“Hayvanları Toplama Kamplarına ve Ölüme Terk Etmeyeceğiz”

Gündem (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 31.01.2025 - 10:57, Güncelleme: 31.01.2025 - 10:57 2871+ kez okundu.
 

“Hayvanları Toplama Kamplarına ve Ölüme Terk Etmeyeceğiz”

Hayvan Hakları Kanunu’nda yapılan değişiklerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilme çağrısında bulunuldu. Çanakkale Mor Pati derneğince yapılan açıklamada “Her yaşamı tek tek savunacağımızı, hiçbir hayvanı toplama kamplarına ve ölüme terk etmeyeceğimizi buradan bir kere daha haykırıyoruz” denildi.
Sokak hayvanlarına ötenazi uygulanmasını içeren Hayvan Hakları Kanunu’nda yapılan değişikliklerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi için Çanakkale’de eylem ve basın açıklaması düzenlendi. Sokak hayvanlarının da yaşama hakkı olduğuna dikkat çeken Av. Vedat Hakan; “2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren, hayvanların öldürülmesini ve hapsedilmesini içeren 7527 sayılı yasaya karşı var gücümüzle yaşamı savunmak ve Anayasa Mahkemesi’ne bir kere daha seslenmek için bir aradayız. Konunun uzmanları ve Sivil Toplum Kuruluşları dinlenmeksizin, dinlenen bazı uzmanların ise görüşleri ve uyarıları hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın, acele bir şekilde hayvanların yaşam hakkı ve özgürlüklerini, çevre hakkını ve Uluslararası Sözleşmeler ile Anayasa'nın birçok hükmünü ihlal eden bir kanun çıkarılmıştır” dedi.   “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ VE ANAYASAYI İHLAL EDEN BİR KANUN ÇIKARTILMIŞTIR” Hayvan Hakları Kanununda yapılan değişikliğin uluslar arası sözleşmeleri ve Anayasa’yı ihlal ettiğine dikkat çeken Av. Vedat Hakan; “Çeşitli algı operasyonları ve nefret politikaları ile köpekler düşman ilan edilmiş ve yıllardır var olan birlikte yaşam kültürümüz yok sayılarak, hayvanların hak ve özgürlüklerini ihlal eden katliam yasası yürürlüğe girmiştir. Yıllarca görevini yapmayan, sokakta yaşayan hayvanların rehabilitesine, kısırlaştırılmasına, aşılatılmasına harcanması gereken bütçeyi başka yere kullanan belediyeler ve bu durumu denetlemeyen kurumlar ve kamu görevlileri yüzünden bugün sokakta yaşayan hayvanların ötenazi yoluyla öldürülmesinin, ölüm kampı olan bakımevlerine hapsedilmesinin yasal yolu açılmıştır.  Ancak önemle belirtmek isteriz ki 7527 sayılı Kanunla getirilen değişiklikler Anayasanın 2. Maddesi ile güvence altına alınan hukuk devletinin temel unsurlarından belirlilik ilkesine; ayrıca suçta ve cezada kanunilik ve cezaların şahsiliği ilkelerine aykırıdır. Kanun, keyfi ve denetimi mümkün olmayan uygulamalara sebebiyet vermesi sebebiyle Anayasa ile güvence altına alınan hukuki öngörülebilirlik kuralını da ihlal etmektedir” bilgisini verdi. “ÖTENAZİ RIZA VE