ÇTSO Oda Mı? Meyhane Mi?
ÇTSO Oda Mı? Meyhane Mi?
Sadık Aydoğan istifa ederken yaşadıklarını tek tek sıraladı. Hedefinde Başkan Bülent Engin Vardı. Bir eleştirisi zehirden beter nitelikteydi…
ÇTSO’da Başkan Yardımcısı Sadık Aydoğan istifa etti. Bülent Engin Yönetiminden istifa eden 5. İsim oldu. İstifanın Oda tarafından “Feto tasfiyesi” olarak lanse edilmesi edilmesini yorumlayan Sadık Aydoğan “ Çok alçakça bir hareket. Şeytanın dahi aklına gelmeyecek çakalca bir plan” dedi… Aydoğan’ın açıklamaları Çanakkale İş Dünyasında Deprem Etkisi Yarattı.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasında Bülent Engin’in başkan olmasının ardından yönetim kuruluna seçilen 11 kişinin 5'i istifa etti. İstifaların nedeninin büyük bölümü Bülent Engin’e tepki. Son olarak Başkan Yardımcısı Sadık Aydoğan yaşadıklarını tek tek sıralayarak istifa ettiğini açıkladı. Bülent Engin’i Çanakkale’yi karıştırmak ile suçlarken, İÇDAŞ’ın CEO sunu patronları olan Arslan ailesine şikayet etti. Sadık Aydoğan’ın basın toplantısında öyle bir iddia vardı ki; oda TSO yönetim kurullarında içki içildiği iddiası
SANKİ TASFİYE EDİLMİŞİM ALGISI İÇERİSİNDE KAMUOYUNA DUYURDULAR
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO)Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan yardımcılığı görevlerinden istifa ederek ayrılan işadamı Sadık Aydoğan ‘algı yönetimli’ açıklamanın şahsına yapıldığını öne sürerek basın toplantısı düzenledi. Aydoğan, “ Böyle bir toplantı ile bu istifa duyurumu böyle hiçbir zaman planlamadım. Yazılı bir metin ile aynı ÇTSO’ya verdiğim istifa dilekçemdeki metinde yer aldığı gibi kamuoyu bilgilendirmeyi amaç edinmiştim. Manen ve ruhun yorulduğumu, işlerimin yoğunluğu nedeniyle istia ettiğimi açıklayacaktım. Daha sonra beni inanılmaz derece de üzen bir gelişme yaşandı. ÇTSO yönetim kurulu tarafından bir bildiri yayınlanmış ve bazı basın kuruluşları bunu maalesef gerçekten sanki tasfiye edilmişim algısı içerisinde bunu kamuoyuna duyurdular. O basın kuruluşlarına da bu yöndeki kırgınlığımı iletiyorum” dedi.
ÇTSO’DA SADIK AYDOĞAN’IN HABERLERİ YAPILMAYACAK EMRİ VERİLDİ
Çanakkale kamuoyunun doğruları bilmesinin hakkı olduğunu ifade eden Aydoğan, “ 7,5 seneden beri ÇTSO’da görev yapıyorum, 3,5 senesinde ise yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevi yapıyorum. Görevim içerisinde birçok gönüllülük çerçevesi içerisinde görev aldım yada görevlendirildim. İl istihdam, il koordinasyon kurulu, Trakya bölgesi odalar ve borsalar temsilciliği gibi birçok görev aldım. Görevi yaptığım dönemlerde sadece görev bilinci içerisinde hiçbir polemiğe, hiçbir ayak oyununa uzaktan yakından alakam olmaksızın yapmaya çalıştım. Çanakkale Savaşları’nın 100.yıldönümü nedeniyle Türkiye’nin her yerinden bir çok TSO geldi ziyarete ve bunların çoğunu tek başıma misafir ettim. Buradan anlıyorum ki; bu yaptığım işlerdeki görev bilinci ve görev aşkı birilerini rahatsız etmiş olmalı. Bir basın kuruluşunda haber çıkmıştı akabinde de misafir gelişlerinde görev almaya devam ederken; bazı üye arkadaşlarımla bazen iki kişi bazen üç kişi bu işleri yaparken ÇTSO basın bilgilendirmelerinde bundan sonra Sadık Aydoğan’ın haberleri yapılmayacak emri verildi.İkinci bir emir ise; bundan sonra yönetim kurulu üyeleri komple olmasalar da sanki misafirleri tüm yönetim kurulu üyeleri katılmış gibi basın bildirimleri yapılacak emriydi. Sayın Genel Sekreterimiz Sema Sandal ve orada basın biriminde çalışan arkadaşlarımız bunları sanırım inkar etmezler” şeklinde konuştu.
