Muharrem Erkek; “Yasal ve Hukuki Dayanağı Yok”

Aynalı Pazar (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 08.05.2016 - 08:39, Güncelleme: 08.05.2016 - 08:39 3390+ kez okundu.
 

Muharrem Erkek; “Yasal ve Hukuki Dayanağı Yok”

Anayasa Komisyonu’nda günlerdir kavgalarla süren dokunulmazlıklarla ilgili tartışmaların yaşandığı görüşmeler sırasında konuşan CHP Çanakkale Milletvekili Avukat Muharrem Erkek, Anayasa’da yapılması düşünülen maddeler hakkında değerlendirmelerde bulunarak eleştirilerini sundu. Erkek, “Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’daki mevcut bir maddeyi askıya alamazsınız. Bunun yasal ve hukuksal dayanağını hiç kimse gösteremez bana, varsa biri göstersin” dedi.
CHP Çanakkale Milletvekili Avukat Muharrem Erkek geçtiğimiz akşam Meclisteki Anayasa Komisyonu görüşmeleri sırasında söz alarak, Anayasa’da değiştirilmesi gündemde olan geçici maddelerle ilgili eleştirilerini sundu. Erkek, komisyonda yaptığı konuşmasında ilk olarak 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününe değinerek;  “Sözlerime başlarken, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününün önemine vurgu yapmak istiyorum. Özellikle ülkemiz için bugünün başlığı hayati önemdedir. Çünkü; ülkemiz, halkın haber alma özgürlüğünde her geçen gün geriye gitmektedir. Bu, kabul edilemez bir durumdur. Söz konusu olan demokrasi ve özgürlüklerse basın kesinlikle özgür olmalıdır. Oysa ülkemiz, görüşlerini ifade ettiği için işinde atılan basın mensuplarıyla dolu. Peki, iş tehlikesi olan bir basın mensubu, nasıl özgür olabilir? Bu baskı ortamına karşı biz siyasiler, yurttaşlarımız ve basın mensupları ile birlikte daha fazla direnç göstermemiz gerekiyor. Her şeye karşın, kalemini satmayan, görüşlerine ipotek koydurmayan, iktidarın borazanlığını yapmayan ve havuzlardan beslenmeyen değerli basın mensuplarının, dostlarımın Dünya Basın Özgürlüğü gününü tebrik ederiz” dedi.   BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRDİ   Konuşma süresinin 5 dakika ile sınırlandırılmasını eleştirerek konuşmasını sürdüren Erkek, başkanlık sistemi noktasında da açıklamalarda bulundu. Erkek, “Birçok milletvekilini çok yakından ilgilendiren, aynı zamanda Anayasa’mızı, Anayasa hukukumuzu da bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda bu sınırlama demokratik olmadı, bunu belirtmek istedim.  Sayın Bakan değerlendirme yaparken mevcut teklifin Anayasa’ya uygunluğuyla ilgili, başkanlık sistemi vurgusu yaptı, dedi ki: ‘Maalesef, parlamenter sistemde yasama organı ile yürütme organını ayırmak mümkün olmuyor ve parlamenter sistemin işleyişinde ciddi sorunlar yaşıyoruz’. Bu kesinlikle doğru bir değerlendirme değil.  Tutanaklara geçmesi açısından, bir hukukçu olarak ki, burada büyük çoğunlukla hukukçuyuz önemli bulduğum için birkaç şey eklemek istiyorum. Her zaman şunu söylüyoruz: Başkanlık sistemi, parlamenter sistem, bunlar hükûmet sistemleri, tartışılabilir de ama bizim sorunumuz hükûmet sistemi sorunu değil, bizim sorunumuz demokrasi sorunu. Bakın, bugün dünyada tam demokratik kabul edilen, kalkınmış, demokrasisi gelişmiş, kişi başına millî geliri 40 bin dolarları aşmış ülkeler bakın, büyük çoğunluğu parlamenter sistemle yönetiliyor. Parlamenter sistemi, işlemeyen bir sistem olarak göstermek, kötü bir sistem olarak göstermek kesinlikle doğru değil, böyle tartışırsak doğru sonuca da ulaşamayız. Almanya, federasyon ama parlamenter sistem; İngiltere monarşi, parlamenter sistem; İsveç, Danimarka, Norveç parlamenter sistem; İsviçre, meclis hükûmeti. Demek ki sorun parlamenter sistemde değil, sorun bizim uygulamalarımızda. Biz, yasama organının yürütme organı üzerindeki denetimini sağlıklı bir şekle getirebilecek bir anayasa yaparsak bizim parlamenter sistemimiz de sağlıklı bir şekilde işler ki 1808 Senedi İttifak’tan bu yana, yaklaşık iki yüz yıldır bu parlamenter sistem geleneğini oturtmaya çalışan bir milletiz. Şimdi, kâğıt üzerinde bu iki yüz yıllık birikimi bir kenara iterek başkanlık sistemi dayatması bizi kesinlikle doğru yerlere götürmeyecektir, bunu paylaşmak istedim” dedi.    “YASAL VE HUKUKİ DAYANAĞI YOK”   Konuşmasını sürdüren Erkek; “Bakın, önümüze gelen teklifte diyor ki: ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın hangi maddesinde değişiklik yapıyoruz, 83’üncü maddesinde mi? 83’üncü madde benimle ilgili bir fezleke yok benim için aynen yerinde duruyor, hiçbir maddede bir değişiklik yapılmıyor. Bu, Anayasa’nın, Anayasa’da mevcut duran bir maddenin bazı fıkralarını askıya alan bir düzenlemedir, bir Anayasa değişikliği değildir. Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’daki mevcut bir maddeyi askıya alamazsınız. Bunun yasal ve hukuksal dayanağını hiç kimse gösteremez bana, varsa biri göstersin” dedi.    “GEREKÇE BAŞTAN SONA SORUNLARLA DOLU”   “Bakın, bizim derdimiz Anayasa’yı ve hukuku çiğnemeden doğru düzenlemeleri yapmak” diyen Erkek, “Verdiğiniz örnekle bu aynı örnek değil. Onu, ayrıca, önerge tartışılırken ayrıntılarıyla size izah ederim. Bakın, Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’nın mevcut bir maddesini askıya alamazsınız. Anayasa’yı fiilen askıya almak gibi bir niyet varsa, o ayrı bir konu. Bakın, Anayasa’nın 2’nci maddesi, hukuk devleti; 4’üncü madde devletin niteliği olarak bunu belirtiyor; 13’üncü madde, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunamazsınız. Sizin getirdiğiniz düzenleme birçok Anayasa hükmünü çiğniyor. Bakın, 6’ncı madde ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’ diyor. Bana gösterir misiniz geçici bir düzenlemeyle bir mevcut maddenin askıya alınmasına bir hukuksal dayanak, bir yetki? İşte, biz diyoruz ki gelin bunu doğru düzgün yapalım. Anayasa’nın 83’üncü maddesini mi yeniden düzenleyeceğiz veya sizin gerekçenizde de yazılan bazı noktalar var, çok hassas bazı dosyalar, bazı fezlekeler varsa, getirilir Anayasa’ya ve İç Tüzük’e uygun şekilde, Mecliste değerlendirilir. Ki siz gerekçenizde şunu söylüyorsunuz: ‘Bazı milletvekillerinin teröre ve teröristlere fiilî manada destek ve yardımları, bazı milletvekillerinin ise şiddet çağrıları kamuoyunda büyük infial meydana getirmektedir’. Eğer varsa böyle bazı milletvekilleri ‘bazı’ kelimesinden birkaç kişi olduğu anlaşılıyor, çok samimiyseniz, bir anayasal kötü niyet yoksa ‘anayasal kötü’ niyet diye bir kavram var hukukta biliyorsunuz. Niye bunların fezlekesini getirmiyorsunuz? Derhâl değerlendirsin, Genel Kurul gereğini yapsın. Genel Kurul takdir etsin. Bakın, devam ediyorsunuz gerekçede… Baştan sonra hukuken sorunlarla dolu bir gerekçe. ‘Türkiye kamuoyu milletvekillerinden, her şeyden önce, terörü ve teröristi destekleyen, şiddete çağrı yapan milletvekillerinin dokunulmazlığı istismar ettiğini düşünmekte, bu tür fiilleri olanların yargılanmasına Meclis tarafından izin verilmesini talep etmektedir’ diyor. Millet Meclis tarafından izin verilmesini talep ediyorsa sizden, Meclisi devre dışı bırakamazsınız. Meclisi devre dışı bırakıyorsunuz, konuyu direkt yargıya gönderiyorsunuz. Parlamenter sistemin ve Parlamentonun saygınlığına, güvenirliliğine tamamen aykırı bir durum” dedi.   “CUMHURBAŞKANI PARLAMENTO ÜZERİNDE VESAYET OLUŞTURUYOR”   Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlıklarla ilgili yorumda bulunmasını eleştiren Erkek; “İlerleyen maddelerde İç Tüzük 38’e göre görüşülürken veya metinle ilgili düşüncelerimizi paylaşırız. Son olarak şunu da belirtmek istiyorum tutanaklara geçmesi açısından: Sayın Cumhurbaşkanı dokunulmazlıklarla ilgili çok sık değerlendirmeler yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanının dokunulmazlıklarla ilgili bu kadar sık değerlendirme yapması Parlamentonun, Meclisin iradesi üzerinde bir vesayet oluşturuyor. Bu doğru bir şey değildir. Siyaset üretme veya bu tip değerlendirmeler yapma Hükûmetin yetki alanına girer. Biz burada bir yetki gaspı olduğunu düşünüyoruz. Bakın, kişilerle ilgili, fezlekesi olan milletvekilleriyle ilgili de değerlendirmeler yapılıyor Sayın Cumhurbaşkanı tarafından. Bizim grubumuzdan bazı milletvekilleriyle ilgili de yapıldı. Bu masumiyet karinesinin de ihlalidir. Fezlekesi olan bir milletvekili veya hakkında iddia olan, herhangi bir eylem isnat edilen herhangi bir kişinin hakkında sanki bir suç işlemiş gibi değerlendirmeler yapmak masumiyet karinesinin ihlalidir. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bu yapılırsa yargı bağımsızlığı üzerine de ciddi gölge düşer.  Biz başında beri söyledik, biz hiçbir zaman yargıdan kaçmadık, yargı ne durumda olursa olsun. Hepimiz yargılanalım, bütün fezlekeler yargıya gitsin, hiç önemli değil ama siz kaçtınız, iktidar olduğunuz hâlde kaçtınız, dediniz ki: “Memurun bile dokunulmazlığı var, ben niye yargıya gideyim? Yargıya güvenmiyoruz.” 17-25 Aralıkta da kaçtınız, bakanlarınızı Yüce Divandan kaçırdınız. Bunlara hiç gerek yoktu. Hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi temel ilkemiz yaparsak… Bizim görevimiz bu ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak ve çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak. Demokrasinin güvencesi hukuktur, bağımsız yargıdır” dedi.   
Anayasa Komisyonu’nda günlerdir kavgalarla süren dokunulmazlıklarla ilgili tartışmaların yaşandığı görüşmeler sırasında konuşan CHP Çanakkale Milletvekili Avukat Muharrem Erkek, Anayasa’da yapılması düşünülen maddeler hakkında değerlendirmelerde bulunarak eleştirilerini sundu. Erkek, “Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’daki mevcut bir maddeyi askıya alamazsınız. Bunun yasal ve hukuksal dayanağını hiç kimse gösteremez bana, varsa biri göstersin” dedi.

