Çanakkale Savaşı Öncesi ve Sonrası

Aynalı Pazar (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 18.03.2015 - 12:44, Güncelleme: 18.03.2015 - 12:44 2721+ kez okundu.
 

Çanakkale Savaşı Öncesi ve Sonrası

Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa’yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu.
Avusturya’nın 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a seferberlik ilanının ardından I. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya’dan oluşan üçlü  İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya’dan oluşan üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa’yı ikiye bölmüşlerdi.   Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri’ne katıldı. Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti’ni çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında Avrupa’daki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti’nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.   Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin’i ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan,  Suriye ve Kilikya’nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya’ya sahip olmayı istiyorlardı.   Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusya’nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı’yı Almanya’ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti. Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914’te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.   GOEBEN ve BRESLAU’ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanması’na katılmış olur.   27 Eylül 1914’te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı Karadeniz’de Ruslar’a ait  Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914’te Ruslar Kafkasya’da sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur.   Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır.   İtilaf Devletleri’nin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya’ya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya’dan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı’yı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek, İstanbul’u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletleri’ne katıldıklarını açıklayacaklardı. Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı.   Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915’te Osmanlı’ya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı. 21 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti'ni bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti, "silahlı tarafsızlık"ını ilan etmiştir.   Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Alman SMS Goeben ve SMS Breslau ağır kruvazörlerinin, Amiral Souchon komutasında 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a gelmeleri büyük bir gerginlik yaratmıştı, çünkü Osmanlı Devleti, Boğazlar Antlaşması gereği boğazları tüm savaş gemilerine kapalı tutmak durumundaydı. Alman Donanması’na bağlı bu gemilerin Boğazdan geçişine izin vermek savaş nedeni sayılacaktı. Ancak Osmanlı Devleti, bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını açıklayarak gerginliği ertelemiştir. Sözkonusu gemiler 16 Ağustos 1914 tarihinde Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanması’na katılmışlardı. Bu gemilerdeki Alman mürettebat, Osmanlı Donanması’na ait subay ve erat üniformaları giyerek gemilerdeki görevlerini sürdürmüşler, Amiral Souchon ise Osmanlı Donanması Komutanlığı’na getirilmişti. Böylece Almanya, yakın gelecekte Rus limanlarına karşı kullanılmak için iki büyük silahını Akdeniz'den geçirerek Karadeniz'in hemen yakınına atmış olmaktadır. Bu silahlar Ekim 1914 ayında hem Rus limanlarını vurmak için, hem de Osmanlı Devleti'ni bir oldu bittiye getirerek savaşın içine çekmekte kullanılacaktır.   Çanakkale Savaşının Nedenleri   Yavuz ve Midilli’nin de içinde bulunduğu bir Osmanlı filosunun Amiral Souchon komutasında 27 Ekim 1914 günü Karadeniz kıyılarındaki Rus limanlarını bombalamaları ardından hem Rusya İmparatorluğu hem de Birleşik Krallık, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir. Batı Cephesi’nde 1914 yılının Eylül ayı sonlarında Alman orduları, Fransız-İngiliz savunmasını yaramamışlar, tüm Batı Cephesi’nde cepheler kilitlenmişti. Bu durum Almanya açısından Batı Cephesi’ndeki savaşın kısa sürede bitmeyeceği anlamına geliyordu. Oysa Alman savaş planı ( Schlieffen Planı), ilk adımda Batı Cephesi’nde kısa sürede Fransız-İngiliz kuvvetlerinin yenilgiye uğratılması, ikinci adımda ise tüm kuvvetlerin Doğu’ya kaydırılarak Rusya’nın savaş dışı bırakılması esasına dayanıyordu. Schlieffen Planındaki bu sapma ardından Almanya, önce Rusya’yı savaş dışı bırakmak, Doğu’da serbest kalan kuvvetleri ile Batı Cephesi’ne yeniden yüklenmek istemişti. Osmanlı 3. Ordu'sunun Kafkasya bölgesindeki Kasım – 1914 ayı başlarındaki taarruzları bu planın hazırlık aşamalarından biriydi. Avrupa cephelerindeki bu gelişmeler, İngiltere ve Fransa’yı müttefikleri Rusya’yı desteklemek zorunda bırakmıştı. Zaten Rusya, Almanya üzerinde yeterince güçlü bir baskı yapamamaktaydı. Kısıtlı endüstriyel kapasitesi dolayısıyla İngiliz ve Fransız desteğine gerek duyuyordu. Fransa ve İngiltere’nin bu desteği sağlaması için olası dört yol vardır. Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır. Kuzey Buz Denizi, yılın çok büyük bölümünde donmuş olduğundan deniz ulaşımına olanak vermemektedir, Baltık Denizi ise Alman Donanması’nın denetimindedir. Orta ulaşım yolu olan Avrupa karayolu ise Alman denetimindedir. Olası dördüncü yol ise Osmanlı Devleti’nin denetiminde bulunan Çanakkale ve İstanbul boğazlarının oluşturduğu denizyoludur. Çok yakın geçmişte, Balkan Savaşı’nda, Trablusgarp Savaşı’nda ve Sarıkamış Harekatı’nda ağır yenilgiler almış olan Osmanlı Devleti’nin askeri gücü, İtilaf Devletleri’nce zaten yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Avrupalılarca "hasta adam" olarak görülen yaşlı Osmanlı Devleti'nin boğazlardaki bir saldırıyı kaldıramayacağı düşünülmektedir. Eğer Boğazlar askeri olarak kontrol altına alınabilirse, Rusya’nın desteklenmesi olanaklıdır. Gerçekten de Rusya, Kasım ayı başlarında müttefiklerinden Çanakkale Boğazı’na göstermelik de olsa bir saldırı yapılmasını istemiştir. Böylece Kafkasya’da Osmanlı ordusunun baskısı hafifleyecektir.   Öte yandan Rusya direnmeyi sürdürecek olursa, Almanya’nın Batı Cephesi’nde yeni bir taarruza kalkışma olanağı da pek yoktur. Bu tesbit, özellikle İngiliz yüksek komutanlığının, Batı Cephesi’ndeki kuvvetlerin bir bölümünün burada atıl tutulup tutulmadığının sorgulanmasına yol açmıştır. Ayrıca İngiliz Donanması da yeterince etkili kullanılmamaktadır. Böylece Batı Cephesi’nden alınacak bir kısım kuvvetle donanmanın işbirliği ile daha etkili ve sonuç alıcı bir harekata girişilmesi yolları aranmaya başlandı. Sonuçta Boğazlar’a yönelik bir operasyon planı üzerinde tartışılmaya başlanmıştır.   Rusya ile bağlantının bu şekilde, Boğazlar’ın kontrolünün sağlanarak sonuçlandırılması, Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’un da işgalini kaçınılmaz olarak gerektirmektedir. İkisi, aynı anda gerçekleşecek sonuçlardır. Çanakkale Boğazı’ndan geçilerek İstanbul’un işgalinin İtilaf Devletleri açısından diğer stratejik sonuçları şunlardır.   Osmanlı Devleti savaş dışı bırakılmış olmakla, Almanya savaşın başlarında bir müttefikini kaybetmiş olacaktır. Osmanlının kontrolünde olan Süveyş Kanalı, dolayısıyla İngiltere’nin Uzakdoğu ulaşım yolunun güven altına alınması sağlanmış olacaktır. Osmanlı Devleti’nin savaş dışı bırakılması, ve müslüman ülkeler nezdinde İtilaf Devletleri lehine oluşturacağı kazanımlar açısından da önem arz etmektedir. Müslüman ülkelerin gerek Orta Doğu’da gerekse de Uzak Doğu’da İngiliz hakimiyetine karşı dirence zayıflamış olacaktır. Balkan devletleri, hemen doğudaki Osmanlı Devleti’nin çökmesi ve bunu İtilaf Devletleri’nin başarması üzerine, doğal olarak İtilaf Devletleri safında savaşa katılmaları yönünde etken olacaktır. Çünkü Osmanlı Devleti’nin yıkılması, Balkan devletlerinin bölgedeki hesaplarına ulaşabilmeleri yönündeki en önemli engeli ortadan kaldırmış olacak ve bu durum, İtilaf devletlerinin bir hediyesi sayılacaktır. Rusya ile Karadeniz üzerinden deniz ulaşımının açılması özellikle önemlidir. Osmanlı Devleti'nin Boğazları her türlü deniz trafiğine kapatması sonucu, Rusya ile İngiltere ve Fransa arasındaki ticari ilişkiler de durma noktasına gelmiştir. Pek çok ticari gemi, Karadeniz'deki Rus limanlarında beklemektedir, Avrupa'da buğday fiyatları yükselirken ucuz Rus buğdayı ithal edilememekte, muazzam ticari karlardan mahrum kalınmaktadır. Kısacası Boğazların kapanması, İngiliz ve Fransız firmaları için büyük kar kaybı getirmektedir.   Çanakkale Savaşlarının Nedenleri (Maddeler Halinde)    1. 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika toprakları olan Trablusgarp ve Bingazi'yi İtalya'ya bırakmış, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, 500 yıldır Türk olan Rumeli'deki son Türk hakimiyetini yok etmişti. Bu yüzden Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri almak istemesi  2. İngiliz ve Fransızların İstanbul'u ele geçirmek istemesi ve İstanbul'a giden yol ise Çanakkale Boğazı'ndan geçer. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi..   3. Ekonomisi kötüye giden Rusya'ya gerekli yardımı götürmek. Ve Anadoludaki petrol yataklarını ele geçirmek.   4. Balkan Savaşları' nda yara almış Osmanlı devleti'ne ikinci hamleyi vurarak tamamen çökertmek. Bu sayede de Avrupa'ya açılabilme emellerini gerçekleştirmek.   5. İki Alman gemisinin Akdeniz'de İngiliz ve Fransız donanmasından kaçarak Türk bayrağı altında Rus limanlarını bombalaması.   6. Osmanlı Devleti'nin bu sebeplerden dolayı savaşa girmek zorunda kalması ve müttefiği olduğu Almanya'nın savaşı kazanacaklarına inanması.   