Dr. Mithat Atabay
Köşe Yazarı
Dr. Mithat Atabay
 

Çanakkale Avrupa’nın Seramik Rotasında Emin Adımlarla

İnsanoğluna “Tarihin düğüm noktasındaki yer” neresidir diye sorulduğunda hiç kuşkusuz cevabı “Çanakkale” olacaktır. Tarihe bakıldığında bunu kanıtlamak hiç de zor değildir. Çanakkale topraklarının Asya ile Avrupa’nın doğal bir suyolu ile birbirinden ayrıldığı yerde, güneyden kuzeye geçişin tek kapısı olma özelliğine sahip bulunması bu toprakları tarih boyunca önemli kılan özelliğidir.   Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşattığı sırada oniki Venedik gemisi Çanakkale’yi geçerek Bizans’a yardıma geldi. Bundan ders alan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Çanakkale Boğazı’na önem verdi ve boğazın en dar yerine iki kale yaptırdı. Bu kalelerden birine “Kilitbahir”, diğerine “Kal’a-i Sultaniye”(Çimenlik) adı verildi. Kal’a-i Sultaniye’nin yapılmasında yaklaşık otuz yıl sonra küçük bir köy kuruldu ve zamanla büyüdü. Burada yaşamaya başlayanlar 1670’lerden itibaren çanak-çömlek yapımına başladılar ve Kal’a-i Sultaniye’ye uğrayan ticaret gemileri kasabadan çanak-çömlek alarak hem kendi ihtiyaçlarını karşıladılar hem de gittikleri limanlarda bunların görenler Kal’a-i Sultaniye’nin çanak-çömleğini talep etmeye başladılar ve artık daha evvel “Kal’a-i Sultaniye” olan buranın ismi 17.yüzyılının son çeyreğinden itibaren “Çanak-Kalesi” olarak anılmaya başlandı. 1838 Balta Limanı Antlaşması sonrası ve 1854 Kırım Savaşı sonrasında Çanak-kalesi’nin seramikleri Akdeniz havzası, Kuzey Afrika, Avrupa ve hatta Amerika’ya kadar nam saldı. Avrupa’da oluşturulan müzelerin nadide parçaları arasında yerini almaya başlayan Çanak-kalesi seramikleri her geçen yıl daha da aranan nadide eserler arasında yerini aldı.   20.yüzyılın başlarında bir dizi felaket, göç ve savaşlar “Çanak-Kalesi” seramiklerinin üretimini de derinden etkiledi. Ama bu arada çok önemli bir şey oldu. 1 Ekim 1923 tarihinde sancaklar vilayete dönüştürürken “Kal’a-i Sultaniye” (kısa söylenişi Kale) adını taşıyan kasabanın ismi burada yapılan çanak-çömlek ile birçok tarihi olaya tanıklık eden “Kale” kelimesinin birleştirilmesiyle vilayetin adını oldu ve “Çanakkale Vilayeti”ne isim oldu.   Dünya kendisine yeni bir yol ararken kültürel değerler ve bu konuda uluslararası işbirliğinin de önemi insanoğlu tarafından anlaşıldı. 2.Dünya Savaşı sonrasında kurulan yenidünya düzeninde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kuruldu. UNESCO hem somut olmayan kültür miraslarının korunması ve yaşatılması, hem de bunları yapan insanların “Yaşayan İnsan Hazineleri” ödülüne layık görülmesini sağladı.   İsmini topraklarında yapılan çanak-çömlekten yani seramikten alan Çanakkale, bu konuya özel bir önem verdi. 2013 yılında tarihi Er Hamamı’nı Çanakkale Seramik Müzesi’ne dönüştürdü ve bir taraftan sergiler ve kurslar açarken diğer taraftan da seramik koleksiyonlarını geliştirdi. 2020 yılında Çanakkale’nin seramik ustalarından İsmail Bütün “Yaşayan İnsan Hazineleri” ödülüne layık görüldü.   Üniversite’de Çanakkale seramikleri üzerine bilimsel araştırma çalışmaları başlatıldı. Çanakkale Belediyesi bu çalışmalara öncülük etti ve adeta lokomotifi oldu. 2024 seçimlerinden sonra Çanakkale Belediye Başkanlığı’na seçilen Muharrem Erkek Çanakkale seramikleri konusunda uluslararası işbirliğine büyük önem verdi. 2025 yılı Haziran ayında Çanakkale resmen “Avrupa Seramik Rotası”na dâhil oldu. Avrupa genelinde seramik sanatının korunması, turizme kazandırılması ve akademik işbirliğinin arttırılması için çalışmalarına hız veren Çanakkale Belediyesi 2026 yılı Nisan ayında İtalya’da seramikleri ile meşhur olan Deruta’daki Avrupa Seramik Rotası 1.Genel Kurulu’na katıldı.   Her konuda bilimin ışığında yürümenin gerekli olduğuna inanan Çanakkale Belediyesi seramik konusunda üniversite ile de işbirliğine önem verdi. Belediye Başkanı Muharrem Erkek, üniversitede Çanakkale seramiklerinin tarihi, seramiklerin tarzları ve üsluplarını uzun yıllardır araştıran ve bu konuya yıllarını veren Prof. Dr. Turan Takaoğlu ve Arkeolog Ayşe Takaoğlu’nun  “Çanakkale Seramikleri 1670-1915 Bir Kentin Sessiz Tanıkları” adlı kitaplarının yeniden basılmasını sağlarken, ayrıca İngilizce olarak yine Prof. Dr. Turan Takaoğlu ve Arkeolog Ayşe Takaoğlu’nun “Çanakkale Ceramics: A Portrait of an Ottoman Ceramic Tradition”  adlı kitabının yayınlanmasına büyük önem verdi.   Çanakkale’nin bir kültür ve bilim şehri olma yolunda çalışmalarını sürdürürken kültürün her öğesinde yapılan veya yapılacak çalışmalara yöneticilerin öncülük etmesi ve Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözünü kendilerine şiar edinmeleri amaca ulaşmak için çalışanları da teşvik etmektedir.
Ekleme Tarihi: 27 Nisan 2026 -Pazartesi

