Kuzey Ege ve Çanakkale Açıklarında 4 Alan Belirlendi
Kuzey Ege ve Çanakkale Açıklarında 4 Alan Belirlendi
Türkiye'nin ilk deniz üstü rüzgar enerji santralleri için Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında çalışmalar başlatılırken, projelerin yaratacağı ekolojik riskler tartışma yaratıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2035 hedefleri kapsamında açıkladığı deniz üstü rüzgar projeleri, denizel yaşam ve posidonia çayırları üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle endişeyle karşılanıyor.
Ülkemizde rüzgar ve güneş potansiyeli uygun bulunan dağlar, tepeler, ovaların ardından şimdi de denizlerde rüzgar enerji santralleri (RES) kurulması için çalışmalar başlatıldı. Çok ciddi ekolojik risklere ve yerellerdeki mücadelelere rağmen hız kesmeyen elektrik yatırımlarına böylece denizlerde kurulacak RES’ler de eklenecek. Ülkenin elektrik kurulu gücünün elektrik arzının iki katından fazlasına ulaşmasına rağmen devam eden bu elektrik yatırımlarının ekolojik maliyeti ise bütün canlılara çıkıyor.
KUZEY EGE’DE DÖRT ALAN BELİRLENDİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarındaki toplam 4 alan Türkiye'nin ilk deniz üstü rüzgar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) adayı olarak belirlendi. Bakanlık, 2035 yılına kadar deniz üstü rüzgar enerjisinde 5 gigavatlık kurulu güce ulaşmayı hedeflendiğini açıkladı. Bakanlık bu çalışmaların tüketiciye yansıyan elektrik maliyetini düşürmek amacıyla yürütüldüğünü ileri sürerken, Marmara denizinde yapılan çalışmaların ardından incelemelerin Kuzey Ege sahalarına kaydırıldığı dile getirildi.
KUZEY EGE KIYILARINDA 4,5 GİGAVATLIK ÜRETİM POTANSİYELİ
Yapılan saha değerlendirmeleri sonucunda Bozcaada, Gökçeada, Edremit ve Saros sahalarında toplam 3,5 ila 4,5 gigavat arasında rüzgar enerjisi potansiyeli tespit edildiği aktarılırken, Dünya Bankası raporlarının Türkiye'nin deniz üstü rüzgar potansiyelini 75 gigavat olarak gösterdiği ileri sürülüyor. Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü 125 bin 598 megavata ulaşırken, rüzgar ve güneşin toplam payı 42 bin megavatı aşmış durumda.

DENİZEL YAŞAM ÜZERİNDEKİ TEHDİT BÜYÜK
Enerji üretimi deniz yüzeyine taşınırken, deniz üstü rüzgar türbinlerinin ekolojik etkileri ise tartışma yaratıyor. Bu çalışmaların deniz tabanındaki hassas canlı yaşamını ve besin zincirini doğrudan etkileyeceği dile getiriliyor. Akdeniz ve Ege ekosisteminin en kritik ögesi sayılan Posidonia oceanica, yani deniz eriştesi çayırları ciddi tehdit altında bulunuyor. Oksijen üreten, kıyı erozyonunu engelleyen ve yüksek miktarda mavi karbon depolayan bu endemik tür, elektrik üretimi için deniz tabanında yapılacak çalışmalar nedeniyle yok olma riskiyle karşılaşıyor. Ayrıca türbin ayaklarının çakımı esnasında oluşan yüksek ses dalgaları yunuslar ile Akdeniz foklarını bölgeden uzaklaştırıyor. Denizaltı kablolarının elektromanyetik alanları ve türbinlerin yarattığı gürültünün ise göçmen kuşları ve yerel balıkçılık sahalarını olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor.
ARTAN KURULU GÜÇ VE EKOLOJİK MALİYET ARASINDAKİ ÇELİŞKİ
Öte yandan uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda, Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün ihtiyaç duyulan arzı karşılayacak seviyede büyümeye devam ettiği dile getiriliyor. Buna karşın ekolojik maliyetler göze alınarak yeni elektrik üretim tesislerinin sürekli teşvik edilmesi önemli bir çelişkiyi gündeme getiriyor. İletim şebekesine yapılması planlanan 30 milyar dolarlık altyapı yatırımları ve santral kurulumları, denizel biyoçeşitlilik üzerindeki geri döndürülemez kayıplarla yan yana değerlendirildiğinde politika tercihlerini sorgulatıyor.
ELEKTRİK KİMİN İÇİN ÜRETİLİYOR?
Söz konusu yatırımlar Türkiye'nin bu kadar yüksek miktarda elektriğe ihtiyaç duyup duymadığı sorusunu akıllara getiriyor. Elektrik tüketimindeki hızlı artış, bireysel konut ihtiyacından ziyade ağır sanayinin, çelik ve çimento sektörlerinin ile enerji yoğun üretim kollarının talebinden kaynaklanıyor. Üretilen elektriğin büyük bölümü büyük sanayi merkezlerine ve iletim hatlarına aktarılıyor.
Gökçeada ve Bozcaada gibi yerleşimlerde yaşayan yerel halk, balıkçılar ve turizm işletmeleri kendilerine hiç danışılmadan ortaya atılan bu projelerin ekolojik maliyetlerinin yanı sıra ve görsel olarak da sıkıntı yaratabileceğini düşünüyorlar.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
