AKP'nin Çanakkale'ye Hediyesi 'Termik Tehdit'
AKP'nin Çanakkale'ye Hediyesi 'Termik Tehdit'
CENAL Kömürlü Termik Santrali’ne yapılmak istenen 1.050 MW’lık dev ek ünite projesi emisyon kapasitesinin dolduran Çanakkale'yi tehdit ediyor...
Uluslararası bilimsel modelleme raporu acı gerçeği gözler önüne serdi: Biga Yarımadası’nda planlanan 16 termik santral faaliyete geçerse bölgede her yıl 1.130 erken ölüm yaşanacak. Bilimsel veriler Çanakkale’nin daha fazla termik santral yükünü taşıyamayacağını açıkça kanıtlarken, yeni projeler zorlanmaya devam ediyor. Greenpeace Türkiye, Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde Cengiz Holding tarafından işletilen CENAL Kömürlü Termik Santrali’ne yapılmak istenen 1.050 MW’lık dev ek ünite projesine karşı acil imza kampanyası başlattı.
Çanakkale ve Biga Yarımadası, eşsiz tarihi, cennet koyları ve verimli tarım topraklarıyla Türkiye'nin gözbebeği bir coğrafya olma özelliğini korurken, son yıllarda artan sanayi baskısı ve enerji yatırımları nedeniyle tarihinin en karanlık çevre kriziyle karşı karşıya. Kömür madenciliği ve kömürlü termik santral kümelenmelerinin adeta ablukaya aldığı bölge, sadece Türkiye ölçeğinde değil, dünya genelinde en yoğun kirletici tehdidi altındaki kritik sıcak noktalardan biri haline geldi.
Greenpeace International uzmanı Lauri Myllyvirta ile TEMA Vakfı’ndan Özlem Kısasöz tarafından, Türkiye’nin önde gelen iklim bilimcilerinden Prof. Dr. Murat Türkeş’in konu danışmanlığında hazırlanan son bilimsel simülasyon raporu, tehlikenin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Çanakkale halkının ve çevre aktivistlerinin yıllardır dile getirdiği endişeleri bilimsel verilerle doğrulayan çalışma, "Söz konusu santraller faaliyete geçerse ne olacak?" sorusuna tüyler ürperten yanıtlar veriyor.
KORKUNÇ TABLO: 15 BİN MEGAVATLIK TEHDİT
Hazırlanan kapsayıcı rapora göre, Çanakkale ve Biga Yarımadası sınırları içerisinde hâlihazırda işletmede olan 3 adet kömürlü termik santral bulunuyor. Ancak tehlike bununla da sınırlı kalmıyor. Bölgede inşaatı devam eden 2 adet devasa kömürlü termik santral projesinin yanı sıra planlama aşamasında olan tam 16 adet yeni santral projesi sırada bekliyor. Tüm bu projelerin hayata geçirilmesi halinde, bölgedeki toplam kurulu gücün 15.000 Megavat (MW) sınırına yaklaşacağı hesaplanıyor.Çanakkale kent merkezinden Biga’ya, Çan’dan Yenice’ye, Ezine’den Gelibolu’ya kadar tüm Yarımada’yı zehirli bir çembere alacak olan bu devasa kurulu güç, bölgenin hava kalitesini, su kaynaklarını ve tarımsal geleceğini tamamen yok etme riski taşıyor.

ULUSLARARASI STANDARTLARDA DEV SİMÜLASYON
Uzman araştırmacılar, kirleticilerin atmosferdeki uzun erimli taşınımını ve kimyasal dönüşümlerini hassasiyetle hesaplayabilmek amacıyla uluslararası çevre otoritelerince kabul görmüş en ileri simülasyon sistemlerini kullandı.
