Vakıf Aydınlanamıyor!
Vakıf Aydınlanamıyor!
Vali Hamza Erkal’ın Hüseyin Akif Terzioğlu vakfında başlattığı temiz eller operasyonu halktan büyük destek bulurken, soruşturma için gelen müfettiş istediği belgelere ulaşamamaktan şikayet ediyor…
Müfettişlerin incelediği Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfında iddialar duyanları şoka soktu. İddiaya göre Vakfın Genel Sekreteri Köksal Ustabaşı soruşturmada Yurt İnşaatı ile ilgili belgeleri müfettişin ısrarlı taleplerine rağmen vermiyor. Durum karşısına şok olan müfettiş savcılığı suç duyurusuna hazırlanıyor…
VAKIFTA İDDİALAR BİTMEK BİLMİYOR!
2 yıl önce Hüseyin Akif Terzioğlu Vakıfı 1000 yataklı Yurt İnşaatına başladı.. Maliyeti yaklaşık 40 trilyondu.… Vakfın bankada 22 trilyon parası vardı. Geriye kalanı ya borçlanılacak. Ya da vakfın arazileri satılacaktı. Bankadaki para harcandı. Bunun üzerine 12 trilyon banka kredisi kullanıldı. Bu Vakfın tarihinde ilk kez oldu… Vâkıfın Şirket yönetimi ne hikmet ise bu projeyi 3 yıl yerine 1 yılda yapmak istiyor… Buda beraberinde maliyet getiriyordu… Ne hikmet ise projenin tamamı ihale edilmek yerine parça parça teklif usulü yapıldı… Vakfın kontrolörlüğünü ne hikmet ise devlet yapmıyor bir müşavirlik firması yapıyordu.. Hem de parası olmayan vakfa 1.7 trilyon gibi bir bütçe çıkıyordu.… Ne hikmet ise bu kararlar dar bir çerçevede alınıyor… Teklif vermek isteyen firmalar red ediliyordu… Ne hikmet ise teklif usulü yapılan projede suiistimalleri engelleyecek bir denetim mekanizması yaratılmıyor… Kimse yurt yapılmasına karşı çıkmıyor…
ELEŞTİRİLERE CEVAP BULUNAMIYORDU
Ama yapılış biçimi başta vakıf yönetim kurulu üyeleri olmak üzere kamuoyu tarafından eleştiriliyordu. Bu eleştirilere cevap ise bulunamıyordu… Vakfın Başkanı eski Yenice Kaymakamı Dede Musa Baştürk Adıyaman Kâhta’da vakfın şirketini yönetmeye çalışıyordu… Dede Musa Baştürk, Murat Efe, Osman Salcan, Enver Can ve İbrahim Mersin’den oluşan Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı Yönetim kurulu ise 1000 kişilik yurt binasının yapılış biçimi konusunda ikiye bölünmüştü. Vakıfta, Tek Hukukçu olan Murat Efe ve Tek İnşaat Mühendisi olan Osman Salcan projenin yapılış biçimine muhalefet etmiyordu.. Ama dışlanarak etkisiz hale getiriliyordu.
ÇEKİNCELERİNİ BAKIN NASIL ANLATTI
Vakıf Yönetimindeki tek Teknik Eleman olan Bayındırlık İl Müdürlüğü ve ÇOMÜ’deki İnşaat konularında oldukça tecrübeli bir isim olan Osman Salcan, Yönetim Kurulu Başkanlığına bir dilekçe yazarak, karar süreçlerinin içinde olmayacağın resmen deklere etmişti… Salcan çekinceleri şöyle dile getirmişti : “Vakıftan aldığım bilgiye göre; Bugün itibariyle, Çanakkale Huzur Evi yapımına verilecek nakit ödeme dışında, Vakıf hesaplarında yaklaşık 22 Milyon TL nakit para mevcuttur. Oysa yine aldığım bilgiye göre Öğrenci Yurdu 33.000 metrekare kapalı alanlı bir inşaat olup yaklaşık maliyeti ise KDV bedeli hariç 30 Milyon TL’dir. Öğrenci yurdu inşaatı için yapılacak, proje bedeli nihai ödemesi, yapı denetim firması parası, zemin güçlendirme için bu işi yapan firmaya ödenecek bedel, müşavirlik ve denetim firmasına ayrıca ödenecek paralar, tefriş bedeli ile birlikte değerlendirildiğinde; Vakfın hesaplarındaki nakit tutarın yaklaşık 10 Milyon TL üzerinde gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Vakıf nakitleri üzerinde olacak maliyetin ise, bankalardan kredi şeklinde uzun vadeli kredi şeklinde karşılanacağı belirtilmektedir. Bilindiği üzere vakfımızın gelirleri taşınmaz kiraları ile faiz gelirleridir. Bu gelirler ile de ancak öğrencilere verilen burslar ve sabit Vakıf giderleri ancak karşılanmaktadır. Vakıf taşınmazlarımızın satışı veya bankalardan ipotek karşılığı kredi temin edilerek bir kerede maliyeti vakıf gelirlerini ve bütçesini aşan bu ölçekte öğrenci yurdu inşaatına başlanmasını ve inşaat süresinin de bir yıl olarak projelendirilmesini değerlendirdiğimde; Bahse konu Öğrenci Yurdu İnşaatı ile ilgili ciddi tereddütlerim bulunmaktadır. Bu nedenlerle; Bundan böyle görev sürem içerisinde Öğrenci Yurdu ile ilgili alınacak kararlara “Uygun Görüş” veremeyeceğimi arz ederim” diyordu….
SORULARA CEVAP BULUNAMIYOR!!!
Büyük tartışmalar sonrası yapım kararı çıkan 1000 yataklı öğrenci yurdu projesi arkasında soru işaretlerini bırakmıştı… 1 yıl gibi kısa bir sürede 33 bin metre kare kapalı alanı olan projenin alelacele yapılmasının anlamı neydi? Kaymakam gideceğini biliyordu. Neden tamamlayamayacağı projeye başlamak istedi? Böylesine hasas konuların olan Vakfın şirketi neden Adıyaman’dan yönetildi? Bu kadar büyük bir proje neden ihale yöntemi ile yapılmadı da parça usulü yapıldı?... Teklif vermek isteyen müteahhitlere “hayır” dendiği iddiaları doğrumu? Teklif alınmayan müteahhitler vakfı Başbakan’a şikayet etti mi?.. Daha önce Vakfın inşaatlarında kontrolörlük, yapı denetimi gibi işler Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yada İl Özel İdaresi teknik elemanlarınca yapılıyordu. Bu projede neden müşavir firmaya 1.7 trilyon gibi bir fiyatla verildi? Yapı denetimini neden devlet yapmadı özel sektör yaptı?
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