Çanakkale savaşı, 18 Mart 1915 - 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.  18 Mart 1915 de başlayan ilk saldırı 9 ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile son bulmuştur. Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanma Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçilmek zorunda kalındı.   Çanakkale Savaşı Tarihi   Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.   Çanakkale zaferi Türk milletinin gurur duyduğu, dönüm noktalarından biridir. 18 Mart Çanakkale zaferi, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı, I. Dünya Savaşının sonucunu etkileyen, dünya tarihinde de önemli bir yere sahip olan savaşların sonucudur. I. Dünya Savaşı devam ederken, Çanakkale boğazının askeri ve ticari önemi, adaların cazibesi ve boğazı geçerek İstanbul'u ele geçirme arzusu bulunan İtilaf devletlerinin harekete geçmesiyle başlayan savaş, şanlı tarihimize kahramanlıkların yaşandığı bir destan olarak geçti. İtilaf devletlerinin stratejik öneme sahip olan boğazı ele geçirme niyetlerinin altında yatan sebepler arasında, Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul'u ele geçirerek savaştan çekilmesini sağlamak, Almanların ilerleyişine engel olmak ve müttefikleri olan Çarlık Rusya'sına denizden gereken yardımı yapma arzusu gelmektedir. Çanakkale zaferine ulaşmamızı sağlayan aşamalar nelerdir?   Gerileme dönemine girmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nu ele geçirme arzusuyla, İngiltere ve Fransa 3 Kasım 1914 tarihinde Bozcaada'dan boğaza girdiler. Bölgeden İngilizler Ertuğrul ve Seddülbahir tabyalarına, Fransızlar ise Orhaniye ve Kumkale tabyalarına havan topu ile ateşe başladılar. Cephaneliğin isabet almasıyla, çok sayıda askerimiz şehit oldu.   İngilizlerin komutanı Amiral Carden, Çanakkale boğazında gösteriler yaparak boğazı geçmeye çalıştı. 24 Kasım 1914 tarihinde Fransız denizaltısı topçularımızın saldırısına uğradı. 2 Aralık 1914 tarihinde İngiliz denizaltısının yaptığı deneme de, Mesudiye zırhlımız batırılmış ve 24 askerimiz şehit edilmiştir. 19 Şubat 1915 tarihinde düşman gemileri uzun menzilli atışlarla, boğaza girmek istemişlerdir. Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarının ateş açmasıyla bocalayan İtilaf devletleri, boğazı ele geçirememe sebebi olarak gördükleri hava koşullarının düzelmesini beklemek istediler. Düzenlenen yeni saldırılarda da başarı sağlanamayınca 17 Mart 1915 tarihinde Amiral Carden görevden alınarak, yerine Robeck getirildi. Robeck 18 Mart 1915 tarihinde boğazda saldırı düzenleyip, İstanbul'a gireceğini duyurdu. Çanakkale müstahkem mevkii komutanımız Albay Cevat Çobanlı 17 Mart gecesi boğazda mayın döşenmesi için emir verdi. Emri alan Binbaşı Nazmi bey, Nusret mayın gemisiyle boğaza on birinci hatta 26 mayın döşedi. Bununla boğazdaki mayın sayısı 400'ün üzerine çıkmış oldu.   18 Mart günü boğaza giren Fransız ve İngiliz donanmasının ilk grubu Queen Elizabeth zırhlısı, İnflexible, Agamemnon ve Lord Nelson savaş gemileri, ikinci grubu Qcean, Wengeance Majestic, İrresistible savaş gemileri, üçüncü grubu ise Bouvet, Prince, Suffren savaş gemilerinden oluşmaktaydı. Boğazı rahatlıkla geçebileceklerini düşünen savaş gemileri ateşe başladılar. Hamidiye  istihkamlarını hedefleyen düşmanların, Dardanos bataryalarına doğru yönelmesine çalışılmış. Bunda başarı sağlayan ordumuz, Dardonos tabyasına yapılan saldırılara karşı koydu. Mesudiye tabyası da ateş hattına girerek düşmana karşı ateşe başladı. Hamidiye'nin yardımıyla düşmanlara göz açtırılmadı. Bir saat kadar süren bombardıman sonunda tabyalarımız zarar görse de, Robeck Fransız savaş gemilerini geri çekip, İngiliz savaş gemilerini ileriye sürmeye başlamış. Boğaza döşenen mayınlar sebebiyle Suffren ve Bouvet hasar almış ve Hamidiye bataryamızın ateşine maruz kalmıştır.   Bu olayı Çanakkale geçilmez kitabının yazarı şu şekilde anlatmıştır; ''saat 13:45'de Suffren'in gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanıp yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerin söylediğine göre, bir tabak suda nasıl kayıp giderse, o da öylece kayıp gitti.''   Düşmanların boğazdaki mayınları temizlemek için gönderdikleri tarayıcılara ateş açan tabyalarımız bunda başarılı olup, düşmanların geri çekilmesine neden olmuştur. Savaş gemilerinden İrresitible, İnflexible, Agamemnon ve Queen Elisabeth büyük hasar gördü. Boğazı aşamayan düşmanlar, Çanakkale boğazının geçilemeyeceğini anlamış oldular. İtilaf devletleri bu kez karadan çıkarma yapmayı denediler. Kara savaşlarında düşmanın hangi bölgeden geleceği konusunda yapılan fikir alışverişinde, Mustafa Kemal Seddülbahir ve Kabatepe görüşünü savunurken, Alman komutan Von Sanders Anadolu yakası ve Bolayır yönünden çıkarma yapılacağı görüşünü sundu. Sonunda Bolayır ve Anadolu yakası uygun görülerek, askerler bu bölgeye yerleştirildi. Ancak düşmanlar, Mustafa Kemal'in öngördüğü Kabatepe ve