Adnan İlter, Rüzgâr Santrallerini Savundu

İlçelerden (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 02.11.2014 - 10:55, Güncelleme: 02.11.2014 - 10:55 1116+ kez okundu.
 

Adnan İlter, Rüzgâr Santrallerini Savundu

30 Mart yerel seçimlerinde MHP’den Bozcaada Belediye Başkanlığı adayı olan Adnan İlter; “Türkiye'nin aksine dünyada nükleer enerjiye ilgi giderek azalıyor. Çünkü nükleer tesislerin maliyeti giderek artıyor, buna karşın elde edilen kâr ise düşüyor ve nükleer enerji, diğer enerji kaynakları ile yarışta geride kalıyor. Elektrik üretimi çok pahalı, planlama ve inşaat süreleri çok uzun. Bu yüzden nükleer santrallere yatırım cazip değil" dedi.
Adnan İlter, Türkiye'de yapılmak istenen Nükleer santrallere karşı olduğunu ve Nükleer santraller yerine temiz enerji kaynaklarından bir tanesi olan Rüzgar Enerjisi üretimine yatırım yapılması gerektiğini belirttiği açıklamada; “Dünyada yoğun bir şekilde nükleer santrallere yatırım yapan tek ülke Çin. Ancak nükleer santral inşaatının sürdüğü Çin’de bile yenilenebilir enerjiye geçiş ağır basıyor. 2012’de rüzgâr enerjisi ile nükleer santrallerden daha fazla elektrik üretildi. Türkiye’de hükümet, kamuoyundaki tepkilere rağmen 2023’e kadar Nükleer Santraller inşa etmekte kararlı. Oysa örneğin Fransa’da, Nükleer enerjinin parlak bir geleceğinin olmadığı görüldüğü için, nükleer enerjinin payını yüzde 80'den 2025 yılına kadar yüzde 50'ye indirilmesi planlanıyor. Nükleer enerjinin dünyada tüketilen enerjideki yüzde 11'lik payının ise 2030 yılına kadar yüzde 5'e ineceğini tahmin ediliyor.”   “Savunulan görüşün aksine Nükleer santraller Türkiye’nin Enerji ihtiyacının dışa bağımlılığını azaltmayacaktır. Asıl gerçek, enerji üretimimizin yarısının doğalgazdan sağlanmakta olduğu, doğalgazda yüzde 60 oranında Rusya’ya bağımlı olduğumuz buna karşılık planlanan nükleer santralin enerji üretimimizin sadece yüzde 5’ini karşılayacağıdır.”   Kararlar Halka Rağmen Alınıyor   “Türkiye’deki durum bilimden, yaşamdan, halktan değil, siyasi ve ekonomik çıkar gruplarından yana tercihte bulunmaktır. Doğal yaşama verilecek çok büyük zararlarla canlılara verilme riski çok büyük olan zararlara karşın yöre halkı istihdam taahhüdü ile kandırılmaya çalışılmaktadır. Nükleer santralde çalışanların tamamının bu branşta uzman ve tecrübeli personel ve mühendisler olması şarttır.”   “Özellikle Japonya’da yaşanan nükleer kazadan sonra bütün dünya nükleer santrallerden vazgeçerken gelişmiş ülkelerin nükleer santrallerden enerji ürettiği yalanı ısrarla devam ettirilmektedir. Almanya, İsviçre, Belçika gibi ülkeler nükleer enerjiden hızla uzaklaşmaktadır. Pahalı ve canlı yaşamı için yüksek riski olan nükleer santraller yerine ucuz, doğayı koruyan, yerel kaynaklarımızdan daha fazla yararlanan, enerjiyi daha verimli ve etkin kullanan, insan odaklı düşünen enerji politikaları geliştirilmelidir. Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflar göz önünde tutulursa, nükleer enerjinin getirişinin hiç de ekonomik olmadığı görülecektir.”   Nükleer’e Karşı Rüzgâr   “Dünyadaki gelişime koşut olarak 2020 yılında Türkiye’de tüketilmesi beklenen elektrik enerjisinin yüzde 10’unun rüzgârdan karşılanması hedeflenecek olursa, 54 milyar kWh rüzgâr elektriği üretmek gerekecek. Bunun için gerekli rüzgâr kurulu gücü yaklaşık 20 bin MW olup, Türkiye’nin ekonomik rüzgâr potansiyeline karşılıktır.”   “Türkiye’nin halen elektrik üreten 36 barajın 10 misli rüzgâr enerjisine sahip olduğu iddia ediliyor. Denizlere de kurulabilen santraller sayesinde ise rüzgâr cenneti olan Türkiye’nin 250 milyar dolarlık bir enerji potansiyeline sahip olduğu söyleniyor. Özetle rüzgâr enerjisi Türkiye için bulunmaz bir nimet Buna rağmen rüzgâr enerjisinde Almanya birinci durumda. Bu ülkeyi ikinci sırada Amerika izliyor. Türkiye ise 9 megavatla en son sırada.”   “Rüzgâr enerjisi bakımından Türkiye oldukça şanslı. Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunan antik çağlardan kalma rüzgâr değirmenlerinin kalıntıları var. Esenler, Esenyurt, Esenköy gibi yer isimleri de o yerlerin rüzgâr enerjisi potansiyeli bakımından çok küçük de olsa bir fikir vermekte. Fakat rüzgâr enerjisi potansiyelinin belirlenebilmesi için mutlaka meteorolojik gözlem ve analizlerin yapılması gerekmektedir. Ayrıca rüzgâr türbinleri, çıkardıkları gürültü, TV görüntülerini bozmaları ve telekomünikasyon sistemlerine etki etmesi nedeniyle, yerleşim yerlerinin yakınına kurulmaları sakıncalı. Türkiye’de elektrik enerjisi tüketimi yılda yüzde 10 oranında artmaktadır. Bu şartlarda artık Türkiye’den başka bütün ülkelerde vazgeçilmekte olan nükleer enerji yerine rüzgâr enerjisi için rüzgârın en kısa zamanda yakalanması şart.”   Bozcaada En Güzel Örneklerden Biri   “Antalya, Datça, Çeşme, Manisa, Çanakkale, Tekirdağ başta olmak üzere 24 bölge bilimsel olarak ölçüldükten sonra bu türbinler dikildi. Potansiyel çok yüksekti. 1998’de Çeşme’ye üç türbinlik rüzgâr santralı, daha sonra da başka bir firma yine aynı bölgeye 12 türbinlik santral daha yaptı. İki buçuk yıl sonra Bozcaada’ya 17 türbinden oluşan rüzgâr enerjisi santrali kuruldu. Rüzgâr türbinlerinin kuleleri de dışa bağımlı olmadan üretime başladı; Bozcaada. Çanakkale’nin güzel olduğu kadar umut da dağıtan ilçesi. Sahip olduğu tarihi, kültürel ve coğrafi değerlere bir de temiz enerji üretimini ekleyen Bozcada, kalkınma için örnek bir model oluşturuyor. Yeri geldiğinde trafoları bile deviren, haftalarca ulaşıma izin vermeyen ada rüzgârı şimdi adanın gelişiminde kilit faktörlerden bir tanesi.”   “Sahip olduğu 17 türbin ve 10,2 mw’lık kurulu gücüyle Bozcada Rüzgâr Santrali, 30.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyor. Hatta 2.500 ile 15.000 arası değişen ada nüfusuna yettiği gibi, Çanakkale’nin de %5’lik elektrik ihtiyacına cevap veriyor. Ancak bu temiz enerji kaynağının adaya katkısı ampulleri yakmakla bitmiyor. Elektrik ihtiyacının çevre ile uyumlu bir şekilde karşılanması turizmin, organik tarımın, bağcılığın, balıkçılığın ve zeytinciliğin önünü açıyor. Ada, tersine göç alarak yeni insanları da doyurmayı biliyor. Bütün bunların sonucunda da Türkiye’de kentleşme oranında birinci sırayı alıyor; yüzde 96.32’lik oranla Türkiye’de en yüksek okur-yazarlık oranına sahip ilçe.”   “Temiz enerji kaynaklarının faydalarını gören Bozcaadalılar, rüzgâr enerjisi ile yetinmeyip projelere yenilerini ekliyorlar. Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Hidrojen Enerjisi Araştırma Merkezi’nin, elektriği güneş panelleri ile sağlanan hidrojen enerjisi üretimi için pilot bölge olarak seçtiği, dünyanın dört bir yanındaki adalardan bir tanesi de Bozcaada. Ada halkı plastik kullanımı yerine geri dönüşümlü kese kâğıdı ve filenin yaygınlaştırılması için de çeşitli kampanyalar üretiyor. Darısı Mersin Akkuyu ve Sinop’un ve de böyle bir Enerji Devrimi gerçekleştirme potansiyeline sahip binlerce ilçemizin başına” ifadelerini kullandı.
30 Mart yerel seçimlerinde MHP’den Bozcaada Belediye Başkanlığı adayı olan Adnan İlter; “Türkiye'nin aksine dünyada nükleer enerjiye ilgi giderek azalıyor. Çünkü nükleer tesislerin maliyeti giderek artıyor, buna karşın elde edilen kâr ise düşüyor ve nükleer enerji, diğer enerji kaynakları ile yarışta geride kalıyor. Elektrik üretimi çok pahalı, planlama ve inşaat süreleri çok uzun. Bu yüzden nükleer santrallere yatırım cazip değil" dedi.

