Roma’nın Kalbinde Troya
Roma’nın Kalbinde Troya
Çanakkale’nin dünya mirası Troya, Roma’nın simge yapısı Kolezyum’a taşındı. Küratörlüğünü Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın üstlendiği “Troya ve Roma” sergisinde, 19 Türk müzesinden getirilen yüzlerce nadide eser 18 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.
Dünya tarihinin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Troya, bu kez Roma’nın kalbinde ziyaretçilerle buluşuyor.Kolezyum Arkeoloji Parkı’nda açılan “Troya ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri” sergisi, Çanakkale’den getirilen yüzlerce eseri dünyanın en ünlü tarihi yapılarından birinde bir araya getiriyor. Türkiye’deki 19 müzeden getirilen 221 eser ile birlikte toplam 300’den fazla objenin yer aldığı sergi, Troya’nın Tunç Çağı’ndan Roma dönemine uzanan binlerce yıllık hikâyesini anlatıyor.

ZİYARETÇİLERİ TRUVA ATI REPLİKASI KARŞILIYOR!
50’si ilk kez İtalya’da sergilenen 300 kadar eserin yer aldığı serginin girişinde ziyaretçileri daha ilk adımda Troya atmosferiyle karşılıyor. Sergi girişinde Truva Atı replikası bulunurken, arkeolojik buluntular, savaş aletleri, günlük yaşam eşyaları, mühürler, ritüel objeler ve sanat eserleri, Homeros’un destanlarının ötesindeki gerçek Troya’yı gözler önüne seriyor. Ancak serginin asıl dikkat çekici yönü, Troya’yı yalnızca bir efsane olarak değil, Akdeniz medeniyetlerini şekillendiren tarihi bir merkez olarak ele alması.

Serginin önemli bölümlerinden biri, Troya ile Roma arasındaki ilişkiye ayrılmış. Efsaneye göre Troya’dan kaçan Prens Aeneas’ın İtalya’ya ulaşması ve soyundan Roma’nın kurucuları Romulus ile Remus’un gelmesi, iki medeniyet arasındaki kültürel bağın temelini oluşturuyor. Kolezyum’un tarihi atmosferinde sergilenen eserler, Troya’nın yalnızca Anadolu’nun değil, Avrupa kültürel hafızasının da en güçlü referanslarından biri olduğunu ortaya koyuyor.
Çanakkale’deki Troya Müzesi koleksiyonundan çok sayıda eserin yer aldığı sergi, aynı zamanda Türkiye ile İtalya arasında son yıllarda gelişen kültürel iş birliğinin en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.18 Ekim’e kadar açık kalacak serginin, yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Troya’nın binlerce yıl önce Çanakkale Boğazı kıyılarında başlayan hikâyesi, bugün Roma’nın kalbinde dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle buluşmaya devam ediyor. Serginin küratörleri arasında Troya kazılarının başkanı Rüstem Aslan da yer alıyor.
ÇANAKKALE HEYETİ AÇILIŞ TÖRENİNE KATILDI
18 Ekim 2026 tarihine kadar açık kalacak ve yüz binlerce kişinin ziyaret etmesinin beklendiği "Truva ve Roma: Antik Akdeniz'in Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri" sergisi, İtalya ve Türkiye arasındaki kültürel iş birliğinin temel taşlarından birini temsil ediyor. 19 Türk müzesinden yaklaşık 200 eser de dahil olmak üzere Kolezyum'da 300'den fazla eseri bir araya getirerek medeniyetlerimiz arasındaki derin ve kadim bağı anlatıyor.

Serginin açılış törenine ise Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Çanakkale Belediye Meclis üyeleri, Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir’in yanı sıra serginin gerçekleşmesine katkı sunan restoratörler ve de katıldılar. Aynalı Pazar gazetesi okuyucuları için tarihi serginin açılışını Murat Kıray da takip etti.

