"Askeri Siyasetin İçine Sokarsanız, Darbeye Kapı Aralarsanız"

Aynalı Pazar (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 15.08.2016 - 09:51, Güncelleme: 15.08.2016 - 09:51 2934+ kez okundu.
 

"Askeri Siyasetin İçine Sokarsanız, Darbeye Kapı Aralarsanız"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’da önemli bir badirenin atlatıldığını belirterek, "Bir daha böyle bir olayla karşılaşmamak için bundan ders çıkarmak zorundayız" dedi.
Kılıçdaroğlu'na Çanakkale'de Sevgi Seli CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, il başkanları toplantısına katılmak üzere Çanakkale’ye geldi. Havaalanından toplantının yapılacağı otele kadar yollara dizilen vatandaşlar CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na sevgi gösterisinde bulundular. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uçakla geldiği Çanakkale’de ilk olarak belediye önüne geldi. Burada kendisini bekleyen partililerle selamlaşan Kılıçdaroğlu, daha sonra il başkanları toplantısının yapılacağı otele geçti. yol boyunca partililerin ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gece Çanakkale’de kaldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 10 Ağustos Anafartalar Zaferi’nin 101. yılı anma törenlerine katıldı.   “Aynı hatalar tekrar edilirse bedelini millet ödüyor" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale’de partisinin il başkanları toplantısına katıldı. Türkiye’nin çok ciddi bir süreçten geçtiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, "Önemli bir badireyi atlattık. Ama hepimizin düşünmesi gereken konular var. Birinci düşüneceğimiz konu şu; bu noktaya nasıl geldik? İkinci konu, bir daha böyle bir olay ile karşılaşmamak için neleri yapmalıyız? Yani bir musibetten binlerce dersi çıkarmak zorundayız. Bu Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir siyasi partinin gündeminde olmak zorundadır. Bizim asıl sorumluluğumuz bundan sonra başlıyor. Geçmişi şöyle veya böyle eleştirebiliriz. Geçmişle ilgili düşüncelerimizi söyleyebiliriz. Ama geçmişten çok gelecek için ne yapmalıyız? Geleceği nasıl kurgulamalıyız? Nasıl bir gelecek hedeflediğimizi milletimize anlatmalıyız? Vatandaşın önüne çok açık ve net iki bildirge koyduk, iki manifesto. Birincisi Taksim manifestosu. Türkiye siyasetiyle ilgisi olan herkes ’Türkiye’de neler oluyor?’ diye düşünen herkes dünyada Taksim manifestosunu okudu. Yenikapı’da okuduğumuz 12 maddelik manifesto. Geleceği nasıl görmemiz gerektiğini ve bütün siyasi partilerin belli konularda neyi düşünmesi gerekiyor, bunu ortaya koyduk. Eğer siyaset kurumu Türkiye’de güçlü ortak bir payda oluşturmazsa gelecek açısından bu siyaset kurumu umut vermez. Aynı hatalar tekrar edilirse bedelini millet ödüyor" dedi. "Demokrasi, bütün siyasal partilerin üzerine titrediği bir konu olmalı" Yenikapı’da okuduğu manifestoyu da yineleyen Kılıçdaroğlu, "250 demokrasi şehidiyle bu darbe girişiminin cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimi olarak toplumun önüne gelmesi, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur. Demokrasi, sadece bizim sorunumuz olmaktan çıkmalıdır. Demokrasinin bütün partilerin üzerine titrediği bir konu olması gerekir. Yenikapı buluşmasında da söyledim. Sadece Meclis’te grubu olan siyasi partiler değil, Meclis’te grubu olmayan partilerin liderlerinin de orada olması gerekirdi. Onlara da davet gönderilmesi gerekirdi. Siyasi görüşü ne olursa olsun hepimizi buluşturmalıydı. Şu, bu parti demeden farklı düşüncelerden korkulmamalı. Demokrasi türküsünü hep birlikte söylemeliyiz. Demokrasi, bu ülkenin ortak paydası olmak zorundadır. Türkiye bütün siyasi hareketleri kucaklamak zorundadır" dedi.   "Milli egemenliği temsil eden asıl yürek TBMM’dir" OHAL sürecini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Kanun Hükmünde Kararname çıkararak OHAL sonrasını şekillendirmek anayasaya göre doğru değildir, hukukun üstünlüğüne uygun değildir. OHAL dönemi ile ilgili sınırlı olarak verilen bir yetkinin OHAL sürecini aşarak kullanılması, parlamentonun devre dışı bırakılması demektir. Bir devletin inşası, bir kurumun inşası parlamentonun görevidir. Yürütme organının değil. Yürütme organı, parlamentoya öneri getirir. Ama asıl görev yasama organınındır. Çünkü milli egemenliği temsil eden asıl kalp, asıl yürek TBMM’dir. Sayın cumhurbaşkanına ve başbakana bu konuları hatırlattık. Eğer bir kurum için yeniden inşa süresi geçerli ise bunun yeri TBMM’dir" diye konuştu.   "Askeri siyasetin içine sokarsanız, darbeye kapı aralarsanız" Bütün il ve ilçe başkanlarından Yenikapı manifestosunu herkese anlatmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, "Kimseyi suçlamadan, eleştirilmeden. Her bir maddesi yüzde yüz doğru olan bir manifestoyu vatandaşa kahvede, lokantada, caddede, parkta anlatın. Amaç demokrasimizi daha da güçlendirmek, bu ülkede hepimiz barış içerisinde kardeşçe, birlikte yaşayacağız. Farklı görüşlerimiz olabilir. Farklı inançlarımız olabilir. Farklı kimliklerimiz olabilir. Farklı hayat tarzlarımız olabilir. Ama biz kimliklere, inançlara ve yaşam tarzlarına saygı göstererek bütün vatandaşlarımızı demokrasi bağlamında bir arada tutacağız. Anlatacağımız ilk konu; camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmez. Allah aşkına, bu aklın gereği değil mi? Her partiden arkadaşımız camiye gidiyor, duasını yapıyor. Camileri bir partinin, bir siyasal görüşün arka bahçesine dönüştürmek vatandaşı böler, ayrıştırır. Ne diyoruz? Bölünmeyelim, beraber yaşayalım diyoruz. Camiye siyaset sokulması Türkiye’nin geleceği açısından da, demokrasinin geleceği açısından da en büyük tehlikeden birisidir. Her yerde bunu söyleyeceğiz. Kışlaya siyaset girmesin. Askeri siyasetin içine sokarsanız, darbeye kapı aralarsanız. Bu ülkenin kurucu değerlerinin başında gelen Gazi Mustafa Kemal’in en büyük arzusu budur; kışlaya siyaseti sokmamaktır ve bunu yapmıştır. Adliyeye siyaseti sokmayacağız. Hakimin, yargının tarafsızlığını savunacağız. Siyasette özeleştiriden kaçınmayacağız. Biz bu ülkeyi bu noktaya nasıl getirdik, oturup bunun özeleştirisini yapacağız. Geçmişi iyi analiz edeceksiniz, aynı hataya bir daha toplumu düşürmeyeceksiz, tarihi tekerrür ettirmeyeceksiniz. Kaç darbe yaşadık, yine bir darbe girişimiyle karşı karşıyaysak bu tarih neden tekerrür ediyor? Geçmişi neden iyi analiz etmiyoruz? Elin oğlu Mars’a araç gönderiyor, biz 21. yüzyılda darbeyle uğraşıyoruz" dedi. Medyanın anayasada dördüncü güç olarak kabul edilmesi gerektiğini de söyleyen Kılıçdaroğlu, "Medya halkın gözü, kulağı ve sesidir. Medya olmasaydı halk direnme hakkını kullanamayacaktı. Demokrasilerde direnme hakkının ne kadar meşru olduğunu 15 Temmuz’da gördük. Medyanın özgürlüğünü savunacağız" şeklinde konuştu.   "Bir devlet ’ben ülkemin şu bölgesinde güvenliği sağlayamıyorum’ diyemez" Hakkari ve Şırnak’ın taşınması kararıyla ilgili olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, "Hakkari ve Şırnak’ı güvenlik gerekçesiyle il olmaktan çıkarıyorlar. Bir devlet ’ben ülkemin şu bölgesinde güvenliği sağlayamıyorum’ diyemez. Dediği andan itibaren devlet olarak, hükümet olarak bitmiştir. Şunu kabul ederim; o iki il yine kalır, ama siz Yüksekova’yı ve Cizre’yi de il yaparsınız. 81 il olmaz, 83 il olur. Ama illeri taşımak, kendi vatandaşına güvenmemek demektir. Ben Hakkari’ye de, Şırnak’a güveniyorum. Terörden en büyük acıyı onlar çektiler. Şu veya bu gerekçeyle 2 yeri il yapabilirsiniz, ama 2 yeri kapatmayın. Bir yeri il yaptıysanız geri adım atmayınız" dedi. CHP Genel Başkanı Anafartalar Zaferi’nin 101. Yıl Kutlama Törenlerinde Anafartalar Zaferinin 101. yıl dönümünde, CHP Büyük Anafarta köyünde bir tören düzenledi. Törende konuşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur" dedi. Anafartalar Zaferinin 101. yılında, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen CHP’liler Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Büyük Anafarta köyünde buluştu. Köyün Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen tören, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende ilk olarak Vedat Sakman, Anafartalar Zaferi hakkında bilgi verdi. Daha sonra Tuğba Meşeli adlı bir öğrenci şiir okudu. Güvenç Dağüstün Kuvay-ı Milliye destanını seslendirip, törene katılan binlerce kişiyle birlikte Çanakkale Türküsünü söyledi. Türkü söylenirken, vatandaşlar duygusal anlar yaşadı.   "Cumhuriyet bize altın tabakta sunulmadı" Müzik dinletisinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu, "Mübarek topraklardayız. Bu sabah hepimiz erken saatlerde yataklarımızdan kalktık buraya gelmek için. Ama bundan 101 yıl önce insanlar sabah gün doğarken cephelerdeydi. Omuzlarında silahları, olabildiğince beslenme olanaklarını sağlayarak bir emir bekliyorlardı, düşmana saldırmak için. Ve binlerce kişi binlerce evladımız şu anda bu topraklarda yatıyor. O nedenle bu topraklar şehit fışkıran topraklardır. Kefenli kefensiz yatan binlerce evladımız var burada. Bunları aradan 101 yıl geçmesine karşın unutmadık, unutturmayacağız. Çocuklarımıza, torunlarımıza da söyleyeceğiz. Bütün konuşmalarımda söyledim; Cumhuriyet bize altın tabak içerisinde sunulmadı. Bizim sınırlarımız birileri tarafından belirlenmedi, cetvelle çizilmedi. Her kilometresinde, her metresinde, her santiminde alın teri var, kan var, gözyaşı var. Cumhuriyetimiz bu kadar değerlidir. Ve cumhuriyetimizi sonuna kadar savunmakta hepimizin görevidir. İnancımız, kimliğimiz, yaşam tarzımız ne olursa olsun, bu güzel topraklarda birlikte ve kardeşçe yaşamak zorundayız. Bunu her ortamda söylemeye özen gösteriyorum" dedi.   "Çanakkale, bir toplumun özgürlük savaşıdır" 101 yıl önce burada çetin savaşların yaşandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Dünyanın en güçlü ordularına karşı savaş veriliyordu. Osmanlıya hasta adam unvanı takılmıştı. Çünkü Osmanlı çöküş sürecini yaşıyordu. Eğer Çanakkale Zaferini kazansalardı, bir imparatorluğun başkentini ele geçirmiş olacaklardı. Dolayısıyla Çanakkale Savaşı sadece bizim tarihimizi belirleyen bir savaş değil, dünya tarihini belirleyen önemli bir savaştır. Dolayısıyla bu savaş bir ölüm kalım savaşının ötesinde bir toplumun özgürlük savaşıdır, gelecek savaşıdır. Egemen güçlere direnmesi savaşıdır. Bu nedenle bu savaş, hepimizin kutsal savaşıdır. Bu savaşın ortaya çıkardığı bir gerçek daha var. Bu savaş Gazi Mustafa Kemal gibi bir kahramanı tarih sahnesine çıkaran bir savaştır. 34 yaşında gencecik bir subay. Burada görevlendiriliyor. Başındaki komutan Liman Von Sanders. Gazi Mustafa Kemal gayet açık bir cümleyle şunu söylüyor; ’Emrinizdeki bütün kuvvetleri benim komutama verin.’ Liman Von Sanders ’Çok gelmez mi?’ diye Mustafa Kemal’e sorar. Atatürk’ün verdiği cevap: ’Az gelir, çok değil.’ Ve bütün kuvvetleri Mustafa Kemal’in emrine verir. Mustafa Kemal, 9 Ağustos’un ilk şafağında saldırıya geçer. Bütün kuvvetlerine ’Size ölmeyi emrediyorum’ der. Birinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. İkinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. Binlerce insan yaşamını yitirir. Böylesine bir süreç içerisinde bu topraklar şehit kanıyla sulanır ve bu topraklar düşmana teslim edilmez" diye konuştu.   "Mustafa Kemal tarihin önemli liderlerinden birisi" Mustafa Kemal’in dünyanın en önemli liderleri arasında yer aldığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, "Mustafa Kemal için İngiliz Komutan Churcill’in söylediği bir laf var ya; ’Yüz yılda bir toplumlara böyle bir lider gelir. Ama 20. Yüz yılda bu lideri Türkler kaptı, bu lider Türkiye’de ortaya çıktı’ der. Ve Mustafa Kemal Atatürk dünya tarihinin önemli liderlerinden birisidir. Mustafa Kemal’den birileri hoşlanmayabilir. Ama şunu hiç kimsenin unutmaması lazım; Eğer bu ülkenin minarelerinde 5 vakit ezan okunuyorsa, eğer bu ülkenin caddelerinden sokaklarında rahat gezebiliyorsa, eğer bu ülkede biz kadın erkek eşitliğini sağlayabiliyorsak, eğer biz Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırabiliyorsak bunların temelinde Mustafa Kemal’in alın teri vardır. Kimse bunu unutmamalıdır" dedi. "Burada şehit olanlar bir ideal uğruna ölüme gittiler" Savaşın bütün acımasızlığının bu topraklarda görüldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Herkes ölüme ’Allah Allah’ diyerek ölüme koşmuştur. Hiç kimse ne olacak diye düşünmemiştir. Tek düşündükleri vardır; ’Ben kendi ülkeme yabancı asker postallarını getirtmem. Yabancı askerin postalları benim ülkeme ayak basamaz’ demiştir. Bu idealle çarpışmıştır. Bu çaba, bu emek 101 yıldır unutulmuyor, bundan sonra da unutulmayacaktır. Bu çabanın mücadelenin arkasında hiç bir ayrılık gayrilik yoktur. Bu topraklarda Gaziantepliler, Diyarbakırlılar, Hakkarililer, Trabzonlular, Tekirdağlılar, Çankırılılar, Yozgatlılar