Çanakkale'nin Korkunç Kömür Bilançosu
Çanakkale'nin Korkunç Kömür Bilançosu
11,8 milyon ton kömür yakıldı, 2,84 milyon ton kül ve cüruf çıktı. Bu kömür ile Elektriğin ne kadar üretildiğini biliyoruz. Peki, Çanakkale’nin havasında, toprağında ve suyunda kalan çevresel maliyeti ne kadar?
Çanakkale’de faaliyet gösteren 5 kömürlü termik santralde 2024 yılında yaklaşık 11,8 milyon ton kömür kullanıldı. Yakılan kömürün ardından 2 milyon tonu aşan uçucu kül ve 751 bin ton cüruf ortaya çıktı. Resmî verilere göre kül atıklarının yüzde 72,67’si düzenli depolamaya gönderildi. Çanakkale’nin termik santral bilançosu önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Elektrik üretiminin ardından geride kalan milyonlarca ton atık nereye gidiyor?
Çanakkale’nin çevre üzerindeki en büyük endüstriyel baskılarından biri Biga ve Çan ilçelerinde yoğunlaşan kömürlü termik santraller. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Çanakkale’ye ilişkin 2024 yılı çevre verileri, kömürlü elektrik üretiminin yalnızca bacalardan çıkan emisyonlardan ibaret olmadığını; milyonlarca tonluk bir kül ve cüruf yükünün de ortaya çıktığını gösteriyor. Resmî raporda Çanakkale’de İÇDAŞ Değirmencik, İÇDAŞ Bekirli ve CENAL ile Çan-2 ve 18 Mart Çan termik santralleri olmak üzere beş tesis yer alıyor.

BİR YILDA 11,8 MİLYON TON KÖMÜR
Bakanlığın verilerine göre bu beş termik santralde 2024 yılında toplam 11 milyon 762 bin 928 ton kömür kullanıldı. En yüksek kömür tüketimi yaklaşık 3 milyon 375 bin tonla Bekirli Termik Santrali’nde gerçekleşti. CENAL yaklaşık 3 milyon ton, Çan-2 yaklaşık 2,3 milyon ton, 18 Mart Çan yaklaşık 1,7 milyon ton, Değirmencik ise yaklaşık 1,39 milyon ton kömür kullandı. Bu rakamlar Çanakkale’de termik santral kaynaklı çevresel yükün ölçeğini ortaya koyuyor. Ancak kömür yakıldığında sorun ortadan kalkmıyor. Asıl büyük çevre sorularından biri bundan sonra başlıyor.
2,84 MİLYON TON KÜL VE CÜRUF
2024 yılında Çanakkale’deki beş termik santralde toplam 2 milyon 92 bin 173 ton uçucu kül oluştu.Buna 751 bin 167 ton cüruf eklendi. Böylece bir yılda ortaya çıkan uçucu kül ve cüruf miktarı yaklaşık: 2 MİLYON 843 BİN TON oldu. Bu rakam, Çanakkale’nin termik santral tartışmasının yalnızca hava kirliliği üzerinden yürütülemeyeceğini ortaya koyuyor. Çünkü milyonlarca tonluk yanma atığının geri kazanılması veya güvenli biçimde depolanması gerekiyor.

KÜLÜN YÜZDE 72,67’Sİ DEPOLANIYOR
Bakanlığın 2024 yılı verilerine göre kül atıklarının 572 bin 204 tonu, yani yüzde 27,33’ü geri kazanıldı. Buna karşılık: 1 MİLYON 521 BİN 552 TON kül atığı düzenli depolamaya gönderildi. Bu da toplam kül atıklarının yüzde 72,67’sine karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle Çanakkale’de termik santrallerden çıkan külün yaklaşık dörtte biri geri kazanılırken, yaklaşık dörtte üçü depolanıyor. Bu tablo beraberinde önemli bir soruyu getiriyor: Her yıl ortaya çıkan bu büyüklükteki kül nerede, hangi koşullarda ve ne kadar süreyle depolanıyor?
KÜL YÜKÜNÜN MERKEZİ ÇAN
Veriler özellikle Çan ilçesindeki tabloyu dikkat çekici hale getiriyor. Çan-2 Termik Santrali’nde 2024 yılında 604 bin 737 ton uçucu kül ve 282 bin 978 ton cüruf oluştu. 18 Mart Çan Termik Santrali’nde ise 510 bin 632 ton uçucu kül ve 317 bin 511 ton cüruf meydana geldi. İki santral birlikte değerlendirildiğinde yalnızca Çan ilçesinde bir yılda yaklaşık: 1,72 MİLYON TON UÇUCU KÜL VE CÜRUF ortaya çıktı. Bu nedenle Çanakkale’nin termik santral kaynaklı kül sorununun en önemli araştırma alanlarından birini Çan oluşturuyor.

