Yandaş Firmaları Değil.. Gençliği Kurtarın..
Yandaş Firmaları Değil.. Gençliği Kurtarın..
CHP Genel Başkan Yardırıcısı Muharrem Erkek; Hükümete 2020 yılında Yandaş Firmalara ödenecek 6 Milyar liranın gençlere ödenmesi çağrısı yaptı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Av. Muharrem Erkek sokağa çıkma genelgeleri hakkında basın açıklaması yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Av. Muharrem Erkek, yaptığı basın açıklamasında; "Ülkemizin de büyük mücadele verdiği yeni Corona Virüs salgınına karşı çeşitli önlemler alınmaktadır. Alınan önlemlerden biri de 65 yaş üstü yurttaşlarımızın sokağa çıkmasını yasaklamak olmuştu. O zaman da aynı uyarıları yapmıştık. 65 yaş üstü sokağa çıkamıyor, ama evindeki çalışan genç sokağa çıkıyor, akşam evine dönüyor. Yani virüsü sokağa çıkmayan 65 yaş üstü yurttaşımıza, çalıştığı için sokağa çıkmak zorunda kalan ve aynı evde yaşayan genç birey getirebiliyor. "Geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina” ihtiyacı olduğu, artık sorunun "evde kal" aşamasından "evde tut" aşamasına geçtiğini, OHAL ilân etmeden İl İdare Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun iktidara verdiği yetkilerin zamanında ve yeterince kullanılarak gereken kararın alınabileceğini, başta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, hepimiz defalarca dile getirdik. Bunun üzerine iktidar, yapıcı önerilerimize ve eleştirilerimize kulak tıkayarak virüsle mücadele edeceğini sandı" eleştirilerinde bulundu.
"FİRMALARA DEĞİL; 6 MİLYAR LİRAYI GENÇLERE ÖDEYİN"
20 yaş altı olup da çalışmak zorunda kalan gençlerin geçim derdiyle zorunlu olarak sokağa çıktığını, Corona Virüsüne yakalanma risklerinin bulunduğuna dikkat çeken CHP Genel Başkan Yardımcısı Av. Muharrem Erkek; "En nihayetinde birkaç gün önce 20 yaş ve altındakilere sokağa çıkma yasağı uygulayan genelgeyi yayınladılar. Yetersiz, evde tutulacak yurttaşlarımızın ekonomik sorunlarına çözüm olmamakla birlikte, alınması gereken bir karardı. İktidar, 20 yaş ve altında, çalışmak zorunda olan ama evde tutmak gereken yurttaşların geçimlerini sağlamak için hiçbir şey düşünmemişti. Gelinen noktada yeni bir genelgeyle düzenli bir işte çalıştığını sosyal güvenlik belgesiyle ortaya koyanlar ile mevsimlik tarım işçileri, sokağa çıkma yasağından muaf tutuldu. Sadece 2020 yılında otoyollarını ve köprüleri yapan firmalara, garanti adı altında, halkın cebinden alınan vergilerle 6 milyarların üzerinde para ödemek için gencecik çocuklarımız ve yakınları virüs salgınına açıkça maruz bırakılıyorlar. Firmalara ödenecek 6 milyar lira, 20 yaş ve altında çalışmak zorunda olduğu için sokağa çıkan gençlere ödensin, onlar da evinde tutulsun. Bu durum vicdanları yaraladığı gibi, eşitliğe de açıkça aykırıdır" ifadelerini kullandı.
BİR GÜNDE NEDEN GERİ ADIM ATTINIZ?
20 yaş altı vatandaşlar için yasak konulmasından tam bir gün sonra yasağın 18-20 yaş arası çalışanları kapsamadığına yönelik yeni bir genelge yayınlandığına dikkat çeken Murahhrem Erkek; "Bir gün arayla kendi genelgesini ortadan kaldıran genelge çıkaran iktidara açıkça soruyorum: Madem karardan 1 günde geri adım atacaktınız, zamanında almadığınız sokağa çıkma yasağı kararını neden aldınız? Kararı alırken hiç mi hesap yapmadınız, işi bilenlerden fikir almadınız, ortak akla başvurmadınız? Devlet yönetmenin ciddiyet istediğini bilmiyor musunuz? Karar alındıktan sonra çalıştığını, işe gitmek zorunda olduğunu söylemesine rağmen dün ceza kesilen kişi sayısı kaçtır? Bu cezalar ne olacaktır?". Bunlara cevap vermek zorundasınız.