BEN MUHALEFET ETMEYE BAŞLAR BAŞLAMAZ BAŞIMA GELMEYEN KALMADI
Konuları geçmişteki olaylar ve anlatımlarla bağ kurarak aktaran İşadamı Sadık Aydoğan şöyle dedi; “Biraz geçmişe gitmek istiyorum; ÇTSO seçimlerinin olduğu döneme. Çanakkale de iki tane işadamları örgütü vardı. Bir tanesi bugün itibariyle fes edilmiş durumdadır. Eğer iş adamı iseniz; ticaret yapıyorsanız bir de sosyal sorumluluk sahibi iseniz bu tarz sivil toplum örgütlerinde bulunmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Bir de devlet büyüklerimizin desteği olan bir kuruluşunda yer almaktan mutluluk duyuyorsunuz; ‘Acaba bende sosyal sorumluluk çerçevesinde bir takım hizmetler yapabilir miyim’ diyerek. Hem ÇTSO hem de diğer STK’larda görev almak sosyal sorumluluk çerçevesinde yapılan işlerdir. Orada bulunduğum dönemde ÇTSO seçimlerine geldik. Yıllardan beri ben bugün itibariyle ÇTSO’nun en eski üyelerinden birisiyim aile şirketi olarak. Belki 40-50 yıldan bu yana ÇTSO’ya üyeliğim var. Yönetim kuruluğu üyeliğini meclis üyeliğini bir kenara bırakırsak birçok komiteyi temsilen üyeyim. Çanakkale’de hep şu söylendi ‘Neden Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasını bir iş adamı yönetmiyor.’ Belki benim saflığımdan olacak ki ben o günkü dernekte bu düşünceyi sesli olarak dile getirdim. Belki de her şeyin başlangıcı o düşüncelerimi açıklamamdır. Ben muhalefet etmeye başlar başlamaz başıma gelmeyen kalmadı. Daha ertesi sabah ekonomik olarak işlerime engel konuldu. Bütün iş yerlerimde ki o zaman dernekte görev alan birçok arkadaşımda bu durumlara şahittirler; bunu yapan geleceğin henüz TSO başkanı olmadan yapılan bir operasyondu. Bir TSO başkanı üyelerinin istihdamını, üyelerinin kazancını geliştirmek için vardır. Biz böyle öğrendik, bunun aksini ben düşünemiyorum. Devletimizden hiçbir rantım, hiçbir kredim olmadı. Hiçbir ajanstan destek almamışımdır. Sadece Çanakkaleli olarak Çanakkale sevdalısı olarak orada b ile ulunmam gerektiği hissi ile hareket ettim. Hiçbir zaman dernek statüsü dışındaki hiçbir faaliyetleri ile ilgilenmemişimdir, hiçbir seyahatlerine, hiçbir toplantılarına da bir saniye bile olsa katılmamışımdır. Orada bulunma nedenim de sosyal sorumluluk duygusudur. Başıma gelenlerden sonra yapılanların yanlış olduğunu bazı arkadaşlarımız kendisine giderek ilettiler. Özür dilemesi gerektiğini söylemişler ki ben bunları sonradan öğrendim. Ama o yaptıklarını yapmaya devam etmiştir”
17-25 ARALIK SÜRECİ GELDİĞİNDE DERNEKTEN İLK İSTİFA EDEN KİŞİ BEN OLDUM
