Vali Çınar'a İstafa Çağrısı
Vali Çınar'a İstafa Çağrısı
Türkiye genelinde eğitim ve öğretimde yaşanan sıkıntılara dikkat çekmek için greve giden eğitimciler Eğitim Sen Çanakkale Şubesi öncülüğünde Merkez Ortaokulu önünde toplandı. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik, anadilinde eğitim hakkı, kadrolu çalışma, güvenceli gelecek için ellerinde pankartlarla İskele Meydanı’na yürüyen grup Valilik Binası önünde “Vali istifa” sloganları attı.
Merkez Ortaokulu’nun İmam Hatip’e dönüştürülmesi ile ilgili son durum hakkında açıklama yapan Çanakkale Valisi Ahmet Çınar’ın, “ İmam Hatip’e ihtiyaç vardı. Merkez Ortaokulu o yüzden İmam Hatip oldu. İmam Hatipliler de bizim çocuklarımız. Ne okulu olduğunun önemi yok. İmam Hatiplerde evliya yetiştiği doğru değildir, keşke yetişse. Ülkemizin evliyalara da ihtiyacı var” şeklinde yaptığı açıklamalara tepki gösteren Eğitim Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç, “Sakın ha, haddini bildiririz. Vali ayağını denk al. Bu ülkeye evliyalar değil, bilim insanları lazım. Bu ülkede kimse evliyalardan bahsedemez. Bu ülke laik bir ülke. Eğitim ve bilime sahip çıkıyoruz, alanlardayız. Hukukun içindeyiz, demokrasinin içindeyiz” dedi.
İskele Meydanı’nda açıklama yapan Eğitim Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç Cumhuriyet tarihinin başından beri oluşturulan her değerin satıldığını ve sıranın eğitime geldiğini belirterek, “Her şey satılık. Sağlıktan sonra sıra eğitime geldi. Feodal yapıda köyü satarken içindeki insanlarla satar gibi, bizimle birlikte satmak istiyorlar. Sattırmayacağız. Şekil değiştirecekler, yandaş sendika kuracaklar ama izin vermeyeceğiz” dedi.
“TOPLUMUN GELECEĞİ İPOTEK ALTINDADIR”
Toplumun farklı kesimlerinin giderek artan ve acil çözüm bekleyen sorunları sürekli geri plana itilirken, eğitim sistemi üzeriden tüm toplumun iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirilmek istendiğini belirten Koç, “ Eğitimde ve yükseköğretim alanında bugüne kadar yapılan bütün yasal düzenlemeler, hayata geçirilen fiili uygulamalar sadece eğitim sistemini değil, çocuklarımızın, velilerimizin ve bütün toplumun geleceğini ipotek altına almaktadır” dedi.
“EĞİTİMDEKİ ACİL SORUNLARI BİR TARAFA BIRAKAN MEB AYRIŞMA VE KUTUPLAŞMA YARATMAKTADIR”
Eğitim sistemine yönelik olarak atılan her adımın, yapılan her yasal düzenlemenin ve fiili uygulamanın eğitimin tüm kademelerinde piyasalaştırma ve ticarileştirme uygulamalarını artırdığını da ifade eden Koç, “Kamu kaynakları özel okullara aktarılırken, devlet okulları kendi kaderine terk edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakıp, eğitim sistemi üzerinden toplum içinde yeni ayrışmalar ve kutuplaşmalar yaratacak uygulamaları hayata geçirmeyi sürdürmektedir. Özellikle eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında, eğitime yönelik doğrudan siyasi müdahaleler artmıştır. Eğitim müfredatının içeriğine dini söylem ve ifadelerin yerleştirilmiş, okul dönüşümleri sürecinde imam hatiplere ayrıcalık tanınmış, öğrenciler öğretmen yokluğu gerekçe gösterilerek dini içerikli dersleri seçmeye yönlendirilmiştir” dedi.
