Karabiga’ya Fiili İkinci Santral Kapasite Artışı Kılıfıyla Geliyor

Çanakkale (Web Sitesi) - Web Sitesi | 04.07.2026 - 09:01, Güncelleme: 04.07.2026 - 09:01 612 kez okundu.
 

Karabiga’ya Fiili İkinci Santral Kapasite Artışı Kılıfıyla Geliyor

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde faaliyet gösteren CENAL Entegre Termik Enerji Santrali, büyük bir çevre ve halk sağlığı riskini beraberinde getiren kapasite artışı projesi için harekete geçti.
İthal kömürle çalışan ve 1320 MWe güce sahip olan tesise, "kapasite artışı" adı altında 1050 MWe gücünde yepyeni bir ünite daha eklenmesi planlanıyor. Yeni bir kazan, türbin grubu ve baca inşasını içeren bu devasa yatırım, kömür tüketimini neredeyse iki katına çıkaracak fiili bir yeni santral anlamına geliyor.   MÜCADELEDE TAKTİK DEĞİŞİMİ: ÇED EKSİKLİKLERİ DEĞİL, PROJENİN REDDİ 30 Haziran tarihinde gerçekleştirilen Halkın Katılımı Toplantısı'nda yer alan Kirazlı Yaşam ve Dayanışma Derneği (Kirazlı İnisiyatifi), çevre mücadelesinin yürütülme şekline dair taktiksel değişim çağrısında bulundu. Dernek tarafından yapılan açıklamada, projeye ait ÇED başvuru dosyasının bilimsellikten uzak ve yetersiz olduğu belirtilirken, dağa ve yaşam savunucularının bu eksikleri tek tek sıralamasının aslında şirket ve bakanlığın eksik ödevini tamamlamak anlamına geldiği vurgulandı.   Bu topraklarda hiç olmaması gereken bir santralin peşinen kabullenilip tek sorunun ÇED raporundaki eksiklermiş gibi gösterildiği bir illüzyon yaratıldığı ifade edilerek; mücadelenin projenin "kitabına uydurulması" üzerine değil, tamamen durdurulması ve varoluşsal olarak reddedilmesi üzerine kurulacağı ilan edildi.   YASAL SINIRIN 203 KATI ARSENİK, 34 KATI SELENYUM! Çanakkale bölgesindeki termik santrallerden çevreye saçılan atıklar ve uçucu küller üzerinde yapılan bilimsel analizler, ağır metal bilançosunun korkutucu boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2022 yılında Deniz Ay tarafından yazılan bir yüksek lisans tezinin termik santral küllerinden sızan sular (liç) üzerinde yapılan testlerde; Alüminyum (Al), Arsenik (As), Selenyum (Se) ve Sülfat konsantrasyonlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik limit değerlerinin çok üzerinde olduğu belirlendi. Analiz sonuçlarına göre bazı santral küllerinden sızan sulardaki arsenik miktarı yasal ve güvenli sınırın 203 katına, selenyum miktarı ise 34 katına kadar çıkabiliyor. Yüksek ısıda kömürün yakılmasıyla açığa çıkan bu zehirli ağır metaller, santral küllerine yapışmakta ve su yoluyla doğrudan ekosisteme karışma riski taşıyor.   POYRAZLA GELEN ZEHİR Cenal Termik Santrali’nin bacalarından atmosfere salınan kükürtdioksit (SO₂), azot oksitler (NOₓ) ve tehlikeli ağır metaller, bölgede hâkim olan poyraz rüzgârları ile güneybatı yönüne, Çanakkale şehir merkezine kadar sürüklendiği yapılan araştırmalarda ortaya konmuş durumda. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) standartlarına göre 5 µg/m³ olması gereken güvenli ince partikül madde (PM2.5) seviyeleri, Biga ve Çan gibi sanayi havzalarında bu sınırın iki ila üç kat üzerinde ölçülüyor. Yaratılan bu devasa hava kirliliği; Çanakkale genelinde astım, nefes darlığı ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarını ciddi düzeyde arttırıyor.   KURUYAN NEHİRLER VE TUZLANAN TOPRAKLAR Gerek kömür madenciliği gerekse termik santralin devasa su tüketimi, yöredeki hidrolojik dengeyi geri dönülmez şekilde tahrip ediyor. Aşırı su çekimi sebebiyle bölgenin en önemli tatlı su damarı olan Kocabaş Çayı kuruma noktasına geldi. Tatlı suyun azalması, bölge topraklarında kalıcı tuzlanmaya ve verimsizleşmeye yol açarken, Türkiye genelindeki verilerle birleştiğinde, termik santral kaynaklı hava kirliliğinin ülkedeki 15 milyon hektar tarım alanını doğrudan olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor. Ayrıca kapasite artışı projesinin gerçekleştirilmesi planlanan arazilerin büyük bir bölümü de mevcut orman, su yüzeyleri ve verimli tarım toprakları içinde yer alıyor.   AKDENİZ FOKLARININ YAŞAM ALANI TEHLİKEDE Santral, işletme aşamasında soğutma ve diğer prosesler için saatte 152.500 metreküp deniz suyunu çekmeyi ve kullandıktan sonra ısınmış suyu derin deniz deşarjıyla Marmara Denizi'ne geri pompalamayı planlıyor. Bu korkunç boyuttaki sıcak su sirkülasyonu, kıyı dolgu çalışmaları ve oluşacak lojistik gemi trafiği, doğrudan deniz ekosistemine darbe vuracak. Özellikle Karabiga sahilleri, nesli küresel ölçekte tükenme tehlikesi altında olan (IUCN kırmızı listesinde yer alan) Akdeniz foklarının (Monachus monachus) nadir üreme ve yaşam alanlarından biri. Termal kirlilik ve gürültü, bu hassas deniz canlılarının yaşam alanlarını parçalayarak onları bölgeden tamamen yok olma tehlikesiyle baş başa bırakılıyor.
Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde faaliyet gösteren CENAL Entegre Termik Enerji Santrali, büyük bir çevre ve halk sağlığı riskini beraberinde getiren kapasite artışı projesi için harekete geçti.

