Mimar İsmail Erten Kazdağları'na Dikkat Çekti
Mimar İsmail Erten Kazdağları'na Dikkat Çekti
Çanakkale’nin tanınan simalarından Mimar İsmail Erten, Posta gazetesi için yazdığı köşe yazısından Çanakkale ve Balıkesir sınırları içerisinde yer alan Kazdağları’nın bölgede faaliyette bulunan maden ve termik santraller yüzünden tehlike altında bulunduğuna dikkat çekti.
Mimar İsmail Erten’in Posta gazetesinde yayınlanan “Yaşam Kaynağı; İda” başlıklı köşe yazısında Kazdağları’nın ekolojik öneminin yanı sıra mitolojik değerlere de sahip olduğuna vurgu yaptı. Kazdağları eteklerinde son yıllarda iyice artan madencilik faaliyetlerinin yanı sıra bölgede sanayi faaliyetlerinin de artması sebebiyle yapılan ve yapılacak olan termik santrallerinde bu önemli tarihi, turistik ve aynı zamanda ekolojik değere büyük zarar verdiğine dikkat çekti. Mimar İsmail Erten “Yaşam Kaynağı; İda” isimli köşe yazısında şunları yazdı;
“Mitolojik adı "İda" olan, Kazdağları bu coğrafyanın en önemli yaşam kaynağı. Balıkesir ve Çanakkale illerinin hemen hemen bütün ovalarının su kaynakları Kazdağları’ndan beslenir. Kazdağları’ndan beslenen Çayların bir bölümü Ege denizine akar bir bölümü ise Marmara denizine. Tüm bu yol alışlar aşamasında önüne kattığı ovalara su akıtarak can verir. Hatta biraz daha ileriye gidersek, bu ovaların bizzat oluşmasında da Kazdağları ana unsur oluşur. Keza, Kazdağları’ndan kopan her bir taş, çakıl, kum tanesi, akan çaylarda sürüklenerek bu ovaların toprağı haline gelir.”
“Kazdağları’nın ekolojisi, florası, faunası, suyu, toprağı, kayası, kayacı, ormanı ve diğer doğal yaşamı dünyada eşin benzeri olmayan özel bir sisteme dayanır. Bu yöndeki araştırmalar kütüphane oluşturacak kadar fazladır. Öğreniyoruz ki, her gün yeni bir şeyler keşfediliyor. Bu büyük eko-sistemin içindeki insan, bunları öğrenip gördükçe ne kadar küçülüyor...”
“Mitoloji ve tarihsel efsanelere konu olmuş İda'ya hayran olmamak elde değil. Troia savaşının anlatımında, yani Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında geçen birçok sahne İda dağı ve etrafında geçer. İnsanlık binlerce yıldır bu yaşam kaynağını kutsamıştır.”
“Kazdağları’nın yaşam kaynakları sadece ovalara can vermekle kalmamıştır. İnsan eliyle yaratılmış birçok kültüre altlık oluşturmuş, yaratılmasında baş etmen haline gelmiştir. Dünyanın tanınırlık açısından en önemli kentlerinden olan Troia, Kazdağları’ndan gelen Kara Menderes (skamandros) çayının kenarında kurulmuş, bu çayın suladığı Kale Ovasından beslenerek uygarlık yaratmıştır. Bütün uygarlık yaratmış arkeolojik yerleşmelerin, Kazdağları’nın suyu ve suladığı topraklarla yaşadığı görülür.”
“Bizatihi kendi orman alanlarında da yeni bir yaşam kültürü oluşturmuş, bu çevreden beslenen hayvanlardan elde edilen ürünler geçmişte olduğu gibi şimdi de en önemli lezzet kültürü yaratmıştır.”
“Çanakkale'nin Ayvacık, Ezine, Bayramiç, Çan, Biga ve Merkez ilçesi Kazdağları’nın kaynaklarıyla beslenmiş ve habitatlarını kurmuşlardır. Bu kentlerin ana kaynağı olan tarımsal artı değer, yine Kazdağları’nın beslediği topraklardan kazanılarak kentlere akmaktadır. Yani sadece tarımsal bir geçinmenin yanı sıra tarım dışı tüm sektörlerin ekonomik kaynağının dayandığı temel Kazdağları'dır.”
“Kazdağları, Bozcaada ve Gökçeada kaynakları kadar, Midilli adasının da kaynaklarını oluşturduğunu öğreniyoruz. Midilli insanları bu dağa bizden daha fazla hayran...
İtiraf etmeliyim ki, farkına vardıkça bu dağlara hayranlığım artıyor. Bu hayranlık kutsanmış bir değere de dönüşüyor. Fakat bu kutsanmış hayranlık, bir taraftan da tedirginlik verici bir korkunun içine itiyor beni. Ya bu ekosistem yok olursa!”
“Evet, bu korkunun somut delilleri önümüze sürülüyor, madenler, termik santraller, kirletici metal ve kimya sanayisi, yollar, otobanlar, köprüler, viyadükler, yazlıklar, oteller, binalar... Doğanın yarattığını küresel sermaye, yerel işbirlikçileriyle yok etmeye çalışıyor. Önce bu yaşamın birinci halkası olan bizlerin daha güçlü karşı durması kaçınılmaz...”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