Seddülbahir üzerinden 25 Nisan sabahı saldırıya başladı. Mustafa Kemal 19. Tümen komutanı olarak Kocaçimen ve Conkbayır'da savaştı. Cephanesi tükenen askere ''süngü tak'' emri verip, ''Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.'' diyerek tarihteki en büyük siper savaşını başlatmış oldu. 18 metre aralıklı siperlerde bulunan askerler vuruldukça, yerini yeni askerler alıyordu. Conkbayır'a ilerleyen düşmanlar, dalgalar halinde geliyordu. Anafartalar Grup Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, savaşta aldığı şarapnelle göğsünden vuruldu. Cebinde bulunan saat sayesinde bundan yara almadı. Türk ordusunun her cephede aldığı başarılar karşısında, düşman bozguna uğratıldı. Çanakkale savaşının en önemli kara savaşlarının yapıldığı cepheler, Bolayır, Seddülbahir, Beşike, Kabatepe, Conkbayır, Anafartalar ve Arıburnu'dur. Anafartalar ve Arıburnu cepheleri 19-20 Aralık'ta, Seddülbahir ise 8-9 Ocak'ta düşmanlardan arındırılmıştır. 1915 bahar aylarında büyük umutlarla bölgeye gelen düşmanlar, 1916 kış aylarında büyük bir bozguna uğratılmıştır.   Çanakkale Geçilmez, Birinci Dünya savaşında yedi düveli karşısında bulan Türklerin yaptığı dillere destan Çanakkale savunması ardından söylenmiş sözdür. Düşmanları bu sözü dile getiremeseler de kafalarına o gün dank ettiği gibi bugün de hala o acı mağlubiyeti hatırlamaktadırlar.   Çanakkale Geçilmez, Bir yandan vatanını canı pahasına koruyan, düşmanı Boğazlar'dan geçirmemek için tüm şeyini ortaya koyan Mehmetçiğin acı dolu hikayesini anlatırken; Çanakkale'nin geçilemeyeceğini anlayan Avrupa'nın sözde koca devletlerinin donanmaları, arkalarına dahi bakmadan geri dönmek zorunda kalmışlardır. Çoğu haçlı zihniyetli kendilerini Avrupalı diye adlandıran, hangi ırktan, milletten olduğu dahi bilinmeyen insanların, topraklarımızdan gittiklerini duyan Anadolu insanları, bulundukları yerleri bayram yerlerine çevirdiler.   Çanakkale zaferini sonuçları nelerdir?   Yenilgiye uğrayan, beklediğini alamayan İngilizler ve Fransızlar bölgeden geri çekildiler. 18 Mart 1915 tarihinde yaşanan Çanakkale zaferi, Türk toprakları üzerinde yapılan hesapları alt üst eden dönüm noktası olarak tarihe geçti. Napolyon'un söylediği ''İstanbul bir anahtardır. İstanbul'a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazını ele geçirecek olursa, Tulon, Korfu ve Napoli kapılarına dayanmış olacaktır.'' sözü, Fransızların boğazlar üzerindeki hassasiyetini anlatmaya yetecektir. Uluslararası ilişkilere yön veren boğazlar bu savaşların sonunda Türk hakimiyetinde kalmaya devam etmiştir. Zaferle birlikte savaşın olumsuz etkileri de silinmiştir. Tarihimizde önemli bir yere sahip olan bu savaşlar, Mustafa Kemal'in askeri dehasını gösteren gerçeklerdir. Savaştaki cesareti, aldığı kararlar ''Anafartalar Kahramanı'' olarak ilan edilmesine ve Kurtuluş Savaşımızın başlamasına katkıda bulunmuştur. Çanakkale Savaşına katılan ulusların hepsi, her yıl anma törenleri düzenleyerek bu savaşı hatırlamaktadır. Özellikle Yeni Zelanda ve Avustralya bu savaşlardan oldukça fazla etkilenmiştir. Avustralya devletinin temelleri bu savaşla atılmıştır. Anzakların burada yaşadıkları  olaylar sebebiyle, her yıl çıkarmanın olduğu 25 Nisan tarihi ulusal tatil ilan etmişlerdir.  Ayrıca her yıl Anzak Koyunda törenler düzenleyerek, şehitlerini anmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla 18 Mart günü Çanakkale Şehitlerini Anma günü olarak kabul edilmiştir. Dünyanın bir felaket ve başarısızlık olarak gördüğü bu savaş, Türk Milleti adına Çanakkale zaferi ismiyle tarihe geçmiştir. Atatürk'ün dediği gibi, '' Çanakkale zaferi ve diğer zaferler de Türk komutasının, Türk askerinin eseridir.'' Bu savaşta hayatını kaybetmiş olan askerlerimizi hürmetle anıyoruz.   İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiştir. Pek çok tarihçi, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmesinde ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamasında bu olayın önemli payı olduğu görüşündedirler.   Çanakkale Savaşı, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükûmetine belirli ölçüde lojistik destek sağlamıştır.   Çanakkale Savaşı Sonuçları   Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir. Savaşta, çok sayıda eğitilmiş insan kaybedilmesi nedeniyle cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı çekilmiştir. Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir. Mustafa Kemal bu savaşta Conkbayırı Anafartalar ve Arıburnu'nda görev yapmıştır. Çıkartmanın ilk günü Conkbayırı'ndaki müdahalesi ve savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler, Mustafa Kemal'in askeri yeteneklerini ortaya çıkarmış, "Anafartalar Kahramanı" olarak tanınmasını sağlamıştır. Bu durum daha sonraları Mustafa Kemal'in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır.  
Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa’yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu.