var. Yani bütün Anadolu ve Trakya burada yatıyor. Hepimizin babaları ve dedeleri burada yatıyor. Onların kimliğini kimse sorgulamadı. İnançlarını kimse sorgulamadı. Yaşam tarzlarını kimse sorgulamadı. Ama hep beraber bir ideal uğruna ölüme gittiler. Çocuklarına, torunlarına daha güzel bir Türkiye bırakmak için. Biz onların mirasçıları olarak daha güzel bir Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur. Bunu hepimiz yerine getireceğiz. Mustafa Kemal Atatürk, savaşın ne olduğunu en iyi bilen kişidir. Bütün hayatı savaş meydanlarında geçmiştir. Ama Gazi şunu söyler; ’Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir.’ der. Savaştan hoşlanmaz. Ama ’Benim ülkeme saldırırsanız, ben kendimi savunmak zorundayım. Topraklarımı savunmak zorundayım, onurumu savunmak zorundayız. Çocuklarıma, ülkeme iyi bir miras bırakmak zorundayım’ der ve ellerine kına yakıp cepheye asker gönderen anneleri de Mustafa Kemal Atatürk hiç unutmamıştır. Sadece bizim annelerimizi değil, buraya gelen ve bizim Mehmetçikle çarpışan anneleri de unutmamıştır. Bu kadar derin bir hoşgörüsü ve insan sevgisi vardır Gazi Mustafa Kemal’in yüreğinde" diyerek Atatürk’ün Anzak askerlerinin annelerine hitaben yazdığı mektubu okudu.   Birileri Çanakkale’yi alıp başka yerlere çekmek istiyor Konuşmasında, Çanakkale Savaşlarının, Kurtuluş Savaşının ön sözü olduğunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:"Evet düşmana karşı ilk sınav burada verilmiştir. Daha sonra iç ve dış düşmanlara karşı Anadolu’da verilmiş ve genç Türkiye cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetin özelliği şudur; Hiç kimse, hiç kimsenin kulu kölesi değildir. Padişahın kulu yoktur artık. Cumhuriyetin özgür bireyleri vardır. Kadınlar köle değildir. Kadın erkek eşittir. Cumhuriyet demokrasi ile taçlandırılmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet, sadece bizim Cumhuriyetimiz olmasının ötesinde bütün mazlum milletlerin örnek cumhuriyeti haline dönüşmüştür. Bütün İslam dünyasına bakın, o dönemle beraber, Türkiye Cumhuriyetinde sonra yeni cumhuriyetler kurulmuştur. Bunlar kurulurken hep Mustafa Kemal örnek alınmıştır. Dolayısıyla hepimize düşen görevler var. Burada ölenleri anmamak mümkün değil. Binlerce kişi burada kefensiz yatıyorsa ve bu topraklardan şehitler fışkırıyorsa, bunu unutmamamız gerekiyor. Buraya geldik, onları anıyoruz. Ruhları şad olsun. Onları asla unutmamalıyız. Eğer biz bunu unutursak, emin olun çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Olayları gerçek tarihiyle toplumumuza anlatamazsak, çocuklarımıza anlatamazsak emin olun kendi ülkemize ihanet etmiş oluruz. Çok ağır bir veballe karşı karşıyayız. Birileri bu savaşı unutturmak istiyor. Birileri Çanakkale’yi alıp başka yerlere çekmek istiyor. Binlerce kefensiz şehidi unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Onların yaptığı mücadele mübarek kutsal bir mücadeledir. Bu mücadelenin kavgacısı ve sürdürücüsü olmak zorundayız. Biz, böyle ezgilerle acılarla, dramlarla bu ülkeyi kurduk. Birileri ülkeyi bizim elimizden alıp, ’Efendim ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım. Cumhuriyeti kaldıracağım’ demeye hakkı yoktur, izin de vermeyeceğiz."   Konuşmanın ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Çanakkale Savaşları şehitlerinin isminin yer aldığı Türkiye haritası, Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar Atatürk plaketi, Enes Baran isimli çocuk ise Atatürk portresi hediye etti. Daha sonra, Kılıçdaroğlu, Atatürk portresinin de bağlı olduğu balonları gökyüzüne bırakırken vatandaşlar da ellerindeki balonları uçurdu. Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra, Conkbayırı’nda düzenlenen tören alanına geçti.   Diğer yandan,  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk Evi’ni ziyaret etmek istedi. Evin tadilat nedeniyle kapalı olduğu bildirilince Çanakkale’nin CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a ‘burayı sen restore et’ dedi. Başkan Gökhan ilgili prosedüre bakıp  uygunsa seve seve bu işi yapabileceğini söyledi.  
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’da önemli bir badirenin atlatıldığını belirterek, "Bir daha böyle bir olayla karşılaşmamak için bundan ders çıkarmak zorundayız" dedi.