MİT VE EFSANELERLE TÜRK-İTALYAN KÜLTÜREL İŞBİRLİĞİ
Serginin açılış töreninde konuşma yapan Kültür ve turizm Bakanı Nuri Ersoy “İnsanlık tarihinin en görkemli yapılarından Kolezyum bugün bir kez daha Türk-İtalyan kültürel iş birliğine ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu'nun eşsiz kültür mirasından çok özel bir seçki burada insanlarla buluşturulmakta, bu kadim duvarlar arasında Roma'dan Troya'ya bir köprü kurularak ziyaretçiler zaman ve mekanda yeni bir yolculuğa çıkarılmaktadır. Bu sergide Troya ve Roma'nın kültürel ve tarihi olaylarını hem mit ve efsane yönüyle hem de gerçek yaşanmışlıklarıyla ele alıyor, bütüncül bir anlatıya misafirlerimizi sunuyoruz. Binlerce yıl öncesine uzanarak Anadolu ve İtalya'nin iki eşsiz uygarlığını ortak bir hikaye içinde yeniden buluşturan sergimizde, Türkiye'deki 19 müzeden farklı dönemlere ait 221 adet eser yer almaktadır. Troya, Roma'nın hafızasında bir başlangıç hikayesidir ve yalnızca Roma'nın değil, Avrupa kültürel hafızasının da kurucu anlatılarından biridir” ifadelerini kullandı.

“TROYA, AVRUPA EDEBİYATININ EVRENSEL BİR REFERANS NOKTASIDIR”
Troya’nın tüm kültürleri ve insanlığın kültürel yaşamının önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy; “Homeros'tan Vergilius'u, Roma'dan Rönesans'a uzanan çizgide Troya, Avrupa edebiyatını, sanatını ve tarihe dair imgelerini şekillendiren evrensel bir referans noktasıdır. Troya Savaşı'nda geçen olaylar ve kahramanlar birçok ressama, heykeltıraşa, şaire ve yazara ilham kaynağı olmuşlardır. Aşil topuğundan Troya atına, Odise'den Mentor'a kadar bugün kullanılan pek çok kavram Akdeniz'in bu ortak hafızasında doğmuştur. Antik dünya hala dilimizde, düşüncemizde ve kültürel belleğimizde yaşamaktadır. Hititler tarafından Wilusa, Homeros tarafından İlios, Romalılar tarafından İlyum olarak adlandırılan Troya, eşsiz tarihi ve kültürel değeri sebebiyle UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi'ne kaydedilmiştir. Erken Tunç Çağı'ndan itibaren Roma Dönemi'ne kadar yerleşim gören bu kadim topraklarda 1870 yılında başlayan arkeolojik kazılar bugün de kesintisiz şekilde sürmektedir” dedi.

“BU SERGİ AKDENİZ’İN ORTAK HAFIZASININ SİMGESİDİR”
Bakan Ersoy konuşmasının devamında şunları söyledi “Üzerinde yaşadığımız coğrafyaların antik dönemdeki ilişkilerini sadece bu sergide olduğu gibi Troya ve Roma diye değil; İstanbul ve Roma, Efes ve Roma, Anadolu ve Roma gibi bağlamlarla daha da genişletebiliriz. Efes, Roma'nın doğudaki en güçlü merkezlerinden biri, Asya eyaletinin başkentidir. İstanbul ise Roma mirasının yüzyıllar boyunca yaşatıldığı başkenttir. Bugün Türkiye ve İtalya'nın kültürel iş birliği aslında Akdeniz'in iki kıyısı, Akdeniz'e uzanan iki yarımada arasındaki yüzlerce yıllık bu diyaloğun günümüzdeki devamıdır.”