Avusturya’nın 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a seferberlik ilanının ardından I. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya’dan oluşan üçlü  İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya’dan oluşan üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa’yı ikiye bölmüşlerdi.

 

Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri’ne katıldı. Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti’ni çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında Avrupa’daki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti’nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.

 

Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin’i ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan,  Suriye ve Kilikya’nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya’ya sahip olmayı istiyorlardı.

 

Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusya’nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı’yı Almanya’ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.

Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914’te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.

 

GOEBEN ve BRESLAU’ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanması’na katılmış olur.

 

27 Eylül 1914’te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı Karadeniz’de Ruslar’a ait  Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914’te Ruslar Kafkasya’da sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur.

 

Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır.

 

İtilaf Devletleri’nin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya’ya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya’dan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı’yı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek, İstanbul’u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletleri’ne katıldıklarını açıklayacaklardı. Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı.

 

Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915’te Osmanlı’ya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı. 21 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti'ni bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti, "silahlı tarafsızlık"ını ilan etmiştir.

 

Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Alman SMS Goeben ve SMS Breslau ağır kruvazörlerinin, Amiral Souchon komutasında 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a gelmeleri büyük bir gerginlik yaratmıştı, çünkü Osmanlı Devleti, Boğazlar Antlaşması gereği boğazları tüm savaş gemilerine kapalı tutmak durumundaydı. Alman Donanması’na bağlı bu gemilerin Boğazdan geçişine izin vermek savaş nedeni sayılacaktı. Ancak Osmanlı Devleti, bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını açıklayarak gerginliği ertelemiştir. Sözkonusu gemiler 16 Ağustos 1914 tarihinde Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanması’na katılmışlardı. Bu gemilerdeki Alman mürettebat, Osmanlı Donanması’na ait subay ve erat üniformaları giyerek gemilerdeki görevlerini sürdürmüşler, Amiral Souchon ise Osmanlı Donanması Komutanlığı’na getirilmişti. Böylece Almanya, yakın gelecekte Rus limanlarına karşı kullanılmak için iki büyük silahını Akdeniz'den geçirerek Karadeniz'in hemen yakınına atmış olmaktadır. Bu silahlar Ekim 1914 ayında hem Rus limanlarını vurmak için, hem de Osmanlı Devleti'ni bir oldu bittiye getirerek savaşın içine çekmekte kullanılacaktır.

 

Çanakkale Savaşının Nedenleri

 

Yavuz ve Midilli’nin de içinde bulunduğu bir Osmanlı filosunun Amiral Souchon komutasında 27 Ekim 1914 günü Karadeniz kıyılarındaki Rus limanlarını bombalamaları ardından hem Rusya İmparatorluğu hem de Birleşik Krallık, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir. Batı Cephesi’nde 1914 yılının Eylül ayı sonlarında Alman orduları, Fransız-İngiliz savunmasını yaramamışlar, tüm Batı Cephesi’nde cepheler kilitlenmişti. Bu durum Almanya açısından Batı Cephesi’ndeki savaşın kısa sürede bitmeyeceği anlamına geliyordu. Oysa Alman savaş planı ( Schlieffen Planı), ilk adımda Batı Cephesi’nde kısa sürede Fransız-İngiliz kuvvetlerinin yenilgiye uğratılması, ikinci adımda ise tüm kuvvetlerin Doğu’ya kaydırılarak Rusya’nın savaş dışı bırakılması esasına dayanıyordu. Schlieffen Planındaki bu sapma ardından Almanya, önce Rusya’yı savaş dışı bırakmak, Doğu’da serbest kalan kuvvetleri ile Batı Cephesi’ne yeniden yüklenmek istemişti. Osmanlı 3. Ordu'sunun Kafkasya bölgesindeki Kasım – 1914 ayı başlarındaki taarruzları bu planın hazırlık aşamalarından biriydi.

Avrupa cephelerindeki bu gelişmeler, İngiltere ve Fransa’yı müttefikleri Rusya’yı desteklemek zorunda bırakmıştı. Zaten Rusya, Almanya üzerinde yeterince güçlü bir baskı yapamamaktaydı. Kısıtlı endüstriyel kapasitesi dolayısıyla İngiliz ve Fransız desteğine gerek duyuyordu. Fransa ve İngiltere’nin bu desteği sağlaması için olası dört yol vardır. Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır. Kuzey Buz Denizi, yılın çok büyük bölümünde donmuş olduğundan deniz ulaşımına olanak vermemektedir, Baltık Denizi ise Alman Donanması’nın denetimindedir. Orta ulaşım yolu olan Avrupa karayolu ise Alman denetimindedir. Olası dördüncü yol ise Osmanlı Devleti’nin denetiminde bulunan Çanakkale ve İstanbul boğazlarının oluşturduğu denizyoludur. Çok yakın geçmişte, Balkan Savaşı’nda, Trablusgarp Savaşı’nda ve Sarıkamış Harekatı’nda ağır yenilgiler almış olan Osmanlı Devleti’nin askeri gücü, İtilaf Devletleri’nce zaten yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Avrupalılarca "hasta adam" olarak görülen yaşlı Osmanlı Devleti'nin boğazlardaki bir saldırıyı kaldıramayacağı düşünülmektedir. Eğer Boğazlar askeri olarak kontrol altına alınabilirse, Rusya’nın desteklenmesi olanaklıdır. Gerçekten de Rusya, Kasım ayı başlarında müttefiklerinden Çanakkale Boğazı’na göstermelik de olsa bir saldırı yapılmasını istemiştir. Böylece Kafkasya’da Osmanlı ordusunun baskısı hafifleyecektir.