İthal kömürle çalışan ve 1320 MWe güce sahip olan tesise, "kapasite artışı" adı altında 1050 MWe gücünde yepyeni bir ünite daha eklenmesi planlanıyor. Yeni bir kazan, türbin grubu ve baca inşasını içeren bu devasa yatırım, kömür tüketimini neredeyse iki katına çıkaracak fiili bir yeni santral anlamına geliyor.

 

MÜCADELEDE TAKTİK DEĞİŞİMİ: ÇED EKSİKLİKLERİ DEĞİL, PROJENİN REDDİ

30 Haziran tarihinde gerçekleştirilen Halkın Katılımı Toplantısı'nda yer alan Kirazlı Yaşam ve Dayanışma Derneği (Kirazlı İnisiyatifi), çevre mücadelesinin yürütülme şekline dair taktiksel değişim çağrısında bulundu. Dernek tarafından yapılan açıklamada, projeye ait ÇED başvuru dosyasının bilimsellikten uzak ve yetersiz olduğu belirtilirken, dağa ve yaşam savunucularının bu eksikleri tek tek sıralamasının aslında şirket ve bakanlığın eksik ödevini tamamlamak anlamına geldiği vurgulandı.

 

Bu topraklarda hiç olmaması gereken bir santralin peşinen kabullenilip tek sorunun ÇED raporundaki eksiklermiş gibi gösterildiği bir illüzyon yaratıldığı ifade edilerek; mücadelenin projenin "kitabına uydurulması" üzerine değil, tamamen durdurulması ve varoluşsal olarak reddedilmesi üzerine kurulacağı ilan edildi.

 

YASAL SINIRIN 203 KATI ARSENİK, 34 KATI SELENYUM!

Çanakkale bölgesindeki termik santrallerden çevreye saçılan atıklar ve uçucu küller üzerinde yapılan bilimsel analizler, ağır metal bilançosunun korkutucu boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2022 yılında Deniz Ay tarafından yazılan bir yüksek lisans tezinin termik santral küllerinden sızan sular (liç) üzerinde yapılan testlerde; Alüminyum (Al), Arsenik (As), Selenyum (Se) ve Sülfat konsantrasyonlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik limit değerlerinin çok üzerinde olduğu belirlendi. Analiz sonuçlarına göre bazı santral küllerinden sızan sulardaki arsenik miktarı yasal ve güvenli sınırın 203 katına, selenyum miktarı ise 34 katına kadar çıkabiliyor. Yüksek ısıda kömürün yakılmasıyla açığa çıkan bu zehirli ağır metaller, santral küllerine yapışmakta ve su yoluyla doğrudan ekosisteme karışma riski taşıyor.

 

POYRAZLA GELEN ZEHİR

Cenal Termik Santrali’nin bacalarından atmosfere salınan kükürtdioksit (SO₂), azot oksitler (NOₓ) ve tehlikeli ağır metaller, bölgede hâkim olan poyraz rüzgârları ile güneybatı yönüne, Çanakkale şehir merkezine kadar sürüklendiği yapılan araştırmalarda ortaya konmuş durumda. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) standartlarına göre 5 µg/m³ olması gereken güvenli ince partikül madde (PM2.5) seviyeleri, Biga ve Çan gibi sanayi havzalarında bu sınırın iki ila üç kat üzerinde ölçülüyor. Yaratılan bu devasa hava kirliliği; Çanakkale genelinde astım, nefes darlığı ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarını ciddi düzeyde arttırıyor.

 

KURUYAN NEHİRLER VE TUZLANAN TOPRAKLAR

Gerek kömür madenciliği gerekse termik santralin devasa su tüketimi, yöredeki hidrolojik dengeyi geri dönülmez şekilde tahrip ediyor. Aşırı su çekimi sebebiyle bölgenin en önemli tatlı su damarı olan Kocabaş Çayı kuruma noktasına geldi. Tatlı suyun azalması, bölge topraklarında kalıcı tuzlanmaya ve verimsizleşmeye yol açarken, Türkiye genelindeki verilerle birleştiğinde, termik santral kaynaklı hava kirliliğinin ülkedeki 15 milyon hektar tarım alanını doğrudan olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor. Ayrıca kapasite artışı projesinin gerçekleştirilmesi planlanan arazilerin büyük bir bölümü de mevcut orman, su yüzeyleri ve verimli tarım toprakları içinde yer alıyor.

 

AKDENİZ FOKLARININ YAŞAM ALANI TEHLİKEDE

Santral, işletme aşamasında soğutma ve diğer prosesler için saatte 152.500 metreküp deniz suyunu çekmeyi ve kullandıktan sonra ısınmış suyu derin deniz deşarjıyla Marmara Denizi'ne geri pompalamayı planlıyor. Bu korkunç boyuttaki sıcak su sirkülasyonu, kıyı dolgu çalışmaları ve oluşacak lojistik gemi trafiği, doğrudan deniz ekosistemine darbe vuracak. Özellikle Kara biga sahilleri, nesli küresel ölçekte tükenme tehlikesi altında olan (IUCN kırmızı listesinde yer alan) Akdeniz foklarının (Monachus monachus) nadir üreme ve yaşam alanlarından biri. Termal kirlilik ve gürültü, bu hassas deniz canlılarının yaşam alanlarını parçalayarak onları bölgeden tamamen yok olma tehlikesiyle baş başa bırakılıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.