Kılıçdaroğlu'na Çanakkale'de Sevgi Seli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, il başkanları toplantısına katılmak üzere Çanakkale’ye geldi. Havaalanından toplantının yapılacağı otele kadar yollara dizilen vatandaşlar CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na sevgi gösterisinde bulundular. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uçakla geldiği Çanakkale’de ilk olarak belediye önüne geldi. Burada kendisini bekleyen partililerle selamlaşan Kılıçdaroğlu, daha sonra il başkanları toplantısının yapılacağı otele geçti. yol boyunca partililerin ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gece Çanakkale’de kaldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 10 Ağustos Anafartalar Zaferi’nin 101. yılı anma törenlerine katıldı.

 

“Aynı hatalar tekrar edilirse bedelini millet ödüyor"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale’de partisinin il başkanları toplantısına katıldı. Türkiye’nin çok ciddi bir süreçten geçtiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, "Önemli bir badireyi atlattık. Ama hepimizin düşünmesi gereken konular var. Birinci düşüneceğimiz konu şu; bu noktaya nasıl geldik? İkinci konu, bir daha böyle bir olay ile karşılaşmamak için neleri yapmalıyız? Yani bir musibetten binlerce dersi çıkarmak zorundayız. Bu Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir siyasi partinin gündeminde olmak zorundadır. Bizim asıl sorumluluğumuz bundan sonra başlıyor. Geçmişi şöyle veya böyle eleştirebiliriz. Geçmişle ilgili düşüncelerimizi söyleyebiliriz. Ama geçmişten çok gelecek için ne yapmalıyız? Geleceği nasıl kurgulamalıyız? Nasıl bir gelecek hedeflediğimizi milletimize anlatmalıyız? Vatandaşın önüne çok açık ve net iki bildirge koyduk, iki manifesto. Birincisi Taksim manifestosu. Türkiye siyasetiyle ilgisi olan herkes ’Türkiye’de neler oluyor?’ diye düşünen herkes dünyada Taksim manifestosunu okudu. Yenikapı’da okuduğumuz 12 maddelik manifesto. Geleceği nasıl görmemiz gerektiğini ve bütün siyasi partilerin belli konularda neyi düşünmesi gerekiyor, bunu ortaya koyduk. Eğer siyaset kurumu Türkiye’de güçlü ortak bir payda oluşturmazsa gelecek açısından bu siyaset kurumu umut vermez. Aynı hatalar tekrar edilirse bedelini millet ödüyor" dedi.

"Demokrasi, bütün siyasal partilerin üzerine titrediği bir konu olmalı"

Yenikapı’da okuduğu manifestoyu da yineleyen Kılıçdaroğlu, "250 demokrasi şehidiyle bu darbe girişiminin cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimi olarak toplumun önüne gelmesi, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur. Demokrasi, sadece bizim sorunumuz olmaktan çıkmalıdır. Demokrasinin bütün partilerin üzerine titrediği bir konu olması gerekir. Yenikapı buluşmasında da söyledim. Sadece Meclis’te grubu olan siyasi partiler değil, Meclis’te grubu olmayan partilerin liderlerinin de orada olması gerekirdi. Onlara da davet gönderilmesi gerekirdi. Siyasi görüşü ne olursa olsun hepimizi buluşturmalıydı. Şu, bu parti demeden farklı düşüncelerden korkulmamalı. Demokrasi türküsünü hep birlikte söylemeliyiz. Demokrasi, bu ülkenin ortak paydası olmak zorundadır. Türkiye bütün siyasi hareketleri kucaklamak zorundadır" dedi.

 

"Milli egemenliği temsil eden asıl yürek TBMM’dir"

OHAL sürecini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Kanun Hükmünde Kararname çıkararak OHAL sonrasını şekillendirmek anayasaya göre doğru değildir, hukukun üstünlüğüne uygun değildir. OHAL dönemi ile ilgili sınırlı olarak verilen bir yetkinin OHAL sürecini aşarak kullanılması, parlamentonun devre dışı bırakılması demektir. Bir devletin inşası, bir kurumun inşası parlamentonun görevidir. Yürütme organının değil. Yürütme organı, parlamentoya öneri getirir. Ama asıl görev yasama organınındır. Çünkü milli egemenliği temsil eden asıl kalp, asıl yürek TBMM’dir. Sayın cumhurbaşkanına ve başbakana bu konuları hatırlattık. Eğer bir kurum için yeniden inşa süresi geçerli ise bunun yeri TBMM’dir" diye konuştu.