 

Öte yandan Rusya direnmeyi sürdürecek olursa, Almanya’nın Batı Cephesi’nde yeni bir taarruza kalkışma olanağı da pek yoktur. Bu tesbit, özellikle İngiliz yüksek komutanlığının, Batı Cephesi’ndeki kuvvetlerin bir bölümünün burada atıl tutulup tutulmadığının sorgulanmasına yol açmıştır. Ayrıca İngiliz Donanması da yeterince etkili kullanılmamaktadır. Böylece Batı Cephesi’nden alınacak bir kısım kuvvetle donanmanın işbirliği ile daha etkili ve sonuç alıcı bir harekata girişilmesi yolları aranmaya başlandı. Sonuçta Boğazlar’a yönelik bir operasyon planı üzerinde tartışılmaya başlanmıştır.

 

Rusya ile bağlantının bu şekilde, Boğazlar’ın kontrolünün sağlanarak sonuçlandırılması, Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’un da işgalini kaçınılmaz olarak gerektirmektedir. İkisi, aynı anda gerçekleşecek sonuçlardır. Çanakkale Boğazı’ndan geçilerek İstanbul’un işgalinin İtilaf Devletleri açısından diğer stratejik sonuçları şunlardır.

 

Osmanlı Devleti savaş dışı bırakılmış olmakla, Almanya savaşın başlarında bir müttefikini kaybetmiş olacaktır. Osmanlının kontrolünde olan Süveyş Kanalı, dolayısıyla İngiltere’nin Uzakdoğu ulaşım yolunun güven altına alınması sağlanmış olacaktır. Osmanlı Devleti’nin savaş dışı bırakılması, ve müslüman ülkeler nezdinde İtilaf Devletleri lehine oluşturacağı kazanımlar açısından da önem arz etmektedir. Müslüman ülkelerin gerek Orta Doğu’da gerekse de Uzak Doğu’da İngiliz hakimiyetine karşı dirence zayıflamış olacaktır. Balkan devletleri, hemen doğudaki Osmanlı Devleti’nin çökmesi ve bunu İtilaf Devletleri’nin başarması üzerine, doğal olarak İtilaf Devletleri safında savaşa katılmaları yönünde etken olacaktır. Çünkü Osmanlı Devleti’nin yıkılması, Balkan devletlerinin bölgedeki hesaplarına ulaşabilmeleri yönündeki en önemli engeli ortadan kaldırmış olacak ve bu durum, İtilaf devletlerinin bir hediyesi sayılacaktır.

Rusya ile Karadeniz üzerinden deniz ulaşımının açılması özellikle önemlidir. Osmanlı Devleti'nin Boğazları her türlü deniz trafiğine kapatması sonucu, Rusya ile İngiltere ve Fransa arasındaki ticari ilişkiler de durma noktasına gelmiştir. Pek çok ticari gemi, Karadeniz'deki Rus limanlarında beklemektedir, Avrupa'da buğday fiyatları yükselirken ucuz Rus buğdayı ithal edilememekte, muazzam ticari karlardan mahrum kalınmaktadır. Kısacası Boğazların kapanması, İngiliz ve Fransız firmaları için büyük kar kaybı getirmektedir.

 

Çanakkale Savaşlarının Nedenleri (Maddeler Halinde)

 

 1. 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika toprakları olan Trablusgarp ve Bingazi'yi İtalya'ya bırakmış, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, 500 yıldır Türk olan Rumeli'deki son Türk hakimiyetini yok etmişti. Bu yüzden Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri almak istemesi

 2. İngiliz ve Fransızların İstanbul'u ele geçirmek istemesi ve İstanbul'a giden yol ise Çanakkale Boğazı'ndan geçer. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi..

 

3. Ekonomisi kötüye giden Rusya'ya gerekli yardımı götürmek. Ve Anadoludaki petrol yataklarını ele geçirmek.

 

4. Balkan Savaşları' nda yara almış Osmanlı devleti'ne ikinci hamleyi vurarak tamamen çökertmek. Bu sayede de Avrupa'ya açılabilme emellerini gerçekleştirmek.

 

5. İki Alman gemisinin Akdeniz'de İngiliz ve Fransız donanmasından kaçarak Türk bayrağı altında Rus limanlarını bombalaması.

 

6. Osmanlı Devleti'nin bu sebeplerden dolayı savaşa girmek zorunda kalması ve müttefiği olduğu Almanya'nın savaşı kazanacaklarına inanması.

 

Çanakkale savaşı, 18 Mart 1915 - 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.  18 Mart 1915 de başlayan ilk saldırı 9 ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile son bulmuştur. Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanma Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçilmek zorunda kalındı.

