‘Madenle Geleceğimizi Çalanlar Geçmişimizi Aydınlatamaz!’
‘Madenle Geleceğimizi Çalanlar Geçmişimizi Aydınlatamaz!’
Çan'daki 86 bin yıllık İnkaya Mağarası kazı sponsorluğunun Büyük Truva Otel'de imzalanan protokolle 3. kez yenilenmesine çevre örgütleri ve Çanakkale halkından sert tepki geldi. Protokol imza töreni sırasında otel önünde toplanan yurttaşlar, Cengiz Holding bünyesindeki Truva Bakır'ın bu sponsorlukla Kazdağları'ndaki ekokırımı örtbas etmeye çalıştığını savundu.
Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Bahadırlı Köyü yakınlarında yer alan ve 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en önemli tarih öncesi miraslarından biri kabul edilen İnkaya Mağarası kazıları, bu yıl da devam edecek. Kazıların ana sponsoru olan Cengiz Holding iştiraki Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. ile imzalanan 3. dönem sponsorluk protokolü için Çanakkale'deki Büyük Truva Oteli'nde tören düzenlenirken, otel önü protesto eylemi gerçekleştirildi.
Ellerinde döviz ve pankartlarla toplanan çevre örgütleri, maden şirketinin kültürel sponsorluklar aracılığıyla bölgedeki çevre tahribatını örtbas etmeye çalıştığını savunarak imza törenine tepki gösterdi.
"1 MİLYON AĞACI KESENLER KÜLTÜR DESTEKÇİSİ OLAMAZ"
Grup adına yapılan basın açıklamasında, sponsorluğun başladığı 2024 yılının, aynı zamanda Kazdağları’nın eteklerinde Halilağa Bakır Madeni projesi kapsamında yürütülen devasa ağaç kesimleriyle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekildi. Şirketin iki yüzlü bir politika izlediği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bugün burada atılan imzalar, Cengiz Holding’in maden sahasında oluşan haklı kamuoyu tepkisini yumuşatma ve kendini aklama çabasından ibarettir. Biz bu 'yeşil aklama'ya geçit vermeyeceğiz. Aynı Truva Bakır, Halilağa Bakır Madeni sahası içerisindeki antik kaya mezarlarını ve tescilli sit alanlarını görmezden geldi; arkeolojik buluntuları hiçe saydı. Çanakkale’nin köylerini ve su kaynaklarını tehdit eden bu zihniyet, şimdi İnkaya sponsorluğu üzerinden kendini aklama peşinde. Çanakkale’nin geleceğini çalanlar, geçmişimizi aydınlatamazlar!"
"BİLİRKİŞİ RAPORLARI VE MAHKEME KARARLARI YOK SAYILDI"
Protestocular, Bayramiç su havzası üzerinde yükselen ve üç köyü haritadan silmeyi hedefleyen Halilağa projesine karşı hazırlanan bağımsız bilirkişi raporlarını hatırlattı. Mahkeme süreçlerinde sunulan arkeolojik ve çevresel risklere değinen eylemciler, hukuki boşluklardan faydalanılarak faaliyetlerin sürdürüldüğünü iddia etti: " Halilağa Bakır Madeni projesine verilen 'ÇED Olumlu' kararına karşı açılan davalarda bilirkişi heyeti, arkeolojik açıdan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık tespit etmiş ve 'kamu yararı yoktur' görüşü bildirmiştir. Yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, arkalarındaki siyasi rüzgarlarla inşaat sahasını büyütmeye devam ettiler. Suç duyurularımız ve açtığımız davalar adliye koridorlarında görmezden geliniyor."
"BAKANLIK CENGİZ HOLDİNG'İN FONUNA MUHTAÇ MI?"
Açıklamanın son bölümünde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yönelik sert sorular yöneltildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi tarihi miraslarını ortaya çıkaracak bütçeye sahip olması gerektiği ifade edilerek, "Devletimizin hiç mi kaynağı yok ki beşli çeteye bu aklama imkanını sunuyor? Ödediğimiz vergilerle bu kazılar fonlanamaz mı da doğamızı talan eden şirketlerin sponsorluğuna muhtaç kalınıyor?" eleştirisi yöneltildi.
Çanakkale’nin üstündeki yeşile düşman olanların altındaki tarihi değerleri koruyamayacağını savunan grup, "Ne 1 milyon ağacımızın kesilmesini unutacağız ne de bu yeşil aklamaya müsaade edeceğiz. Geleceğimizi de geçmişimizi de Cengiz'e teslim etmeyeceğiz" diyerek eylemi sonlandırdı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