Çarpıcı açıklamaları ve geçmişte yaşadıklarını anlatan Aydoğan, “Bu olaylardan sonra ÇTSO seçimleri yapıldı. Daha dün gazetelerde açıklaması çıkan ve “Beni Tehdit Ettiler” diyerek suçladığı insanlar tarafından o yönetim kurulu başkanlığına oturtulmuş bir insandır. Bunu kamuoyu çok iyi biliyor. Ama yeri geldiği zaman konuşamıyor. Hala henüz anlam veremediğim bir şekilde belki de bir sus payı olarak kendimi yönetim kurulu üyeliğinde buldum. 17-25 Aralık süreci geldiğinde dernekten ilk istifa eden kişi ben oldum. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız demiyor mu “17 Aralık’tan öncesi, 17 Aralık’tan sonrası” demiyor mu? Ama 17 Aralık’tan sonra benim mali denetimlerim o kadar çok sıklaştı, o kadar çok denetlendim ki tamam varsa bir eksiğim varsa bir cezam ben bunlara da göğüs gerdim. Hata da yapmış olabilir arkadaşlarımız. Ama ben bunların bilinçli olarak yapılan denetimler olduğuna inanıyorum. 17 Aralık’tan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Çanakkale iskele meydanında bir miting düzenlenmişti. O miting de Valilik tarafından talep edilen özel aracımı bugün ki Enerji Bakanımız Berat Albayrak’a tahsis ettim. Her sene bir iş adamı vasfımla onur konuğu olarak yemeklere davet edilen bir insanım. Nedense o akşam beni o salona almadılar! Bunun takdirini de kamuoyuna bırakıyorum” dedi.
ÇANAKKALESPOR KULÜBÜ OLAYI
Geçen yıl yaşanan ve spor camiasında geneş yankı bulan konuya da değinen Aydoğan, “ Çanakkale’de bir spor kulübü kurulması olayı yaşandı, gündeme oturdu ve uzun süre konuşuldu. ÇTSO ve İl Özel İdare arasında yapılan bir antlaşma ile Çanakkalespor takımı kurulmasına karar verilmişti. ÇTSO üyesi bazı arkadaşlarımız bu oluşumun içerisinde olurken; ben yoğunluğumdan dolayı mümkün olduğunca uzak durdum. Bir ay geçtikten sonra yönetimi oluşturamadılar, başkan bulamadılar. Turgay Kılıç arkadaşımız bir gün ziyarete gelerek bu konuyu görüştük. Kendisinin Çanakkalespor Kulübü başkanı olması yönünde ikna ettim ve teyidini de aldım. Zor da olsa ikna ettik kendisi de bana bu yönetim de olmam için ısrar edince pasif bir görev vermeleri kaydı ile yönetim kurulunda yer almayı kabul ettim. Aradan 15 gün kadar bir süre geçti, Turgay Kılıç arkadaşımız beni aradı ve “Sadık bey seni istemiyorlar” dedi. İstemiyorlar beni çıkartın, zaten bende istemiyorum dedim. Neden istemiyorlar diye sordu, benimle çalışmak istemeyenler vardır dedim. Kendisi de bana yola çıktığımız arkadaşlarımızı satmayız yola devam dedi. Tek liste ile genel kurula gidildi, o tek liste genel kuruldan geçemediği için o değerli arkadaşlarımızın hepsi geri çekildiler. Neden sorularının cevaplarını bir türlü bulamıyorum. Neden bir şehrin takımını istemezler? Bugün baktığımızda o Çanakkalespor var mı derseniz, olmadığını görürsünüz. Buna benzer bir sürü sorun yaşadım” yorumunu yaptı.
