Çevrecilerden AkçanSa’ya ÇED Davası..

Çanakkale (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 23.07.2025 - 11:21, Güncelleme: 23.07.2025 - 11:21 4397+ kez okundu.
 

Çevrecilerden AkçanSa’ya ÇED Davası..

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet gösteren AkçanSa Çimento Fabrikası, yıllardır çevresel tahribata sebep olduğu gerekçesi ile Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve dört yurttaş tarafından dava edildi. AkçanSa’ya açılan davanın konusu ise; fabrika tarafından Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında planlanan şist ocağı kapasite artışına karşı “ÇED Olumlu” kararının iptali istemi..
Çanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet gösteren AkçanSa Çimento Fabrikası, yıllardır çevresel tahribata sebep olduğu gerekçesi ile Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve dört yurttaş tarafından dava edildi. AkçanSa’ya açılan davanın konusu ise; fabrika tarafından Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında planlanan şist ocağı kapasite artışına karşı “ÇED Olumlu” kararının iptali istemi.. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamada; “Hisselerinin yüzde 40’ı Sabancı Holding’e, yüzde 40’ı çokuluslu sermayeye sahip Alman Heidelberg şirketine, yüzde 20’si halka arz olan Fabrika, diğer yandan 3adet yeraltı kuyularından su çekerek bölgenin suyunu tüketiyor. Üretiminin yarısını yurtdışına satan Fabrika’ya 2006’dan bu yana hammadde sağlayan Bozalan Ocağı ile köylerin etrafı çöle çevrilmiş durumda. Ocak, patlatmalar ile tozumaya ve yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının yer değiştirmesine, kirlenmesine neden oldu ve hala faaliyetine 2006’da aldığı “ÇED Gerekli Değildir” kararı ile devam ediyor. AkçanSa şimdi de Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında yeralan şist ocağının kapasitesini 50 kat artırmayı hedefliyor” denildi. TOZ, GAZ VE KURUYAN ZEYTİNLİKLER Fabrikanın çevresindeki zeytinlikler ve diğer tarım alanları baca gazları, toz ve su tüketimi nedeniyle hastalanmış veya kurumuş durumda. Üç yeraltı kuyusundan su çeken tesisin üretiminin %50’sini yurtdışına gönderdiği belirtiliyor. Açıklamada “Yerleşim yerlerine bu denli yakın olan ocağın 800 m. yakınında zeytinlik var. Ayrıca, Kara Dere de ÇED alanı içinde kalıyor. Derbentbaşı ve Çamiçi köyleri arasında tam 7 adet antik yerleşim yerivar. Bu antik yerleşimlerden birisi “Çanakkale Kültür Envanteri” başlıklı Çanakkale Valiliği Raporu’na göre taş ocağı tarafından tahrip edilmiş durumda” denildi. BOZALAN OCAĞI VE PATLAMALARLA GELEN KİRLİLİK 2006’dan bu yana “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla çalışan Bozalan Ocağı’nın patlatmalarla oluşturduğu toz, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarında kaymalar ve kirlenmeye yol açtığı belirtilen açıklamada; yeni hedef ise Derbentbaşı’ndaki şist ocağının kapasitesini 50 kat artırmak olduğu iddia edildi. Açıklamada “Derbentbaşı Ocağı etrafında halen çalışmakta olan çok sayıda, taş, kırmataş, mermer, şist, kil ocakları yer alıyor” denildi. “TARİHİ VE EKOLOJİK ALANLAR TEHDİT ALTINDA” Dernek tarafından yapılan açıklama; ÇED sahası içerisinde Kara Dere yer alırken, çevrede 7 antik yerleşim tespit edildi. Bunlardan biri, resmi kayıtlara göre taş ocağı tarafından tahrip edildiği, ayrıca bölgenin 1. derece doğal sit alanı Araplar Boğazı ve Karamenderes Irmağı gibi zengin ekosistemlere ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi. Ayrıca fabrika sahasının da Truva antik kenti ve Milli Parkı da bölgeye çok yakın olduğu hatırlatıldı. SU KITLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ Yeraltı suyunun hızla tüketilmesiyle Batak Ovası’nda ciddi su kıtlığı yaşanırken, köylüler geçim kaynakları olan tarımdan uzaklaşmış olduğu belirtilen açıklamada; köylülerin Hastalık iddialarına rağmen bölgede sağlık araştırması yapılmadığı iddia edildi. Dernek tarafından yapılan açıklamada “Taş ocaklarının ve Akçansa’nın faaliyetlerinin yeraltı sularını tüketmesi nedeniyle, Çanakkale yöresinin önemli tarım alanı olan Batak Ovası ciddi anlamda su kıtlığı çekiyor. Köylüler isyanda. Tarımdan umudunu kesmiş yöre köylülerine yarattığı istihdam nedeniyle herkesin susturulduğu Ezine ve köylerinde, fabrikanın neden olduğu hastalıklar konusunda her hangi bir araştırma da yok. Köylüler sağlıklarından olsa da fabrikanın sağladığı istihdama mahkum bırakılmış durumda” denildi.   “AVRUPA’NIN KİRLİ SEKTÖRÜ ANADOLU’DA” Dernek, Avrupa’nın çimento sektörünü kendi sınırları dışında tutarak Türkiye’ye kaydırdığına dikkat çekiyor. Açıklamada, yeraltı kaynaklarının tüketilmesi, ekosistemin yok olması ve halk sağlığının riske atılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanırken şu ifadelere yer verildi “Avrupa kendi ülkelerinde kirli bir sektör olan çimento sanayini istemeyip bizim gibi ülkelere gönderirken, Türkiye kendi tarımını bitirmeyi, doğayı tahrip etmeyi, yeraltı varlıklarını yok etmeyi, suyunu bitirmeyi, halkının sağlığını riske atmayı göze alarak Avrupa’nın ihtiyacını karşılıyor.”   AKÇANSA’YA KARŞI HUKUKİ MÜCADELE BAŞLATTILAR Derneğin ve yurttaşların açtığı davayla, AkçanSa’nın kapasite artışının doğuracağı ekolojik ve kültürel riskler mahkeme sürecine taşınmış oldu. Süreci yöneten Avukat Ali Furkan Oğuz’a teşekkürlerini ileten grup, doğayı savunma kararlılığını sürdüreceklerini belirttiler.
Çanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet gösteren AkçanSa Çimento Fabrikası, yıllardır çevresel tahribata sebep olduğu gerekçesi ile Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve dört yurttaş tarafından dava edildi. AkçanSa’ya açılan davanın konusu ise; fabrika tarafından Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında planlanan şist ocağı kapasite artışına karşı “ÇED Olumlu” kararının iptali istemi..

