Adnan Doğan +1 TVye Konuk Oldu

Aynalı Pazar (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 06.08.2014 - 11:31, Güncelleme: 06.08.2014 - 11:31 3553+ kez okundu.
 

Adnan Doğan +1 TVye Konuk Oldu

Doğanlar Yatırım Holding Başkan Yardımcısı aynı zamanda Doğtaş ve Kelebek Mobilya İcra Kurulu Başkanı Adnan Doğan, +1 Televizyon kanalında Ayça Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Zirvedekiler programına konuk oldu.
Adnan doğan programda Doğtaş Mobilya olarak zirveye çıkış öykülerini ve zirvede kalabilmenin sırlarını anlattı. Programda Ayça Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan Adnan Doğan, Doğtaş’ın başarılı olmasının sırrının çevreye ve insan odaklı üretim yapmalarına bağlarken, faaliyet gösteren aile şirketlerine de önemli tavsiyelerde bulundu.   Doğanlar Holding ve Doğtaş Mobilya olarak bugünlere nasıl gelindi? 1950’li yıllardan başlayan ve günümüze kadar gelen bu serüveni bize kısaca anlatır mısınız?   Doğtaş olarak 47 yıllık bir serüven, rahmetli babamız tarafından kuruldu ve beraberinde babamla birlikte çalışmaya başladık. Daha sonra 1986 yılında kardeşlerimle beraber Doğtaş’ı kurduk ve bugünlere kadar çok çalışarak, araştırarak getirdik. Tabi Türkiye de mobilya sektörü zor bir sektör; her şeyden önce karşımızda İtalyanlar gibi rakiplerimiz olmasına rağmen özellikle çok farklı şekil ve tasarımlarla bugünlere kadar geldik.   1986 yılında altı kardeş olarak Doğtaş’ı kurdunuz ve bugünlere kadar gelebildiniz. Altı kardeşin böyle bir işte başarılı olması, Çanakkale’nin Biga ilçesinde Doğanlar Mobilya olarak başlayan altı kardeşin her beraber birlikte olarak böyle bir başarı öyküsüne imza atmaları, sektörün lideri olması nasıl bir şey?   Kardeşlerimle birlikte hep beraber çok ciddi planlamalar yaptık büyüme aşamasında; ‘Biz Doğtaş’ı nasıl bir dünya markası yaratabiliriz’ diye düşünerek yola çıktık. Hedeflerimiz büyüktü; çok gezdik, araştırdık ve kardeşlerimle birlikte bizler bunu başarabileceğimizi gördük. Beraberinde AR-GE’ye, tasarıma ve özellikle de insan kaynaklarına çok önem verdik; çünkü tek başınıza bir şey yapamıyorsunuz. Dünyanın en iyi makinelerini getirtebilirsiniz ama en iyi insanlarla çalışamazsanız, en iyi tasarımcıları getirtemezseniz olmaz. Bugün AR-GE bölümümüz çok iyi, çok iyi tasarımları bugün tüketicilerimize sunarak, tüketicilerimizin de beğenileri ile çok güzel işler yaptık.   Tasarım demişken çok ünlü ve iyi tasarımcıları bir araya getirdiniz. Ece Sükan, Atıl Kurtoğlu ve Deferico Delroso gibi isimleri bir araya getirdiniz. Herhalde dünyanın hiçbir yerinde bu üç isim bir araya gelerek tasarım yapmamışlardır. Bu proje nasıl doğdu? Nasıl böyle bir projeye imza atma gereği duydunuz ve nasıl sonuçlandı?   Bu projedeki en büyük katkı ve başarı kardeşimiz İsmail Doğan’a aittir. Çok araştırmacı bir kişiliğe sahiptir. Bir gün geldi dedi ki; ‘Türkiye’deki en iyi modacı ve tasarımcılarla çalışalım, yanlarına da çok farklı yabancı bir tasarımcı katalım farklı şeyler üretelim.’ Bununla ilgili arkadaşlarımız toplandılar bizlere çok farklı, güzel şeyler sundular. Hazırlanan tasarımları bayanlardan oluşan bir topluluğa gösterdik ve çok güzel geri bildirimler aldık. Bunlarla beraberinde çok farklı işlere imza attık. Çok başarılı bir dönem geçirdik o dönemde ve çeşitli ödüllerde aldık. O yıl düzenlenen ödül töreninde 5 dalda verilen İMOB ödüllerinin üç’ünü firmamız kazandı. Bunlarda bizlerin ne kadar doğru işlere imza attığını göstermesi açısından çok önemli oldu.   