CHP Çanakkale Milletvekili Avukat Muharrem Erkek geçtiğimiz akşam Meclisteki Anayasa Komisyonu görüşmeleri sırasında söz alarak, Anayasa’da değiştirilmesi gündemde olan geçici maddelerle ilgili eleştirilerini sundu. Erkek, komisyonda yaptığı konuşmasında ilk olarak 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününe değinerek;  “Sözlerime başlarken, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününün önemine vurgu yapmak istiyorum. Özellikle ülkemiz için bugünün başlığı hayati önemdedir. Çünkü; ülkemiz, halkın haber alma özgürlüğünde her geçen gün geriye gitmektedir. Bu, kabul edilemez bir durumdur. Söz konusu olan demokrasi ve özgürlüklerse basın kesinlikle özgür olmalıdır. Oysa ülkemiz, görüşlerini ifade ettiği için işinde atılan basın mensuplarıyla dolu. Peki, iş tehlikesi olan bir basın mensubu, nasıl özgür olabilir? Bu baskı ortamına karşı biz siyasiler, yurttaşlarımız ve basın mensupları ile birlikte daha fazla direnç göstermemiz gerekiyor. Her şeye karşın, kalemini satmayan, görüşlerine ipotek koydurmayan, iktidarın borazanlığını yapmayan ve havuzlardan beslenmeyen değerli basın mensuplarının, dostlarımın Dünya Basın Özgürlüğü gününü tebrik ederiz” dedi.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

 