Çanakkale Avrupa’nın Seramik Rotasında Emin Adımlarla

İnsanoğluna “Tarihin düğüm noktasındaki yer” neresidir diye sorulduğunda hiç kuşkusuz cevabı “Çanakkale” olacaktır. Tarihe bakıldığında bunu kanıtlamak hiç de zor değildir. Çanakkale topraklarının Asya ile Avrupa’nın doğal bir suyolu ile birbirinden ayrıldığı yerde, güneyden kuzeye geçişin tek kapısı olma özelliğine sahip bulunması bu toprakları tarih boyunca önemli kılan özelliğidir.

 

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşattığı sırada oniki Venedik gemisi Çanakkale’yi geçerek Bizans’a yardıma geldi. Bundan ders alan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Çanakkale Boğazı’na önem verdi ve boğazın en dar yerine iki kale yaptırdı. Bu kalelerden birine “Kilitbahir”, diğerine “Kal’a-i Sultaniye”(Çimenlik) adı verildi. Kal’a-i Sultaniye’nin yapılmasında yaklaşık otuz yıl sonra küçük bir köy kuruldu ve zamanla büyüdü. Burada yaşamaya başlayanlar 1670’lerden itibaren çanak-çömlek yapımına başladılar ve Kal’a-i Sultaniye’ye uğrayan ticaret gemileri kasabadan çanak-çömlek alarak hem kendi ihtiyaçlarını karşıladılar hem de gittikleri limanlarda bunların görenler Kal’a-i Sultaniye’nin çanak-çömleğini talep etmeye başladılar ve artık daha evvel “Kal’a-i Sultaniye” olan buranın ismi 17.yüzyılının son çeyreğinden itibaren “Çanak-Kalesi” olarak anılmaya başlandı. 1838 Balta Limanı Antlaşması sonrası ve 1854 Kırım Savaşı sonrasında Çanak-kalesi’nin seramikleri Akdeniz havzası, Kuzey Afrika, Avrupa ve hatta Amerika’ya kadar nam saldı. Avrupa’da oluşturulan müzelerin nadide parçaları arasında yerini almaya başlayan Çanak-kalesi seramikleri her geçen yıl daha da aranan nadide eserler arasında yerini aldı.