Simülasyon, Türkiye ve komşu ülkeleri kapsayan 1500 km x 1500 km boyutlarındaki devasa bir coğrafyada, Çanakkale merkezli 35 dikey düzeyden oluşan ve 2.5 km'ye kadar inen iç içe geçmiş yüksek çözünürlüklü gridler üzerinde yürütüldü. ÇED raporları baz alınarak bacalardan salınan $SO_2$ ve $NO_x$ sınırları 200 mg/$Nm^3$, toz emisyon sınırı ise 30 mg/$Nm^3$ olarak hesaplamalara dahil edildi.
SİMÜLASYONDA ZEHİR BULUTLARI İSTANBUL VE BALKANLAR'I AŞTIĞI GÖRÜLDÜ!
Model çıktılarından elde edilen en şaşırtıcı ve ürkütücü bulgulardan biri, Çanakkale’deki bacalardan çıkacak kirleticilerin sadece Biga Yarımadası ile sınırlı kalmayacağını ortaya koydu. Bölgenin hakim rüzgar koridorları ve topoğrafik yapısı, zehirli gazları ve ince partikülleri yüzlerce kilometre öteye taşıyor.

Yöresel ölçekte emisyonların özellikle Bandırma-Çanakkale hattı ile Ezine bölgesini doğrudan etkisi altına aldığı görüldü. En kötü durum senaryolarında, bölgedeki vadi ve koy/körfez yapısı sebebiyle kirlilik atmosferde tutulu kalmakta; solunum yoluyla akciğer derinliklerine kadar inen ölümcül (2.5 mikrondan küçük ince parçacık madde) konsantrasyonları lokal olarak arttığı tespit edildi.
Bu artış, Biga Yarımadası’ndaki mevcut yıllık ortalama kirlilik düzeylerinin %50 ile %150 oranında yükselmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca günlük konsantrasyonlarının bölge genelinde sınırına ulaşacağı saptandı."Çanakkale’nin bacalarından tüten zehir sadece bölgeyle sınırlı kalmıyor; rüzgar koridorlarıyla Marmara’yı, İstanbul’u ve Balkanlar’ı tehdit eden küresel bir kirlilik dalgasına dönüşüyor."
Santrallerin tamamının faaliyete geçmesi durumunda kirlilik İstanbul’a kadar taşınmaktadır. İstanbul'un devasa nüfus yoğunluğu dikkate alındığında, bu durum Marmara genelinde çok ağır toplumsal sağlık riskleri yaratmaktadır. Hatta kirleticilerin uzun erimli taşınımla Romanya ve komşu Balkan ülkelerine kadar ulaştığı model verileriyle kanıtlanmıştır.
HER YIL 1.130 ERKEN ÖLÜM!
Raporun en sarsıcı bölümünü ise Sağlık Etki Değerlendirmesi (HIA) sonuçları oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) metodolojisi, NASA SEDAC yüksek çözünürlüklü nüfus verileri ve CAFE CBA modeli entegrasyonuyla gerçekleştirilen analizler, santrallerin insan hayatı üzerindeki ağır bedelini istatistiksel olarak hesapladı.
Planlanan tüm santrallerin faaliyete geçmesi halinde, her yıl tam 1.130 yurttaşımızın erken yaşta yaşamını yitireceği kestirilmektedir. İstatistiksel güven aralığına göre yıllık ölüm sayısının 659 ila 1.573 arasında değişeceği öngörülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik kalp ve solunum hastalıkları riski için belirlediği kritik $NO_2$ limit değeri 20 $\mu g/m^3$ iken, kentsel nüfusumuzun tamamı bu tehlikeli limitin üzerinde bir kirliliğe maruz kalacaktır.