PARALELİ TESPİT ETME KOMİSYONU ALTINDA CADI AVCILIĞI YAPACAK
Aydoğan açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu zamana kadar neden bunları söylemediniz de şimdi bunları açıklıyorsunuz diyebilirsiniz. Ben bunları bugün de açıklamayacaktım, sonsuza kadar da söylemeyecektim. Takii o akşam Yönetim Kurulunun bildirisi basına yansıyana kadar. O metne dikkat ederseniz sadece Çanakkale ile sınırlı değil Türkiye genelinde tüm oda ve borsalara giden tahkikat bildirgesidir. Geçen hafta Çarşamba günü bu bildirge gündeme geldi ama bu haliyle değil. Yönetim kurulunda “Paraleli Tespit Etme Komisyonu” kuralım önerisi geldi. İlk karşı çıkan da ben oldum. Çünkü biz Cadı avcılığına çıkamayız, kimseyi zan altında bırakamayız, 3500 bir üyeyi de zan altında bırakamayız diyerek karşı çıktım. Benim dışımda yönetim kurulundaki tüm arkadaşlarımız karşı çıktılar. Ta ki yönetim kurulu toplantısı bitip ayak üstü sohbet edilirken; birisinin ‘kuracaksak yönetim kurulu komple komisyonda olsun’ önerisi oldu. Ben yine orada da karşı çıktım. O gece ise yayınlanan bildiride “10 Ağustos tarihinde yapılan toplantıda oy birliğinde alınan karar ile deniliyor!” Toplantıya katılan tüm arkadaşlarımızın imza attığı bir oy birliğinden söz ediliyor; benim imzam yoktur. Bugün konuştuğum 3-4 arkadaşımın da konudan haberi de yok imzaları da yok! Biz çıktıktan sonra acaba ikinci bir yönetim kurulu var da; onlar mı imza attı. Toplantı halinde iken herkes red ediyor ‘Biz kimseyi zan altında bırakamayız, tahkikat yapılacaksa bu personele yönelik olmalıdır. Belge ve bilgi varsa bunu yapalım ama cadı avcılığına çıkmak bizim işimiz değil’ dedik. Biz güvenlikçi, hakim, savcı değiliz. Bu hassas günlerde kimin neci olduğu nerden bilebiliriz? Bunu ancak işin içinde bizzat yer alan kişi bilebilir! Ben bu işin içinde olmadığım için ben bilmiyorum kim varsa o biliyordur! Dediğim gibi böyle bir karardan benim haberim yoktur, biz böyle bir karar almadık, imza da atmadım. Böyle bir karar alınmışsa da bu bizim toplantımız bittikten sonra alınmış bir karardır. Kimlerin imzası var bilmiyorum, bu saatten sonra o belgeyi isteseniz de vermezler. Ama o toplantıda böyle bir karar alınmadığını teyit eden arkadaşlarımız var”
ÇANAKKALE’DE BİZİM ÜZERİMİZE BÖYLE BİR LEKE SÜRMENİN MANTIĞINI AKLIM ALMIYOR
İşadamı Sadık Aydoğan ‘Beni ÇTSO tasviye mi etmiştir?’ sorusunu sorarak “İstifa dilekçemi ÇTSO’ya götürdüm ve Genel Sekreterimiz Sema Sandal ile de bir sohbet etme imkanımız oldu. İstifamı kendisine verdiğimde neden istifa ettiğimi sordu. Sıkıntılarımızı, neden olduğunu, neden kaynaklandığını kendisine de anlattım. O da aynen şu ifadeyi kullandı inkar edeceğini de sanmıyorum ‘Aynı sıkıntıları bende yaşadım, günlerce ağladığımı bilirim. Kaç kere istifanın eşiğinden döndüm’ dedi. O görüşme sonrasında kendisine sordum ‘Geçen haftaki toplantıda böyle bir komisyon kararımız var mı’ diye sordum. Hayır demişti, bugün aradığım da ise var dedi. Bu nasıl bir çelişkidir? Ben istifa dilekçemi bıraktıktan iki saat sonra ne oldu? Bu panik nedir? Gece yarısı operasyonlarıyla insanları karalamak, aşağılamaya çalışmak nedir? Binlerce müşterim, yüzlerce arkadaşım dostum var. Yazık değil mi? ÇTSO sanki beni tasfiye etmiş gibi kamuoyuna haber yaptırıyorlar. Beni ÇTSO tasfiye mi etmiştir? Birileri çıkıp açıklasın. Bugün geçmişte birçok toplantıda Çanakkale’nin Türkiye’nin manevi Başkenti’dir demişimdir. Türkiye de yaşayan tüm Türklerin manevi şehridir, herkes Çanakkalelidir demişimdir. Aydoğan ailesi olarak nasıl bir anlayışımız olduğunu, nasıl bir milliyetçiliğimiz olduğunu herkes bilirken; Çanakkale’de bizim üzerimize böyle bir leke sürmenin mantığını aklım almıyor, hiçbir mantığa sığdıramıyorum” şeklinde konuştu.
