“Güran Yahyaoğlu’nun Durumu Biliniyordu”
“Güran Yahyaoğlu’nun Durumu Biliniyordu”
ÇOMÜ Rektör Adaylarından Prof.Dr. Yücel Acer, Kanser tedavisi için yattığı hastanede hayatını kaybeden Yar.Doç.Dr. Güran Yahyaoğlu’nun tedavi sürecinden Rektörlüğün haberi olduğunu, buna rağmen tutulan sahte tutanaklarla hayatını kaybeden Yahyaoğlu’nu istifa ettirilmiş gibi gösterildiğini söyledi. Yahyaoğlu’nun yaşadıkları ile ilgili olarak YÖK’te de soruşturma açıldığını ama bunun işleme konulmadığını belirtti.
Prof.Dr. Yücel Acer, mevcut ÇOMÜ Yönetimince üniversite faaliyet gösteren bilim merkezlerinin atıl duruma getirildiğini söyledi. Bu merkezler içerisinde Girişimcilik Merkezinin Çanakkale ve bölge için büyük önem arz ettiğini ifade eden Prof.Dr. Yücel Acer konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu; “Girişimcilik çok önemli bir alandır, bizim üniversitemizde Sayın İbrahim Bodur’un desteğiyle bir Girişimcilik Merkezi oluşturulmuştu. Hatta yeri de kordonda bulunan Vitalis Cafenin üst katlarıydı. Maalesef son dört yıl içerisinde birçok şeyin olduğu gibi bu merkezde atıl hale getirildi. Girişimcilik Merkezi ile ilgili olarak çalışmış arkadaşlarımızı çok yakından tanıyorum, kendilerini tekrar göreve getirerek bu merkezi tekrar aktif hale getireceğiz. Girişimcilik dergisi var; o dergiyi tekrar tanınır, bilinir bir hale getirmeye çalışacağız. İleriye yönelik bir lisans programı da açabiliriz ama önceliğimiz Girişimcilik Merkezini bir an önce aktif hale getirmek. Zaten proje kitabımıza da yazmıştık, aktif kılmak istediğimiz merkezleri seçeceğiz, aktif olmaması gerekenleri de kapatacağız. Aktif olacak merkezlere de ciddi destekler vermeyi düşünüyoruz.”
“GÜRAN YAHYAOĞLU’NUN DURUMU REKTÖRLÜKÇE BİLİNİYORDU”
Gördüğü Kanser tedavisi sonucunda hayatını kaybeden Yrd.Doç.Dr. Güran Yahyaoğlu için süren soruşturmaya da değinen Prof.Dr. Yücel Acer; “Rahmetli Güran Yahyaoğlu meselesi çok önemli ve üzerinde önemle durulması gereken bir konu. Mahkemeye intikal etmiş bir yönü de var bilindiği gibi. Yahyaoğlu için tutulmuş sahte tutanakların tutulmuş olduğu Danıştay kararı ile de tespit edilmiş durumda. Yani işe gelmeden önce tutulan tutanaklar sahtedir. Bilirkişilerin Danıştay’a sundukları raporda bu durum belirtiliyor. Yönetsel anlayışı göstermesi açısından asıl sorun şudur; aslında hasta olduğu, kanser tedavisi gördüğü bütün yönetimdeki kişilerin, buna Rektörde dâhil herkes tarafından bilindiği halde; “Biliniyordu, bilinmiyordu tartışmasını bir kenara koyalım, yani rapor gelmiştir, gelmemiştir tartışmasını bir kenara koyalım; Güran Yahyaoğlu hastanede yoğun bakımda kanser tedavisi görüyordu. Siz bu durumda olan bir arkadaşı istifa etmiş sayıyorsunuz. İşte tam bu noktada yasa değil, hukuk işler. Hukuk dediğimiz şey adalettir; bunu işletmeyen bir yönetim anlayışı görüyoruz. Aslında YÖK Etik Kurulu yönetim hakkında disiplin soruşturması açılması hakkında görüş bildirdi. YÖK bu konuda yazıyı hazırladı yani Rektör hakkında bir disiplin soruşturması açılmasına karar verdi ama bir önceki YÖK Başkanı zamanında bu yazı zaman aşımına uğratılmak için altı aydan fazla bir süre boyunca bekletildi. Burada Güran Yahyaoğlu ile ilgili olarak üzerine gidilmesi gereken bir mesele vardır” dedi.
