Laçiner'e Açık Mektup: “Geçmiş Peşinizi Bırakmayacak"

Gündem (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 02.01.2016 - 10:49, Güncelleme: 02.01.2016 - 10:49 4187+ kez okundu.
 

Laçiner'e Açık Mektup: “Geçmiş Peşinizi Bırakmayacak"

ÇOMÜ Tıp Fakültesinde Asistan Dr. Çağdaş Balcı, Laçiner'in F TİPİ operasyon sonrasında gözaltına Laçiner'e hitaben açık mektup yazarak “Geçmiş peşinizi bırakmayacak” dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde görevli Asistan Dr. Çağdaş Balcı hakkında, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdiği iddiasıyla Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından açılan soruşturmayla gündeme gelmişti. Dr.Balcı şimdide geçtiğimiz hafta Paralel Operasyonuyla gözaltına alınan ve tutuksuz olarak yargılanacak olan eski ÇOMÜ Rektörü Sedat Laçiner’e hitaben bir mektup yazdı. Dr.Çağdaş Balcı’nın Sedat Laçiner’e hitaben kaleme aldığı mektup ise şu şekilde;   Sayın Sedat Laçiner,            Duyduk ki, sabahın erken saatlerinde terörle mücadele ekipleri tarafından eviniz basılmış, dört gün gözaltında kalmışsınız. Ardından da yurtdışı yasağı ile serbest bırakılmışsınız. Hakkınızdaki suçlama ise, paralel yapının üniversite ayağının lideri olduğunuz iddiasıymış. Türkiye'de bırakalım sosyalist olmayı, demokrat kişilerin bile sıradan bir eylem sonrasında karşılaşabileceği bu sıradan durum, sizi epey yıpratmışa ve etkilemişe benziyor. Basına verdiğiniz demeçlerde, terörist olmadığınızı, sadece özgür düşünen bir gazeteci ve bilim insanı olduğunuzdan bahsediyorsunuz. Bugüne kadar sokak kavgasına bile karışmayan bir kişi olarak, bu muameleyi hak etmediğinizi söyleyip duruyorsunuz.   Ben sizin döneminizde üniversite hastanesi bünyesinde çalışan bir sağlık emekçisiyim. Sizin yaptıklarınızın mecburi bir gözlemcisi, tanığı ve maalesef aynı zamanda da mağduruyum. “Düşene bir de siz vurmayın, yazıktır.” derler. Dolayısıyla yazdıklarımda elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışacağım.   Döneminizde sendikalı olmaktan başka hiçbir suçu bulunmayan 40 işçinin görevine son verildi. Kanser tedavisi gören bir öğretim üyesi, işe gelmediği gerekçesiyle işten çıkarıldı ve kısa bir süre sonra da vefat etti. Üniversite bünyesinde basın açıklaması yapan, fidan diken, görüşlerini bildiren öğrencilere ve asistanlara onlarca soruşturma açıldı. Üniversite akademik kadroları, hiçbir yeterliliği olmayan Fethullah Gülen yandaşlarıyla dolduruldu. Gezi eylemleri ile ilgili sınavda soru sorduğu için bir akademisyenin görevine son verildi. Gezi eylemleri sırasında sessizce kitap okuma protestosu gerçekleştiren akademisyenlere soruşturma açıldı. Doçent kadrolarından yüksek lisans öğrencilerine kadar, tüm personel sizin isteğiniz ile şekillendi. Üniversite emekçileri, eşi benzerine zor rastlanan bir emek sömürüsüne tabi tutuldu; çok çalıştı, az kazandı.   Üniversite sınırları size yetmedi, Çanakkale halkı ile kavga ettiniz. Eğitim-Sen, Tabip Odası, Çanakkale Çevre Platformu, DİSK, SES, Çanakkale Belediyesi'ni bulduğunuz her fırsatta eleştirdiniz. Siz şehre zarar veriyorken, şehrini savunan bu kurumların değerli yöneticilerine davalar açtınız. Kent halkı yaptıklarınızdan o kadar bunalmıştı ki, binlerce kişi yürüyüş yapıp sizi istifa etmeye davet etti.   Çanakkale sınırları da size yetmedi. Kızlarla erkeklerin aynı evde kalmalarına karşı çıktınız. Alevilere ağza alınmayacak hakaretler savurdunuz. Gezi eylemlerine katılanları hain ilan ettiniz.  Ergenekon ve Devrimci Karargah operasyonlarında fikri tetikçilik yaptınız. İnsanı tanımak için, onun şeytanla karşılaşması gerekir. Saf halinde veya ezilme esnasında, öz hep iyidir. Mal, mülk, makam ve ün bir şeytandır. Siz şeytanın sınavından öylesine sınıfta kaldınız ki, ardınızda size kin duyan yüzlerce insan bıraktınız.              Nasılmış gözaltı muayenesi? Nasılmış birkaç gün kapalı kalmak? Nasılmış Çanakkale TEM?             Sayın Laçiner, Geç gelen akıl, akıl değildir. İnandırıcı değilsiniz... Bir kez daha tekrarlıyorum, geçmiş insanın peşini  asla bırakmaz. En ufak bir eylem bile, her ne kadar unutulmaya yüz tutarsa tutsun, bir gün mutlaka hesap konusudur.             Sizin başınıza gelenlere hiç üzülmüyorum. Çünkü hiçbir insanın sınırsız üzüntü hissi ve sınırsız vicdanı yoktur. İnsan, seçtiği kişilere, seçtiği yöntemle vicdan, sevgi, acıma ve üzülme hissini yöneltir. Siz gözaltını da, hapse girmeyi de, verilebilecek en ağır cezaları da, hepsini hak ettiniz. Tek üzüldüğüm şey, bu cezayı ezilenlerin değil de; devletinin kesiyor olmasıdır. Ben vicdanımı, devletin kullanıp attığı sizin gibi bireylere değil de; başından beri zulme uğrayanlara yöneltiyorum. Vicdanım sizden değil;            Herkes için geçerli asgari bir hukuk düzeninin, sizin gibiler için bile geçerli olacak adaletin, bir burjuva yalanı olduğunun farkındayım. Eskiden olsa, en ufak bir eleştiriye tahammül edemezdiniz. Hemen gider mahkemeye verirdiniz. Benim sözlerimden de alındınız mı? Nereye şikâyet edeceksiniz?   Dr. Çağdaş Balcı  
ÇOMÜ Tıp Fakültesinde Asistan Dr. Çağdaş Balcı, Laçiner'in F TİPİ operasyon sonrasında gözaltına Laçiner'e hitaben açık mektup yazarak “Geçmiş peşinizi bırakmayacak” dedi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde görevli Asistan Dr. Çağdaş Balcı hakkında, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdiği iddiasıyla Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından açılan soruşturmayla gündeme gelmişti. Dr.Balcı şimdide geçtiğimiz hafta Paralel Operasyonuyla gözaltına alınan ve tutuksuz olarak yargılanacak olan eski ÇOMÜ Rektörü Sedat Laçiner’e hitaben bir mektup yazdı. Dr.Çağdaş Balcı’nın Sedat Laçiner’e hitaben kaleme aldığı mektup ise şu şekilde;