ÇANAKKALEBİRİLERİNİN ÇIKAR BEKLENTİLERİ NEDENİ İLE OYALANMAKTADIR
ÇTSO ile bir takım çıkar beklentileri doğrultusunda üzerinde oynanan oyunlarla birlikte Çanakkale oyalandığını öne süren Aydoğan, “ Bakın ben bugünkü başkanımıza seçilmeden önce karşı geldim. Ama yönetim kuruluna girdiğimde bu uçuk projeleri gördüğümde kendi kendime acaba hata mı yapıyorum diye sordum. İnanılmaz projeler vardı; Kruvaziyer, Yat Limanı, Çarşı Projesi gibi TOBB üniversitesi, Fuar Alanları gibi bir sürü proje. Hangisi hayata geçirildi? Var mı içerisinde bir tanesi gerçekleştirilmiş proje? Yok. Olmaması üzerine kurulu taslak projelerdir. Neden derseniz; Yat Limanı projesini ortaya atıyorsunuz ama kentin belediye başkanı ile ertesi gün kavga ediyorsun. Birlik beraberlik içerisinde yapılan işler iş dünyasında böyle değildir. Dostane halinde bir masaya oturursun, projelerini anlatırsın. Çanakkale’nin yararı için ortak bir noktada buluşursunuz. Ama sen projeyi hazırlayıp o insanlarla kavga edeceksiniz, bu projelerin o zaman hepsinin altının boş olduğunu sadece ben değil kamuoyu da iyi biliyor” dedi.
HESKESLE KAVGALIYKEN NASIL İŞ YAPACAKSINIZ?
Aydoğan, “Bugün baktığımızda sevgili ÇTSO başkanımız, Belediye başkanı ile kavgalı, geçmişte GESTAŞ Müdürü ile kavgalı, Esnaf odalarıyla, borsa ile kavgalı, diğer oda ve borsa başkanları ile de kavgalıdır. Bir sürü kamudaki müdürler ile kavgalı. Arkadaş nasıl bir iş yapacaksın, nasıl bir proje yapacaksın? Ben demokratik hakkım olan muhalefet şerhini kendisi ile ilgili olarak kullandığım için bütün bunlar benim başıma geldi. Ama hiç kimse bir başkasının haysiyeti ile şerefi ile hiç kimse oynayamaz. Herkes kendisine bakacak” dedi.
TERMİK SANTRALLER İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR BANA AİT DEĞİL
İşadamı Sadık Aydoğan yaptığı açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir yıl kadar önce düzenlenen bir basın toplantısında Çanakkale’de Termik Santrallere karşı olduğunun hatırlatılması ve oradaki fikirlerin kendisine ait olup olmadığı ile ilgili soru üzerine Sadık Aydoğan “O toplandı da olduğum gibi şu anda da Termik Santrallere karşı olduğumu bir kez daha deklare ederek söylüyorum. Ama orada kullanıldığımı bugün çok daha iyi anlıyorum. O gün oradaki basın bülteni benim kalemimden çıkmamıştır. Genellikle basın bültenleri ve yönetim kurulu adına yapılanlar Genel Sekreterlikten çıkar. Başkan tarafından onaylanır ve önümüze gelir. O yazılar bana ait değildir ama kullanıldığımı hissediyorum. Çünkü o konuşmada bazı kişileri itham altında bıraktık, doğrudur. Nasıl çakalca bir plan olduğunu sizlerin takdirine bırakıyorum” cevabını verdi.