 

Çanakkale Savaşı Tarihi

 

Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

 

Çanakkale zaferi Türk milletinin gurur duyduğu, dönüm noktalarından biridir. 18 Mart Çanakkale zaferi, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı, I. Dünya Savaşının sonucunu etkileyen, dünya tarihinde de önemli bir yere sahip olan savaşların sonucudur. I. Dünya Savaşı devam ederken, Çanakkale boğazının askeri ve ticari önemi, adaların cazibesi ve boğazı geçerek İstanbul'u ele geçirme arzusu bulunan İtilaf devletlerinin harekete geçmesiyle başlayan savaş, şanlı tarihimize kahramanlıkların yaşandığı bir destan olarak geçti. İtilaf devletlerinin stratejik öneme sahip olan boğazı ele geçirme niyetlerinin altında yatan sebepler arasında, Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul'u ele geçirerek savaştan çekilmesini sağlamak, Almanların ilerleyişine engel olmak ve müttefikleri olan Çarlık Rusya'sına denizden gereken yardımı yapma arzusu gelmektedir.

Çanakkale zaferine ulaşmamızı sağlayan aşamalar nelerdir?

 

Gerileme dönemine girmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nu ele geçirme arzusuyla, İngiltere ve Fransa 3 Kasım 1914 tarihinde Bozcaada'dan boğaza girdiler. Bölgeden İngilizler Ertuğrul ve Seddülbahir tabyalarına, Fransızlar ise Orhaniye ve Kumkale tabyalarına havan topu ile ateşe başladılar. Cephaneliğin isabet almasıyla, çok sayıda askerimiz şehit oldu.

 

İngilizlerin komutanı Amiral Carden, Çanakkale boğazında gösteriler yaparak boğazı geçmeye çalıştı. 24 Kasım 1914 tarihinde Fransız denizaltısı topçularımızın saldırısına uğradı. 2 Aralık 1914 tarihinde İngiliz denizaltısının yaptığı deneme de, Mesudiye zırhlımız batırılmış ve 24 askerimiz şehit edilmiştir. 19 Şubat 1915 tarihinde düşman gemileri uzun menzilli atışlarla, boğaza girmek istemişlerdir. Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarının ateş açmasıyla bocalayan İtilaf devletleri, boğazı ele geçirememe sebebi olarak gördükleri hava koşullarının düzelmesini beklemek istediler. Düzenlenen yeni saldırılarda da başarı sağlanamayınca 17 Mart 1915 tarihinde Amiral Carden görevden alınarak, yerine Robeck getirildi. Robeck 18 Mart 1915 tarihinde boğazda saldırı düzenleyip, İstanbul'a gireceğini duyurdu. Çanakkale müstahkem mevkii komutanımız Albay Cevat Çobanlı 17 Mart gecesi boğazda mayın döşenmesi için emir verdi. Emri alan Binbaşı Nazmi bey, Nusret mayın gemisiyle boğaza on birinci hatta 26 mayın döşedi. Bununla boğazdaki mayın sayısı 400'ün üzerine çıkmış oldu.

 

18 Mart günü boğaza giren Fransız ve İngiliz donanmasının ilk grubu Queen Elizabeth zırhlısı, İnflexible, Agamemnon ve Lord Nelson savaş gemileri, ikinci grubu Qcean, Wengeance Majestic, İrresistible savaş gemileri, üçüncü grubu ise Bouvet, Prince, Suffren savaş gemilerinden oluşmaktaydı. Boğazı rahatlıkla geçebileceklerini düşünen savaş gemileri ateşe başladılar. Hamidiye  istihkamlarını hedefleyen düşmanların, Dardanos bataryalarına doğru yönelmesine çalışılmış. Bunda başarı sağlayan ordumuz, Dardonos tabyasına yapılan saldırılara karşı koydu. Mesudiye tabyası da ateş hattına girerek düşmana karşı ateşe başladı. Hamidiye'nin yardımıyla düşmanlara göz açtırılmadı. Bir saat kadar süren bombardıman sonunda tabyalarımız zarar görse de, Robeck Fransız savaş gemilerini geri çekip, İngiliz savaş gemilerini ileriye sürmeye başlamış. Boğaza döşenen mayınlar sebebiyle Suffren ve Bouvet hasar almış ve Hamidiye bataryamızın ateşine maruz kalmıştır.

 

Bu olayı Çanakkale geçilmez kitabının yazarı şu şekilde anlatmıştır; ''saat

13:45'de Suffren'in gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanıp yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerin söylediğine göre, bir tabak suda nasıl kayıp giderse, o da öylece kayıp gitti.''

 

Düşmanların boğazdaki mayınları temizlemek için gönderdikleri tarayıcılara ateş açan tabyalarımız bunda başarılı olup, düşmanların geri çekilmesine neden olmuştur. Savaş gemilerinden İrresitible, İnflexible, Agamemnon ve Queen Elisabeth büyük hasar gördü. Boğazı aşamayan düşmanlar, Çanakkale boğazının geçilemeyeceğini anlamış oldular. İtilaf devletleri bu kez karadan çıkarma yapmayı denediler. Kara savaşlarında düşmanın hangi bölgeden geleceği konusunda yapılan fikir alışverişinde, Mustafa Kemal Seddülbahir ve Kabatepe görüşünü savunurken, Alman komutan Von Sanders Anadolu yakası ve Bolayır yönünden çıkarma yapılacağı görüşünü sundu. Sonunda Bolayır ve Anadolu yakası uygun görülerek, askerler bu bölgeye yerleştirildi. Ancak düşmanlar, Mustafa Kemal'in öngördüğü Kabatepe ve Seddülbahir üzerinden 25 Nisan sabahı saldırıya başladı. Mustafa Kemal 19. Tümen komutanı olarak Kocaçimen ve Conkbayır'da savaştı. Cephanesi tükenen askere ''süngü tak'' emri verip, ''Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.'' diyerek tarihteki en büyük siper savaşını başlatmış oldu. 18 metre aralıklı siperlerde bulunan askerler vuruldukça, yerini yeni askerler alıyordu. Conkbayır'a ilerleyen düşmanlar, dalgalar halinde geliyordu. Anafartalar Grup Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, savaşta aldığı şarapnelle göğsünden vuruldu. Cebinde bulunan saat sayesinde bundan yara almadı.