“DEVLETİN PARASIYLA AYRIMCILIK YAPILIYOR”
ÇOMÜ Rektörlüğünce üniversitede akademisyenlere ayrımcılık yapıldığını söyleyen Prof.Dr. Yücel Acer; “Bundan bir iki ay kadar önce üniversitede bazı akademisyenlere 500 kadar dizüstü bilgisayar dağıtılmıştı. Yine öğrendiğimize göre birkaç gün önce yine dizüstü bilgisayar dağıtılmış hocalarımıza. Bazı hocalara bilgisayar veriliyor, bazı hocalarımıza verilmiyor. Birilerine verip, diğerlerine verilmemesi ile ilgili olarak ortada hiçbir açıklama yada kriter yok. Hocalarımızın bazıları diyor ki “Bana gelmedi” öteki hocamız diyor ki “Bana gelmedi” ona niye verilmedi bilmiyoruz. Üstelik bu bilgisayarların alımı esnasında ihale yapılmadığını biliyoruz. Piyasa fiyatının üstünde bir rakamlara alındığına dair tespitlerimiz bile var bizim. Ve bu bilgisayarlar üniversitenin kaynaklarıyla satın alınarak dağıtıldı. Hatta diyorum ki; içi boş ne olduğu belli olmayan Avrasya Belediyeler Birliği bir bilim ödülü veriyor. Hangi kriterlere göre bilim ödülü vermiş, diğer adayların kim olduğu bilinmezken gelmiş buraya yılın bilim adamı, yılın rektörü ödülü veriyor. Bu tür ödülleri veren kurumlar kendi törenlerini kendi mekanlarında düzenlerler ve sizi davet ederler. Oysa adamları buraya siz çağırmışsınız, görsel bir senaryo uyguluyorsunuz bu apaçık ortada; kaç lira harcandı? Ve bu paralar nereden ödendi bunun da hesabını soracağız. Ben bu paranın ne kadar olduğunu ve nereden ödettirildiğini de biliyorum, bunun da hesabını soracağız” dedi.
DARDANOS YERLEŞKESİ GELECEK NESİLLERE BIRAKILACAK
Dardanos Yerleşkesinde yapılaşmaya daha fazla izin vermemek için ve buranın doğal yapısının bozulmadan öğrenci, akademisyenlerin yanı sıra Çanakkalelilerinde faydalanabileceği bir şekilde tutmak amacıyla yapılaşmaya izin vermeyeceklerini belirten Prof.Dr. Yücel Acer; “Dardanos Yerleşkesi hakkında konuşmadan önce bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bizim kantin ve kafeteryalarla ilgili olarak daha fazla kar nasıl elde ederiz şeklinde yani 5 bin lira mı, 10 bin lira mı veriyorsunuz şeklinde bakmayacağız. Bu kişiler kaliteli ve ucuz hizmet veriyorlar mı buna bakacağız. Kaliteli ve ucuz hizmet verebilecek kişiler gelsin kantincilik, kafeteryacılık yapsınlar istiyoruz. Kamu kurumu olarak işletmelerimizin zarar etmemesine şüphesiz dikkat edeceğiz ama amacımız oradan kar etmekten ziyade çalışanlarımıza, öğrencilerimize, hocalarımıza ve Çanakkalelilere kaliteli ve ucuz hizmet vermek olacak. Dardanos Yerleşkesine de bu gözle bakıyoruz. Dardanos yerleşkesine bir çivi dahi çakılmamasını, aynı şekilde korunması gerektiğine inanıyoruz; bizce öyle olmalıdır. Dardanos Yerleşkesi bizlerin gelecek nesillere hediye olarak bırakabileceğimiz çok güzel bir değerdir. Çanakkalelilerin dahi oraya denize girebileceği, dinlenebileceği, spor yapabileceği bir mekan olarak kalsın istiyoruz, oraya hiçbir şey yapmayalım; bizim düşüncemiz budur. Çünkü bu dönemde oraya başka okul/fakülte taşıyalım gibi düşünceler var ama biz bunların tamamıyla karşısındayız” dedi.