"İKTİDAR NE YAPIYOR? BELEDİYELERİMİZİN YARDIMLARINI ENGELLİYOR!"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Av. Muharrem Erkek, açıklamalarına şöyle son verdi; "Türkiye yönetilemiyor, savruluyor" diye boşa demiyoruz. Sosyal devletin gereği nedir? Yurttaşlarını evde tutarak hem onların hem de kamu sağlığının korunmasını, aynı zamanda evde kaldığı için işini geçici ya da kalıcı kaybedenlerin, ihtiyacı olanların insani koşullarda yaşamasını sağlayacak geliri ve desteği sağlamaktır. Bizdeki iktidar ne yapıyor? Sırf CHP'li olduğu için belediyelerimizin yardımlarını engelliyor, o da yetmiyormuş gibi böyle bir dönemde halkından para isteyip, onlara maske satıyor. Bir ülke nasıl yönetilemez diye merak ediliyorsa bir gün arayla bir diğerini yok eden genelgelere ve alınan kararlara bakabiliriz..."
2 TRİLYON 347 MİLYAR DOLAR TOPLADILAR.. NEREDE BU PARALAR?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başlattığı yardım kampanyası sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yayınlanan genelge ile CHP'li belediye başkanlarının yardım toplaması engellenmişti. "Hem devlet-millet el ele diyeceksiniz hem de millete yardım yapılmasını engelleyeceksiniz" eleştirisinde bulunan Muharrem Erkek; "Bu sürece CHP ve Millet İttifakı olarak o kadar yapıcı destek olmaya çalışıyoruz ki.. Sayın Erdoğan bizim yerimizde olsa hükümeti yerden yere vururdu. Yapıcı eleştiriler yapıyoruz, yapıcı önerilerde bulunuyoruz. Maske satışında bile Bakan çıktı açıkladı "Maske satışına başlıyoruz" dedi. Bizde 'siz ne yapıyorsunuz, böyle şey olur mu' dedik. Büyükşehir belediyeleri bile herkese ücretsiz maske dağıtıyorken hükümet satacağım diyor. Buna tepki gösterince 3 gün sonrasında ücretsiz dağıtacağız dediler. Geç kalıyorlar belki ama doğruyu görüyorlar. Dayanışma ise; biz bu konuda samimiyiz; neden merkezi yönetim ile yerel yönetimler birlikte çalışmıyor? Yerel yönetimlerde devletin, milletin çok önemli bir parçasıdır. Belediyeleri, Mahalli idareleri diğer kurum ve kuruluşlarla karıştıramazsınız. Belediyeler kenti yöneten idarelerdir. Siz neden belediyeleri dışarıda bırakıyorsunuz? Tüm engellemelere rağmen belediyeler o kadar iyi çalışıyorlar ki; hükümetin yapması gerekenleri bile yapıyorlar."
"SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İLAN EDEMEDİLER. ÇÜNKÜ EKONOMİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA"
Sağlık Bakanının 'Virüs tüm illerimizde görüldü' açıklamalarını hatırlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek; "Eğer sokağa çıkma yasağı bundan 2-3 hafta önce alınabilseydi; vaka virüs ülke geneline yayılmazdı. Vaka ve ölüm sayılarına bakarsanız çok ciddi ve dikkat edilmesi gereken bir tabloyla karşı karşıyayız. Yapamadılar, biz bunu söyledik. OHAL ilan etmek şart değildi. İnsan sağlığı her şeyin üzerindedir, kanuna göre sokağa çıkma yasağı ilan edebilirlerdi. Etmeliydiler ama edemediler" dedi.