İRADE TEMELİNE DAYANIR; HAYVANLAR İÇİN SÖZ KONUSU OLAMAZ” Sokak hayvanlarının toplanarak ötenazi uygulanması da eleştirilen açıklamada; ötenazinin insan rızası ve iradesine göre uygulanabildiğine dikkat çekildi. Açıklamada; “İnsanlara ölüm hakkı olarak tanınan ve rıza temeline dayanan ötenazi uygulamasının; rıza ve irade beyanı olmayan hayvanlar için söz konusu olamayacağını, hayvanların ölmek istemediğini belirtmekten ise utanç duyuyoruz. Ayrıca veteriner hekimleri hayvanları öldürmeye zorlamanın veteriner hekimlik mesleğinin doğasına, meslek kurallarına ve mevzuatına aykırı olduğunu ve veteriner hekimlik yemini ile de bağdaşmadığını buradan bir kere daha hatırlatıyoruz. Kanun koyucunun kanun çıkarırken temel amacının kamu yararı olması gerekir. Kanunun henüz yürürlüğe girmesi dahi beklenmeden artan şiddet eylemleri ve katliamlar ile halkın kanuna karşı tepkileri dikkate alındığında temel amacın kamu yararı olmadığı da çok açıktır. 31 Ağustos 2024 tarihinde Ankara Polatlı'da yavru bir köpeği dirgenle öldüren fail ''Devlet kanun çıkardı köpekleri öldürmek için.'' diyerek bu kanundan cesaret aldığını açıkça beyan etmiştir. Hayvanlar dirgenle, tüfekle, kürekle; dövülerek, asılarak, zehirlenerek, boğularak ve daha sayamadığımız birçok yöntemle öldürülmüş, yaralanmış ve özgürlüklerinden yoksun bırakılarak ölüm kamplarına hapsedilmiştir” denildi.   “SOKAK HAYVANLARIN TÜMÜNÜ HAPSEDECEK BARINAKLAR İNŞA ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR” Sokaktan toplanan hayvanların kısırlaştırıldıktan sonra 15 gün içerisinde yaşam alanlarına bırakılması gerektiğini ancak yeni yasa ile bunun uygulanmayarak barınaklarda kapasite doluluğuna zemin hazırladığına dikkat çekilen açıklamada; “Katliam yasası, sokaktan herhangi bir sebepten dolayı tedaviye veya bakımevine alınan köpeklerin, alındıkları yere geri bırakılmasını yasaklamıştır. Bu yasak, kapasitesi zaten dolu olan bakımevlerinin kapasitelerinin aşılmasına sebep olmuştur. Esaret altında ve kalabalık olarak hapsedilen köpekler, stres altında kavga etmekte, açlıktan ve bakımsızlıktan, hastalıktan birbirlerini yaralamakta ve ölüme terk edilmiş durumdadır. Kısırlaştırma için alınan köpekler geri bırakılamadığından ve bakımevlerinde yer olmadığından ötürü kısırlaştırma çalışmaları durmuştur. Bu ise popülasyonun kısa sürede kontrolsüz bir şekilde artmasına sebep olacaktır. Yasada belediyelerin 2028 yılına kadar bakımevi kurma zorunluluğu olanların inşa etmesi ve mevcut bakımevi olanların ise iyileştirme çalışmalarını yapması gerektiği belirtilmiştir fakat bu bakımevi inşa ve iyileştirme sürecinde popülasyon yine kontrol edilemez bir şekilde artacaktır. Kaldı ki sokakta yaşayan hayvanların tümünü hapsedecek barınaklar inşa etmek mümkün