Bülent Öz; “Öyle Bazı Vekiller Gibi Kıvırmıyoruz”
Bülent Öz; “Öyle Bazı Vekiller Gibi Kıvırmıyoruz”
CHP Çanakkale Milletvekili Bülent Öz, düzenlediği basın toplantısında AK Parti’nin Çevre politikalarının özellikle Çanakkale’ye büyük zararları olacağını açıkladı. AK Parti’nin Çevre Politikalarının yanı sıra terör örgütü ile yürütülen Çözüm Süreci’nin hatalı olduğuna dikkat çeken Bülent Öz; “Öyle bazı milletvekilleri gibi “PKK ve IŞİD politik hareketlerdir” falan demiyoruz, kıvırmıyoruz” ifadelerini kullandı.
Düzenlediği basın toplantısında AK Parti’nin 7 Haziran öncesine kadar PKK ile çözüm süreci yürüttüğünü, 7 Haziran seçimlerinden sonra ise çözüm sürecini bir kenara attıklarını hatırlatarak, bu durumun Başkanlık sisteminin hayata geçirilememesinin bir sonucu olduğunu söyledi. Milletvekili Bülent Öz, AK Parti’yi şu sözlerle eleştirdi; “Sizlerinde yakından takip ettiği gibi, ülkemiz son günlerde şiddet sarmalı içinde, hızla bir kamplaşma ve ayrışmaya doğru sürüklenmektedir. Yurttaşlarımızın, can güvenliği riskinin olmadığı, terör belasına insanlarımızın canlarını vermediği, askerimizin polisimizin şehit edilmediği bir Türkiye’yi mumla arar hale geldik.”
“Ülkemiz 7 Haziran seçimleri sonrası, sanki bir merkezden düğmeye basılmış gibi, artarak devam eden şiddet ve terör bataklığına saplandı. Bu şiddetin artarak devam etmesinde, geçmişte terör örgütleriyle iş tutanların büyük sorumluğu yok mudur? PKK terör örgütünün acımasız şiddet eylemleri öncesi, istihbarat raporları doğrultusunda operasyon yapmak isteyen kolluk güçlerine, operasyon izni vermeyenler, bugün yaşanan terör olaylarının birincil sorumluları değil midir?”
“BEYAZ TOROSLAR KOL GEZMEYE BAŞLAR DERSENİZ..”
“Bugün AKP’nin yanlış dış politikaları yüzünden Ortadoğu’daki Savaş hali ülkemize de sirayet etmiştir. Mülteci sorunu başta olmak üzere, ülkemizin birçok yerinde yaşanan patlamalarla artan terör olayları ile yurttaşlarımız güvenlik tehdidiyle karşı karşıyadır. Barış süreci adı altında devam eden görüşmeler ne oldu da birden son bulup kaos ortamı yaşanmaya başlamıştır? Yoksa bu kaos dün birlikte iş tuttuğunuz, Dolmabahçe’de mutabakat sağladığınız kişiler, seni Başkan yaptırmayacağız dedikleri için mi? Bu süreç bu noktaya gelmiştir. Özellikle 7 Haziran’a kadar bu denli vermediğimiz şehitler, olmayan canlı bombalar ve yaşanan patlamalar ne oldu da 7 Haziran’dan sonra artmıştır. Bunun sebebini kendileri sanki itiraf etmişlerdir. “400 milletvekili vermiş olsaydınız” bu olayları yaşamazdık. AKP’yi tek başına iktidara getirmezseniz “Beyaz Toroslar” yine kol gezmeye başlar.” Söylemleri insanın aklına soru işaretleri getirmektedir. Israrla sorduk, sormaya devam edeceğiz. Barış sürecinde; Terör Örgütü ile görüşen şerefsizdir deyip ardından bu görüşmeleri kimler yapmıştır?”
“Evet, yine soruyoruz? PKK ile Oslo’da neler görüşüldü? Kandil’de, İmralı’da teröristlerle ne görüşüldü? Tüm bunların cevaplarını Hükümet vermelidir. Şu anda Doğu Anadolu Bölgemiz kan gölüne dönmüşken, biz kandırıldık, PKK o bölgeyi silah deposu haline getirmiş derken, hendek kazmışlar derken, bunca zaman o bölgede devletin Valileri ne iş yapmıştır? Güvenlik güçlerini, askerleri Vali’nin emrine vererek, güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK’ya müdahale etmesini kimler engellemiştir? Şimdi kalkıp kandırıldık, PKK o bölgeyi silah deposu haline getirmiş denmektedir? Tüm bunlar düşündürücüdür. 7 Haziran’dan sonra yaşanan ilk terör olaylarının hemen ardından terör olayları ile ilgili verdiğimiz araştırma önergeleri ret edilmiştir.”