 

"Askeri siyasetin içine sokarsanız, darbeye kapı aralarsanız"

Bütün il ve ilçe başkanlarından Yenikapı manifestosunu herkese anlatmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, "Kimseyi suçlamadan, eleştirilmeden. Her bir maddesi yüzde yüz doğru olan bir manifestoyu vatandaşa kahvede, lokantada, caddede, parkta anlatın. Amaç demokrasimizi daha da güçlendirmek, bu ülkede hepimiz barış içerisinde kardeşçe, birlikte yaşayacağız. Farklı görüşlerimiz olabilir. Farklı inançlarımız olabilir. Farklı kimliklerimiz olabilir. Farklı hayat tarzlarımız olabilir. Ama biz kimliklere, inançlara ve yaşam tarzlarına saygı göstererek bütün vatandaşlarımızı demokrasi bağlamında bir arada tutacağız. Anlatacağımız ilk konu; camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmez. Allah aşkına, bu aklın gereği değil mi? Her partiden arkadaşımız camiye gidiyor, duasını yapıyor. Camileri bir partinin, bir siyasal görüşün arka bahçesine dönüştürmek vatandaşı böler, ayrıştırır. Ne diyoruz? Bölünmeyelim, beraber yaşayalım diyoruz. Camiye siyaset sokulması Türkiye’nin geleceği açısından da, demokrasinin geleceği açısından da en büyük tehlikeden birisidir. Her yerde bunu söyleyeceğiz. Kışlaya siyaset girmesin. Askeri siyasetin içine sokarsanız, darbeye kapı aralarsanız. Bu ülkenin kurucu değerlerinin başında gelen Gazi Mustafa Kemal’in en büyük arzusu budur; kışlaya siyaseti sokmamaktır ve bunu yapmıştır. Adliyeye siyaseti sokmayacağız. Hakimin, yargının tarafsızlığını savunacağız. Siyasette özeleştiriden kaçınmayacağız. Biz bu ülkeyi bu noktaya nasıl getirdik, oturup bunun özeleştirisini yapacağız. Geçmişi iyi analiz edeceksiniz, aynı hataya bir daha toplumu düşürmeyeceksiz, tarihi tekerrür ettirmeyeceksiniz. Kaç darbe yaşadık, yine bir darbe girişimiyle karşı karşıyaysak bu tarih neden tekerrür ediyor? Geçmişi neden iyi analiz etmiyoruz? Elin oğlu Mars’a araç gönderiyor, biz 21. yüzyılda darbeyle uğraşıyoruz" dedi. Medyanın anayasada dördüncü güç olarak kabul edilmesi gerektiğini de söyleyen Kılıçdaroğlu, "Medya halkın gözü, kulağı ve sesidir. Medya olmasaydı halk direnme hakkını kullanamayacaktı. Demokrasilerde direnme hakkının ne kadar meşru olduğunu 15 Temmuz’da gördük. Medyanın özgürlüğünü savunacağız" şeklinde konuştu.

 

"Bir devlet ’ben ülkemin şu bölgesinde güvenliği sağlayamıyorum’ diyemez"

Hakkari ve Şırnak’ın taşınması kararıyla ilgili olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, "Hakkari ve Şırnak’ı güvenlik gerekçesiyle il olmaktan çıkarıyorlar. Bir devlet ’ben ülkemin şu bölgesinde güvenliği sağlayamıyorum’ diyemez. Dediği andan itibaren devlet olarak, hükümet olarak bitmiştir. Şunu kabul ederim; o iki il yine kalır, ama siz Yüksekova’yı ve Cizre’yi de il yaparsınız. 81 il olmaz, 83 il olur. Ama illeri taşımak, kendi vatandaşına güvenmemek demektir. Ben Hakkari’ye de, Şırnak’a güveniyorum. Terörden en büyük acıyı onlar çektiler. Şu veya bu gerekçeyle 2 yeri il yapabilirsiniz, ama 2 yeri kapatmayın. Bir yeri il yaptıysanız geri adım atmayınız" dedi.

CHP Genel Başkanı Anafartalar Zaferi’nin 101. Yıl Kutlama Törenlerinde

Anafartalar Zaferinin 101. yıl dönümünde, CHP Büyük Anafarta köyünde bir tören düzenledi. Törende konuşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur" dedi. Anafartalar Zaferinin 101. yılında, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen CHP’liler Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Büyük Anafarta köyünde buluştu. Köyün Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen tören, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende ilk olarak Vedat Sakman, Anafartalar Zaferi hakkında bilgi verdi. Daha sonra Tuğba Meşeli adlı bir öğrenci şiir okudu. Güvenç Dağüstün Kuvay-ı Milliye destanını seslendirip, törene katılan binlerce kişiyle birlikte Çanakkale Türküsünü söyledi. Türkü söylenirken, vatandaşlar duygusal anlar yaşadı.