ÇOCUKLARIMIZ VE BEBEKLERİMİZ TEHLİKEDE
Kömür santrallerinin yol açtığı yıkım sadece ölümlerle sınırlı kalmıyor. Kirlilik, henüz dünyaya gelmemiş bebeklerden çocuklara ve çalışan yetişkinlere kadar tüm toplumda kalıcı ve kronik hastalıklara yol açıyor. Rapor verilerine göre her yıl ortaya çıkacak tablo şu şekilde; Yılda 160 bebek kirlilik nedeniyle düşük kilolu dünyaya gözlerini açacak. Her yıl 200 yurttaşımız yeni kronik bronşit teşhisi alacak. Tam 4.400 çocuğumuz astım krizleriyle boğuşacak. 36.000 yetişkin astım hastalığının pençesine düşecek. Öksürük ve solunum güçlüğü nedeniyle yetişkinlerde yılda 348.000 gün, çocuklarda ise 226.000 gün hastalıkla geçecek. Ağırlaşan vakalar nedeniyle her yıl 120 acil hastane yatışı gerçekleşecek. Kirliliğin getirdiği hastalıklar yüzünden yılda 3.100 işçi-yılı kaybolacak.
TARIM VE ORMANLAR ASİTLE YOK OLUYOR
Çanakkale’nin dünyaca ünlü Kazdağları ormanları, Ezine peynirine lezzet veren mera alanları, Bayramiç elması ve Biga’nın verimli tarım ovaları da bu kirli bacaların hedefinde. Santrallerden salınan asit gazları atmosferdeki nemle birleşerek bölgemize asit yağmuru olarak geri dönecek. Hesaplamalara göre, en yoğun etkilenen alanlarda toprağa ve su kaynaklarına çöken asit miktarı $SO_2$ eşdeğeri cinsinden hektar başına yılda 70 kilograma ulaşmaktadır. Tam 120 kilometrekarelik bir alanda 50 kg/ha/yıl'ın üzerinde aşırı asit birikimi hesaplanmıştır. Toplamda 1400 kilometrekarelik devasa bir alanda meydana gelecek asit çökelleri; zeytinliklerimizde, orman ekosistemlerimizde ve su havzalarımızda geri döndürülemez tahribat yaratacaktır.
KARABİGA'DA CENGİZ HOLDİNG'E KARŞI İMZA KAMPANYASI
Bilimsel veriler Çanakkale’nin daha fazla termik santral yükünü taşıyamayacağını açıkça kanıtlarken, saha gerçeğinde yeni projeler zorlanmaya devam ediyor. Greenpeace Türkiye, Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde Cengiz Holding tarafından işletilen CENAL Kömürlü Termik Santrali’ne yapılmak istenen 1.050 MW’lık dev ek ünite projesine karşı acil imza kampanyası başlattı.
Halihazırda 1.320 MW kapasiteyle ithal kömür yakarak çalışan dev tesise "kapasite artırımı" adı altında 1.050 MW’lık yeni bir ünite eklenmek isteniyor. Greenpeace yetkilileri, bunun basit bir kapasite artışı olmadığını, fiilen mevcut santral kadar devasa yeni bir ithal kömürlü termik santral kurulması anlamına geldiğini belirterek ÇED sürecinin derhal iptal edilmesini talep ediyor.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay:"Ne Çanakkale’nin ne de Türkiye’nin yeni bir kömürlü termik santrale ihtiyacı var. Türkiye’de elektrik üretiminde kömürün payı %34 ve bu kömürün üçte ikisi ithal ediliyor. CENAL de ithal kömürle çalışıyor. Bu durum, Enerji Bakanlığı’nın 'yerli ve milli kaynak' mesajıyla tamamen çelişmektedir."
Açıklamasında Türkiye’nin iklim diplomasisindeki konumuna da dikkat çeken Alpay, “Türkiye COP31 başkanlığını yürütürken termik santrallerin genişlemesini değil, kömürden çıkış tarihini ve fosil yakıtlardan adil geçişi konuşmalıdır. 2015 yılında planlanan 95 üniteden 84’ü iptal edildi. Mahkemelerimiz Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin ÇED raporunu 'kamu yararı bulunmadığı' gerekçesiyle iptal ederek örnek bir karar verdi. Planlar mahkemelerden dönüyor ancak Çanakkale halkının bekleyecek tek bir günü yok. Karabiga'daki proje derhal durdurulmalıdır” çağrısında bulundu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