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet gösteren AkçanSa Çimento Fabrikası, yıllardır çevresel tahribata sebep olduğu gerekçesi ile Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve dört yurttaş tarafından dava edildi. AkçanSa’ya açılan davanın konusu ise; fabrika tarafından Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında planlanan şist ocağı kapasite artışına karşı “ÇED Olumlu” kararının iptali istemi..

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamada; “Hisselerinin yüzde 40’ı Sabancı Holding’e, yüzde 40’ı çokuluslu sermayeye sahip Alman Heidelberg şirketine, yüzde 20’si halka arz olan Fabrika, diğer yandan 3adet yeraltı kuyularından su çekerek bölgenin suyunu tüketiyor. Üretiminin yarısını yurtdışına satan Fabrika’ya 2006’dan bu yana hammadde sağlayan Bozalan Ocağı ile köylerin etrafı çöle çevrilmiş durumda. Ocak, patlatmalar ile tozumaya ve yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının yer değiştirmesine, kirlenmesine neden oldu ve hala faaliyetine 2006’da aldığı “ÇED Gerekli Değildir” kararı ile devam ediyor. AkçanSa şimdi de Derbentbaşı-Çamlıca köyleri arasında yeralan şist ocağının kapasitesini 50 kat artırmayı hedefliyor” denildi.