İMOB ödülleri çok da mütevazı olunmaması gereken ödüllerdir. Birkaç örnek vermek gerekirse; Kalitesine en çok güvenilen marka, en başarılı ihracatçı, İnsana saygı ödülü gibi birçok ödül. Öyle bir başarı ki İnsana Saygı ödülünü bile kazanmışsınız; o kadar güzel ödüller ki bunlar üretime dayalı değil, tasarıma dayalı değil tamamıyla insan odaklı ödüller. Bunların şirket kültüründen gelen bir özellik olduğunu düşünüyorum. Siz neler söylemek istersiniz?   Doğtaş olarak biz her şeyden önce çevreci ve insana çok değer veriyoruz. Bizler yaptığımız ürünlerde çevreye ve insan üzerinde yarattığı etkilere ve beğenilerine çok önem veriyoruz. Mesela bizim toplumumuz oturma odasını, yemek odasını yoğun kullanıyor. Biz bu gruplara çok önem verdik estetiğine, özellikle insanlarımız koltukta çok uzun saatler geçiriyorlar; dinlenirken rahat etmelerine özen gösterdik.   Türkiye’de aile şirketi olmak zordur, altı kardeş bu işe giriyor ve bir Dünya markası olmayı başarıyorlar. Siz bu zorlukları nasıl aşıyorsunuz?   Sektörde ilk başladığımız yıllarda kardeşlerimle gündüz ürettiğimiz çekyatları, mobilyaları akşamları köylere götürüp onları satıyorduk. Yeniliklerin peşinden koştuk sürekli, araştırdık. Deminde söylediğim gibi çevre ve insan odaklı çalışmalara öncelik verdik ve bugünlere kadar gelmeyi başardık. Birde aile şirketlerinde biliyorsunuz dördüncü kuşak yüzde 5 seviyelerinde. Bizde dedik ki hiç olmazsa uzun yıllar sonra şirketi dördüncü ve beşinci kuşaklara nasıl bırakabiliriz. Bunun içinde araştırmalar yaptık, 22-23 yıl önce ağabeyimiz Davut Doğan öncülüğünde oturduk aile anayasası hazırladık. Zamanla bunlar gelişti ve içselleştirdik. Örnek vermek gerekirse mesela eşlerin şirket içerisinde çalışması bizde yoktur ama isterlerse kendiişlerini kurmaları ve yapabilmeleri için teşvik edilirler. Ve biz bunu çok iyi başardık. Altı kardeşiz, altı da eş toplamda 22 kişilik çok iyi geçinen büyük bir aileyiz. Davut Doğan ağabeyimiz başta olmak üzere birçok üniversitede, kurumsal şirketlerde bunları anlatıyor, konu hakkında deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bizler ikinci kuşak olarak üçüncü ve sonraki kuşaklara bilgi ve deneyimlerimizi aktarmak için çalışıyoruz ve bu çok iyi geçiyor.   Aile şirketi olmanın zorlukları nelerdir, bize bunlardan kısaca bahsedebilir misiniz?   Her şeyden önce bizler kurumsallaşmaya çok önem verdik. Kurumsal olmayan şirketlerin başarılı olması veya büyümesi hiç kolay değil. Aile şirketlerinde bazen kardeşler arasında kıyamamalık olabilir, yapılan işlerde hatalar olabilir biz bunları gerçekten atlattık. Eksiklikleri sorun olarak değil, eksikliklerimizi görerek tartışma ve doğruyu bulma yöntemi olarak gördük, başarımızda zaten buradan geliyor. Biz kesinlikle şirket içerisindeki toplantılarımızda herkes tartışırlar oy çokluğu ile alınan kararlar uygulanır. Bizim toplantı odalarımızın girişinde ‘Savaş Odası’ yazar mesela; toplantılarımızda tüm yönetim kurulu üyelerimiz, çalışanlarımız özgür idareleri ile orada konuşur, fikirlerini paylaşır, hatta tartışırlar. Ancak her şey o orada kalır. Odadan çıktıktan sonra kararlar uygulanır.   Çanakkale, Biga’daki fabrikalarınızı gezme fırsatımız oldu ve gördük ki çalışanlarınızın hepsi canla başla, büyük bir keyifle çalışıyorlar. Bunun sırrı nedir?   Bizler bütün çalışanlarımıza büyük değer veriyoruz; çalışanımız evinde huzurlu olacak ki işinde de mutlu olacak. Aileye, aile değerlerine büyük önem veriyoruz. Bundan dolayıdır ki her çalışanımız canla başla çalışır; ortaya bir başarı çıkar. Bu başarıda hepimizin başarısı olur. Bundan dolayı tüm çalışanlarımıza, dostlarımıza çok teşekkür ediyorum birlikte çok güzel işler büyük başarılar yakaladık.   