Erkek: “Kalemini Satmayan Gazetecilere Selam Olsun!”
Erkek: “Kalemini Satmayan Gazetecilere Selam Olsun!”
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada basın özgürlüğüne, 6 Mayıs’ta Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili “gazetecilik yapmaları nedeniyle” verilen cezaya ve Can Dündar’a yapılan silahlı saldırıya değindi.
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in yaptığı konuşma, tutanaklara şöyle yansıdı: “6 Mayısta yaşadığımız üzücü bir olayla ilgili bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Hepimizin bildiği gibi, MİT tırları gerçeği Cumhuriyet Gazetesi'nde haber yapıldığında aslında bütün dünya zaten gerçeği biliyordu çünkü gerçeğin üstünü örtmek mümkün değil ve bu haber, halkın haber alma özgürlüğü uyarınca gazetecilik faaliyeti çerçevesinde yapılmıştı ama birilerini çok kızdırdı.”
“SADECE HÜKÜMET DEĞİL, PROFİLİ DÜŞÜK BASINDA ARIYOR”
“Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı bu haber üzerine Sayın Dündar'la ilgili "Bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu." demişti. Evet, Sayın Dündar gerçekten bedelini ödemeye başlamıştı ve 25 Kasım 2015 tarihinde tutuklandı. Doksan iki gün tutuklu kaldıktan sonra, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında gazetecilik faaliyeti çerçevesinde bu haberin yapıldığı vurgulanınca tahliye oldu. Tahliye olduktan sonra, yandaş bir yazar maalesef bir köşe yazısında "Vatandaş, hâkimler kadar anlayışlı olmayabilir." ifadesini kullandı. Bu, çok vahim bir ifadeydi. Ve şunu gördük ki: Sayın Cumhurbaşkanı, saray yalnızca profili düşük bir Başbakan aramıyor, profili düşük bir Hükümet aramıyor, profili düşük bir basın da arıyor. Öyle isteniyor ki basında manşetler, yazılar hep aynı başlıklarla çıksın. Bakın, Kabataş yalanında hatırlayın, 10'a yakın köşe yazısı organize bir şekilde aynı başlıkla çıkmıştı, "Diliniz kaba, vicdanınız taş" başlığıyla, evet, "Diliniz kaba, vicdanınız taş" başlığıyla. Ama Kabataş gerçeği de ortaya çıktığında bu başlığı atanlar ve bu yazıları yazanlar umarım vicdanlarında bunun muhakemesini yapmışlardır.”
“Bütün bu gelişmelerin sonucunda, masumiyet karinesi ihlal edilerek insanlar hedef gösterildiği için 6 Mayıs günü üzücü bir olayın içerisinde ben de tesadüfen yer aldım. O gün Can katlini belki önleyebildik adliye dışarısında ama adliye içerisinde verilen kararla basın ve ifade özgürlüğü maalesef katledildi.”
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HALK İÇİNDİR”
“Sayın milletvekilleri, değerli milletvekilleri, şunu çok iyi bilmeliyiz: Basın özgürlüğü gazeteciler için değildir, basın özgürlüğü halk içindir. Eğer gazeteci özgür değilse, basın özgür değilse toplum da özgür değildir. Halkın haber alma özgürlüğünün hiçbir şekilde, hiçbir şartta engellenmemesi yasal ve evrensel ilkeler uyarınca bir zorunluluktur.”
“Çağdaş demokrasilerde, Cumhuriyet gazetesinde çıkan haber üzerine komşu bir ülkeye, Orta Doğu'ya, Suriye'ye silah göndererek suçüstü yakalananların yargılanması, bu haberi yapan gazetecilerin de aslında ödül alması gerekirdi. Evet, çağdaş demokrasilerde bunun örnekleri çok fazla ama bizde maalesef gazeteciler Silivri'ye gönderildi, uluslararası ceza hukukunu ihlal edenler, suç işleyenler maalesef baskı ve dikta yöntemiyle bu uygulamalarını sürdürdüler ve 6 Mayısta bu üzücü olayı hep birlikte yaşadık. Bu olayın sorumluları gazetecileri hedef gösterenler, masumiyet karinesini tanımayanlar, hukuku askıya alanlar, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne saygısı olmayanlar, insanları ötekileştirenler ve hedef gösterenlerdir. Ben bu olay sebebiyle Sayın Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar'ı gerçekten yürekten kutluyorum. Evet, ülkemizi çağdaş uygarlığa, inisiyatif alan çağdaş ve cesur kadınların taşıyacağına inancım da tamdır. Özellikle kalemini, evet baskıya ve diktaya karşı kalemini siper eden ve her zaman cesurca eğilmeden ayakta duran Sayın Can Dündar ve Erdem Gül'ü de kutluyorum, onların nezdinde kalemini satmayan tüm namuslu gazetecilere de bu yüce kürsüden "Selam olsun" diyorum.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

