Zulme, Zorbalığa, Savaşa Hayır!

İlçelerden (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 02.09.2014 - 11:40, Güncelleme: 02.09.2014 - 11:40 2791+ kez okundu.
 

Zulme, Zorbalığa, Savaşa Hayır!

Çanakkale Halkevleri, ÖDP, TKP, Gençlik Muhalefeti ve sendika temsilcilerinin de katıldığı 1 Eylül Dünya Barış Günü yürüyüşü düzenlendi. Golf Çay Bahçesinden İskele Meydanına kadar slogan atarak ilerleyen Grup İskele Meydanında basın açıklaması yaparak; “Barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim” mesajı verdiler.
Çanakkale Halkevleri, ÖDP, TKP, Gençlik Muhalefeti ve sendika temsilcilerinin ortaklaşa düzenledikleri yürüyüşe Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve CHP Siyasi Propaganda ekip üyesi Av.Muharrem Erkek’te katıldı. Telat koç’un okuduğu basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı; “54 milyon insanın öldüğü II. Dünya Savaşı'nın ardından Hitler ordularının Polonya'yı işgal ederek savaşı başlattığı gün olan 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak ilan edilmişti. Bugün, o savaşın üzerinden neredeyse 70 yıl geçti. Biz dünya halkları, emekçiler olarak barış gününü kutlarken dünyayı yöneten güçler savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmedi. Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada silahlar konuştukça kadınlar, gençler, çocuklar ve yoksullar başta olmak üzere bütün insanlık ağır bedeller ödüyor.”   PETROLÜN SİYAHI, DOLARIN YEŞİLİ   “Emperyalizmin bölgemizdeki hegemonya, projeleri insanlığın üzerine çöküyor. Etnik ve dini farklılıkların, bir zenginlik değil bir çatışma nedeni haline getirilmesi üzerine kurulu emperyalist hegemonya projelerinin sonucu olarak, halkların bugünleri, gelecekler' ve bir arada yaşama umutları yok ediliyor. Filistin'de, Suriye'de, Irak'ta, Rojava'da, Şengal'de, tüm Ortadoğu'da insanlık kitlesel biçimlerde katledilirken, bizlerin kanın kırmızısını gördüğü yerde, birileri petrolün siyahını, doların yeşilini görüyor. Bölge halklarının insan onuruna yakışır biçimde yaşatabilecek kaynaklar insanların kanını oluk oluk akıtmak için harcanıyor. Emperyalist güç odaklarının emellerini hayata geçirmek için kullandıkları işbirlikçileri, kukla çeteleri, önce Suriye'de, sonra Irak ve Rojava'da ve en son Şengal'de eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceğin önüne savaştan kalın bir duvar örmeyi hedefliyor. Ezidilerin kutsal topraklarında, Şengal'de kanlı katliamlar, özellikle de kadın kırımı yapılıyor.” “KADINLAR SAVAŞ GANİMETİ GÖRÜLÜYOR”   “IŞİD çetesi tarafından "Savaş Ganimeti" olarak görülen kadınlar, Ortaçağ gericiliği ve zulmü ile karşı karşıya kalıyor. Şiddetin en ağır biçimlerine maruz kalıyor, pazarlarda satılan kölelere dönüştürülüyor. Yerinden yurdurdan edilerek göçe zorlanan yüz binler adeta soykırımla yok edilmek isteniyor. Bugün ülkemizi yöneten AKP iktidarı ise tercihini savaştan, çatışmadan yana koymaya devam ediyor. Akan gözyaşı ve kana rağmen, Türkiye'de ve Ortadoğu'da ırkçı/ayrımcı/tekçi/mezhepçi bir siyasette ısrar ediyor. Halkları birbirine düşman eden, en azından birbirinden uzaklaştıran bu siyaset ile seçim kazanmak, iktidar için akan kandan, ölen insanlıktan önemli görülüyor. AKP iktidarı, Kürt Sorununda özellikle son dönemde çözüm, barış ve müzakere sürecine ilişkin yoğun mesaj ve temennilere rağmen çatışmacı dilini, barış karşıtı tutumunu sürdürüyor. Sorunu diyalog ve sağduyu ile çözmek yerine "terör ve güvenlik" eksenindeki yaklaşımında inat ediyor. Oyalama taktikleri ile demokratik bir çözümü, adil bir barışı istemediğini gösteriyor.”   “15 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU TERÖRİST İLAN EDENLER..” “AKP iktidarı, sürecin dinamitlenmesine yol açabilecek provokasyonların altına imza atmaktan geri durmuyor. Ülkedeki siyası gelişmeler de barış için daha-fazla mücadele etmemiz gerektiğine işaret ediyor: IŞİD adı verilen kanlı çeteyi "hoşnutsuzluktan kaynaklanan reaksiyon" olarak adlandıran Dışişleri Bakanı bu ülkenin Başbakan'ı oluyor. Ne var ki "Tecavüz, çocuk istismarı, kadınların köleleştirilmesi, kesilen kelleler", Türkiye'yi yönetenlerce uzun süre desteklendiği ortada olan bu çetenin hoşnutsuzluğunu bir türlü gidermiyor. 15 yaşındaki Berkin Elvan'ı öldürüp "terörist" ilan edenler, konsolosluk çalışanların, rehin almasına rağmen bu barbarlara bir kere bile hak ettiği sıfatla hitap edemiyor.”   “BARBARLIĞA MEYDAN OKUYORUZ”   “Filistin'de, Gazze'de her gün insanlık ölürken Türkiye'nin İsrail ile askeri, siyasi, ticari ilişkilerine bile son verilmiyor. Aksine son yıllarda Türkiye, askeri malzeme de dâhil olmak üzere İsrail'in en önemli ticari partnerlerinden biri haline gelmiştir. Gazzeli çocukların üzerine atılan her İsrail bombasında bu topraklardan bir kuruş katkının olmasını önlemek, anlaşılan o dur ki bu hükümetin harcı değildir. İsrail'den hesap sormak, yüreği Ortadoğu halkları ile atan biz işçilerin, emekçilerin, zalim ile akçeli işleri olmayanların görevidir. Bizler hiçbir zaman, hiçbir yerde katledilenin kimliğine, inancına, diline, milliyetine, derisinin rengine bakmayanlar olarak bu barbarlığa meydan okuyoruz.”   “SAVAŞLARDA BEDEL ÖDEYENLERİZ”   Bizim için Filistin Rojava'dır, Gazze Şengal'dir. Hepsi-nin acısı topraklarından sürülüp gelen Ezidilerin, Türkmenlerin, Arapların, Alevilerin, Şiilerin, Hıristiyanların gözlerindeki acıdır. O acıya pasaport soranlar bizden değildir! Çünkü biz öldürülüyoruz, sürgün ediliyoruz, işkenceden geçiriliyoruz, tecavüze uğruyoruz. Çünkü biz savaşlarda bedel ödeyenleriz. Biz Ortadoğu'nun yoksul, emekçi halkları olarak ırkçı, mezhepçi savaşlarda ölüme yazgılı olmadığımızı, savaşlarda bedel ödeyenler olarak halkların kardeşçe yaşayacağı, geleceğini özgürce belirleyeceği bir ülke, bir coğrafya, hatta bir dünya yaratabileceğimizi biliyoruz. “SAVAŞ KIŞKIRTICILARINA MEYDAN OKUYACAĞIZ”   Biz işçiler, biz emekçiler, biz bu coğrafyada yakıp yıkılan tüm değerleri yaratırken savaşta ve barışta ölenler/öldürülenler olarak, iktidardan ve sermayeden barış, özgürlük, eşitlik beklenmeyeceğinin farkındayız. Tüm halkların eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kuracağız! 1 Eylül Dünya Barış gününde barışı da, özgürlükleri de, haklarımızı da söke söke almak için ülkenin dört bir yanında düzenlenecek mitinglerde, yürüyüşlerde buluşacağız. Silopi'den Yayladağı'na kadar sınır kentlerinde barış zincirleri kurarak savaş çetelerine, savaş tüccarlarına, savaş kışkırtıcılarına meydan okuyacağız! Yurdun her yerinde savaşa karşı barışın barikatını kuracağız! Gelin insanlık büyük bir sınavdan geçerken barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim!
Çanakkale Halkevleri, ÖDP, TKP, Gençlik Muhalefeti ve sendika temsilcilerinin de katıldığı 1 Eylül Dünya Barış Günü yürüyüşü düzenlendi. Golf Çay Bahçesinden İskele Meydanına kadar slogan atarak ilerleyen Grup İskele Meydanında basın açıklaması yaparak; “Barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim” mesajı verdiler.