Elde edilen bir başarıyı daha ileriye taşımak daima daha zordur. Sonraki kuşakların kurum içi eğitimlerini nasıl veriyorsunuz? Şirket anayasanızda gelecek kuşaklar içinde maddeler var mı?   Uzun yıllardır çocuklar şirketlerde staj görüyorlar. Mesela şu an yaz tatili dönemi 3 aylık tatil dönemi içerisinde 2,5 ay boyunca staj görüyorlar aldıkları eğitim çeşitlerine göre. Kimisi üretimde çalışırken kimisi de finans gibi, inşaat gibi aldıkları eğitimlere göre çalışıyorlar. Bunların yanı sıra hep birlikte eğitimler alıyoruz geçtiğimiz aylarda Prag’da 3 gün süren eğitim aldık. Sabah 9’dan gece 11’e kadar birlikte eğitim gördük ve çok yorulduk. Sonrasında yaptığımız çalışma sonucu bize gösterdi ki 2023 hedeflerimizde yüzde 90 büyüme hedefi koymuşuz, çocuklarımızın şirket hedefi de bu doğrultuda bizlerle birlikte. Çocuklarımız fabrikadan içeri girdikleri arasında çalışanlarımızla aralarında bir fark olmaz. Herkes gibi yaka kartlarını takarlar, tabldottan yemek için sıraya girerler, ayrımcılık yapılmaz. Biz buna çok önem veriyoruz ki bu sayede ileride şirket yönetimine geçtikleri zaman hiç zorluk çekmeyeceklerini düşünüyoruz. 18 yaşına girmiş her çocuğumuz tüm toplantılarımıza katılır ve isterlerse görüş, önerilerini söylerler. Kurum olarak tüm çalışanlarla birlikte hedeflerimizi, vizyon-misyonumuzu planlarız.   Doğanlar Holding artık birçok sektörde de yer almaya başladı. Hangi sektörlerde girişimlerde bulunuyorsunuz?   Bizim ağırlıklı, ana iş kolumuz mobilya sektörü. Yıllarca kendimize örnek aldığımız Kelebek Mobilya vardı onu da şirket bünyemize kattık. Bugün ülkemizde Kelebek Mobilya dediğinizde köklü bir şirket akıllara gelir, 70-80 yıllık çok güçlü bir şirkettir. Şu an için Kelebek Mobilya için yeni çalışmalar başlattık, mağazalaşma sürecini başlattık. Nisan ayı içerisinde yurt içi ve yurt dışı toplamda 76 mağaza açtık. Bu çok önemli bir olaydır bir ayda 76 mağaza açmak; bunu da tüm üst düzey yöneticilerimiz çalışanlarımız ve çocuklarımızla gerçekleştirdik. İşimizin başındayız ve işimizi de çok seviyoruz. Öte yandan Enerji, inşaat, gıda gibi sektörlerde de faaliyet gösteriyoruz. Bugün Amerikalı, Hollandalı, Güney Koreli ortaklarımızla saydığımız sektörlerde çok ciddi yatırımları yürütmekteyiz. Son olarak köfteci de olduk. Biga ilçemizde Kufta markası ile yöresel bir marka yarattık, fabrikalaşma süreci bitti, satışlarımız devam ediyor.   Bu kadar işi yapmaya nasıl vakit bulabiliyorsunuz?   Gerçeği söylemek gerekirse vakit bol. Gerçek anlamda kurumsal bir yapı olduğumuz için, arkadaşlarımızda konularında çok iyi oldukları için çok vaktimiz var. İyi bir kadro kurduğunuzda, iyi bir ekibe sahip olduğunuzda size vakit çok kalıyor. Yatırımlar için vakit bulabiliyoruz. Bugün bir Amerikalı ortakla iş yapmak büyük bir olay. Bunun için vakit ayırmak emek harcamak gerekiyor. Bundan bir süre öncesine kadar Amerikalı bir firma ile ortak olmak büyük bir hayaldi. Buda bizim sahip olduğumuz kurumsal yapının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.   Son olarak aile şirketlerine önerileriniz nelerdir?   Kurumsallaşma çok önemli, ama doğru kurumsallaşma çok daha önemli. Alt yapı ve çalışanlara büyük önem verilmeli. Araştırmacı olmalılar ve bir yasaları olması çok önemli.
Doğanlar Yatırım Holding Başkan Yardımcısı aynı zamanda Doğtaş ve Kelebek Mobilya İcra Kurulu Başkanı Adnan Doğan, +1 Televizyon kanalında Ayça Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Zirvedekiler programına konuk oldu.