değildir. Yasanın üzerinden geçen altı aylık süreçte, bu yasanın çözümden çok kaosa ve ihlallere sebep olacağı açık ve net olarak ortadadır. Bu felaketlerin tümü öngörülüyorken, Anaya Mahkemesi'nin yapması gereken, bu yasayı iptal etmek ve bilimsel tek çözüm olan “Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat” metodunu yasalaştırmak ve üretim ve ticareti durdurmaktır. Yaşanan bu süreçte hayvanların kaybedecek tek bir saniyesi dahi yoktur. Hayvanları Koruma kanunu denilmesine rağmen; kanunun adına, amacına, koruduğu değer ve menfaatlere açıkça aykırı olan bu yasa derhal iptal edilmeli ve Anayasa Mahkemesi hukukun ve vicdanın gereğini yerine getirerek yaşanan katliamlara bir an evvel dur demelidir” denildi. “HAYVANLARI KORUMA KANUNUN 6.MADDESİ UYGULANMALIDIR” Av. Vedat Hakan açıklamasının devamında; “Mahkemenizin daha önce ifade ettiği üzere; Hayvanlar varlıkları itibarıyla sağlıklı ve dengeli bir çevrenin unsurlarındandır. Yıllardır hayvanların korunması için gönüllü olarak mücadele eden yerel hayvan koruma görevlisi olan insanların engellenmesi de sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını açıkça ihlal etmektedir. Yapılan değişiklikle hayvanların üretim, satış ve ticareti yasaklanmamış ve değişiklik öncesi kanunun yetersiz kaldığı ifade edilmiştir. Bir kanunun yetersiz olduğunu söyleyebilmek için hiç şüphesiz öncelikle o kanunun uygulanmış olması gerekmektedir. Eğer hem hayvanlar hem de insanlar için doğru olanı yapmak istiyorsanız hayvanların aşılanıp, kısırlaştırılıp yerinde yaşatılmasını öngören Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. Maddesine geri dönülmesi ve bu sefer bu maddenin uygulanması gerekmektedir” dedi.   “YAŞAMDAN VE YAŞATMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ” Anayasa Mahkemesine çağrıda bulunulan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı; “Bizler yaşamdan ve yaşatmaktan asla vazgeçmeyeceğimizi, her yaşamı tek tek savunacağımızı, hiçbir hayvanı toplama kamplarına ve ölüme terk etmeyeceğimizi buradan bir kere daha haykırıyoruz. Anayasa Mahkemesi’ni de yaşamdan ve yaşatmaktan yana olmaya ve bir an evvel bu kan kokan yasayı iptal etmeye davet ediyoruz. Hak ve özgürlükleri yok sayılarak katledilen tüm hayvanları saygıyla anıyor; yapılan ve yapılacak olan katliamların ve topluma yayılan şiddetin sorumluluğunun bu kanun iptal edilmediği sürece hepimizin üzerinde olacağını tarihe not düşüyoruz.”
Hayvan Hakları Kanunu’nda yapılan değişiklerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilme çağrısında bulunuldu. Çanakkale Mor Pati derneğince yapılan açıklamada “Her yaşamı tek tek savunacağımızı, hiçbir hayvanı toplama kamplarına ve ölüme terk etmeyeceğimizi buradan bir kere daha haykırıyoruz” denildi.

