Kanal İstanbul'un ÇED Raporunda: Kanal Çanakkale!
Kanal İstanbul'un ÇED Raporunda: Kanal Çanakkale!
Henüz hangi sebeple yapılacağı bilinmeyen hükümetin Çılgın Projesi Kanal İstanbul'un ÇED Raporunda Kanal Çanakkale projesi çıktı! ÇED Raporu’nun 1426. sayfasında (6. bölümünün 155. sayfasında) “Zincirbozan-Gelibolu mevkiinden Saros Körfezi’ne bir kanal açılması” öneriliyor!
10 yıl önceki seçimlerde AK Parti hükümetince Çılgın Proje olarak sunulan Kanal İstanbul son günlerin en çok tartışılan konusu olma özelliğini koruyor. Çevreciler doğada eşsiz bir tahribat yaatılacağını iddia ederken; Askeri uzmanlar ülke savunmasında ciddi problemler yaratacak bir proje olarak görüyor Kanal İstanbul'u. Siyasi kaynaklar ise Lozan Antlaşması'nın ardından Montrö Boğazlar Sözleşmesinin Türkiye'nin bağımsızlığı açısından en önemli ikinci antlaşma olduğunu vurguluyorlar.
Arap zenginlerinin özellikle Katarlıların Kanal İstanbul'un inşa edileceği bölgelerde arsa satın almaları, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin delinmesi ile NATO ülkelerinin silahlı gemilerinin Karadeniz'e geçişine izin verileceği gibi çeşitli iddiaları içeren Kanal İstanbul Projesinin ÇED Raporunda Kanal Çanakkale Projesi de çıktı!
Cumhuriyet Gazetesi Yazarlarından Mehmet Ali Güler'in bugünkü köşesinde kaleme aldığı "Kanal Çanakkale: Karadeniz'e NATO Yolu" isimli köşe yazısında ÇED Raporunda Kanal Çanakkale ile ilgili yazılanlar yer alıyor. Güler'in köşe yazısı şöyle;
16 Aralık’ta bu köşede yazdık: “Kanal İstanbul: Karadeniz’e NATO yolu”dur!
Özetle, ABD’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle Karadeniz’e istediği gibi giremediğini, geride kalan yıllar içinde bu sözleşmeyi devre dışı bırakmaya yönelik kimi hamleler yaptığını, Kanal İstanbul’un ABD’ye Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni (Bulgaristan ve Romanya üzerinden) delme fırsatı yaratacağını belirttik.
Ve yine özetle ABD’nin, Karadeniz’in batısındaki Bulgaristan ve Romanya’yı NATO ve AB’ye üye yaparak, Karadeniz’in doğusundaki Gürcistan’da “turuncu darbe” yaparak ve Karadeniz’in kuzeyinde Ukrayna’yı NATO’ya üye yapmaya çalışarak, geçmiş yıllarda bu denizi kuşatmaya çalıştığını, fakat başaramadığını belirttik.
İkili hukuk sitemi doğurur
Kanal İstanbul’u destekleyenlerin bu konudaki temel argümanı ise şu oldu: Montrö Boğazlar Sözleşmesi bir bütündür, Marmara Denizi ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kapsar. Bir gemi, Çanakkale Boğazı’ndan geçtiği için, sonrasında İstanbul Boğazı yerine Kanal İstanbul’u kullansa bile, o bütünlük nedeniyle Montrö Sözleşmesi’ne tabi olacaktır.
Ancak mesele şu ki, Kanal İstanbul ile o bütünlük bozulacak ve “ikili bir hukuk sistemi” oluşacaktır. Bu da Montrö’yü delmek isteyenlere, sözleşmeyi feshedip yeni sözleşme yapma fırsatı doğuracaktır. Yeniden bir konferans toplandığında da, Deniz Hukuku Sözleşmesi artık meselenin zemini olacağından, Türkiye’nin egemenlik hakkı zayıflayacak ve ABD’ninkiler dahil her gemiye “transit geçiş hakkı” doğacaktır.
ÇED Raporu’ndaki Çanakkale Kanalı önerisi
Bu arada ÇED Raporu’nu inceledikçe daha vahim konularla karşılaşıyoruz.
ÇED Raporu, Kanal İstanbul dışında bir de “Kanal Çanakkale” açılmasını “öneriyor”!
Evet, yanlış okumadınız; ÇED Raporu’nun 1426. sayfasında (6. bölümünün 155. sayfasında) “Zincirbozan-Gelibolu mevkiinden Saros Körfezi’ne bir kanal açılması” öneriliyor!
Yani Ege’den Marmara Denizi’ne girecek bir geminin Çanakkale Boğazı’nı kullanması yerine, boğazı devre dışı bırakarak Ege Denizi-Saros Körfezi-Marmara Denizi yolunu izlemesi isteniyor!
Yani Ege’den Karadeniz’e geçecek bir askeri gemiye İstanbul Boğazı dışında Çanakkale Boğazı’nı da kullanmama olanağı sağlanmış oluyor!
Karadeniz, NATO’nun ‘mücadele alanı’
Montrö Sözleşmesi’nin Kanal İstanbul’la delinmeyeceğini, çünkü Çanakkale Boğazı’nın da Montrö’ye tabi olduğunu söyleyenler ne der şimdi bu duruma?
Bir askeri gemi Ege Denizi’nden Çanakkale Boğazı yerine Kanal Çanakkale’yi kullanarak Marmara Denizi’ne girerse, oradan da İstanbul Boğazı yerine Kanal İstanbul’u kullanarak Karadeniz’e girerse, Montrö Boğazlar Sözleşmesi iyice tehlikeye girmiş olmaz mı?
Olur, hem de iki kat olur!
“Kanal Çanakkale, ÇED Raporu’nda yer alan bir öneriden ibarettir” denilemez, zira gerçekte toplam bir planlamaya işaret etmektedir.
Daha önce de belirttiğimiz üzere, Erdoğan’ın 2016’da NATO’yu Karadeniz’e çağırmasından bu yana ittifak her toplantısında adım adım Karadeniz’e ilgisini artırmış, en sonunda da Karadeniz’i NATO için “mücadele alanı” olarak belirlemiştir!
ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkasya üzerinden Rusya’ya karşı “işe yarayan” bir basınç oluşturabilmesi için Karadeniz’i kullanabilmesi kritik önemdedir. ABD bu amaçla Karadeniz’e Montrö’ye takılmadan sınırsız girmek, deniz üssü kurarak Rus filosuna karşı bir filo konuşlandırmak istemektedir.
Kanal İstanbul ulusal güvenliğe tehdittir
Dolayısıyla Kanal İstanbul, ulusal güvenliğimize ve Karadeniz’i bir barış denizi olarak koruyabilmemize karşı açık bir tehdittir!
Türkiye’yi Ege’de, Doğu Akdeniz’de “fiilen” kuşatmış olan ABD’ye bir de kuzeyimizde “kuşatma” olanağı vermek, büyük gaflet olacaktır!
Ulusal ekonomiyi çökerterek, kamu kurumlarını satarak elde avuçta bir şey bırakmayanlar, şimdi iktidarlarını sürdürebilmek için toprak satmaya başlamıştır! ÇED Raporu’nda da görüleceği üzere Kanal İstanbul AKP için öncelikle bir “gayrimenkul projesi”dir!
Fakat iktidarını sürdürebilmek adına para bulma öncelikli hazırlanmış bu proje, ABD ve NATO’ya Karadeniz yolu açmaktadır!
O nedenle bu proje kesinlikle kabul edilemez ve hayata geçirilemez!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