"AİLE SİGORTASI YAŞAMA GEÇİRİLEBİLSEYDİ KİMSE ZOR DURUMDA KALMAZDI"
Kanun yetkisine ve salgın tehdidi olmasına rağmen sokağa çıkma yasağının ilan edilmemesinin sebebini de açıklayan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek; "Çünkü ekonomi çökmüş durumda. Siz sokağa çıkma yasağı ilan ettiğiniz takdirde, her vatandaşın iaşesini karşılamak zorundaydınız. En başında ne demiştik; gelin meclise Aile Yardım Sigortasını kabul edelim dedik. Bu sigorta türü yasal olarak kabul edilmesi gereken; Dünya Çalışma Örgütünün kabul ettiği, bizimde evet dediğimiz bir sigorta türüdür. Maalesef hiçbir hükümet bunu yaşama geçirmedi. O yüzden Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu her zaman Aile Yardım Sigortası hatırlatmasında bulunuyor. Bugün yaşama geçirilmiş olsaydı, hiçbir aile zor durumda kalmayacaktı. Çünkü bu sigortaya göre en az her bir ailenin evine asgari ücret dolayında destek girecekti. Ekmeğe muhtaç aileler var, yevmiye ile çalışan insanlarımız var. 1 milyon kadın evlere temizliğe giderek günlük kazandığı parayla ailesinin geçimini sağlıyor. Bu insanların durumu nedir şu anda" dedi.
17 YILDA 2 TRİLYON 347 MİLYAR DOLAR TOPLADILAR.. NEREDE BU PARALAR?
AK Parti hükümetlerinin 17 yıllık iktidarı boyunca topladıkları parayı gündeme getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek; "İç-dış borç dahil, vergi gelirleri, özelleştirmeler toplamda 2 Trilyon 347 milyar dolar para topladılar 17 yılda. Nerede bu paralar? Hani devletin hazinesinden yoldan, köprüler için para çıkmıyordu? Cumhuriyetin kurucuları bir kuruş borç almadan üstüne Osmanlıdan kalma borçları da ödeyerek yol, demiryolu fabrika yaptılar. Bu 2 trilyon 347 milyar dolara ne oldu? Vatandaşınıza dahi ulaşamıyorsunuz. 65 yaş üstü vatandaşa elektrik-doğalgaz faturası kesiyorsunuz. Üstelik sokağa çıkma yasağı var. Nasıl ödeyecekler? Böyle kriz yönetimi olur mu? Afrika'da Kongo hükümeti vatandaşın elektrik faturasını ödüyor. Sosyal devlet böyle zamanda devreye girer. Siz böyle zamanlarda sosyal devleti hayata geçiremeyecekseniz ne zaman geçireceksiniz? Merkez Bankasının yedek akçesini bile yiyip tükettiler. Bu kadar har vurup harman savuran bir hükümet var iktidarda. İsraf, şatafat içerisinde Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en basiretsiz hükümeti ile karşı karşıya. Bu dönem onu tüm çıplaklığı ile gösterdi. Biz bunu söylüyorduk hep ama şimdi herkes gördü" dedi.
"BÖYLE ZAMANDA YARDIM YAPMAYACAKSANIZ, NE ZAMAN YAPACAKSINIZ"
Yaşanan süreçte Sosyal Devletin küçük esnafın bile yanında olamadığına dikkat çeken Muharrem Erkek; "Esnafa kamu bankaları kredi verecekmiş. Onu da her esnafa vermiyorlar. Belli bir süre ödemeyecek ama sonra alacak o parayı geri. Böyle sosyal devlet olmaz. Bugün esnaf kendi birikimi ile ayakta durabiliyor. Belki yanında bir iki kişiye ekmek veriyor. Esnaf o kadar zor durumda ki; kan ağlıyor. Siz böyle bir dönemde esnafa, vatandaşa yardım yapamayacaksanız ne zaman yapacaksınız" sorusunu yöneltti.
“İNFAZ TEKLİFİNDE ADALETİN RUHU YOK!”