Sokak hayvanlarına ötenazi uygulanmasını içeren Hayvan Hakları Kanunu’nda yapılan değişikliklerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi için Çanakkale’de eylem ve basın açıklaması düzenlendi. Sokak hayvanlarının da yaşama hakkı olduğuna dikkat çeken Av. Vedat Hakan; “2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren, hayvanların öldürülmesini ve hapsedilmesini içeren 7527 sayılı yasaya karşı var gücümüzle yaşamı savunmak ve Anayasa Mahkemesi’ne bir kere daha seslenmek için bir aradayız. Konunun uzmanları ve Sivil Toplum Kuruluşları dinlenmeksizin, dinlenen bazı uzmanların ise görüşleri ve uyarıları hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın, acele bir şekilde hayvanların yaşam hakkı ve özgürlüklerini, çevre hakkını ve Uluslararası Sözleşmeler ile Anayasa'nın birçok hükmünü ihlal eden bir kanun çıkarılmıştır” dedi.

 

“ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ VE ANAYASAYI İHLAL EDEN BİR KANUN ÇIKARTILMIŞTIR”

Hayvan Hakları Kanununda yapılan değişikliğin uluslar arası sözleşmeleri ve Anayasa’yı ihlal ettiğine dikkat çeken Av. Vedat Hakan; “Çeşitli algı operasyonları ve nefret politikaları ile köpekler düşman ilan edilmiş ve yıllardır var olan birlikte yaşam kültürümüz yok sayılarak, hayvanların hak ve özgürlüklerini ihlal eden katliam yasası yürürlüğe girmiştir. Yıllarca görevini yapmayan, sokakta yaşayan hayvanların rehabilitesine, kısırlaştırılmasına, aşılatılmasına harcanması gereken bütçeyi başka yere kullanan belediyeler ve bu durumu denetlemeyen kurumlar ve kamu görevlileri yüzünden bugün sokakta yaşayan hayvanların ötenazi yoluyla öldürülmesinin, ölüm kampı olan bakımevlerine hapsedilmesinin yasal yolu açılmıştır.  Ancak önemle belirtmek isteriz ki 7527 sayılı Kanunla getirilen değişiklikler Anayasanın 2. Maddesi ile güvence altına alınan hukuk devletinin temel unsurlarından belirlilik ilkesine; ayrıca suçta ve cezada kanunilik ve cezaların şahsiliği ilkelerine aykırıdır. Kanun, keyfi ve denetimi mümkün olmayan uygulamalara sebebiyet vermesi sebebiyle Anayasa ile güvence altına alınan hukuki öngörülebilirlik kuralını da ihlal etmektedir” bilgisini verdi.

“ÖTENAZİ RIZA VE İRADE TEMELİNE DAYANIR; HAYVANLAR İÇİN SÖZ KONUSU OLAMAZ”

Sokak hayvanlarının toplanarak ötenazi uygulanması da eleştirilen açıklamada; ötenazinin insan rızası ve iradesine göre uygulanabildiğine dikkat çekildi. Açıklamada; “İnsanlara ölüm hakkı olarak tanınan ve rıza temeline dayanan ötenazi uygulamasının; rıza ve irade beyanı olmayan hayvanlar için söz konusu olamayacağını, hayvanların ölmek istemediğini belirtmekten ise utanç duyuyoruz. Ayrıca veteriner hekimleri hayvanları öldürmeye zorlamanın veteriner hekimlik mesleğinin doğasına, meslek kurallarına ve mevzuatına aykırı olduğunu ve veteriner hekimlik yemini ile de bağdaşmadığını buradan bir kere daha hatırlatıyoruz. Kanun koyucunun kanun çıkarırken temel amacının kamu yararı olması gerekir. Kanunun henüz yürürlüğe girmesi dahi beklenmeden artan şiddet eylemleri ve katliamlar ile halkın kanuna karşı tepkileri dikkate alındığında temel amacın kamu yararı olmadığı da çok açıktır. 31 Ağustos 2024 tarihinde Ankara Polatlı'da yavru bir köpeği dirgenle öldüren fail ''Devlet kanun çıkardı köpekleri öldürmek için.'' diyerek bu kanundan cesaret aldığını açıkça beyan etmiştir. Hayvanlar dirgenle, tüfekle, kürekle; dövülerek, asılarak, zehirlenerek, boğularak ve daha sayamadığımız birçok yöntemle öldürülmüş, yaralanmış ve özgürlüklerinden yoksun bırakılarak ölüm kamplarına hapsedilmiştir” denildi.

 