 

"Cumhuriyet bize altın tabakta sunulmadı"

Müzik dinletisinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu, "Mübarek topraklardayız. Bu sabah hepimiz erken saatlerde yataklarımızdan kalktık buraya gelmek için. Ama bundan 101 yıl önce insanlar sabah gün doğarken cephelerdeydi. Omuzlarında silahları, olabildiğince beslenme olanaklarını sağlayarak bir emir bekliyorlardı, düşmana saldırmak için. Ve binlerce kişi binlerce evladımız şu anda bu topraklarda yatıyor. O nedenle bu topraklar şehit fışkıran topraklardır. Kefenli kefensiz yatan binlerce evladımız var burada. Bunları aradan 101 yıl geçmesine karşın unutmadık, unutturmayacağız. Çocuklarımıza, torunlarımıza da söyleyeceğiz. Bütün konuşmalarımda söyledim; Cumhuriyet bize altın tabak içerisinde sunulmadı. Bizim sınırlarımız birileri tarafından belirlenmedi, cetvelle çizilmedi. Her kilometresinde, her metresinde, her santiminde alın teri var, kan var, gözyaşı var. Cumhuriyetimiz bu kadar değerlidir. Ve cumhuriyetimizi sonuna kadar savunmakta hepimizin görevidir. İnancımız, kimliğimiz, yaşam tarzımız ne olursa olsun, bu güzel topraklarda birlikte ve kardeşçe yaşamak zorundayız. Bunu her ortamda söylemeye özen gösteriyorum" dedi.

 

"Çanakkale, bir toplumun özgürlük savaşıdır"

101 yıl önce burada çetin savaşların yaşandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Dünyanın en güçlü ordularına karşı savaş veriliyordu. Osmanlıya hasta adam unvanı takılmıştı. Çünkü Osmanlı çöküş sürecini yaşıyordu. Eğer Çanakkale Zaferini kazansalardı, bir imparatorluğun başkentini ele geçirmiş olacaklardı. Dolayısıyla Çanakkale Savaşı sadece bizim tarihimizi belirleyen bir savaş değil, dünya tarihini belirleyen önemli bir savaştır. Dolayısıyla bu savaş bir ölüm kalım savaşının ötesinde bir toplumun özgürlük savaşıdır, gelecek savaşıdır. Egemen güçlere direnmesi savaşıdır. Bu nedenle bu savaş, hepimizin kutsal savaşıdır. Bu savaşın ortaya çıkardığı bir gerçek daha var. Bu savaş Gazi Mustafa Kemal gibi bir kahramanı tarih sahnesine çıkaran bir savaştır. 34 yaşında gencecik bir subay. Burada görevlendiriliyor. Başındaki komutan Liman Von Sanders. Gazi Mustafa Kemal gayet açık bir cümleyle şunu söylüyor; ’Emrinizdeki bütün kuvvetleri benim komutama verin.’ Liman Von Sanders ’Çok gelmez mi?’ diye Mustafa Kemal’e sorar. Atatürk’ün verdiği cevap: ’Az gelir, çok değil.’ Ve bütün kuvvetleri Mustafa Kemal’in emrine verir. Mustafa Kemal, 9 Ağustos’un ilk şafağında saldırıya geçer. Bütün kuvvetlerine ’Size ölmeyi emrediyorum’ der. Birinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. İkinci cephe gider, hiç kimse sağ kalmaz. Binlerce insan yaşamını yitirir. Böylesine bir süreç içerisinde bu topraklar şehit kanıyla sulanır ve bu topraklar düşmana teslim edilmez" diye konuştu.

 

"Mustafa Kemal tarihin önemli liderlerinden birisi"

Mustafa Kemal’in dünyanın en önemli liderleri arasında yer aldığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, "Mustafa Kemal için İngiliz Komutan Churcill’in söylediği bir laf var ya; ’Yüz yılda bir toplumlara böyle bir lider gelir. Ama 20. Yüz yılda bu lideri Türkler kaptı, bu lider Türkiye’de ortaya çıktı’ der. Ve Mustafa Kemal Atatürk dünya tarihinin önemli liderlerinden birisidir. Mustafa Kemal’den birileri hoşlanmayabilir. Ama şunu hiç kimsenin unutmaması lazım; Eğer bu ülkenin minarelerinde 5 vakit ezan okunuyorsa, eğer bu ülkenin caddelerinden sokaklarında rahat gezebiliyorsa, eğer bu ülkede biz kadın erkek eşitliğini sağlayabiliyorsak, eğer biz Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırabiliyorsak bunların temelinde Mustafa Kemal’in alın teri vardır. Kimse bunu unutmamalıdır" dedi.

"Burada şehit olanlar bir ideal uğruna ölüme gittiler"

