Çanakkale'de Haftada 30-40 Kişiyi Öldüren İspanyol Gribi!

Aynalı Pazar (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 24.08.2020 - 02:24, Güncelleme: 24.08.2020 - 02:24 3381+ kez okundu.
 

Çanakkale'de Haftada 30-40 Kişiyi Öldüren İspanyol Gribi!

918 - 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. İspanyol Gribi, 500 Milyondan fazla kişiye bulaşması sonucu 18 ay içinde 50 milyon dolayında insanın ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biri olmuştur.
Yeni Normalleşme süreci adıyla yasakların kaldırılması sonrasında Corona Virüs Salgınına yakalanan kişi sayısı her geçen gün artarken, Çanakkaleli vatandaşlarında tedirginliği artıyor. ÇOMÜ Öğretim üyesi Doç.Dr. Mithat Atabay, bu yüzyılın başında dünyayı etkisi altına alan ve 18 ayda 500 milyon kişiye bulaşıp 50 milyon kişinin ölümüne sebep olan İspanyol Gribini, Aynalı Pazar okuyucuları için kaleme aldı. İspanyol Gribinin Çanakkale'de de görüldüğü ve bir dönem hafta da 30-40 kişinin ölümüne sebep olan salgınla ilgili olarak tarihi bilgilere kaleme alan Doç.Dr.Mithat Atabay'ın yazısı şöyle;   İspanyol Gribi Salgının Çanakkale’deki Etkisi   COVİD-19 virüs salgınının başlaması ile insanlarda “Acaba geçmiş benzer salgınlar görüldü mü?” sorusunu da gündeme getirdi. Bu bağlamda Çanakkale’de de benzer soruyu pek çok insan birbirine sormuştur. Tarihe baktığımızda yüzyıl önce COVİD-19 virüs salgınına benzer “İspanyol gribi” adı verilen bir salgınla karşı kaşıya kaldığı görülmektedir. İspanyol salgınını tarihsel belgeler ve konuyla ilgili yapılan araştırmalar çerçevesinde anlatmaya çalışalım.             “İspanyol gribi” dünyada 1918 yılı Mart ayında Amerika Birleşik Devletleri’nin “New Meksika” eyaletinde orta çıktı ve ulaştırma araçları ile tüm dünyaya yayıldı. “İspanyol gribi” üç dalga şekilde dünyayı kasıp kavurdu ve toplam 70 milyon insanın ölümüne sebep oldu. Bu rakam 1.Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden insanların sayısının 3,5 katıdır. Yani Savaşta çok daha az insan öldü.             “İspanyol gribi” Osmanlı İmparatorluğu’nda 1918 yılı İlkyazında görülmeye başlandı. Gribin Avrupa’dan Osmanlı’nın müttefiki olan özellikle de Alman ve Avusturya’dan demiryolu ve denizyoluyla gelenlerden yayıldığı düşünülmektedir. Grip Osmanlı İmparatorluğu’nun sağlık sisteminde bildirilmesi zorunlu hastalıklar listesinde yer almadığı salgınla ilgili bilgileri dönemin basın organlarındaki haberlere görebiliyoruz. Ayrıca savaş devam ettiği için Osmanlı İmparatorluğu Askeri Sağlık Genel Müfettişi Süleyman Numan Paşa’nın Ordu birliklerine gönderdiği sağlık raporlarından anlayabiliyoruz.             “İspanyol gribi”nin Osmanlı topraklarında görülmeye başlaması ile salgının etkileri anlaşılmaya başlandı. Grip birden bire başlayıp, vücutta 39-40 dereceye ulaşan ateş, boğazda iltihap, baş ve bel ağrısı ile menenjit belirtileri göstermekteydi.             “İspanyol gribi”nin ilk dalgasının Osmanlı topraklarında pek görülmedi asıl etkisi ikinci ve üçüncü dalgalarında görüldü. Gribin ikinci dalgası 1918 yılı Eylül ayında başladı. Gribin ikinci dalgasında aniden başlayan yüksek ateş, nefes almada zorluk, göğüste ağrı ve hırıltı görülmekte ve bunların hemen sonrasında da bir veya bir buçuk günde ölümler gerçekleşiyordu. Sonbahar mevsiminin başlamış olması ve havaların soğuması nedeniyle “İspanyol gribi”nin çok etkili olduğu görüldü. Özellikle ordu içerisinde hem beslenme hem de yaşam ortamının uygun olmaması salgının artmasına sebep oldu. İşin en kötüsü de Osmanlı İmparatorluğu’nun artık yenilgiyi kabul etmesi ve 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı Mondros Mütarekesi ile askerlerini terhis etmeyi kabul etmesi oldu.             