 

Sayın Sedat Laçiner,

          

Duyduk ki, sabahın erken saatlerinde terörle mücadele ekipleri tarafından eviniz basılmış, dört gün gözaltında kalmışsınız. Ardından da yurtdışı yasağı ile serbest bırakılmışsınız. Hakkınızdaki suçlama ise, paralel yapının üniversite ayağının lideri olduğunuz iddiasıymış. Türkiye'de bırakalım sosyalist olmayı, demokrat kişilerin bile sıradan bir eylem sonrasında karşılaşabileceği bu sıradan durum, sizi epey yıpratmışa ve etkilemişe benziyor. Basına verdiğiniz demeçlerde, terörist olmadığınızı, sadece özgür düşünen bir gazeteci ve bilim insanı olduğunuzdan bahsediyorsunuz. Bugüne kadar sokak kavgasına bile karışmayan bir kişi olarak, bu muameleyi hak etmediğinizi söyleyip duruyorsunuz.

 

Ben sizin döneminizde üniversite hastanesi bünyesinde çalışan bir sağlık emekçisiyim. Sizin yaptıklarınızın mecburi bir gözlemcisi, tanığı ve maalesef aynı zamanda da mağduruyum. “Düşene bir de siz vurmayın, yazıktır.” derler. Dolayısıyla yazdıklarımda elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışacağım.