İÇDAŞ’IN SAHİPLERİ GENEL MÜDÜRLERİNİ TAKİP EDİYOR MU?
Aydoğan basın mensuplarının sorularını cevaplarken tespitlerde bulundu. Aydoğan, “İÇDAŞ Türkiye’nin dev sanayi kuruluşlarından bir tanesidir. Patronlarını aranızda görev var mı? Hiç TSO’ya geldiler mi? Hiç Çanakkale’ye geldiler mi? Bir sürü hayır işi, cami yapıyorlar, Allah razı olsun. Ben şimdi buradan kendilerine bir mesaj gönderiyorum İÇDAŞ’ın patronlarına; ‘Çanakkale’yi birbirine katan böyle bir Genel Müdürünüzü takip ediyor musunuz? Hiçbir araştırmasını yaptınız mı?’ ÇTSO dediğiniz birleştirici bir kurumdur, 3500 aktif 5500 kayıtlı üyesi olan bir meclisi ile hangimiz oradan bir ücret karşılığı görev yapıyoruz? Her şeyi sosyal sorumluluk adına yapıyoruz. Benim 200 çalışanım var; vergi veriyorum. TSO’da sosyal sorumluluk bilinci içerisinde görev yapmamın dışında yer almadım. Bir sürü destek fonlarımız var; hepsine nasıl başvurulacağı, nasıl destek alınacağını bilmeme rağmen yanlış algılanmasın diye hiçbir fon veya krediden faydalanmadım. Kimin ne amaçla orada olduğunu kamuoyu çok iyi biliyor. Çanakkale o kadar çok ihtiyaçları var ki; daha şehrimizin ne olacağına karar verememişiz. Sanayi kentimi, üniversite kentimi turizm kentimi daha tam teşhis koyamamışız. 1/100 bin plan hayat geçmiş, Cumhurbaşkanımız her Çanakkale ile ilgili konuşmasında Boğaz Köprüsü yapılacağını ifade etmiş ama biz henüz bunları konuşacağımıza neleri konuşuyoruz?” dedi.
DEFTERLERİM SÜREKLİ İNCELENİYOR
“Bülend Engin’in ÇTSO Başkanlığına muhalefet şerhi koymanızın ardından sürekli vergi incelemelerine maruz kaldığınızı belirttiniz. O günden bugüne kadar kaç vergi incelemesine girdiniz. Bu incelemeler ihbar üzerine mi yapılıyor” sorusu üzerine İş adamı Sadık Aydoğan; “17-25 Aralık süreci de dahil olmak üzere o günden bugüne kadar aralıksız vergi incelemelerine alınıyoruz. Her sene vergi incelemeleri ile inceleniyoruz. Yani benim bütün defterlerim orada. Burada bir ihbar var mı sorusuna gelince; bunun bir belgesi olmaz. Sadece yaşanan olaylardan dolayı bir tahminim olabilir ancak. Burada şöyle oluyor dersem birileri zan altında kalabilir. Ama olaylar zincirini takip ettiğinizde nedenlerini siz kolaylıkla anlayabilirsiniz” dedi.