Türk ordusunun her cephede aldığı başarılar karşısında, düşman bozguna uğratıldı. Çanakkale savaşının en önemli kara savaşlarının yapıldığı cepheler, Bolayır, Seddülbahir, Beşike, Kabatepe, Conkbayır, Anafartalar ve Arıburnu'dur. Anafartalar ve Arıburnu cepheleri 19-20 Aralık'ta, Seddülbahir ise 8-9 Ocak'ta düşmanlardan arındırılmıştır. 1915 bahar aylarında büyük umutlarla bölgeye gelen düşmanlar, 1916 kış aylarında büyük bir bozguna uğratılmıştır.

 

Çanakkale Geçilmez, Birinci Dünya savaşında yedi düveli karşısında bulan Türklerin yaptığı dillere destan Çanakkale savunması ardından söylenmiş sözdür. Düşmanları bu sözü dile getiremeseler de kafalarına o gün dank ettiği gibi bugün de hala o acı mağlubiyeti hatırlamaktadırlar.

 

Çanakkale Geçilmez, Bir yandan vatanını canı pahasına koruyan, düşmanı Boğazlar'dan geçirmemek için tüm şeyini ortaya koyan Mehmetçiğin acı dolu hikayesini anlatırken; Çanakkale'nin geçilemeyeceğini anlayan Avrupa'nın sözde koca devletlerinin donanmaları, arkalarına dahi bakmadan geri dönmek zorunda kalmışlardır. Çoğu haçlı zihniyetli kendilerini Avrupalı diye adlandıran, hangi ırktan, milletten olduğu dahi bilinmeyen insanların, topraklarımızdan gittiklerini duyan Anadolu insanları, bulundukları yerleri bayram yerlerine çevirdiler.

 

Çanakkale zaferini sonuçları nelerdir?

 

Yenilgiye uğrayan, beklediğini alamayan İngilizler ve Fransızlar bölgeden geri çekildiler. 18 Mart 1915 tarihinde yaşanan Çanakkale zaferi, Türk toprakları üzerinde yapılan hesapları alt üst eden dönüm noktası olarak tarihe geçti. Napolyon'un söylediği ''İstanbul bir anahtardır. İstanbul'a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazını ele geçirecek olursa, Tulon, Korfu ve Napoli kapılarına dayanmış olacaktır.'' sözü, Fransızların boğazlar üzerindeki hassasiyetini anlatmaya yetecektir. Uluslararası ilişkilere yön veren boğazlar bu savaşların sonunda Türk hakimiyetinde kalmaya devam etmiştir. Zaferle birlikte savaşın olumsuz etkileri de silinmiştir. Tarihimizde önemli bir yere sahip olan bu savaşlar, Mustafa Kemal'in askeri dehasını gösteren gerçeklerdir. Savaştaki cesareti, aldığı kararlar ''Anafartalar Kahramanı'' olarak ilan edilmesine ve Kurtuluş Savaşımızın başlamasına katkıda bulunmuştur. Çanakkale Savaşına katılan ulusların hepsi, her yıl anma törenleri düzenleyerek bu savaşı hatırlamaktadır. Özellikle Yeni Zelanda ve Avustralya bu savaşlardan oldukça fazla etkilenmiştir. Avustralya devletinin temelleri bu savaşla atılmıştır. Anzakların burada yaşadıkları  olaylar sebebiyle, her yıl çıkarmanın olduğu 25 Nisan tarihi ulusal tatil ilan etmişlerdir.  Ayrıca her yıl Anzak Koyunda törenler düzenleyerek, şehitlerini anmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla 18 Mart günü Çanakkale Şehitlerini Anma günü olarak kabul edilmiştir. Dünyanın bir felaket ve başarısızlık olarak gördüğü bu savaş, Türk Milleti adına Çanakkale zaferi ismiyle tarihe geçmiştir. Atatürk'ün dediği gibi, '' Çanakkale zaferi ve diğer zaferler de Türk komutasının, Türk askerinin eseridir.'' Bu savaşta hayatını kaybetmiş olan askerlerimizi hürmetle anıyoruz.

 

İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiştir. Pek çok tarihçi, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmesinde ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamasında bu olayın önemli payı olduğu görüşündedirler.

 

Çanakkale Savaşı, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükûmetine belirli ölçüde lojistik destek sağlamıştır.

 

Çanakkale Savaşı Sonuçları

 

Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir. Savaşta, çok sayıda eğitilmiş insan kaybedilmesi nedeniyle cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı çekilmiştir. Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir. Mustafa Kemal bu savaşta Conkbayırı Anafartalar ve Arıburnu'nda görev yapmıştır. Çıkartmanın ilk günü Conkbayırı'ndaki müdahalesi ve savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler, Mustafa Kemal'in askeri yeteneklerini ortaya çıkarmış, "Anafartalar Kahramanı" olarak tanınmasını sağlamıştır. Bu durum daha sonraları Mustafa Kemal'in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.