“BİGA İİBF’NİN İÇİNİ BOŞALTTILAR”
Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için senato kararı alındığı ve orada eğitim veren akademisyenlerden isteyenlerin Çanakkale’de açılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine geçirileceği ile ilgili söylentileri taşra politikası olarak değerlendiren Prof.Dr. Yücel Acer konuyla ilgili şunları söyledi; “Biga’da hoca sayısı 60’tan 43’e düşmüş durumda! 5500 öğrenci sayısı ile ÇOMÜ’nün en büyük fakültesi Biga İİBF’dir. Fen-Edebiyat Fakültesinde 4200 civarında öğrenci var ki bu fakültede 120 civarında hoca bulunmakta! Biga da ise kala kala 43 hoca kalmış ve şimdi diyorsunuz ki bu 43 hocayı da alayım merkeze getireyim. Zaten siz rektör olarak önce kendinizin, dekanınızın ve kardeşinizin kadrosunu buraya getirmişsiniz. Öbür hocalar neden böyle yapıyorsunuz dediğinde cevap vermeye tenezzül etmemişsiniz, şimdi seçim zamanı gelmiş; sizi buraya alacağız. 5500 öğrenci de Biga’da ne yaparsa yapsın! Hocalarımızın aklıyla dalga geçiyorlar. Oradaki hocalarımız ile geçen hafta bir araya geldim; bu sözlerine hiçbir hoca itibar etmemiş durumda.”
“HOCALARIMIZ KİMİN ADALETLİ OLDUĞUNU İYİ BİLİRLER”
“Dört yıl boyunca bu insanlarla aynı yerde çalıştınız, çalışma arkadaşlarınızı unutmuşsunuz, randevu bile vermemişsiniz şimdi diyorsunuz ki sizi buraya alacağım. Buna kimse inanmamış durumda; gidip te teyit etsinler. Ben onlara yapabileceğim şeyi söyledim; ‘Kimse 1 yıl içerisinde Biga’dan Merkeze geçmeyi düşünmesin. Önce Biga’daki hoca sayımızı artıralım; daha sonra Biga’ya çok emek harcamış, Çanakkale’de oturan ve burada olmak isteyen buna hak ettiğine inandığımız, hepimizin üzerinde anlaşabildiği belli kriterler çerçevesinde isteyen arkadaşlarımızın yavaş yavaş buraya gelmesini sağlarız.” Bu şuan ki şartlarda mümkün değildir; çünkü bizden orada eğitim bekleyen 5500 kadar vatan evladı var. Zaten hocalarımızın büyük bölümü de orada kalmak istiyorlar, onların sıkıntısı haksızlık yapılmasıydı. Niye Rektör kendi kadrosunu, kardeşini ve dekanının kadrosunu buraya aldı? Orada fedakârca çalışan çok sayıda arkadaşımız var. Benim kadromda oradaydı; çok mütevazı şartlarda gidip geldik. 2000 yılında servis yoktu Biga’ya, yağmurda karda otobüs bekliyorduk. Benim gibi birçok arkadaşım bu şartlarda gitti geldi Biga’ya; o yüzden oradaki hocalarımız adaletin ne olduğunu, kimin adaletli olduğunu da çok iyi biliyorlar. Çünkü ben onlarla bir dekan yardımcısı olarak dört yıl çalıştım. Hiçbir hocamız da bugüne kadar bana veya arkamdan ‘Hoca çalışırken bana böyle bir haksızlık yaptı’ demedi, demiyorlar.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