“DÜN KOLKOLA HALAY ÇEKTİKLERİNE BUGÜN TERÖRİST DİYORLAR”
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylediğimiz çok açıktır. Bu işin çözüm yeri TBMM’dir. Ne Oslo’dur, ne Kandil’dir, ne İmralı’dır. Başka ülkelerin Başkentleri asla değildir. Bu işin çözüm adresi Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’dır. Ve hiç kimsenin gizli ajandası olmadan, kapalı kapılar ardında konuşulmadan, bu sorunu söylediğimiz gibi TBMM’nde açıkça herkes düşüncelerini söyleyerek çözüme kavuşturmaktır. Konuyu TBMM’nin önünden kaçıranlar, şimdi Cumhuriyet Halk Partisini Dün iş tuttuklarıyla aynı eksene koyamazlar. Dün kol kola halay çektiklerine şimdi terörist demeye başladılar. Cumhuriyet Halk Partisi dün de teröriste terörist diyordu, bugün de Terörist diyor. Üstelik Cumhuriyet Halk Partisi öyle iktidar partisi gibi benim teröristim iyi, senin ki kötü de demiyor. CHP; Terörün cinsi, dili, milliyeti olmaz, terörist teröristtir diyor.”
“Dün Habur’da merasimle karşıladığınız PKK’ya da Terörist diyoruz, Tırlarla silah gönderirken suçüstü yakalandığınız IŞİD’e de terörist diyoruz. Son üç yılda 200 yurttaşımızı bombalı saldırılarla katleden IŞİD’i başımıza bela edenler, PKK’nın semirmesini sağlayanlar muhalefetmiş gibi davranıyorlar. Öyle bazı milletvekilleri gibi “PKK ve IŞİD politik hareketlerdir” falan demiyoruz, kıvırmıyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde egemen bir devlet, sınırları içerisinde eli silahlı terör gruplarının dolaşmasına müsaade etmez, etmemelidir. Dün hendekler kazılırken seyredenler, terör örgütünün silah, mühimmat ve insan kaynağı yığınağı yapmasına göz yumanlar, bu gün yaşanan çatışmalar nedeniyle Terör örgütü PKK kadar suçludurlar. Alçakça saldırıları ile güvenlik güçlerine, kamu kurum ve kuruluşlarına saldıran terör örgütünü, toplumun bütün kesimlerinin kınaması gerekmektedir. Bu hususta tartışacak bir durum söz konusu değildir. Ben daha vatanseverim, sen vatansever değilsin hamaseti ile bu memlekete faydalı olunamaz. İnsanları hedef gösteren ve ayrılıkçı örgütün değirmenine su taşıyan yaklaşımların ülkeye ve millete bir faydası yok” dedi.
“ÇANAKKALE İHTAH KÖMÜRLE ÇALIŞAN TERMİK CEHENNEMİ OLACAK”
CHP Çanakkale Milletvekili Öz, açıklamalarının devamında ise AK Parti Hükümeti’nin Çevre politikalarına özellikle Çanakkale’de yapılması planlanan termik santraller üzerinden eleştiride bulundu. “İnsan ve çevre sağlığı açısından yakın gelecekte yaşayacağımız trajedi konusunda Çanakkale’de yaşayan bütün toplum kesimlerinin daha duyarlı ve aktif reaksiyon göstermesi gereken bir süreçten geçiyoruz” açıklamasında bulunan Bülent Öz, açıklamalarına şöyle devam etti; “Şu anda Çanakkale’de 4 adet termik santral çalışır durumdadır. Yakın zamanda 15 termik kömür santralinin daha eklenmesinin planlanmakta olması ise Çanakkale için felaketin başlangıcıdır. İnşa halindeki 5. Santral de devreye girdikten sonra, Çanakkale’de toplam termik kömür santrali kurulu gücü; 3.845 Mw’ye ulaşacaktır. Aralık 2015 itibariyle Türkiye’nin toplam kömür termik santrali kurulu gücünün 15.087 Mw olduğu dikkate alınırsa; Çanakkale ilimiz toplam kömür termik kurulu gücünün % 25’ini barındırmaktadır."