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren infaz teklifine dair yaptığı konuştu. Cezaevlerine dair çarpıcı rakamlarla Türkiye’nin içinde bulunduğu tablo ile Avrupa’yı karşılaştıran Muharrem Erkek, hükümlülerle birlikte tutukluların da pakette yer alması gerektiğini söyledi. Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Osman Kavala’nın tutuklanmasının, Fatih Portakal’a ise yaptığı eleştiriden dolayı suç duyurusunda bulunulmasının yanlışlığını vurgulayan Erkek, “tutuklu gazeteciler var, avukatlar var, sosyal medyada düşüncelerini, eleştiri amaçlı düşüncelerini sert bir şekilde paylaştığı için cezaevinde olan insanlar var. Bunlar içeride kalmaya devam ederken birçok suçluyu dışarıya çıkarmak kamuoyu vicdanında yer bulmaz” dedi.
"BU ŞEKİLDE KABUL EDİLİRSE; SAKAT DOĞACAK"
Muharrem Erkek, Ömer Hayyam’ın “adalet kâinatın ruhudur” sözüyle konuşmasına son verirken, şunları kaydetti: “İşte bu teklifin ruhu yok, bu teklifin içinde adaletin ruhu yok, onun için kamuoyu vicdanında tam anlamıyla yer bulmuyor, onun için adaleti tecelli ettirmiyor. Bu şekliyle kabul edilirse sakat doğacak.”
"BUNUN ADI: ÖRTÜLÜ AFTIR"
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek; "Değerli milletvekilleri, aslında konuştuğumuz, samimi olmak gerekirse örtülü bir af, bunun adı “örtülü af” çünkü yalnızca bu dönemde değil, cumhuriyet tarihi boyunca benzer düzenlemeler geldiğinde bunu hukukçular, herkes hep tartıştı. 2018 yılında yine infaz kanunu değişiklikleri gündeme geldiğinde, AK PARTİ Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan “Benim bir ilkem var, ilkem de şudur: Devlet ancak kendisine karşı işlenen suçlarda affedici olabilir. Kişilere karşı işlenen suçları bizim af yetkimiz yoktur.” demişti. O zaman da infaz kanunu görüşülüyordu. Bu bir örtülü aftır ama bir taraftan da şu da bir gerçek, suçluyu kazıyınca altından insan çıkar. Bu dengeyi çok iyi kurmak zorundayız" dedi.
355 CEZAEVİNDE 300 BİN İNSAN KALIYOR!
Muharrem Erkek konuşmasının devamında cezaevinde tutulan mahkumlar ile ilgili olarak şu bilgileri verdi; "Ülkemizde 268 kapalı cezaevi, 83 açık cezaevi, 4 çocuk cezaevi toplam 355 cezaevi var ve 355 cezaevinde de tutuklu ve hükümlü olarak toplam 300 bin insan kalıyor, 300 bin. Bizimle aynı nüfusa sahip Almanya’da tutuklu ve hükümlü sayısı toplam 62 bin. 300 bin-62 bin. Avrupa’da her 100 bin insanda ortalama 100 kişi ceza infaz kurumlarında. 100 bin insan içerisinde ortalama 100 kişi ceza infaz kurumlarında, bizde 350 yani 3 katından daha fazla. Demek ki ciddi sorunlarımız var. Asıl sorunumuz adalet, devletin temeli olan, hayatın temeli olan adalet. Çünkü adalet çürüdüğü zaman, adalet yok olduğu zaman huzur da yok, mutluluk da yok, aş, iş, ekmek de yok ve tabii ki böyle bir ortamda suç oranlarını azaltmak da mümkün değil. Şimdi, geçici düzenlemelerle cezaevlerini boşaltmak, rahatlatmak gerekiyor çünkü kapasitenin çok çok üzerinde insan maalesef tutuklu ve hükümlü olarak cezaevlerinde. Peki -geçici düzenlemeler- ne olacak sonuçta? Birkaç yıl sonra göreceksiniz maalesef cezaevleri yine dolacak ve yine ağır infaz sorunlarıyla karşı karşıya kalacağız. Çünkü, 18 yıllık tek başınıza iktidarınızda adalette de yapısal reformlara el atamadınız, gerçekleştiremediniz.