Çanakkale şehri ve Boğazlar bölgesi savaş boyunca sivil yerleşime kapalıydı ve askeri bölgeydi. Sadece Çanakkale şehrinde 1917 yılında Başkumandanlığın özel izniyle 150 kadar subay ailesi yanına getirebilmişti. Ancak ulaştırma yoluyla asker arasında görülen hastalık ve salgın askerlerin terhisleri ile ülkenin pek çok yerine ulaştı. Çanakkale’den terhis olan askerler ve diğer cephelerden özellikle de Suriye Cephesi’nden terhis edilen askerlerin memleketlerine  “İspanyol gribi”ni taşıdıkları ve salgının yayılmasına sebep oldukları görüldü.             Çanakkale’de bulunan askerlerin terhisleri Kasım ayında tamamlandı. Çanakkale şehir merkezi ve Boğazlar bölgesinde boşaltılan yerler 1918 yılı Kasım ayında yeniden sivil yerleşime açıldı. Ancak idaresinin kurulması konusunda birçok problemle karşılaşıldı. Bir taraftan da Çanakkale ve Boğazlar bölgesi yabancı askerlin işgaline uğradı. Grip işte bu ortamda Çanakkale’de etkili olmaya başladı. Hapishane, kahvehane gibi yerler salgının yayıldığı yerler oldu.             Çanakkale bu sırada salgını önleyecek tedbirden de yoksundu. 1918 yılı Aralık ayı başından itibaren Çanakkale’de grip salgını başladı. Ayrıca humma, tifo, dizanteri ve kolera görülüyordu. Yeterli ilaç ve doktor yoktu. Ayrıca evlerin büyük kısmının yıkılmış veya harap durumdaydı. Açlık hat safhadaydı. Yeterli yiyecek bulunmaması da hastaların zayıf düşmesine sebep oluyordu. Gripten her hafta on-onbeş arasında insan ölüyordu. 1919 yılı Ocak-Şubat aylarında hastalıktan haftada 30-40 kişinin öldüğü görülmekteydi. Frengi hastalığı da ciddi boyutlardaydı. Seyyar sıhhiye memuru görevlendirilmiş olmasına rağmen kalıcı önlemler almak için 1919 yılında 200.000 kuruş harcama yapılarak Çanakkale’de ilk etapta on beş yataklı bir hastane açıldı. Hastanede Mayıs 1919’dan Şubat 1920 tarihinde kadar 1500’e yakın hasta ücretsiz muayene edildi.              “İspanyol gribi”nin üçüncü dalgası 1920 yılı başında görülmeye başlandı. Diğer bulaşıcı hastalıklarla birlikte görüldüğünden çok daha etkili ve tehlikeli oldu. Çanakkale bölgesinde bulunan Çanakkale Jandarma Taburu’na bağlı birliklerde karşılaşılan salgın nedeniyle bir hafta içerisinde on beş kişi hayatını kaybetti. Halktan da bu dönemde haftalık 20-30 arasında ölümlere rastlandı. Çanakkale bölgesinde bu dönemde gribin en etkili olduğu yer Ayvacık’tı ve Ayvacık’ta  “İspanyol gribi”nin üçüncü dalgasının ilk haftasında on beş kişi yaşamını yitirdi.             “İspanyol gribi”ne dönemin ünlü şahsiyetleri de yakalandı. Bu ünlü şahsiyetlerden edebiyatçı ve siyasetçi “Şahabettin Süleyman” tedavi için bulunduğu Davos’ta İspanyol gribinden hayatını kaybetti.             “İspanyol gribi” sebebiyle Çanakkale’de insanların toplu olarak bulunduğu yerler kapatıldı. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’in Çanakkale’deki yardımları yetersiz kaldı. Sağlık hizmetleri ülkenin içinde bulunduğu koşullar sebebiyle yetersizlik kaldı. Okulların açılması konusunda aksaklıklar yaşandı. O nedenle eğitim daha ziyade cami kenarlarında bulunan sağlıksız yerlerde ve ağırlıklı olarak dinli bilgilerin verilmesi şeklinde gerçekleştirildi. Çok istenmesine rağmen savaş öncesinde açık bulunan lise bu ortamda tekrar açılamadı. Hastalığın pislikten yayıldığını düşünen İngiliz ve Fransız işgal komutanlarının Osmanlı İçişleri Bakanlığı’na baskısı sonrasında ancak 1919 yılı sonlarında Çanakkale sokaklarında genel bir temizlik yapılabildi.            
918 - 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. İspanyol Gribi, 500 Milyondan fazla kişiye bulaşması sonucu 18 ay içinde 50 milyon dolayında insanın ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biri olmuştur.