Konuşma süresinin 5 dakika ile sınırlandırılmasını eleştirerek konuşmasını sürdüren Erkek, başkanlık sistemi noktasında da açıklamalarda bulundu. Erkek, “Birçok milletvekilini çok yakından ilgilendiren, aynı zamanda Anayasa’mızı, Anayasa hukukumuzu da bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda bu sınırlama demokratik olmadı, bunu belirtmek istedim.  Sayın Bakan değerlendirme yaparken mevcut teklifin Anayasa’ya uygunluğuyla ilgili, başkanlık sistemi vurgusu yaptı, dedi ki: ‘Maalesef, parlamenter sistemde yasama organı ile yürütme organını ayırmak mümkün olmuyor ve parlamenter sistemin işleyişinde ciddi sorunlar yaşıyoruz’. Bu kesinlikle doğru bir değerlendirme değil.  Tutanaklara geçmesi açısından, bir hukukçu olarak ki, burada büyük çoğunlukla hukukçuyuz önemli bulduğum için birkaç şey eklemek istiyorum. Her zaman şunu söylüyoruz: Başkanlık sistemi, parlamenter sistem, bunlar hükûmet sistemleri, tartışılabilir de ama bizim sorunumuz hükûmet sistemi sorunu değil, bizim sorunumuz demokrasi sorunu. Bakın, bugün dünyada tam demokratik kabul edilen, kalkınmış, demokrasisi gelişmiş, kişi başına millî geliri 40 bin dolarları aşmış ülkeler bakın, büyük çoğunluğu parlamenter sistemle yönetiliyor. Parlamenter sistemi, işlemeyen bir sistem olarak göstermek, kötü bir sistem olarak göstermek kesinlikle doğru değil, böyle tartışırsak doğru sonuca da ulaşamayız. Almanya, federasyon ama parlamenter sistem; İngiltere monarşi, parlamenter sistem; İsveç, Danimarka, Norveç parlamenter sistem; İsviçre, meclis hükûmeti. Demek ki sorun parlamenter sistemde değil, sorun bizim uygulamalarımızda. Biz, yasama organının yürütme organı üzerindeki denetimini sağlıklı bir şekle getirebilecek bir anayasa yaparsak bizim parlamenter sistemimiz de sağlıklı bir şekilde işler ki 1808 Senedi İttifak’tan bu yana, yaklaşık iki yüz yıldır bu parlamenter sistem geleneğini oturtmaya çalışan bir milletiz. Şimdi, kâğıt üzerinde bu iki yüz yıllık birikimi bir kenara iterek başkanlık sistemi dayatması bizi kesinlikle doğru yerlere götürmeyecektir, bunu paylaşmak istedim” dedi. 

 

“YASAL VE HUKUKİ DAYANAĞI YOK”

 

Konuşmasını sürdüren Erkek; “Bakın, önümüze gelen teklifte diyor ki: ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın hangi maddesinde değişiklik yapıyoruz, 83’üncü maddesinde mi? 83’üncü madde benimle ilgili bir fezleke yok benim için aynen yerinde duruyor, hiçbir maddede bir değişiklik yapılmıyor. Bu, Anayasa’nın, Anayasa’da mevcut duran bir maddenin bazı fıkralarını askıya alan bir düzenlemedir, bir Anayasa değişikliği değildir. Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’daki mevcut bir maddeyi askıya alamazsınız. Bunun yasal ve hukuksal dayanağını hiç kimse gösteremez bana, varsa biri göstersin” dedi. 

 

“GEREKÇE BAŞTAN SONA SORUNLARLA DOLU”

 

