"Halkın Değil, Rantiye’nin Meclisi!"

Gündem (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 25.11.2014 - 12:50, Güncelleme: 25.11.2014 - 12:50 1813+ kez okundu.
 

"Halkın Değil, Rantiye’nin Meclisi!"

Çanakkale Dayanışması yaptıkları basın açıklamasında Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikası arazi ve AKFA arazisi ile ilgili çok sert açıklamada bulundu. Çanakkale Dayanışması, Belediye meclisinin halkın meclisi olması gerekirken Rantiye’nin meclisi gibi çalıştığını ileri sürdü. Açıklamada kıyı şeridinde değişik emsallere atıfta bulunularak; “Halkın emsali en azından yelken kulüp olabilir, yani 0 emsal olmalıdır” denildi.
Çanakkale Dayanışması da son zamanlarda kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan; özellikle eski Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikası arazisi ve AKFA dosyası ile ilgili çok sert bir açıklamada bulundu. Çanakkale Dayanışması tarafından yapılan açıklamada; “İzmir Çanakkale yolundan Çanakkale’ye, Atatürk Caddesine girer girmez gözlerimiz denizden gayrı, yani Çanakkale Boğazından başka ne görüyor, sahil bandında neler var, sırası ile yazmaya çalışalım. Yaşar Abi’nin balıkçısı, hemen sonra ikinci el araba galerisi ve İveco Bayi, yüksek tel örgüler içinde halı saha, içinde top peşinde koşturan insanlar ve tellerin arkasından birazcık görünen deniz.”   “Deniz Nerede? Boğazı Gören Var Mı?”   “Sonra uzun bir sahil bandı boyunca yer alan ve ardından denizi hiç göremeyeceğiniz, ışıklı giriş tabelasında “Denizevi Tesisleri” yazan kolluk kuvvetleri ve kamu bürokratik protokolünün yararlandığı arazi. Hemen sonra 286 kodlu balıkçı, arada yine bir halı saha, çiçekçi market, ardından İÇDAŞ’ın yetenekli çocukları bedava yetiştirdiği su sporları tesisi, hemen bitişiğinde tek halka açık alan Yelken Kulüp,  Sayın Erhan Tez’in Yeşil Park’ı sıralanmaktadır. Şehir esnafının canını okuyacak olan ilk alışveriş merkezlerinden Kıyı AVM derken, deniz nerede, boğaz nerede gören var mı? Şu anda en çok tartışılan, kamuoyunun gündemindeki eski Akfa Fabrika arazisi, 12 dönümlük halkın malı ilan edilen arazi ve nihayet Valilik Sarayı ile uzayıp gidiyor liste. Evet, evet! Atatürk Caddesi boyunca Çanakkale’den İzmir yönüne doğru ilerlerken, Boğaziçi Konakları’ndan sonra çok uzun ve geniş bir sahil bandı boyunca denizi ve kıyı şeridini görmek ne mümkün.”   Kamuoyu Tartışıyor Daha Doğrusu Tartıştırılıyor!   "Aktörler Belediye, yerel basın, Kentin Konseyi, Mahalle Meclisleri gibi, gibi... Tartışma alanları, aslında halkın meclisi olması gereken ancak göründüğü kadarı ile rantiyenin meclisi gibi işleyen Belediye Meclisi, genel kurullar, sosyal medya. Manşetler, raporlar, açıklamalar kentin gündemini doğal olarak işgal ediyor. Evet, gözle bakınca sahil bandında görünürde bunlar var. Ama bizim bilmediğimiz, göremediğimiz, asıl önemlisi milyon liralar ile ifade edilen rant var, rant!"   “Kıyı Şeridi ve Sahil Bandı Halkındır! Rantiye’ye Peşkeş Çekmeyiniz Ağalar”   "İktisatçılar tarafından rantın tanımı “Doğanın Getirisi” şeklinde yapılır. Başka bir deyişle rant hiç emek harcamadan elde edilen kazanımlardır. Korkut Boratav Hocamız “rant”ı, daha geniş bir yorumla, belki de "avanta" teriminin anlamına da girerek şöyle tanımlar; “devletin, yerel yöneticilerin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs ya da kendi lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımıdır. Bu sebeple kıyı şeridi ve sahil bandının varsa rantı sosyal, ekolojik ve yeşil alan rantı olmalıdır. Bu rant kentte yaşayan tüm insanların hatta uzak ilçelerden ve şehirlerden gelen insanların kullanımına açık olmalıdır. Kent hakkı ve sağlıklı bir kentte yaşama hakkı bunu gerektirir. Sahil bandını toplumun/halkın yürüyerek, bisiklete binerek, kıyılarında denize girerek, yeşil alanlarda soluk alıp verdiği eğlendinlen alanları ile düzenlemek, sağlıklı bir kent ve sağlıklı insanlar tasarımına katkıda bulunmak, yerel yönetimlerin en önemli görevlerinden biri olsa gerek!”     “Kıyıları Doldurmak Ekosisteme İhanettir!”   Çanakkale Dayanışması kordonun Kepez’e kadar uzaltılması konusunda da eleştiride bulunarak; “Kepez’e kadar yeni kordonu uzatmak kıyı şeridini, kumsalı 50 metre doldurarak mı mümkün olur? Kıyı kanununu hangi gerekçeler ile ve hukuku arkadan dolanan hangi oyunlar ile delip, gereken izinleri ilgili bakanlıklardan nasıl alacaksınız? Kepez Sarısığlar Mevkii’ndeki ekosistem, akıntılar, gelgitler, deniz bitkileri, her türlü deniz canlısı, orada konaklayan kuşlar, 8 metre derinlikte sessizce yatan Mesudiye Zırhlısını rahatsız etmek kimin haddine, ne haddinize” ifadeleri kullanıldı.   “Halkın Emsali En Azından Yelken Kulüp Olabilir!”   “Halkın emsali 0/00’dır. Yani kıyı şeridi ve sahil bandının rantını 0 (sıfır)’a çekecek yaklaşımlar ve yeni baştan 1/5000’lik planlar yapmak gerekiyor ki; bir yerel mimarın dediği gibi “tarihe temiz giresiniz”. Aynı Yelken Kulüp’teki gibi, dolgu ya da başka işlemler ile kumsalların bütünlüğünü ve doğallığını bozmadan tüm sahil bandının düzenlenmesi, Çanakkale halkının ve kentin misafirlerinin her türlü kullanımına açık alanlar olarak düzenlenmesi kaçınılmazdır. Bunu yaparken de hem denizden karaya kentin silueti, hem de kentten denize Boğazın, Sarısığlar Mevkii’nin Şehitler Abide’sine kadar geniş alandaki ufku açılmalıdır. Çanakkale Kentinin imar ve şehir planlamasında, bugüne kadar yapılan büyük hatalar bir yana, sahil bandı ve kıyı şeridi ile ilgili olarak bundan sonra alınacak kararlar ve atılacak adımlar geleceği belirleyecektir.”   “Çanakkale kenti sahilleri ile barışık Boğaz kıyısı kenti mi olacak, yoksa kıyıları dolgu alanları ile doldurulmuş, imara açılmış sahil aksı ile denizden koparılmış bir kent mi olacak? Doğanın ve tarihin bunca cömertliğine rağmen gelecek kuşaklara estetik ideal bir kent bırakmamızın koşulu biraz insaf, biraz vicdan ve biraz dürüstlük gerektiriyor. El insaf ağalar, el insaf beyler!”  
Çanakkale Dayanışması yaptıkları basın açıklamasında Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikası arazi ve AKFA arazisi ile ilgili çok sert açıklamada bulundu. Çanakkale Dayanışması, Belediye meclisinin halkın meclisi olması gerekirken Rantiye’nin meclisi gibi çalıştığını ileri sürdü. Açıklamada kıyı şeridinde değişik emsallere atıfta bulunularak; “Halkın emsali en azından yelken kulüp olabilir, yani 0 emsal olmalıdır” denildi.