Çanakkale Halkevleri, ÖDP, TKP, Gençlik Muhalefeti ve sendika temsilcilerinin ortaklaşa düzenledikleri yürüyüşe Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve CHP Siyasi Propaganda ekip üyesi Av.Muharrem Erkek’te katıldı. Telat koç’un okuduğu basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı; “54 milyon insanın öldüğü II. Dünya Savaşı'nın ardından Hitler ordularının Polonya'yı işgal ederek savaşı başlattığı gün olan 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak ilan edilmişti. Bugün, o savaşın üzerinden neredeyse 70 yıl geçti. Biz dünya halkları, emekçiler olarak barış gününü kutlarken dünyayı yöneten güçler savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmedi. Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada silahlar konuştukça kadınlar, gençler, çocuklar ve yoksullar başta olmak üzere bütün insanlık ağır bedeller ödüyor.”

 

PETROLÜN SİYAHI, DOLARIN YEŞİLİ

 

“Emperyalizmin bölgemizdeki hegemonya, projeleri insanlığın üzerine çöküyor. Etnik ve dini farklılıkların, bir zenginlik değil bir çatışma nedeni haline getirilmesi üzerine kurulu emperyalist hegemonya projelerinin sonucu olarak, halkların bugünleri, gelecekler' ve bir arada yaşama umutları yok ediliyor. Filistin'de, Suriye'de, Irak'ta, Rojava'da, Şengal'de, tüm Ortadoğu'da insanlık kitlesel biçimlerde katledilirken, bizlerin kanın kırmızısını gördüğü yerde, birileri petrolün siyahını, doların yeşilini görüyor. Bölge halklarının insan onuruna yakışır biçimde yaşatabilecek kaynaklar insanların kanını oluk oluk akıtmak için harcanıyor. Emperyalist güç odaklarının emellerini hayata geçirmek için kullandıkları işbirlikçileri, kukla çeteleri, önce Suriye'de, sonra Irak ve Rojava'da ve en son Şengal'de eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceğin önüne savaştan kalın bir duvar örmeyi hedefliyor. Ezidilerin kutsal topraklarında, Şengal'de kanlı katliamlar, özellikle de kadın kırımı yapılıyor.”

“KADINLAR SAVAŞ GANİMETİ GÖRÜLÜYOR”

 

“IŞİD çetesi tarafından "Savaş Ganimeti" olarak görülen kadınlar, Ortaçağ gericiliği ve zulmü ile karşı karşıya kalıyor. Şiddetin en ağır biçimlerine maruz kalıyor, pazarlarda satılan kölelere dönüştürülüyor. Yerinden yurdurdan edilerek göçe zorlanan yüz binler adeta soykırımla yok edilmek isteniyor. Bugün ülkemizi yöneten AKP iktidarı ise tercihini savaştan, çatışmadan yana koymaya devam ediyor. Akan gözyaşı ve kana rağmen, Türkiye'de ve Ortadoğu'da ırkçı/ayrımcı/tekçi/mezhepçi bir siyasette ısrar ediyor. Halkları birbirine düşman eden, en azından birbirinden uzaklaştıran bu siyaset ile seçim kazanmak, iktidar için akan kandan, ölen insanlıktan önemli görülüyor. AKP iktidarı, Kürt Sorununda özellikle son dönemde çözüm, barış ve müzakere sürecine ilişkin yoğun mesaj ve temennilere rağmen çatışmacı dilini, barış karşıtı tutumunu sürdürüyor. Sorunu diyalog ve sağduyu ile çözmek yerine "terör ve güvenlik" eksenindeki yaklaşımında inat ediyor. Oyalama taktikleri ile demokratik bir çözümü, adil bir barışı istemediğini gösteriyor.”