 

Döneminizde sendikalı olmaktan başka hiçbir suçu bulunmayan 40 işçinin görevine son verildi. Kanser tedavisi gören bir öğretim üyesi, işe gelmediği gerekçesiyle işten çıkarıldı ve kısa bir süre sonra da vefat etti. Üniversite bünyesinde basın açıklaması yapan, fidan diken, görüşlerini bildiren öğrencilere ve asistanlara onlarca soruşturma açıldı. Üniversite akademik kadroları, hiçbir yeterliliği olmayan Fethullah Gülen yandaşlarıyla dolduruldu. Gezi eylemleri ile ilgili sınavda soru sorduğu için bir akademisyenin görevine son verildi. Gezi eylemleri sırasında sessizce kitap okuma protestosu gerçekleştiren akademisyenlere soruşturma açıldı. Doçent kadrolarından yüksek lisans öğrencilerine kadar, tüm personel sizin isteğiniz ile şekillendi. Üniversite emekçileri, eşi benzerine zor rastlanan bir emek sömürüsüne tabi tutuldu; çok çalıştı, az kazandı.

 

Üniversite sınırları size yetmedi, Çanakkale halkı ile kavga ettiniz. Eğitim-Sen, Tabip Odası, Çanakkale Çevre Platformu, DİSK, SES, Çanakkale Belediyesi'ni bulduğunuz her fırsatta eleştirdiniz. Siz şehre zarar veriyorken, şehrini savunan bu kurumların değerli yöneticilerine davalar açtınız. Kent halkı yaptıklarınızdan o kadar bunalmıştı ki, binlerce kişi yürüyüş yapıp sizi istifa etmeye davet etti.

 

Çanakkale sınırları da size yetmedi. Kızlarla erkeklerin aynı evde kalmalarına karşı çıktınız. Alevilere ağza alınmayacak hakaretler savurdunuz. Gezi eylemlerine katılanları hain ilan ettiniz.  Ergenekon ve Devrimci Karargah operasyonlarında fikri tetikçilik yaptınız.

İnsanı tanımak için, onun şeytanla karşılaşması gerekir. Saf halinde veya ezilme esnasında, öz hep iyidir. Mal, mülk, makam ve ün bir şeytandır. Siz şeytanın sınavından öylesine sınıfta kaldınız ki, ardınızda size kin duyan yüzlerce insan bıraktınız.

            

Nasılmış gözaltı muayenesi? Nasılmış birkaç gün kapalı kalmak? Nasılmış Çanakkale TEM?

           

Sayın Laçiner, Geç gelen akıl, akıl değildir. İnandırıcı değilsiniz... Bir kez daha tekrarlıyorum, geçmiş insanın peşini  asla bırakmaz. En ufak bir eylem bile, her ne kadar unutulmaya yüz tutarsa tutsun, bir gün mutlaka hesap konusudur.

           

Sizin başınıza gelenlere hiç üzülmüyorum. Çünkü hiçbir insanın sınırsız üzüntü hissi ve sınırsız vicdanı yoktur. İnsan, seçtiği kişilere, seçtiği yöntemle vicdan, sevgi, acıma ve üzülme hissini yöneltir. Siz gözaltını da, hapse girmeyi de, verilebilecek en ağır cezaları da, hepsini hak ettiniz. Tek üzüldüğüm şey, bu cezayı ezilenlerin değil de; devletinin kesiyor olmasıdır. Ben vicdanımı, devletin kullanıp attığı sizin gibi bireylere değil de; başından beri zulme uğrayanlara yöneltiyorum. Vicdanım sizden değil;

          

Herkes için geçerli asgari bir hukuk düzeninin, sizin gibiler için bile geçerli olacak adaletin, bir burjuva yalanı olduğunun farkındayım. Eskiden olsa, en ufak bir eleştiriye tahammül edemezdiniz. Hemen gider mahkemeye verirdiniz. Benim sözlerimden de alındınız mı? Nereye şikâyet edeceksiniz?

 

Dr. Çağdaş Balcı

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.