“DOĞRUDAN İNANÇ İSTİSMARI”
Türkiye’nin her yerinde imam hatip okullarına yeterli talep olmamasına rağmen normal ortaokullar içinde imam hatip sınıfları açıldığını ve bazı okulların tel örgü ve duvarlarla bölünerek öğrencilere mağduriyet yaşatıldığını belirten Koç, “Doğrudan inanç istismarı şeklinde gündeme getirilen her lisede ibadethane ve mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesi ve son olarak kılık kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikle bütün okullarda başörtüsünün serbest bırakılması, okullarda velileri ve öğrencileri karşı karşıya getirecek uygulamalar olarak dikkat çekmektedir” dedi. AK Parti iktidarının her alanda olduğu gibi eğitim alanında da siyasal hedeflerine ulaşmak için halkın dini duygularını istismar etmekten çekinmediğini kaydeden Koç, “Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu yıl da anadilinde eğitim hakkı talepleri yok sayılmış, anadilinde eğitim almak isteyen çocuklar ve aileleri yine karşılarında devletin güvenlik güçlerini bulmuşlardır. Eğitimde ayrımcı ve dayatmacı olmayan, farklı kimliklerin, dillerin ve inançların yok sayılmadığı bir eğitim sistemi için herkesin anadilinde eğitim alma hakkına saygı gösterilmesi gerektiği açıktır. Türkiye laik eğitim konusunda olduğu gibi, anadilinde eğitim konusunda da geleneksel reflekslerini sürdürmektedir. Eğitim Sen, laik eğitim ve anadilinde eğitim hakkı mücadelesini sürdürme konusunda kararlıdır” dedi.
“OKULLARDA TASFİYE OPERASYONU GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”
Okullarda siyasi iktidar çizgisinde olmayan tek bir yöneticinin bile görev almaması için düğmeye basıldığını belirten Koç, “Bütün okullarda tarihin en kapsamlı sendikal-siyasal kadrolaşma ve tasfiye operasyonu gerçekleştirilmiştir. MEB, eğitimde yıllardır farklı kimlik, dil ve kültürleri yok sayan, din ve inanç istismarına dayanan, doğrudan dayatmacı politikalarının okullarda istediği gibi uygulanması için okul müdürlerinin tamamına yakınını kendi siyasal kadroları arasından belirlemiş, Eğitim Sen üyesi okul müdürlerinin yaklaşık yüzde 96’sı tasfiye edilmiştir” dedi. Öğretmenlere zorunlu rotasyon uygulandığını ve atanamayan öğretmenlerin işsiz kalarak mağdur olduklarını da ifade eden Koç, “Eğitimin bütün alanlarında olduğu gibi üniversitelerde yaşanan sorunlar da katlanarak artmaktadır. Üniversitelerde üyelerimize yönelik baskılar, mobbing uygulamaları, soruşturma, sürgün ve görevden almalar devam etmektedir. Üniversite yönetimlerinin anti-demokratik ve baskıcı uygulamaları artarken, haksız gerekçelerle hakkında soruşturma açılan, akademik faaliyetleri engellenen, hatta işten atılan Eğitim Sen üyeleri ancak yargı kararları ile görevlerine geri dönebilmektedir” diye konuştu. Siyasi iktidarın eğitimi ve toplumu kendi çıkarları doğrultusunda “tek tip”leştirme yönündeki girişim ve uygulamalarına karşı çıkmaya devam edeceklerini belirten Eğitim Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç eğitimcilerin taleplerini de sıraladı, Koç, “ Kamusal, demokratik, bilimsel, laik ve anadilinde eğitimin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Eğitimin bütün kademelerinde dini kurallara göre değil, bilimsel kurallara göre eğitim yapılmalı, kendi siyasal-ideolojik çıkarları için okullarda din ve inanç istismarı anlamına gelen uygulamalardan derhal vazgeçmelidir. Laik eğitim gerçek anlamıyla yaşama geçirilmelidir. MEB, öğrencileri özel okullara, meslek lisesi, imam hatip ya da açık liseye yönlendirmekten vazgeçmeli, TEOG yerleştirmeleri sürecinde yaşanan sorunlar en kısa sürede çözülmelidir. Eğitimde siyasi kadrolaşmaya, zorunlu rotasyon girişimlerine, angarya çalışma ve performans uygulamalarına derhal son verilmelidir. Öğretmen ve yardımcı hizmeti açıkları kapatılmalı, okullarda ve üniversitelerde angarya çalışma uygulamalarına, Eğitim Sen üyelerine yönelik soruşturma, sürgün ve görevden almalara son verilmelidir. Memur Sen’in imzaladığı ihanet sözleşmesi nedeniyle oluşan enflasyon kayıplarımız karşılanmalı, maaşlarımıza 2014 enflasyon farkı kadar “ek zam” yapılmalıdır. Kamu kaynakları özel okullara değil, devlet okullarına aktarılmalı, eğitime yeterli bütçe, okullarımıza ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır” diye ifade etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