"5 yeni termik santral Önlisans almıştır. Ön lisans alan termik santrallerin kurulu gücü 3.325 Mw olacaktır. Ön lisans başvurusunda bulunan termik santrallerin kurulu gücü ise 4.392 Mw olacaktır. Bunlara ek olarak ÇED süreci devam etmekte olan 4 proje daha bulunmaktadır. ÇED Süreci Devam eden termik santrallerin toplam kurulu gücünün de 4.720 Mw olması planlanmaktadır” diyen Öz, “Özetle; Çanakkale’de; Çalışmakta olan ve inşa halindeki kurulu güç: 3.845 Mw, Ön lisans almış kömür termik santralleri: 3.325 Mw, Ön lisans başvuru aşamasındaki kömür termik santralleri: 4.392 Mw, ÇED süreci devam eden kömür termik santralleri: 4.720 Mw. Çanakkale tek başına 16.282 Mw’lik termik santral kurulu gücüne ulaşacaktır. Türkiye’nin şu andaki kurulu kömür termik santrallerinin 15.087 Mw olan gücünü bile geçmektedir.”
“16.324 Mw’lik enerjiyi ithal kömürle üretecekler ve Çanakkale, bir ithal kömür cehennemine dönecektir. Türkiye’de kurulacak olan ithal kömürle çalışacak termik santrallerin kapasite bakımından yarısından fazlası da Çanakkale’ye kurulacaktır. Planlanan santraller çalışmaya başladığında ise, her yıl yaklaşık 25 - 30 milyon ton ithal kömür Çanakkale’deki santrallerde yakılacaktır” dedi.
“Dünyanın bütün gelişmiş ülkeleri halklarını zehirleyen, fosil yakıta dayalı hızla fosilleşmekte olan teknolojilerden uzaklaşırken, Türkiye olarak, neden 4 elle havayı, suyu, toprağı, dolayısı ile insanı ve yaşamı hiçe sayan bu projelerde ısrar ediyoruz? Neden çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz? Neden insanımızın sağlıklı yaşam hakkını gasp ediyoruz? Bu ülke yurttaşlarının sağlığı bu kadar ucuz mudur? Önemli bir enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeline sahip Türkiye’nin önümüzdeki 15 yıl içerisinde rüzgâr, güneş ve jeotermal başta olmak üzere yenilenebilir enerjiyi öne çıkaran bir enerji politikası izlemesi gerekmektedir.”
“Kendi çocuklarımıza yaşanabilir sağlıklı bir çevre bırakmak zorundayız. İthal kömüre dayalı mevcut enerji politikalarının maliyeti uzun vadede jeotermalden, güneşten, rüzgârdan kat be kat pahalıdır. Türkiye’nin ve özellikle Çanakkale’nin Havayı, toprağı kısaca yaşamı yok edecek bu katliama dur demesi gerekmektedir.”
“ÇOCUKLARIMIZA YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”
“Biga’da bulunan Akdeniz Foklarının yaşam alanlarına, onlarca santralin soğutma suları deşarj edilerek deniz canlılarının yaşam alanları yok edilecek. Ama ilginçtir, hazırlanan bilirkişi raporlarında literatürde Akdeniz foklarının yaşam alanı olmasına rağmen keşif gezimizde foklara rastlanmamıştır diyebilen insanlarda bu ülkede yaşamaktadır. Bu topraklar uzun vadede kullanılamayacak geri dönüştürülemeyecek şekilde kirlenecektir. Tarım olmayacak, üretim olmayacak, Pirinç, Domates, Yenice’nin ve Biga’nın Biberi, Bayramiç’in Elması, Lapseki’nin Kirazı, Şeftalisi, Kepez’in Kayısı’sı olmayacak. Peyniri ile Nam salan Çanakkale’nin hayvanları eskisi gibi süt vermeyecek.”
“Türkiye’ye ve Çanakkale’nin cehenneme çevrilmesi projelerine karşı halkımızın haklı mücadelesinde yanlarında olmaya devam edeceğiz. Biz ülkemizin kalkınmasına, daha çok enerji üretmesine ve kullanmasına karşı değiliz. CHP olarak, enerji yatırımlarının doğamızı yok edecek ve ekonomimizi olumlu olduğundan çok olumsuz / dışa bağımlılık yönünde etkileyecek olan ithal kömüre dayalı termik santrallerden uzak duran politikalarla belirlenmesinden yanayız” dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