Çanakkale Dayanışması da son zamanlarda kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan; özellikle eski Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikası arazisi ve AKFA dosyası ile ilgili çok sert bir açıklamada bulundu. Çanakkale Dayanışması tarafından yapılan açıklamada; “İzmir Çanakkale yolundan Çanakkale’ye, Atatürk Caddesine girer girmez gözlerimiz denizden gayrı, yani Çanakkale Boğazından başka ne görüyor, sahil bandında neler var, sırası ile yazmaya çalışalım. Yaşar Abi’nin balıkçısı, hemen sonra ikinci el araba galerisi ve İveco Bayi, yüksek tel örgüler içinde halı saha, içinde top peşinde koşturan insanlar ve tellerin arkasından birazcık görünen deniz.”

 

“Deniz Nerede? Boğazı Gören Var Mı?”

 

“Sonra uzun bir sahil bandı boyunca yer alan ve ardından denizi hiç göremeyeceğiniz, ışıklı giriş tabelasında “Denizevi Tesisleri” yazan kolluk kuvvetleri ve kamu bürokratik protokolünün yararlandığı arazi. Hemen sonra 286 kodlu balıkçı, arada yine bir halı saha, çiçekçi market, ardından İÇDAŞ’ın yetenekli çocukları bedava yetiştirdiği su sporları tesisi, hemen bitişiğinde tek halka açık alan Yelken Kulüp,  Sayın Erhan Tez’in Yeşil Park’ı sıralanmaktadır. Şehir esnafının canını okuyacak olan ilk alışveriş merkezlerinden Kıyı AVM derken, deniz nerede, boğaz nerede gören var mı? Şu anda en çok tartışılan, kamuoyunun gündemindeki eski Akfa Fabrika arazisi, 12 dönümlük halkın malı ilan edilen arazi ve nihayet Valilik Sarayı ile uzayıp gidiyor liste. Evet, evet! Atatürk Caddesi boyunca Çanakkale’den İzmir yönüne doğru ilerlerken, Boğaziçi Konakları’ndan sonra çok uzun ve geniş bir sahil bandı boyunca denizi ve kıyı şeridini görmek ne mümkün.”