Adnan doğan programda Doğtaş Mobilya olarak zirveye çıkış öykülerini ve zirvede kalabilmenin sırlarını anlattı. Programda Ayça Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan Adnan Doğan, Doğtaş’ın başarılı olmasının sırrının çevreye ve insan odaklı üretim yapmalarına bağlarken, faaliyet gösteren aile şirketlerine de önemli tavsiyelerde bulundu.

 

Doğanlar Holding ve Doğtaş Mobilya olarak bugünlere nasıl gelindi? 1950’li yıllardan başlayan ve günümüze kadar gelen bu serüveni bize kısaca anlatır mısınız?

 

Doğtaş olarak 47 yıllık bir serüven, rahmetli babamız tarafından kuruldu ve beraberinde babamla birlikte çalışmaya başladık. Daha sonra 1986 yılında kardeşlerimle beraber Doğtaş’ı kurduk ve bugünlere kadar çok çalışarak, araştırarak getirdik. Tabi Türkiye de mobilya sektörü zor bir sektör; her şeyden önce karşımızda İtalyanlar gibi rakiplerimiz olmasına rağmen özellikle çok farklı şekil ve tasarımlarla bugünlere kadar geldik.

 

1986 yılında altı kardeş olarak Doğtaş’ı kurdunuz ve bugünlere kadar gelebildiniz. Altı kardeşin böyle bir işte başarılı olması, Çanakkale’nin Biga ilçesinde Doğanlar Mobilya olarak başlayan altı kardeşin her beraber birlikte olarak böyle bir başarı öyküsüne imza atmaları, sektörün lideri olması nasıl bir şey?