TOZ, GAZ VE KURUYAN ZEYTİNLİKLER

Fabrikanın çevresindeki zeytinlikler ve diğer tarım alanları baca gazları, toz ve su tüketimi nedeniyle hastalanmış veya kurumuş durumda. Üç yeraltı kuyusundan su çeken tesisin üretiminin %50’sini yurtdışına gönderdiği belirtiliyor. Açıklamada “Yerleşim yerlerine bu denli yakın olan ocağın 800 m. yakınında zeytinlik var. Ayrıca, Kara Dere de ÇED alanı içinde kalıyor. Derbentbaşı ve Çamiçi köyleri arasında tam 7 adet antik yerleşim yerivar. Bu antik yerleşimlerden birisi “Çanakkale Kültür Envanteri” başlıklı Çanakkale Valiliği Raporu’na göre taş ocağı tarafından tahrip edilmiş durumda” denildi.

BOZALAN OCAĞI VE PATLAMALARLA GELEN KİRLİLİK

2006’dan bu yana “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla çalışan Bozalan Ocağı’nın patlatmalarla oluşturduğu toz, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarında kaymalar ve kirlenmeye yol açtığı belirtilen açıklamada; yeni hedef ise Derbentbaşı’ndaki şist ocağının kapasitesini 50 kat artırmak olduğu iddia edildi. Açıklamada “Derbentbaşı Ocağı etrafında halen çalışmakta olan çok sayıda, taş, kırmataş, mermer, şist, kil ocakları yer alıyor” denildi.

“TARİHİ VE EKOLOJİK ALANLAR TEHDİT ALTINDA”

Dernek tarafından yapılan açıklama; ÇED sahası içerisinde Kara Dere yer alırken, çevrede 7 antik yerleşim tespit edildi. Bunlardan biri, resmi kayıtlara göre taş ocağı tarafından tahrip edildiği, ayrıca bölgenin 1. derece doğal sit alanı Araplar Boğazı ve Karamenderes Irmağı gibi zengin ekosistemlere ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi. Ayrıca fabrika sahasının da Truva antik kenti ve Milli Parkı da bölgeye çok yakın olduğu hatırlatıldı.

SU KITLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Yeraltı suyunun hızla tüketilmesiyle Batak Ovası’nda ciddi su kıtlığı yaşanırken, köylüler geçim kaynakları olan tarımdan uzaklaşmış olduğu belirtilen açıklamada; köylülerin Hastalık iddialarına rağmen bölgede sağlık araştırması yapılmadığı iddia edildi. Dernek tarafından yapılan açıklamada “Taş ocaklarının ve Akçansa’nın faaliyetlerinin yeraltı sularını tüketmesi nedeniyle, Çanakkale yöresinin önemli tarım alanı olan Batak Ovası ciddi anlamda su kıtlığı çekiyor. Köylüler isyanda. Tarımdan umudunu kesmiş yöre köylülerine yarattığı istihdam nedeniyle herkesin susturulduğu Ezine ve köylerinde, fabrikanın neden olduğu hastalıklar konusunda her hangi bir araştırma da yok. Köylüler sağlıklarından olsa da fabrikanın sağladığı istihdama mahkum bırakılmış durumda” denildi.

 

“AVRUPA’NIN KİRLİ SEKTÖRÜ ANADOLU’DA”

Dernek, Avrupa’nın çimento sektörünü kendi sınırları dışında tutarak Türkiye’ye kaydırdığına dikkat çekiyor. Açıklamada, yeraltı kaynaklarının tüketilmesi, ekosistemin yok olması ve halk sağlığının riske atılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanırken şu ifadelere yer verildi “Avrupa kendi ülkelerinde kirli bir sektör olan çimento sanayini istemeyip bizim gibi ülkelere gönderirken, Türkiye kendi tarımını bitirmeyi, doğayı tahrip etmeyi, yeraltı varlıklarını yok etmeyi, suyunu bitirmeyi, halkının sağlığını riske atmayı göze alarak Avrupa’nın ihtiyacını karşılıyor.”

 

AKÇANSA’YA KARŞI HUKUKİ MÜCADELE BAŞLATTILAR

Derneğin ve yurttaşların açtığı davayla, AkçanSa’nın kapasite artışının doğuracağı ekolojik ve kültürel riskler mahkeme sürecine taşınmış oldu. Süreci yöneten Avukat Ali Furkan Oğuz’a teşekkürlerini ileten grup, doğayı savunma kararlılığını sürdüreceklerini belirttiler.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.