Adnan İlter, Türkiye'de yapılmak istenen Nükleer santrallere karşı olduğunu ve Nükleer santraller yerine temiz enerji kaynaklarından bir tanesi olan Rüzgar Enerjisi üretimine yatırım yapılması gerektiğini belirttiği açıklamada; “Dünyada yoğun bir şekilde nükleer santrallere yatırım yapan tek ülke Çin. Ancak nükleer santral inşaatının sürdüğü Çin’de bile yenilenebilir enerjiye geçiş ağır basıyor. 2012’de rüzgâr enerjisi ile nükleer santrallerden daha fazla elektrik üretildi. Türkiye’de hükümet, kamuoyundaki tepkilere rağmen 2023’e kadar Nükleer Santraller inşa etmekte kararlı. Oysa örneğin Fransa’da, Nükleer enerjinin parlak bir geleceğinin olmadığı görüldüğü için, nükleer enerjinin payını yüzde 80'den 2025 yılına kadar yüzde 50'ye indirilmesi planlanıyor. Nükleer enerjinin dünyada tüketilen enerjideki yüzde 11'lik payının ise 2030 yılına kadar yüzde 5'e ineceğini tahmin ediliyor.”

 

“Savunulan görüşün aksine Nükleer santraller Türkiye’nin Enerji ihtiyacının dışa bağımlılığını azaltmayacaktır. Asıl gerçek, enerji üretimimizin yarısının doğalgazdan sağlanmakta olduğu, doğalgazda yüzde 60 oranında Rusya’ya bağımlı olduğumuz buna karşılık planlanan nükleer santralin enerji üretimimizin sadece yüzde 5’ini karşılayacağıdır.”

 

Kararlar Halka Rağmen Alınıyor

 

“Türkiye’deki durum bilimden, yaşamdan, halktan değil, siyasi ve ekonomik çıkar gruplarından yana tercihte bulunmaktır. Doğal yaşama verilecek çok büyük zararlarla canlılara verilme riski çok büyük olan zararlara karşın yöre halkı istihdam taahhüdü ile kandırılmaya çalışılmaktadır. Nükleer santralde çalışanların tamamının bu branşta uzman ve tecrübeli personel ve mühendisler olması şarttır.”

 

“Özellikle Japonya’da yaşanan nükleer kazadan sonra bütün dünya nükleer santrallerden vazgeçerken gelişmiş ülkelerin nükleer santrallerden enerji ürettiği yalanı ısrarla devam ettirilmektedir. Almanya, İsviçre, Belçika gibi ülkeler nükleer enerjiden hızla uzaklaşmaktadır. Pahalı ve canlı yaşamı için yüksek riski olan nükleer santraller yerine ucuz, doğayı koruyan, yerel kaynaklarımızdan daha fazla yararlanan, enerjiyi daha verimli ve etkin kullanan, insan odaklı düşünen enerji politikaları geliştirilmelidir. Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflar göz önünde tutulursa, nükleer enerjinin getirişinin hiç de ekonomik olmadığı görülecektir.”

 

Nükleer’e Karşı Rüzgâr

 

“Dünyadaki gelişime koşut olarak 2020 yılında Türkiye’de tüketilmesi beklenen elektrik enerjisinin yüzde 10’unun rüzgârdan karşılanması hedeflenecek olursa, 54 milyar kWh rüzgâr elektriği üretmek gerekecek. Bunun için gerekli rüzgâr kurulu gücü yaklaşık 20 bin MW olup, Türkiye’nin ekonomik rüzgâr potansiyeline karşılıktır.”