 

Kardeşlerimle birlikte hep beraber çok ciddi planlamalar yaptık büyüme aşamasında; ‘Biz Doğtaş’ı nasıl bir dünya markası yaratabiliriz’ diye düşünerek yola çıktık. Hedeflerimiz büyüktü; çok gezdik, araştırdık ve kardeşlerimle birlikte bizler bunu başarabileceğimizi gördük. Beraberinde AR-GE’ye, tasarıma ve özellikle de insan kaynaklarına çok önem verdik; çünkü tek başınıza bir şey yapamıyorsunuz. Dünyanın en iyi makinelerini getirtebilirsiniz ama en iyi insanlarla çalışamazsanız, en iyi tasarımcıları getirtemezseniz olmaz. Bugün AR-GE bölümümüz çok iyi, çok iyi tasarımları bugün tüketicilerimize sunarak, tüketicilerimizin de beğenileri ile çok güzel işler yaptık.

 

Tasarım demişken çok ünlü ve iyi tasarımcıları bir araya getirdiniz. Ece Sükan, Atıl Kurtoğlu ve Deferico Delroso gibi isimleri bir araya getirdiniz. Herhalde dünyanın hiçbir yerinde bu üç isim bir araya gelerek tasarım yapmamışlardır. Bu proje nasıl doğdu? Nasıl böyle bir projeye imza atma gereği duydunuz ve nasıl sonuçlandı?

 

Bu projedeki en büyük katkı ve başarı kardeşimiz İsmail Doğan’a aittir. Çok araştırmacı bir kişiliğe sahiptir. Bir gün geldi dedi ki; ‘Türkiye’deki en iyi modacı ve tasarımcılarla çalışalım, yanlarına da çok farklı yabancı bir tasarımcı katalım farklı şeyler üretelim.’ Bununla ilgili arkadaşlarımız toplandılar bizlere çok farklı, güzel şeyler sundular. Hazırlanan tasarımları bayanlardan oluşan bir topluluğa gösterdik ve çok güzel geri bildirimler aldık. Bunlarla beraberinde çok farklı işlere imza attık. Çok başarılı bir dönem geçirdik o dönemde ve çeşitli ödüllerde aldık. O yıl düzenlenen ödül töreninde 5 dalda verilen İMOB ödüllerinin üç’ünü firmamız kazandı. Bunlarda bizlerin ne kadar doğru işlere imza attığını göstermesi açısından çok önemli oldu.

 

İMOB ödülleri çok da mütevazı olunmaması gereken ödüllerdir. Birkaç örnek vermek gerekirse; Kalitesine en çok güvenilen marka, en başarılı ihracatçı, İnsana saygı ödülü gibi birçok ödül. Öyle bir başarı ki İnsana Saygı ödülünü bile kazanmışsınız; o kadar güzel ödüller ki bunlar üretime dayalı değil, tasarıma dayalı değil tamamıyla insan odaklı ödüller. Bunların şirket kültüründen gelen bir özellik olduğunu düşünüyorum. Siz neler söylemek istersiniz?

 

Doğtaş olarak biz her şeyden önce çevreci ve insana çok değer veriyoruz. Bizler yaptığımız ürünlerde çevreye ve insan üzerinde yarattığı etkilere ve beğenilerine çok önem veriyoruz. Mesela bizim toplumumuz oturma odasını, yemek odasını yoğun kullanıyor. Biz bu gruplara çok önem verdik estetiğine, özellikle insanlarımız koltukta çok uzun saatler geçiriyorlar; dinlenirken rahat etmelerine özen gösterdik.

 

Türkiye’de aile şirketi olmak zordur, altı kardeş bu işe giriyor ve bir Dünya markası olmayı başarıyorlar. Siz bu zorlukları nasıl aşıyorsunuz?