“İKİ ÜLKE ARASINDA KÜLTÜREL ORTAKLIK DAHA DA DERİNLEŞMİŞTİR”
Türkiye ve İtalya arasındaki kültürel ortaklığın son yıllarda daha da geliştiğine vurgu yapan Bakan Ersoy; “Bu sergide Akdeniz'in ortak hafızasını, anlatılarını ve medeniyet mirasını yeniden düşünmeye davet eden güçlü bir kültürel buluşmadır. Sizlerin de malumudur ki ülkelerimiz arasındaki kültürel ortaklık son yıllarda daha da derinleşmiştir. Bu tarihi mekan bunun güzel sonuçlarına daha önce de ev sahipliği yapmıştır. "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisi, insanlık tarihine dair yerleşik kabulleri değiştiren eşsiz bir mirası burada uluslararası kamuoyuyla buluşturmuştur. Ardından düzenlenen "Magna Mater" sergisi ise Anadolu ile Roma dünyası arasındaki kültürel ve inançsal etkileşimleri görünür kılarak ortak tarihimizin farklı katmanlarını oluşturmaktadır” dedi.
“GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ VE EMEKLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Bakan Ersoy konuşmasını şu sözlerle noktaladı; “Bu düşüncelerle konuşmamı sonlandırırken İtalya Kültür Bakanı Sayın Alessandro Giuli'ye bizlerle yürüttükleri güçlü iş birliği için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Kültürel Miras İdaresi Başkanı Sayın Alfonsina Russo'ya, Kolezyum Arkeoloji Parkı yetkililerine, onların şahsında bu serginin gerçekleşmesini mümkün kılan bütün kişi ve kurumlara teşekkür ediyorum. Bu sergi için yoğun mesai yapan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzdeki çalışma arkadaşlarım ile Troya Kazı Başkanı Profesör Doktor Rüstem Aslan'ına, Roma Büyükelçimiz Sayın Elif Çomoğlu Ülgen'e, Kültür Diplomasisi Danışmanımız Büyükelçi Sayın Ömer Gücük'e, Roma Kültür ve Tanıtma Müşavirliğimize ve Türk Hava Yolları'na katkılarını esirgemeyen bütün paydaşlarımıza da canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütün kültür sanat dostlarını sergimize davet ediyor, Türk-İtalyan iş birliğinin daha nice güzel sonuçlarında bulunmak, buluşmak temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

“ÇANAKKALE’DE TRUVA’YA TRİHLERİMİZİ BİRLEŞTİREN AŞK VE TUTKUYLA GİTTİM”
İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli ise yaptığı konuşmada; birkaç yıl önce Çanakkale’ye gelerek Troya Ören Yerini ziyaret ettiğini açıkaldı. Guili; “Bu günün, İtalyan ve uluslararası kültür tarihi için en önemli ve en güzel günlerden biri olup olmadığı konusunda ne düşündüğünüzü de bilemem; ama benim için kesinlikle öyle. Bundan birkaç yıl önce Çanakkale'de, Troya'daydım. Oraya antik döneme, tarihlerimizi birleştiren ilişkilere duyduğum bir aşk ve tutkuyla gitmiştim. Arkeolojik ziyaretin ardından, sıradan bir ağacın altında duran sıradan topraktan, o ortak topraktan biraz topladım. Onu bir mendile sarıp İtalya'ya, Roma'ya getirdim. Tahmin ediyorum ki birçoğumuzun evinde, hayatımıza hayat veren, ailelerimizin ve yuvalarımızın kökenini oluşturan, artık aramızda olmayan vefat etmiş akrabalarımızın, atalarımızın fotoğrafları vardır. İşte o Troya toprağı, o Anadolu toprağı, o Türkiye toprağı; şu an benim evimde, bir kutunun içinde, atalarımın fotoğraflarının hemen yanında duruyor” dedi.
“DİPLOMATİK-KÜLTÜREL DEĞERİ MUAZZAM OLAN BİR PROJEYİ PAYLAŞMAKTAN..”
İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli konuşmasınun devamında iki ülke arasındaki kültürel iş birliğinin önemine dikkat çekerek; “Bunu size, bugün burada sizlerle böylesine olağanüstü, bilimsel düzeyi çok yüksek ve müsaadenizle diplomatik-kültürel değeri de muazzam olan bir projeyi paylaşmaktan sadece Kültür Bakanı olarak değil, kişisel olarak da ne kadar büyük bir sevinç, memnuniyet ve onur duyduğumu anlatabilmek için söylüyorum. Çünkü Akdeniz'in en önemli kültürleri arasındaki milenyumluk bağı gözler önüne seren ve ortak bir kökende buluşan böyle bir sergi, olağanüstü ve iki kat daha değerli bir anlama sahiptir. Bu anlam, antik dönemde ve köklerinde kendi kimliğini bulan büyük ulusların varlığıdır; ama her şeyden önce, bunu katılımcı ve paylaşımcı bir biçimde temsil etme yeteneği ve iradesidir. Ortak soyumuz ve bin yıllık ilişkilerimiz, aradan geçen binlerce yıla rağmen bugün hala nasıl çağdaş dünyada, çağdaş dünya kültüründe uyum içinde, ahenk içinde, diyalog içinde ve halklarımızı niteleyen o büyük, ortak Akdeniz kökeninde yaşanabileceğinin canlı bir örneği ve en iyi modelidir” dedi.
“TÜRKLER VE İTALYANLAR KARDEŞTİR”
İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli konuşmasının devamında Türklerin İtalyanlarla ortak genetiğe sahip olduğunu ifade ederek “Troya ve Roma hakkında en anlamlı ve en önemli şeyleri söylemeyi arkeolojik kanıtlara, uzmanların çalışmalarına ve bu projeyi tam bir ahenk, hız ve uyum içinde gerçekleştirenlerin sözlerine bırakıyorum. Onlar, her birimizin içinde bugün bile varlığını sürdüren antik döneme duyulan bu ortak sevgiyi paylaştılar. Öyle ki, en çağdaş ve gelişmiş bilimsel araştırmalarda bile artık biliyoruz ki genomumuz, yani genetik yapımız —özellikle Toskana'nın bazı bölgelerinde veya iç kesimlerde— Türk kardeşlerimizin genomuyla neredeyse kusursuz bir şekilde eşleşmektedir. Bu, bilim insanlarına göre olağanüstü bir öneme sahiptir; arkeologlara ve bu işin tutkunlarına göre ise çok güzel bir işarettir. Genomun içinde "deha" kavramı vardır. Deha, doğuran, üreten demektir; hikayelerin, insanların, halkların, ulusların ve ilişkilerin sürekli yeniden doğuşunun temelini temsil edendir. Tanımı gereği çoğul olan genlerimiz, ta en başından beri kardeşleşmiştir” dedi.