“SAHTE YÖNETİM KURULU KARARI…”
“Yönetim Kurulu toplantılarına devamsızlık yaptığı gerekçesi ile iki işadamı yönetimden çıkartılmıştı. Bu kişilerin çıkartılma nedenleri bir tasfiye süreci ile mi ilişkili” sorusuna ise Sadık Aydoğan; “Oradaki tamamıyla devamsızlıktan dolayı işleyen bir süreçti. Bir kural var; bir devamsızlığınız katılımınızdan bir fazla ise çıkartılırsınız. Bu meclis içinde geçerli, komite içerisinde geçerli olan bir kuraldır. Onlar bu kural gereği yönetim kurulu üyeliklerinden düşürüldüler. Meclise devam ettikleri için üyelikleri duruyor. O süreçten sonra daha garip şeyler de yaşandı. Seçimler öncesinde iki arkadaşımız daha ayrıldılar; aday adayı oldular. Aslında bunları da irdelemek lazım, destek verip de sonra köstek mi olundu acaba? Daha sonra da GESTAŞ’ın genel müdürü Hasan Bey vardı, o da ayrıldı. Asil üyelerden şu anda yönetimde çok az kişi kaldı. Çok samimi olarak söylüyorum; ruhen ve manen çok rahatsız olduğum için bugün bunları açıklıyorum. Bunları görev yaptığım süreç içerisinde de anlatabilirdim ama dik duruş sergilemek adına o zaman yapmadım. Yaşananları kişiselleştirmedim. Ama dün akşam ki bildiri, hala şaşkınım. Birileri istifamdan paniklediler mi? Bilmiyorum. Neden böyle bir sahte yönetim kurulu kararı alınmışçasına basına gönderildi? Birisi çıksın açıklama yapsın; istifamdan 2-3 saat sonra neden böyle bir açıklama yapıldı” cevabını verdi.
“SEN AKKAŞIK DEĞİLSİN !”
Çanakkale ile oyun oynayanlara aman verilmeyeceğine inandığını ifade eden Aydoğan şöyle dedi; “Çanakkale’de şu anda yaşanan süreçlerle ilgili olarak birçok iş adamı yargılanıyor. Benim yargılanma nedenimi gidip iddianameden okuyun. Benim suçlanma sebebim FETÖ terör örgütüne üye olmaktan değil. Burs verme olayında yer aldığım için yargılanıyorum. Yüce adalet bunların bir gün gelecek kararlarını verecek. Haklıyı haksızı ayırt edecek. Bugün suçlu olarak göstereceğimiz insanlar yarın aklandıklarında karşımıza geldiklerinde bunların hesabını nasıl vereceksiniz? Türkiye de bir darbe girişimi olmuştur. Bundan en büyük zararı vatandaşlar görecek, işadamları görecektir. Bugün komşu ülkelerde yaşanan sıkıntıları hepimiz biliyoruz. Halkımıza kurşun sıkan, tanklarla ezen o teröristlerin mutlaka cezaları verilmelidir. Ama burada kurunun yanındaki yaşı çok iyi ayırt etmek lazım. Birileri kendilerini kahraman göstermek için sanki o oluşumlarda hiç yer almamış gibi, ak kaşık gibi ortaya çıkacak! Yok öyle bir şey! Çanakkale kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. İnsanları karalamakla, lekelemekle, iftira atmakla, haysiyet ve şerefleri ile oynamakla hiçbir yere varamazsınız. Ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşmalarına Çanakkale izin vermeyecektir. Çanakkale ile oyun oynayanlara aman vermeyecektir. Çanakkaleliler ile kimse oynayamaz”
BU TEZGÂHLARI YAPAN ÜST AKIL BÜLEND ENGİN Mİ?
“Yaşanan olaylarla ilgili olarak ve açıklamalarınız göz önüne alındığında bu yapılan tezgâhlardaki üst akıl Bülend Engin mi? Bu oluşumlar içerisinde ki kişi o mu? Yönetim kurulu kararlarını bir kişi mi alıyor?” sorusuna Sadık Aydoğan şöyle cevap verdi; “Ben katıldığım yönetim kurulu toplantılarında bu tarz kararlarda veya olumsuz kararlara mümkün olduğu kadar muhalefet şerhi koydum. Her yönetim kurulu toplantısında kavgalar olur. Zaten bizim son bir yıldır bir buçuk yönetim kurulu toplantılarında gündem maddeleri bile okunmuyordu. Toplantılarda gündem dışı konular konuşuluyordu. Çıksın bir yönetim kurulu üyesi arkadaşımıza soralım; geçen haftaki yönetim kurulu toplantısındaki metinlerde ne var inanın bilmez. Daha bugün bir arkadaşımızla görüştüm, metinleri okumadan imzalıyoruz dedi. Gündemi dahi bilmeyen bir çok yönetim kurulu üyesi arkadaşımız vardır”
YÖNETİM KURULU TOPLANTISINDA İÇKİ İÇİLİYORMUŞ!