 

Sektörde ilk başladığımız yıllarda kardeşlerimle gündüz ürettiğimiz çekyatları, mobilyaları akşamları köylere götürüp onları satıyorduk. Yeniliklerin peşinden koştuk sürekli, araştırdık. Deminde söylediğim gibi çevre ve insan odaklı çalışmalara öncelik verdik ve bugünlere kadar gelmeyi başardık. Birde aile şirketlerinde biliyorsunuz dördüncü kuşak yüzde 5 seviyelerinde. Bizde dedik ki hiç olmazsa uzun yıllar sonra şirketi dördüncü ve beşinci kuşaklara nasıl bırakabiliriz. Bunun içinde araştırmalar yaptık, 22-23 yıl önce ağabeyimiz Davut Doğan öncülüğünde oturduk aile anayasası hazırladık. Zamanla bunlar gelişti ve içselleştirdik. Örnek vermek gerekirse mesela eşlerin şirket içerisinde çalışması bizde yoktur ama isterlerse kendiişlerini kurmaları ve yapabilmeleri için teşvik edilirler. Ve biz bunu çok iyi başardık. Altı kardeşiz, altı da eş toplamda 22 kişilik çok iyi geçinen büyük bir aileyiz. Davut Doğan ağabeyimiz başta olmak üzere birçok üniversitede, kurumsal şirketlerde bunları anlatıyor, konu hakkında deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bizler ikinci kuşak olarak üçüncü ve sonraki kuşaklara bilgi ve deneyimlerimizi aktarmak için çalışıyoruz ve bu çok iyi geçiyor.

 

Aile şirketi olmanın zorlukları nelerdir, bize bunlardan kısaca bahsedebilir misiniz?

 

Her şeyden önce bizler kurumsallaşmaya çok önem verdik. Kurumsal olmayan şirketlerin başarılı olması veya büyümesi hiç kolay değil. Aile şirketlerinde bazen kardeşler arasında kıyamamalık olabilir, yapılan işlerde hatalar olabilir biz bunları gerçekten atlattık. Eksiklikleri sorun olarak değil, eksikliklerimizi görerek tartışma ve doğruyu bulma yöntemi olarak gördük, başarımızda zaten buradan geliyor. Biz kesinlikle şirket içerisindeki toplantılarımızda herkes tartışırlar oy çokluğu ile alınan kararlar uygulanır. Bizim toplantı odalarımızın girişinde ‘Savaş Odası’ yazar mesela; toplantılarımızda tüm yönetim kurulu üyelerimiz, çalışanlarımız özgür idareleri ile orada konuşur, fikirlerini paylaşır, hatta tartışırlar. Ancak her şey o orada kalır. Odadan çıktıktan sonra kararlar uygulanır.

 

Çanakkale, Biga’daki fabrikalarınızı gezme fırsatımız oldu ve gördük ki çalışanlarınızın hepsi canla başla, büyük bir keyifle çalışıyorlar. Bunun sırrı nedir?

 

Bizler bütün çalışanlarımıza büyük değer veriyoruz; çalışanımız evinde huzurlu olacak ki işinde de mutlu olacak. Aileye, aile değerlerine büyük önem veriyoruz. Bundan dolayıdır ki her çalışanımız canla başla çalışır; ortaya bir başarı çıkar. Bu başarıda hepimizin başarısı olur. Bundan dolayı tüm çalışanlarımıza, dostlarımıza çok teşekkür ediyorum birlikte çok güzel işler büyük başarılar yakaladık.

 

Elde edilen bir başarıyı daha ileriye taşımak daima daha zordur. Sonraki kuşakların kurum içi eğitimlerini nasıl veriyorsunuz? Şirket anayasanızda gelecek kuşaklar içinde maddeler var mı?