“TROYA, ROMA İLE ANADOLU'NUN TARİHİNİ BİR KUCAKLAŞMASI GİBİ..”
İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli; “Sergi kataloğunun sunumunda, milattan önce 3000 yılından daha eskiye dayanan, İtalya'da izler bırakmış ve gerçekçi bir bakışla Anadolu'dan geldiği düşünülen çok antik bir medeniyetten bahsederken belki biraz ileri gitmiş olabilirim. Tüm bunları, sadece mitsel ve tarihi anlatının ne kadar önemli olduğunu anlamanız için söylüyorum: Kaçan ve gidip başka bir medeniyetin köken aldığı yerde yeni bir medeniyet kuran Troyalı Prens Enea'nın hikayesi... Ki bu durum dairesel bir rota üzerinde İtalya ile Türkiye'nin, Roma ile Anadolu'nun tarihini bir kucaklaşma gibi yeniden bir araya getiriyor. Ancak bu ilişki sadece geçmişte değil, bugün de hala ne kadar canlıdır” dedi.
“TROYA VE ROMA “EVRENSEL ŞEHİR” KAVRAMININ TA KENDİSİDİR”
İtalya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Alessandro Giuli konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Sözlerimi, kısa bir süre önce Kültür Bakanlığı'nda gerçekleştirdiğimiz son derece keyifli görüşmede dostum ve mevkidaşım Sayın Bakan'ın da işittiği şu cümlelerle bitirmek istiyorum: Türkiye, uluslararası sahnede kendisini bir istikrar unsuru, bir diyalog faktörü, yaratıcılığını ifade etme ve bunu küresel dünyayla paylaşma yeteneğine sahip bir güç olarak konumlandırma konusundaki muazzam başarısıyla, bugün hiç olmadığı kadar küresel bir referans noktasıdır. Bu durum, tam olarak Troya'nın mirasçısı olan Roma şehrinin de ifade ettiği "evrensel şehir" kavramının ta kendisidir. “
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