 

“15 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU TERÖRİST İLAN EDENLER..”

“AKP iktidarı, sürecin dinamitlenmesine yol açabilecek provokasyonların altına imza atmaktan geri durmuyor. Ülkedeki siyası gelişmeler de barış için daha-fazla mücadele etmemiz gerektiğine işaret ediyor: IŞİD adı verilen kanlı çeteyi "hoşnutsuzluktan kaynaklanan reaksiyon" olarak adlandıran Dışişleri Bakanı bu ülkenin Başbakan'ı oluyor. Ne var ki "Tecavüz, çocuk istismarı, kadınların köleleştirilmesi, kesilen kelleler", Türkiye'yi yönetenlerce uzun süre desteklendiği ortada olan bu çetenin hoşnutsuzluğunu bir türlü gidermiyor. 15 yaşındaki Berkin Elvan'ı öldürüp "terörist" ilan edenler, konsolosluk çalışanların, rehin almasına rağmen bu barbarlara bir kere bile hak ettiği sıfatla hitap edemiyor.”

 

“BARBARLIĞA MEYDAN OKUYORUZ”

 

“Filistin'de, Gazze'de her gün insanlık ölürken Türkiye'nin İsrail ile askeri, siyasi, ticari ilişkilerine bile son verilmiyor. Aksine son yıllarda Türkiye, askeri malzeme de dâhil olmak üzere İsrail'in en önemli ticari partnerlerinden biri haline gelmiştir. Gazzeli çocukların üzerine atılan her İsrail bombasında bu topraklardan bir kuruş katkının olmasını önlemek, anlaşılan o dur ki bu hükümetin harcı değildir. İsrail'den hesap sormak, yüreği Ortadoğu halkları ile atan biz işçilerin, emekçilerin, zalim ile akçeli işleri olmayanların görevidir. Bizler hiçbir zaman, hiçbir yerde katledilenin kimliğine, inancına, diline, milliyetine, derisinin rengine bakmayanlar olarak bu barbarlığa meydan okuyoruz.”

 

“SAVAŞLARDA BEDEL ÖDEYENLERİZ”

 

Bizim için Filistin Rojava'dır, Gazze Şengal'dir. Hepsi-nin acısı topraklarından sürülüp gelen Ezidilerin, Türkmenlerin, Arapların, Alevilerin, Şiilerin, Hıristiyanların gözlerindeki acıdır. O acıya pasaport soranlar bizden değildir! Çünkü biz öldürülüyoruz, sürgün ediliyoruz, işkenceden geçiriliyoruz, tecavüze uğruyoruz. Çünkü biz savaşlarda bedel ödeyenleriz. Biz Ortadoğu'nun yoksul, emekçi halkları olarak ırkçı, mezhepçi savaşlarda ölüme yazgılı olmadığımızı, savaşlarda bedel ödeyenler olarak halkların kardeşçe yaşayacağı, geleceğini özgürce belirleyeceği bir ülke, bir coğrafya, hatta bir dünya yaratabileceğimizi biliyoruz.

“SAVAŞ KIŞKIRTICILARINA MEYDAN OKUYACAĞIZ”

 

Biz işçiler, biz emekçiler, biz bu coğrafyada yakıp yıkılan tüm değerleri yaratırken savaşta ve barışta ölenler/öldürülenler olarak, iktidardan ve sermayeden barış, özgürlük, eşitlik beklenmeyeceğinin farkındayız. Tüm halkların eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kuracağız! 1 Eylül Dünya Barış gününde barışı da, özgürlükleri de, haklarımızı da söke söke almak için ülkenin dört bir yanında düzenlenecek mitinglerde, yürüyüşlerde buluşacağız. Silopi'den Yayladağı'na kadar sınır kentlerinde barış zincirleri kurarak savaş çetelerine, savaş tüccarlarına, savaş kışkırtıcılarına meydan okuyacağız! Yurdun her yerinde savaşa karşı barışın barikatını kuracağız! Gelin insanlık büyük bir sınavdan geçerken barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.