“Bakın, bizim derdimiz Anayasa’yı ve hukuku çiğnemeden doğru düzenlemeleri yapmak” diyen Erkek, “Verdiğiniz örnekle bu aynı örnek değil. Onu, ayrıca, önerge tartışılırken ayrıntılarıyla size izah ederim. Bakın, Anayasa’ya bir geçici madde ekleyerek Anayasa’nın mevcut bir maddesini askıya alamazsınız. Anayasa’yı fiilen askıya almak gibi bir niyet varsa, o ayrı bir konu. Bakın, Anayasa’nın 2’nci maddesi, hukuk devleti; 4’üncü madde devletin niteliği olarak bunu belirtiyor; 13’üncü madde, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunamazsınız. Sizin getirdiğiniz düzenleme birçok Anayasa hükmünü çiğniyor. Bakın, 6’ncı madde ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’ diyor. Bana gösterir misiniz geçici bir düzenlemeyle bir mevcut maddenin askıya alınmasına bir hukuksal dayanak, bir yetki? İşte, biz diyoruz ki gelin bunu doğru düzgün yapalım. Anayasa’nın 83’üncü maddesini mi yeniden düzenleyeceğiz veya sizin gerekçenizde de yazılan bazı noktalar var, çok hassas bazı dosyalar, bazı fezlekeler varsa, getirilir Anayasa’ya ve İç Tüzük’e uygun şekilde, Mecliste değerlendirilir. Ki siz gerekçenizde şunu söylüyorsunuz: ‘Bazı milletvekillerinin teröre ve teröristlere fiilî manada destek ve yardımları, bazı milletvekillerinin ise şiddet çağrıları kamuoyunda büyük infial meydana getirmektedir’. Eğer varsa böyle bazı milletvekilleri ‘bazı’ kelimesinden birkaç kişi olduğu anlaşılıyor, çok samimiyseniz, bir anayasal kötü niyet yoksa ‘anayasal kötü’ niyet diye bir kavram var hukukta biliyorsunuz. Niye bunların fezlekesini getirmiyorsunuz? Derhâl değerlendirsin, Genel Kurul gereğini yapsın. Genel Kurul takdir etsin. Bakın, devam ediyorsunuz gerekçede… Baştan sonra hukuken sorunlarla dolu bir gerekçe. ‘Türkiye kamuoyu milletvekillerinden, her şeyden önce, terörü ve teröristi destekleyen, şiddete çağrı yapan milletvekillerinin dokunulmazlığı istismar ettiğini düşünmekte, bu tür fiilleri olanların yargılanmasına Meclis tarafından izin verilmesini talep etmektedir’ diyor. Millet Meclis tarafından izin verilmesini talep ediyorsa sizden, Meclisi devre dışı bırakamazsınız. Meclisi devre dışı bırakıyorsunuz, konuyu direkt yargıya gönderiyorsunuz. Parlamenter sistemin ve Parlamentonun saygınlığına, güvenirliliğine tamamen aykırı bir durum” dedi.

 

“CUMHURBAŞKANI PARLAMENTO ÜZERİNDE VESAYET OLUŞTURUYOR”

 

Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlıklarla ilgili yorumda bulunmasını eleştiren Erkek; “İlerleyen maddelerde İç Tüzük 38’e göre görüşülürken veya metinle ilgili düşüncelerimizi paylaşırız. Son olarak şunu da belirtmek istiyorum tutanaklara geçmesi açısından: Sayın Cumhurbaşkanı dokunulmazlıklarla ilgili çok sık değerlendirmeler yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanının dokunulmazlıklarla ilgili bu kadar sık değerlendirme yapması Parlamentonun, Meclisin iradesi üzerinde bir vesayet oluşturuyor. Bu doğru bir şey değildir. Siyaset üretme veya bu tip değerlendirmeler yapma Hükûmetin yetki alanına girer. Biz burada bir yetki gaspı olduğunu düşünüyoruz. Bakın, kişilerle ilgili, fezlekesi olan milletvekilleriyle ilgili de değerlendirmeler yapılıyor Sayın Cumhurbaşkanı tarafından. Bizim grubumuzdan bazı milletvekilleriyle ilgili de yapıldı. Bu masumiyet karinesinin de ihlalidir. Fezlekesi olan bir milletvekili veya hakkında iddia olan, herhangi bir eylem isnat edilen herhangi bir kişinin hakkında sanki bir suç işlemiş gibi değerlendirmeler yapmak masumiyet karinesinin ihlalidir. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bu yapılırsa yargı bağımsızlığı üzerine de ciddi gölge düşer.  Biz başında beri söyledik, biz hiçbir zaman yargıdan kaçmadık, yargı ne durumda olursa olsun. Hepimiz yargılanalım, bütün fezlekeler yargıya gitsin, hiç önemli değil ama siz kaçtınız, iktidar olduğunuz hâlde kaçtınız, dediniz ki: “Memurun bile dokunulmazlığı var, ben niye yargıya gideyim? Yargıya güvenmiyoruz.” 17-25 Aralıkta da kaçtınız, bakanlarınızı Yüce Divandan kaçırdınız. Bunlara hiç gerek yoktu. Hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi temel ilkemiz yaparsak… Bizim görevimiz bu ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak ve çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak. Demokrasinin güvencesi hukuktur, bağımsız yargıdır” dedi. 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.