 

Kamuoyu Tartışıyor Daha Doğrusu Tartıştırılıyor!

 

"Aktörler Belediye, yerel basın, Kentin Konseyi, Mahalle Meclisleri gibi, gibi... Tartışma alanları, aslında halkın meclisi olması gereken ancak göründüğü kadarı ile rantiyenin meclisi gibi işleyen Belediye Meclisi, genel kurullar, sosyal medya. Manşetler, raporlar, açıklamalar kentin gündemini doğal olarak işgal ediyor. Evet, gözle bakınca sahil bandında görünürde bunlar var. Ama bizim bilmediğimiz, göremediğimiz, asıl önemlisi milyon liralar ile ifade edilen rant var, rant!"

 

“Kıyı Şeridi ve Sahil Bandı Halkındır! Rantiye’ye Peşkeş Çekmeyiniz Ağalar”

 

"İktisatçılar tarafından rantın tanımı “Doğanın Getirisi” şeklinde yapılır. Başka bir deyişle rant hiç emek harcamadan elde edilen kazanımlardır. Korkut Boratav Hocamız “rant”ı, daha geniş bir yorumla, belki de "avanta" teriminin anlamına da girerek şöyle tanımlar; “devletin, yerel yöneticilerin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs ya da kendi lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımıdır. Bu sebeple kıyı şeridi ve sahil bandının varsa rantı sosyal, ekolojik ve yeşil alan rantı olmalıdır. Bu rant kentte yaşayan tüm insanların hatta uzak ilçelerden ve şehirlerden gelen insanların kullanımına açık olmalıdır. Kent hakkı ve sağlıklı bir kentte yaşama hakkı bunu gerektirir. Sahil bandını toplumun/halkın yürüyerek, bisiklete binerek, kıyılarında denize girerek, yeşil alanlarda soluk alıp verdiği eğlendinlen alanları ile düzenlemek, sağlıklı bir kent ve sağlıklı insanlar tasarımına katkıda bulunmak, yerel yönetimlerin en önemli görevlerinden biri olsa gerek!”

 

 

“Kıyıları Doldurmak Ekosisteme İhanettir!”

 

Çanakkale Dayanışması kordonun Kepez’e kadar uzaltılması konusunda da eleştiride bulunarak; “Kepez’e kadar yeni kordonu uzatmak kıyı şeridini, kumsalı 50 metre doldurarak mı mümkün olur? Kıyı kanununu hangi gerekçeler ile ve hukuku arkadan dolanan hangi oyunlar ile delip, gereken izinleri ilgili bakanlıklardan nasıl alacaksınız? Kepez Sarısığlar Mevkii’ndeki ekosistem, akıntılar, gelgitler, deniz bitkileri, her türlü deniz canlısı, orada konaklayan kuşlar, 8 metre derinlikte sessizce yatan Mesudiye Zırhlısını rahatsız etmek kimin haddine, ne haddinize” ifadeleri kullanıldı.

 

“Halkın Emsali En Azından Yelken Kulüp Olabilir!”

 

“Halkın emsali 0/00’dır. Yani kıyı şeridi ve sahil bandının rantını 0 (sıfır)’a çekecek yaklaşımlar ve yeni baştan 1/5000’lik planlar yapmak gerekiyor ki; bir yerel mimarın dediği gibi “tarihe temiz giresiniz”. Aynı Yelken Kulüp’teki gibi, dolgu ya da başka işlemler ile kumsalların bütünlüğünü ve doğallığını bozmadan tüm sahil bandının düzenlenmesi, Çanakkale halkının ve kentin misafirlerinin her türlü kullanımına açık alanlar olarak düzenlenmesi kaçınılmazdır. Bunu yaparken de hem denizden karaya kentin silueti, hem de kentten denize Boğazın, Sarısığlar Mevkii’nin Şehitler Abide’sine kadar geniş alandaki ufku açılmalıdır. Çanakkale Kentinin imar ve şehir planlamasında, bugüne kadar yapılan büyük hatalar bir yana, sahil bandı ve kıyı şeridi ile ilgili olarak bundan sonra alınacak kararlar ve atılacak adımlar geleceği belirleyecektir.”

 

“Çanakkale kenti sahilleri ile barışık Boğaz kıyısı kenti mi olacak, yoksa kıyıları dolgu alanları ile doldurulmuş, imara açılmış sahil aksı ile denizden koparılmış bir kent mi olacak? Doğanın ve tarihin bunca cömertliğine rağmen gelecek kuşaklara estetik ideal bir kent bırakmamızın koşulu biraz insaf, biraz vicdan ve biraz dürüstlük gerektiriyor. El insaf ağalar, el insaf beyler!”

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.