Aydoğan çarpıcı açıklamarına şöyle devam etti; “Bunu açıklamak istemezdim ama olay yaşandığında da istifa etmeyi düşünmüştüm, kimseyi zan altında bırakmamak için vazgeçmiştim. Bir Sanayi ve Ticaret Odası toplantı odasında içki içilemez. Orası meyhane değil; 5500 üyeli 3500’ü aktif üyenin sorumluluğunun omuzlarında taşıyan bir yönetim kuruludur. Orada dedikodu konuşulmaz iş konuşulur. İş konuşulmadı. Demokrasi ile yönetilen bir ülkedeyiz; hiç kimsenin içtiği içkiye karışamayız. İsteyen içkisini içebiliyor, isteyen namazını kılabiliyor. Başını açmak isteyen açıyor, kapanmak isteyen kapanıyor. Ama bir resmi kurumda özellikle iş dünyasının temsil edildiği bir oda meyhaneye dönüştürülmemeli. O kadar da laçka. Yaşananların ne kadar laçka işler olduğunu belirtmek için bunu da açıklıyorum. Ben güzel şeylerin konuşulması ve hayata geçirilmesini istediğim için orada bulundum. Ama 3,5 sene yönetim kurulunda hakarete, baskıya, küfre dayanan davranışlara rağmen bulunma nedenimden dolayı istifa etmedim. Son yaşanan olaylar ve özellikle ruhen ve manen yorulduğum için hiçbir neden olmaksızın istifa ettiğimi açıklamayı düşünürken durumu bu aşamaya getirdiler. Yazıktır insanlara, Çanakkale’ye”
BAŞKANLIĞA ADAY OLSAM BAŞIMA NELER GELİR KİM BİLİR?
“ÇTSO’ya Başkan olmayı düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Sadık Aydoğan; “Muhalefet konumunda iken başıma bunlar geliyorsa; yarın aday olduğumda başıma neler gelebileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Çanakkale’de böyle ihtiyaç haiz olursa ki şu anda bazı arkadaşlarımızı tenzih ediyorum kesinlikle böyle bir oluşum içerisinde yer almam. Ama önümüzdeki sene.. Artık Çanakkale uyanmıştır; Çanakkale TSO başkanını çok iyi tanımıştır, ne amaçla burada olduğunu çok iyi biliyordur” dedi.
KAVGALI OLMADIĞI BİR KURUM KALDI MI?
“Oda başkanının GMKA’ya Çanakkaleli sekreterin seçilmesini engellediği konuşuluyor. OSB’de yaşanan olayların aslı nedir” sorusuna Sadık Aydoğan; “OSB bu olayların sadece bir tanesidir. Ben buradan şunu sormak istiyorum; kendisinin kavgalı olmadığı bir oda, borsa, belediye veya kamu kurumu kalmış mıdır? Neredeyse Çanakkale’nin tamamıyla kavgalı. OSB’de atıl kalma sebebi TSO’nun binası yapılırken verilmiş sözlerdir. O inşaat komisyonlarında bende yer aldım. Ve evet orada sözler verilmiştir. Bina ne hikmetse yapılmadı. Bu binanın yapılmaması kavgaların bir sebebi olamaz mı? O bina yapılsaydı çok şık olacaktı, yapmayınca kavga çıkmadı mı? Recai Başaran ile ilgili sorunuza gelince, ben de kamuoyundan duyduğum kadarıyla biliyorum. Yönetim kuruluna resmi olarak gelmedi ama gayri resmi sohbetlerde yer almıştır mutlaka. Nedenlerini bilmiyor ve anlamıyorum. Hedeflenen, yapılması gereken sanki bir filmin senaryosu gibi yazılmış bir senaryo var ve kendisi bu senaryoyu oynuyor” cevabını verdi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