"DEVLETİ DOLANDIRAN SERBEST KALACAK, HABERİNİ YAPAN TUTUKLANACAK"
CHP'li Muharrem Erkek infaz teklifi üzerine çok ilginç bir örnek verdi. Tasarıyı incelediklerini aktaran Erkek; "Şimdi, düzenleme Genel Kurulda kabul edilip yürürlüğe girince tabii, örneğin, rüşvetten veya başka bir suçtan 6 yıl ceza almış biri bir gün bile cezaevinde kalmayacak, üç yıl denetimli serbestlik infaz rejimiyle dışarıda olacak. On yıl ceza alan bir kişi iki yıl yattıysa derhâl tahliye olacak. Öbür türlü, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra işlenen suçlarda, mesela, altı yıl alan bir kişi yaklaşık iki buçuk yıl yatacak. Bugün alan hiç yatmayacak, yarın alan iki buçuk yıl yatacak. Veya hakaret suçundan on ay hapis cezası aldınız, ertelenmedi, paraya çevrilmedi; dört ay yatacaksınız. Bu tip düzenlemelerle karşı karşıyayız. Eğer Meclis cumhuriyetin ve devletin en önemli organı olarak, yasama organı olarak infaz düzenlemesinde ceza indirimini kişilere karşı işlenen suçlarda, topluma karşı işlenen suçlarda bir hak olarak görüyorsa kendisine karşı işlenen suçlarda da bir düzenlemeye gitmeli. Belli suçları dışarıda tutarsınız -silahlı terör örgütü gibi, darbeye teşebbüs, hükûmeti devirmeye teşebbüs gibi- ondan sonra, devlete karşı işlenen suçlarda da bir infaz indirimine gidersiniz ama buna cesaret edemediniz ve büyük bir eşitsizlik ve adaletsizlik yarattınız. Onun için, bu teklifte vicdan ve adalet yok."
"TEKLİFTE CİDDİ ÇELİŞKİLER VAR"
CHP'li Muharrem Erkek teklif içeriğinde ciddi çelişkiler olduğunu belirterek; "Değerli milletvekilleri, çok önemli çelişkiler var, vaktim sınırlı olduğu için kısa kısa değineceğim. Örneğin, Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesindeki dörtte 3’lük infazı üçte 2’ye indiriyorsunuz -ki biliyorsunuz, 220’nci madde terör örgütü değil, çıkar amaçlı suç örgütleri- ama öbür taraftan da alt sınırı ve üst sınırı artırıyorsunuz Türk Ceza Kanunu’nda. Bir tarafta artırıyorsunuz, bir tarafta infazda lehe düzenleme yapıyorsunuz; derin bir çelişki. Hâkim karar vermiş, dosya istinafta ya da Yargıtayda, hükmü veren mahkeme sanık tutukluysa tahliye edebilecek. Bu da ciddi sorunlara yol açacak uygulamada, düzeltilmesi mutlaka gerekiyor. En önemlisi değerli milletvekilleri, geçici bir düzenlemeyle açık cezaevindeki tüm hükümlüler, hiçbir suç ayrımı olmadan ya da kapalıda olup da açık cezaevine geçmeye hak kazanan tüm hükümlüler Covid-19 sebebiyle geçici tahliye ediliyor. Hükümlülerle ilgili geçici düzenlemeyle bunu getiriyoruz. Covid-19 ise bile geçici tahliye, izinli kabul ediliyor. Peki, tutukluları niye geçici bir düzenlemeyle izinli kabul etmiyorsunuz, geçici tahliye etmiyorsunuz? Neden" sorusunu yöneltti.
"MERAK EDİLEN SORUYU SORDU: TUTUKLU GAZETECİLER.."