 

20.yüzyılın başlarında bir dizi felaket, göç ve savaşlar “Çanak-Kalesi” seramiklerinin üretimini de derinden etkiledi. Ama bu arada çok önemli bir şey oldu. 1 Ekim 1923 tarihinde sancaklar vilayete dönüştürürken “Kal’a-i Sultaniye” (kısa söylenişi Kale) adını taşıyan kasabanın ismi burada yapılan çanak-çömlek ile birçok tarihi olaya tanıklık eden “Kale” kelimesinin birleştirilmesiyle vilayetin adını oldu ve “Çanakkale Vilayeti”ne isim oldu.

 

Dünya kendisine yeni bir yol ararken kültürel değerler ve bu konuda uluslararası işbirliğinin de önemi insanoğlu tarafından anlaşıldı. 2.Dünya Savaşı sonrasında kurulan yenidünya düzeninde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kuruldu. UNESCO hem somut olmayan kültür miraslarının korunması ve yaşatılması, hem de bunları yapan insanların “Yaşayan İnsan Hazineleri” ödülüne layık görülmesini sağladı.

 

İsmini topraklarında yapılan çanak-çömlekten yani seramikten alan Çanakkale, bu konuya özel bir önem verdi. 2013 yılında tarihi Er Hamamı’nı Çanakkale Seramik Müzesi’ne dönüştürdü ve bir taraftan sergiler ve kurslar açarken diğer taraftan da seramik koleksiyonlarını geliştirdi. 2020 yılında Çanakkale’nin seramik ustalarından İsmail Bütün “Yaşayan İnsan Hazineleri” ödülüne layık görüldü.

 

Üniversite’de Çanakkale seramikleri üzerine bilimsel araştırma çalışmaları başlatıldı. Çanakkale Belediyesi bu çalışmalara öncülük etti ve adeta lokomotifi oldu. 2024 seçimlerinden sonra Çanakkale Belediye Başkanlığı’na seçilen Muharrem Erkek Çanakkale seramikleri konusunda uluslararası işbirliğine büyük önem verdi. 2025 yılı Haziran ayında Çanakkale resmen “Avrupa Seramik Rotası”na dâhil oldu. Avrupa genelinde seramik sanatının korunması, turizme kazandırılması ve akademik işbirliğinin arttırılması için çalışmalarına hız veren Çanakkale Belediyesi 2026 yılı Nisan ayında İtalya’da seramikleri ile meşhur olan Deruta’daki Avrupa Seramik Rotası 1.Genel Kurulu’na katıldı.

 

Her konuda bilimin ışığında yürümenin gerekli olduğuna inanan Çanakkale Belediyesi seramik konusunda üniversite ile de işbirliğine önem verdi. Belediye Başkanı Muharrem Erkek, üniversitede Çanakkale seramiklerinin tarihi, seramiklerin tarzları ve üsluplarını uzun yıllardır araştıran ve bu konuya yıllarını veren Prof. Dr. Turan Takaoğlu ve Arkeolog Ayşe Takaoğlu’nun  “Çanakkale Seramikleri 1670-1915 Bir Kentin Sessiz Tanıkları” adlı kitaplarının yeniden basılmasını sağlarken, ayrıca İngilizce olarak yine Prof. Dr. Turan Takaoğlu ve Arkeolog Ayşe Takaoğlu’nun “Çanakkale Ceramics: A Portrait of an Ottoman Ceramic Tradition”  adlı kitabının yayınlanmasına büyük önem verdi.

 

Çanakkale’nin bir kültür ve bilim şehri olma yolunda çalışmalarını sürdürürken kültürün her öğesinde yapılan veya yapılacak çalışmalara yöneticilerin öncülük etmesi ve Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözünü kendilerine şiar edinmeleri amaca ulaşmak için çalışanları da teşvik etmektedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleaynalipazar.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.