Yeni Normalleşme süreci adıyla yasakların kaldırılması sonrasında Corona Virüs Salgınına yakalanan kişi sayısı her geçen gün artarken, Çanakkaleli vatandaşlarında tedirginliği artıyor. ÇOMÜ Öğretim üyesi Doç.Dr. Mithat Atabay, bu yüzyılın başında dünyayı etkisi altına alan ve 18 ayda 500 milyon kişiye bulaşıp 50 milyon kişinin ölümüne sebep olan İspanyol Gribini, Aynalı Pazar okuyucuları için kaleme aldı. İspanyol Gribinin Çanakkale'de de görüldüğü ve bir dönem hafta da 30-40 kişinin ölümüne sebep olan salgınla ilgili olarak tarihi bilgilere kaleme alan Doç.Dr.Mithat Atabay'ın yazısı şöyle;
 

İspanyol Gribi Salgının Çanakkale’deki Etkisi

 

COVİD-19 virüs salgınının başlaması ile insanlarda “Acaba geçmiş benzer salgınlar görüldü mü?” sorusunu da gündeme getirdi. Bu bağlamda Çanakkale’de de benzer soruyu pek çok insan birbirine sormuştur. Tarihe baktığımızda yüzyıl önce COVİD-19 virüs salgınına benzer “İspanyol gribi” adı verilen bir salgınla karşı kaşıya kaldığı görülmektedir. İspanyol salgınını tarihsel belgeler ve konuyla ilgili yapılan araştırmalar çerçevesinde anlatmaya çalışalım.

           

“İspanyol gribi” dünyada 1918 yılı Mart ayında Amerika Birleşik Devletleri’nin “New Meksika” eyaletinde orta çıktı ve ulaştırma araçları ile tüm dünyaya yayıldı. “İspanyol gribi” üç dalga şekilde dünyayı kasıp kavurdu ve toplam 70 milyon insanın ölümüne sebep oldu. Bu rakam 1.Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden insanların sayısının 3,5 katıdır. Yani Savaşta çok daha az insan öldü.

           

“İspanyol gribi” Osmanlı İmparatorluğu’nda 1918 yılı İlkyazında görülmeye başlandı. Gribin Avrupa’dan Osmanlı’nın müttefiki olan özellikle de Alman ve Avusturya’dan demiryolu ve denizyoluyla gelenlerden yayıldığı düşünülmektedir. Grip Osmanlı İmparatorluğu’nun sağlık sisteminde bildirilmesi zorunlu hastalıklar listesinde yer almadığı salgınla ilgili bilgileri dönemin basın organlarındaki haberlere görebiliyoruz. Ayrıca savaş devam ettiği için Osmanlı İmparatorluğu Askeri Sağlık Genel Müfettişi Süleyman Numan Paşa’nın Ordu birliklerine gönderdiği sağlık raporlarından anlayabiliyoruz.

           

“İspanyol gribi”nin Osmanlı topraklarında görülmeye başlaması ile salgının etkileri anlaşılmaya başlandı. Grip birden bire başlayıp, vücutta 39-40 dereceye ulaşan ateş, boğazda iltihap, baş ve bel ağrısı ile menenjit belirtileri göstermekteydi.

           

“İspanyol gribi”nin ilk dalgasının Osmanlı topraklarında pek görülmedi asıl etkisi ikinci ve üçüncü dalgalarında görüldü. Gribin ikinci dalgası 1918 yılı Eylül ayında başladı. Gribin ikinci dalgasında aniden başlayan yüksek ateş, nefes almada zorluk, göğüste ağrı ve hırıltı görülmekte ve bunların hemen sonrasında da bir veya bir buçuk günde ölümler gerçekleşiyordu. Sonbahar mevsiminin başlamış olması ve havaların soğuması nedeniyle “İspanyol gribi”nin çok etkili olduğu görüldü. Özellikle ordu içerisinde hem beslenme hem de yaşam ortamının uygun olmaması salgının artmasına sebep oldu. İşin en kötüsü de Osmanlı İmparatorluğu’nun artık yenilgiyi kabul etmesi ve 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı Mondros Mütarekesi ile askerlerini terhis etmeyi kabul etmesi oldu.