Kamuoyunca ciddi tepkilere sebep olan Tutuklu Gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan'ın neden halen cezaevinde tutuklu bulunduğu sorusunu da gündeme getiren Erkek; "Değerli milletvekilleri, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan niçin cezaevinde? Gündemdeki bir konuyu, kamuoyunun bildiği bir konuyu gazetecilik gereği haber yaptıkları için. Murat Ağırel niçin cezaevinde? İktidarı rahatsız eden, gerçekleri ortaya koyan bir kitap yazdığı için. Fatih Portakal? Fatih Portakal bir “tweet” atıyor, vatan işgal altındayken uygulanan Tekalif-i Milliye, Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirildiği için -ki hiç doğru değil getirilmesi, hiç doğru değil- onunla ilgili ironi yapıyor, eleştiri yapıyor -güzel de bir anlatımla yapıyor- hem Sayın Cumhurbaşkanı suç duyurusunda bulunuyor hem de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu. Ona da talimat veriliyor; talimatla bağış toplanıyor, talimatla suç duyurusu yaptırılıyor, bunlar doğru değil. Bakın, bir gazeteci, kutsal din duygularını istismar ettiği için iki hafta önce tutuklandı ama “Bakara makara” diyen biri, büyükelçi yapıldı. Bu zihniyet doğru değil, bu anlayış doğru değil. Yasaklarla, bu tip uygulamalarla adaleti tecelli ettiremeyiz" dedi.
"OSMAN KAVALA.. CEZA YOK, HÜKÜM YOK.. 2,5 YILDIR TUTUKLU.. NEDEN?"
Muharrem Erkek konuşmasının devamında; "Osman Kavala; tutukluluğu iki buçuk yılı geçti. Bakın “tutukluluk” diyorum. Hakkında verilmiş bir ceza yok, hüküm yok, bir de aksine beraat hükmü var. İki buçuk yılı geçmiş bir tutukluluk olur mu? Siz yargıyı silah olarak kullanıp özel bir husumetle birine karşı kullanırsanız adaleti yok edersiniz, infaz rejimini de düzeltemezsiniz, hiçbir şeyi düzeltemezseniz. Onun için nasıl açıktaki hükümlülerle ilgili geçici bir düzenlemeyle, geçici bir tahliye getiriliyorsa Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenecek geçici bir düzenlemeyle de belli suçlar ayrı tutularak geçici tahliye ya da adli kontrol getirmelisiniz. Başka türlü bu düzenleme kamuoyunun vicdanında yer bulmaz. Tutuklu gazeteciler var, avukatlar var, sosyal medyada düşüncelerini, eleştiri amaçlı düşüncelerini sert bir şekilde paylaştığı için cezaevinde olan insanlar var. Bunlar içeride kalmaya devam ederken birçok suçluyu dışarıya çıkarmak kamuoyu vicdanında yer bulmaz değerli milletvekilleri. Daha çok konu var ama şimdi onlara yer vermemiz mümkün değil" dedi.
"ADALET, KAİNATIN RUHUDUR"
CHP Genel Başkan yardımcısı Muharrem Erkek konuşmasını Ömer Hayyam'ın şu sözleri ile noktaladı; "Çok değerli hukukçular var bu çatının altında, ben de yirmi yıl ceza avukatlığı yaptım. Biraz önce de söyledim, suçluyu kazıyınca altından insan çıkar. Tabii ki böyle düzenlemeler bir zorunluluk arz ettiği zaman getirilebilir ama eşitliği, hakkaniyeti ve adaleti sağlamamız mutlaka gerekiyor. Ömer Hayyam’ın çok güzel bir sözü var: “Adalet, kâinatın ruhudur.” der. İşte bu teklifin ruhu yok, bu teklifin içinde adaletin ruhu yok, onun için kamuoyu vicdanında tam anlamıyla yer bulmuyor, onun için adaleti tecelli ettirmiyor. Bu şekliyle kabul edilirse sakat doğacak. Gelin bu eksiklikleri giderelim, gelin birlikte çalışalım, ivedi bir şekilde adaleti, hakkaniyeti, eşitliği tesis edelim diyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
