Kadın elbiseleri makine ile biçilir, makine ile dikilir, hatta düğmeleri bile.
Bu sebeple ucuzdur.
Pek şişman kadınlar ısmarlama elbise yaptırmak mecburiyetindedirler. Hazırcı mağazalarında bedenlerine göre elbise bulamazlar. Kayserili Ahmet Caddesinde şişmanlara mahsus elbise yapan bir iki terziler vardır. Bu caddede bir mağazada, bedenleri 50’den fazla olanlara mahsus hazır Çanakkale kadınlarına yapılan ısmarlama elbise yapılır. Bunların beheri 6-14 Liradır
Birde bu terziler küçük, büyük yaşlı beyzadelere veya geniş çehrelere mahsus ayrı ayrı modellerle ısmarlama elbiseler dikerler. Terziler müşterinin başına, suratına bakar, ona göre şapka çıkarır, gösterirler. Gelip geçenleri mağazaya celbetmek için önlerinde birçok mankenler dolaşır. Başlarında son moda şapkalar vardır. Arkalarında da mağazanın ismi yazılı bir karton bulunur.
Çanakkale sokakları ve caddelerinde gezen kadın ve erkekler çok şık ve temizdir.’’
Doktor Asiye Hanım Not Defterinden. 1932