 

Uzun yıllardır çocuklar şirketlerde staj görüyorlar. Mesela şu an yaz tatili dönemi 3 aylık tatil dönemi içerisinde 2,5 ay boyunca staj görüyorlar aldıkları eğitim çeşitlerine göre. Kimisi üretimde çalışırken kimisi de finans gibi, inşaat gibi aldıkları eğitimlere göre çalışıyorlar. Bunların yanı sıra hep birlikte eğitimler alıyoruz geçtiğimiz aylarda Prag’da 3 gün süren eğitim aldık. Sabah 9’dan gece 11’e kadar birlikte eğitim gördük ve çok yorulduk. Sonrasında yaptığımız çalışma sonucu bize gösterdi ki 2023 hedeflerimizde yüzde 90 büyüme hedefi koymuşuz, çocuklarımızın şirket hedefi de bu doğrultuda bizlerle birlikte. Çocuklarımız fabrikadan içeri girdikleri arasında çalışanlarımızla aralarında bir fark olmaz. Herkes gibi yaka kartlarını takarlar, tabldottan yemek için sıraya girerler, ayrımcılık yapılmaz. Biz buna çok önem veriyoruz ki bu sayede ileride şirket yönetimine geçtikleri zaman hiç zorluk çekmeyeceklerini düşünüyoruz. 18 yaşına girmiş her çocuğumuz tüm toplantılarımıza katılır ve isterlerse görüş, önerilerini söylerler. Kurum olarak tüm çalışanlarla birlikte hedeflerimizi, vizyon-misyonumuzu planlarız.

 

Doğanlar Holding artık birçok sektörde de yer almaya başladı. Hangi sektörlerde girişimlerde bulunuyorsunuz?

 

Bizim ağırlıklı, ana iş kolumuz mobilya sektörü. Yıllarca kendimize örnek aldığımız Kelebek Mobilya vardı onu da şirket bünyemize kattık. Bugün ülkemizde Kelebek Mobilya dediğinizde köklü bir şirket akıllara gelir, 70-80 yıllık çok güçlü bir şirkettir. Şu an için Kelebek Mobilya için yeni çalışmalar başlattık, mağazalaşma sürecini başlattık. Nisan ayı içerisinde yurt içi ve yurt dışı toplamda 76 mağaza açtık. Bu çok önemli bir olaydır bir ayda 76 mağaza açmak; bunu da tüm üst düzey yöneticilerimiz çalışanlarımız ve çocuklarımızla gerçekleştirdik. İşimizin başındayız ve işimizi de çok seviyoruz. Öte yandan Enerji, inşaat, gıda gibi sektörlerde de faaliyet gösteriyoruz. Bugün Amerikalı, Hollandalı, Güney Koreli ortaklarımızla saydığımız sektörlerde çok ciddi yatırımları yürütmekteyiz. Son olarak köfteci de olduk. Biga ilçemizde Kufta markası ile yöresel bir marka yarattık, fabrikalaşma süreci bitti, satışlarımız devam ediyor.

 

Bu kadar işi yapmaya nasıl vakit bulabiliyorsunuz?

 

Gerçeği söylemek gerekirse vakit bol. Gerçek anlamda kurumsal bir yapı olduğumuz için, arkadaşlarımızda konularında çok iyi oldukları için çok vaktimiz var. İyi bir kadro kurduğunuzda, iyi bir ekibe sahip olduğunuzda size vakit çok kalıyor. Yatırımlar için vakit bulabiliyoruz. Bugün bir Amerikalı ortakla iş yapmak büyük bir olay. Bunun için vakit ayırmak emek harcamak gerekiyor. Bundan bir süre öncesine kadar Amerikalı bir firma ile ortak olmak büyük bir hayaldi. Buda bizim sahip olduğumuz kurumsal yapının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

 

Son olarak aile şirketlerine önerileriniz nelerdir?

 

Kurumsallaşma çok önemli, ama doğru kurumsallaşma çok daha önemli. Alt yapı ve çalışanlara büyük önem verilmeli. Araştırmacı olmalılar ve bir yasaları olması çok önemli.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.