KÜLÜN İÇİNDE NE VAR?
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde 2022 yılında tamamlanan bir yüksek lisans çalışması, kül konusuna başka bir açıdan ışık tutuyor. Araştırmada 18 Mart Çan, Çan-2 ve Bekirli termik santrallerinden alınan uçucu kül örnekleri fiziksel, kimyasal ve mineralojik açıdan incelendi. Yapılan liç deneylerinde uçucu kül liçlerindeki alüminyum, arsenik, selenyum ve sülfat konsantrasyonlarının, çalışmada karşılaştırma için kullanılan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik limitlerinden yüksek olduğu tespit edildi. Ancak bu sonuç önemli bir ayrımla okunmalı. Araştırma, Çanakkale’nin yeraltı veya içme sularının bu maddelerle kirlendiğini göstermiyor. Laboratuvar koşullarında incelenen uçucu küllerden bazı maddelerin suya geçebilme potansiyelini ortaya koyuyor. Bu nedenle asıl çevre sorusu şu: Kül depolama sahalarının çevresindeki toprak, yüzey ve yeraltı suları düzenli olarak izleniyor mu; arsenik ve diğer elementlere ilişkin ölçüm sonuçları kamuoyuyla paylaşılıyor mu?
BACALAR 24 SAAT İZLENİYOR
Termik santrallerin diğer çevresel boyutunu ise baca emisyonları oluşturuyor. Kömürlü termik santraller açısından başlıca hava kirleticileri arasında kükürt dioksit (SO₂), azot oksitler (NOx) ve partikül/toz emisyonları bulunuyor. Çanakkale İl Çevre Durum Raporu’na göre 2024 itibarıyla enerji sektöründeki 5 tesiste toplam 9 baca sürekli emisyon ölçüm sistemleri kapsamında bulunuyor. Çanakkale’de ayrıca Çanakkale Merkez, Biga, Çan ve Lapseki’de hava kalitesi sürekli olarak izleniyor. Ancak hava kalitesi istasyonlarında ölçülen kirliliğin tamamını doğrudan termik santrallere bağlamak bilimsel olarak doğru değil. Trafik, konut ısınması, diğer sanayi faaliyetleri, madencilik ve meteorolojik koşullar da hava kalitesini etkileyebiliyor. Bu nedenle cevaplanması gereken soru yalnızca sınır değerlerin aşılıp aşılmadığı değil: Beş santralin dokuz bacasında sürekli ölçülen SO₂, NOx ve toz emisyonlarının yıllık toplam çevresel yükü ne kadar? Bu değerlerin kamuoyunun kolayca erişebileceği biçimde açıklanması, Çanakkale’nin gerçek termik santral emisyon bilançosunun ortaya konulmasını sağlayacaktır.

SORUN BACADA BİTMİYOR
Çanakkale’nin kömürlü termik santral gerçeği yalnızca bacalardan çıkan gazlarla ölçülemez. 2024 yılında yaklaşık 11,8 milyon ton kömürün yakılması, bunun sonucunda 2,84 milyon ton uçucu kül ve cüruf oluşması ve kül atıklarının 1,52 milyon tonunun düzenli depolamaya gönderilmesi, termik santrallerin aynı zamanda büyük bir atık ve arazi yönetimi meselesi olduğunu gösteriyor. Üstelik çevresel bilanço bununla da sınırlı değil. Kömürün taşınması ve depolanması, kül sahaları, santrallerin su ihtiyacı, kıyı tesislerindeki soğutma ve deşarj sistemleri ile liman ve taşıma faaliyetleri aynı çevresel zincirin parçaları. Bu nedenle Çanakkale açısından tartışılması gereken yalnızca tek tek tesislerin çevre mevzuatına uygunluğu değil; Biga ve Çan’da aynı coğrafyada yoğunlaşan enerji üretiminin yıllar içinde oluşturduğu toplam ve kümülatif çevresel yük. Rakamlar artık elektrik üretiminin diğer tarafını da görmemizi gerektiriyor:
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