Savaşın bütün acımasızlığının bu topraklarda görüldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Herkes ölüme ’Allah Allah’ diyerek ölüme koşmuştur. Hiç kimse ne olacak diye düşünmemiştir. Tek düşündükleri vardır; ’Ben kendi ülkeme yabancı asker postallarını getirtmem. Yabancı askerin postalları benim ülkeme ayak basamaz’ demiştir. Bu idealle çarpışmıştır. Bu çaba, bu emek 101 yıldır unutulmuyor, bundan sonra da unutulmayacaktır. Bu çabanın mücadelenin arkasında hiç bir ayrılık gayrilik yoktur. Bu topraklarda Gaziantepliler, Diyarbakırlılar, Hakkarililer, Trabzonlular, Tekirdağlılar, Çankırılılar, Yozgatlılar var. Yani bütün Anadolu ve Trakya burada yatıyor. Hepimizin babaları ve dedeleri burada yatıyor. Onların kimliğini kimse sorgulamadı. İnançlarını kimse sorgulamadı. Yaşam tarzlarını kimse sorgulamadı. Ama hep beraber bir ideal uğruna ölüme gittiler. Çocuklarına, torunlarına daha güzel bir Türkiye bırakmak için. Biz onların mirasçıları olarak daha güzel bir Türkiye’yi çağdaş uygarlığın ötesine taşımak zorundayız. Bize verilen miras ve görev budur. Bu görevi yerine getirmek her birimizin namus borcudur. Bunu hepimiz yerine getireceğiz. Mustafa Kemal Atatürk, savaşın ne olduğunu en iyi bilen kişidir. Bütün hayatı savaş meydanlarında geçmiştir. Ama Gazi şunu söyler; ’Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir.’ der. Savaştan hoşlanmaz. Ama ’Benim ülkeme saldırırsanız, ben kendimi savunmak zorundayım. Topraklarımı savunmak zorundayım, onurumu savunmak zorundayız. Çocuklarıma, ülkeme iyi bir miras bırakmak zorundayım’ der ve ellerine kına yakıp cepheye asker gönderen anneleri de Mustafa Kemal Atatürk hiç unutmamıştır. Sadece bizim annelerimizi değil, buraya gelen ve bizim Mehmetçikle çarpışan anneleri de unutmamıştır. Bu kadar derin bir hoşgörüsü ve insan sevgisi vardır Gazi Mustafa Kemal’in yüreğinde" diyerek Atatürk’ün Anzak askerlerinin annelerine hitaben yazdığı mektubu okudu.

 

Birileri Çanakkale’yi alıp başka yerlere çekmek istiyor

Konuşmasında, Çanakkale Savaşlarının, Kurtuluş Savaşının ön sözü olduğunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:"Evet düşmana karşı ilk sınav burada verilmiştir. Daha sonra iç ve dış düşmanlara karşı Anadolu’da verilmiş ve genç Türkiye cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyetin özelliği şudur; Hiç kimse, hiç kimsenin kulu kölesi değildir. Padişahın kulu yoktur artık. Cumhuriyetin özgür bireyleri vardır. Kadınlar köle değildir. Kadın erkek eşittir. Cumhuriyet demokrasi ile taçlandırılmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet, sadece bizim Cumhuriyetimiz olmasının ötesinde bütün mazlum milletlerin örnek cumhuriyeti haline dönüşmüştür. Bütün İslam dünyasına bakın, o dönemle beraber, Türkiye Cumhuriyetinde sonra yeni cumhuriyetler kurulmuştur. Bunlar kurulurken hep Mustafa Kemal örnek alınmıştır. Dolayısıyla hepimize düşen görevler var. Burada ölenleri anmamak mümkün değil. Binlerce kişi burada kefensiz yatıyorsa ve bu topraklardan şehitler fışkırıyorsa, bunu unutmamamız gerekiyor. Buraya geldik, onları anıyoruz. Ruhları şad olsun. Onları asla unutmamalıyız. Eğer biz bunu unutursak, emin olun çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Olayları gerçek tarihiyle toplumumuza anlatamazsak, çocuklarımıza anlatamazsak emin olun kendi ülkemize ihanet etmiş oluruz. Çok ağır bir veballe karşı karşıyayız. Birileri bu savaşı unutturmak istiyor. Birileri Çanakkale’yi alıp başka yerlere çekmek istiyor. Binlerce kefensiz şehidi unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Onların yaptığı mücadele mübarek kutsal bir mücadeledir. Bu mücadelenin kavgacısı ve sürdürücüsü olmak zorundayız. Biz, böyle ezgilerle acılarla, dramlarla bu ülkeyi kurduk. Birileri ülkeyi bizim elimizden alıp, ’Efendim ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım. Cumhuriyeti kaldıracağım’ demeye hakkı yoktur, izin de vermeyeceğiz."

 

Konuşmanın ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Çanakkale Savaşları şehitlerinin isminin yer aldığı Türkiye haritası, Gelibolu Belediye Başkanı Mustafa Özacar Atatürk plaketi, Enes Baran isimli çocuk ise Atatürk portresi hediye etti. Daha sonra, Kılıçdaroğlu, Atatürk portresinin de bağlı olduğu balonları gökyüzüne bırakırken vatandaşlar da ellerindeki balonları uçurdu. Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra, Conkbayırı’nda düzenlenen tören alanına geçti.

 

Diğer yandan,  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk Evi’ni ziyaret etmek istedi. Evin tadilat nedeniyle kapalı olduğu bildirilince Çanakkale’nin CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a ‘burayı sen restore et’ dedi. Başkan Gökhan ilgili prosedüre bakıp  uygunsa seve seve bu işi yapabileceğini söyledi.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.