“SOKAK HAYVANLARIN TÜMÜNÜ HAPSEDECEK BARINAKLAR İNŞA ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Sokaktan toplanan hayvanların kısırlaştırıldıktan sonra 15 gün içerisinde yaşam alanlarına bırakılması gerektiğini ancak yeni yasa ile bunun uygulanmayarak barınaklarda kapasite doluluğuna zemin hazırladığına dikkat çekilen açıklamada; “Katliam yasası, sokaktan herhangi bir sebepten dolayı tedaviye veya bakımevine alınan köpeklerin, alındıkları yere geri bırakılmasını yasaklamıştır. Bu yasak, kapasitesi zaten dolu olan bakımevlerinin kapasitelerinin aşılmasına sebep olmuştur. Esaret altında ve kalabalık olarak hapsedilen köpekler, stres altında kavga etmekte, açlıktan ve bakımsızlıktan, hastalıktan birbirlerini yaralamakta ve ölüme terk edilmiş durumdadır. Kısırlaştırma için alınan köpekler geri bırakılamadığından ve bakımevlerinde yer olmadığından ötürü kısırlaştırma çalışmaları durmuştur. Bu ise popülasyonun kısa sürede kontrolsüz bir şekilde artmasına sebep olacaktır. Yasada belediyelerin 2028 yılına kadar bakımevi kurma zorunluluğu olanların inşa etmesi ve mevcut bakımevi olanların ise iyileştirme çalışmalarını yapması gerektiği belirtilmiştir fakat bu bakımevi inşa ve iyileştirme sürecinde popülasyon yine kontrol edilemez bir şekilde artacaktır. Kaldı ki sokakta yaşayan hayvanların tümünü hapsedecek barınaklar inşa etmek mümkün değildir. Yasanın üzerinden geçen altı aylık süreçte, bu yasanın çözümden çok kaosa ve ihlallere sebep olacağı açık ve net olarak ortadadır. Bu felaketlerin tümü öngörülüyorken, Anaya Mahkemesi'nin yapması gereken, bu yasayı iptal etmek ve bilimsel tek çözüm olan “Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat” metodunu yasalaştırmak ve üretim ve ticareti durdurmaktır. Yaşanan bu süreçte hayvanların kaybedecek tek bir saniyesi dahi yoktur. Hayvanları Koruma kanunu denilmesine rağmen; kanunun adına, amacına, koruduğu değer ve menfaatlere açıkça aykırı olan bu yasa derhal iptal edilmeli ve Anayasa Mahkemesi hukukun ve vicdanın gereğini yerine getirerek yaşanan katliamlara bir an evvel dur demelidir” denildi.

“HAYVANLARI KORUMA KANUNUN 6.MADDESİ UYGULANMALIDIR”

Av. Vedat Hakan açıklamasının devamında; “Mahkemenizin daha önce ifade ettiği üzere; Hayvanlar varlıkları itibarıyla sağlıklı ve dengeli bir çevrenin unsurlarındandır. Yıllardır hayvanların korunması için gönüllü olarak mücadele eden yerel hayvan koruma görevlisi olan insanların engellenmesi de sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını açıkça ihlal etmektedir. Yapılan değişiklikle hayvanların üretim, satış ve ticareti yasaklanmamış ve değişiklik öncesi kanunun yetersiz kaldığı ifade edilmiştir. Bir kanunun yetersiz olduğunu söyleyebilmek için hiç şüphesiz öncelikle o kanunun uygulanmış olması gerekmektedir. Eğer hem hayvanlar hem de insanlar için doğru olanı yapmak istiyorsanız hayvanların aşılanıp, kısırlaştırılıp yerinde yaşatılmasını öngören Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. Maddesine geri dönülmesi ve bu sefer bu maddenin uygulanması gerekmektedir” dedi.

 

“YAŞAMDAN VE YAŞATMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Anayasa Mahkemesine çağrıda bulunulan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı; “Bizler yaşamdan ve yaşatmaktan asla vazgeçmeyeceğimizi, her yaşamı tek tek savunacağımızı, hiçbir hayvanı toplama kamplarına ve ölüme terk etmeyeceğimizi buradan bir kere daha haykırıyoruz. Anayasa Mahkemesi’ni de yaşamdan ve yaşatmaktan yana olmaya ve bir an evvel bu kan kokan yasayı iptal etmeye davet ediyoruz. Hak ve özgürlükleri yok sayılarak katledilen tüm hayvanları saygıyla anıyor; yapılan ve yapılacak olan katliamların ve topluma yayılan şiddetin sorumluluğunun bu kanun iptal edilmediği sürece hepimizin üzerinde olacağını tarihe not düşüyoruz.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.