 

“Türkiye’nin halen elektrik üreten 36 barajın 10 misli rüzgâr enerjisine sahip olduğu iddia ediliyor. Denizlere de kurulabilen santraller sayesinde ise rüzgâr cenneti olan Türkiye’nin 250 milyar dolarlık bir enerji potansiyeline sahip olduğu söyleniyor. Özetle rüzgâr enerjisi Türkiye için bulunmaz bir nimet Buna rağmen rüzgâr enerjisinde Almanya birinci durumda. Bu ülkeyi ikinci sırada Amerika izliyor. Türkiye ise 9 megavatla en son sırada.”

 

“Rüzgâr enerjisi bakımından Türkiye oldukça şanslı. Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunan antik çağlardan kalma rüzgâr değirmenlerinin kalıntıları var. Esenler, Esenyurt, Esenköy gibi yer isimleri de o yerlerin rüzgâr enerjisi potansiyeli bakımından çok küçük de olsa bir fikir vermekte. Fakat rüzgâr enerjisi potansiyelinin belirlenebilmesi için mutlaka meteorolojik gözlem ve analizlerin yapılması gerekmektedir. Ayrıca rüzgâr türbinleri, çıkardıkları gürültü, TV görüntülerini bozmaları ve telekomünikasyon sistemlerine etki etmesi nedeniyle, yerleşim yerlerinin yakınına kurulmaları sakıncalı. Türkiye’de elektrik enerjisi tüketimi yılda yüzde 10 oranında artmaktadır. Bu şartlarda artık Türkiye’den başka bütün ülkelerde vazgeçilmekte olan nükleer enerji yerine rüzgâr enerjisi için rüzgârın en kısa zamanda yakalanması şart.”

 

Bozcaada En Güzel Örneklerden Biri

 

“Antalya, Datça, Çeşme, Manisa, Çanakkale, Tekirdağ başta olmak üzere 24 bölge bilimsel olarak ölçüldükten sonra bu türbinler dikildi. Potansiyel çok yüksekti. 1998’de Çeşme’ye üç türbinlik rüzgâr santralı, daha sonra da başka bir firma yine aynı bölgeye 12 türbinlik santral daha yaptı. İki buçuk yıl sonra Bozcaada’ya 17 türbinden oluşan rüzgâr enerjisi santrali kuruldu. Rüzgâr türbinlerinin kuleleri de dışa bağımlı olmadan üretime başladı;

Bozcaada. Çanakkale’nin güzel olduğu kadar umut da dağıtan ilçesi. Sahip olduğu tarihi, kültürel ve coğrafi değerlere bir de temiz enerji üretimini ekleyen Bozcada, kalkınma için örnek bir model oluşturuyor. Yeri geldiğinde trafoları bile deviren, haftalarca ulaşıma izin vermeyen ada rüzgârı şimdi adanın gelişiminde kilit faktörlerden bir tanesi.”

 

“Sahip olduğu 17 türbin ve 10,2 mw’lık kurulu gücüyle Bozcada Rüzgâr Santrali, 30.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyor. Hatta 2.500 ile 15.000 arası değişen ada nüfusuna yettiği gibi, Çanakkale’nin de %5’lik elektrik ihtiyacına cevap veriyor. Ancak bu temiz enerji kaynağının adaya katkısı ampulleri yakmakla bitmiyor. Elektrik ihtiyacının çevre ile uyumlu bir şekilde karşılanması turizmin, organik tarımın, bağcılığın, balıkçılığın ve zeytinciliğin önünü açıyor. Ada, tersine göç alarak yeni insanları da doyurmayı biliyor. Bütün bunların sonucunda da Türkiye’de kentleşme oranında birinci sırayı alıyor; yüzde 96.32’lik oranla Türkiye’de en yüksek okur-yazarlık oranına sahip ilçe.”

 

“Temiz enerji kaynaklarının faydalarını gören Bozcaadalılar, rüzgâr enerjisi ile yetinmeyip projelere yenilerini ekliyorlar. Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Hidrojen Enerjisi Araştırma Merkezi’nin, elektriği güneş panelleri ile sağlanan hidrojen enerjisi üretimi için pilot bölge olarak seçtiği, dünyanın dört bir yanındaki adalardan bir tanesi de Bozcaada.

Ada halkı plastik kullanımı yerine geri dönüşümlü kese kâğıdı ve filenin yaygınlaştırılması için de çeşitli kampanyalar üretiyor. Darısı Mersin Akkuyu ve Sinop’un ve de böyle bir Enerji Devrimi gerçekleştirme potansiyeline sahip binlerce ilçemizin başına” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.