           

Çanakkale şehri ve Boğazlar bölgesi savaş boyunca sivil yerleşime kapalıydı ve askeri bölgeydi. Sadece Çanakkale şehrinde 1917 yılında Başkumandanlığın özel izniyle 150 kadar subay ailesi yanına getirebilmişti. Ancak ulaştırma yoluyla asker arasında görülen hastalık ve salgın askerlerin terhisleri ile ülkenin pek çok yerine ulaştı. Çanakkale’den terhis olan askerler ve diğer cephelerden özellikle de Suriye Cephesi’nden terhis edilen askerlerin memleketlerine  “İspanyol gribi”ni taşıdıkları ve salgının yayılmasına sebep oldukları görüldü.

           

Çanakkale’de bulunan askerlerin terhisleri Kasım ayında tamamlandı. Çanakkale şehir merkezi ve Boğazlar bölgesinde boşaltılan yerler 1918 yılı Kasım ayında yeniden sivil yerleşime açıldı. Ancak idaresinin kurulması konusunda birçok problemle karşılaşıldı. Bir taraftan da Çanakkale ve Boğazlar bölgesi yabancı askerlin işgaline uğradı. Grip işte bu ortamda Çanakkale’de etkili olmaya başladı. Hapishane, kahvehane gibi yerler salgının yayıldığı yerler oldu.

           

Çanakkale bu sırada salgını önleyecek tedbirden de yoksundu. 1918 yılı Aralık ayı başından itibaren Çanakkale’de grip salgını başladı. Ayrıca humma, tifo, dizanteri ve kolera görülüyordu. Yeterli ilaç ve doktor yoktu. Ayrıca evlerin büyük kısmının yıkılmış veya harap durumdaydı. Açlık hat safhadaydı. Yeterli yiyecek bulunmaması da hastaların zayıf düşmesine sebep oluyordu. Gripten her hafta on-onbeş arasında insan ölüyordu. 1919 yılı Ocak-Şubat aylarında hastalıktan haftada 30-40 kişinin öldüğü görülmekteydi. Frengi hastalığı da ciddi boyutlardaydı. Seyyar sıhhiye memuru görevlendirilmiş olmasına rağmen kalıcı önlemler almak için 1919 yılında 200.000 kuruş harcama yapılarak Çanakkale’de ilk etapta on beş yataklı bir hastane açıldı. Hastanede Mayıs 1919’dan Şubat 1920 tarihinde kadar 1500’e yakın hasta ücretsiz muayene edildi. 

           

“İspanyol gribi”nin üçüncü dalgası 1920 yılı başında görülmeye başlandı. Diğer bulaşıcı hastalıklarla birlikte görüldüğünden çok daha etkili ve tehlikeli oldu. Çanakkale bölgesinde bulunan Çanakkale Jandarma Taburu’na bağlı birliklerde karşılaşılan salgın nedeniyle bir hafta içerisinde on beş kişi hayatını kaybetti. Halktan da bu dönemde haftalık 20-30 arasında ölümlere rastlandı. Çanakkale bölgesinde bu dönemde gribin en etkili olduğu yer Ayvacık’tı ve Ayvacık’ta  “İspanyol gribi”nin üçüncü dalgasının ilk haftasında on beş kişi yaşamını yitirdi.

           

“İspanyol gribi”ne dönemin ünlü şahsiyetleri de yakalandı. Bu ünlü şahsiyetlerden edebiyatçı ve siyasetçi “Şahabettin Süleyman” tedavi için bulunduğu Davos’ta İspanyol gribinden hayatını kaybetti.

           

“İspanyol gribi” sebebiyle Çanakkale’de insanların toplu olarak bulunduğu yerler kapatıldı. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’in Çanakkale’deki yardımları yetersiz kaldı. Sağlık hizmetleri ülkenin içinde bulunduğu koşullar sebebiyle yetersizlik kaldı. Okulların açılması konusunda aksaklıklar yaşandı. O nedenle eğitim daha ziyade cami kenarlarında bulunan sağlıksız yerlerde ve ağırlıklı olarak dinli bilgilerin verilmesi şeklinde gerçekleştirildi. Çok istenmesine rağmen savaş öncesinde açık bulunan lise bu ortamda tekrar açılamadı. Hastalığın pislikten yayıldığını düşünen İngiliz ve Fransız işgal komutanlarının Osmanlı İçişleri Bakanlığı’na baskısı sonrasında ancak 1919 yılı sonlarında Çanakkale sokaklarında genel bir temizlik yapılabildi.

           

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.