Çanakkale’nin Tohumları Gelecek Nesiller İçin Saklanıyor!
Çanakkale’nin Tohumları Gelecek Nesiller İçin Saklanıyor!
Çanakkale Belediyesinin çevre ve doğaya yönelik en önemli projelerinden biri olan Tohum Sandığının açılış töreni gerçekleştirildi. Çanakkale il ve ilçelere bağlı köylerden, tamamıyla Çanakkale yöresinin yerli ürünlerinden elde edilen tohumlar, Tohum Sandığı tesisinde gelecek nesiller için güvence altına alındı.
Geçmişte Çanakkale’nin ilk su deposu olarak kullanıldığı bilinen tarihi Emile Vitalis binasının restore edilerek gelecek nesillere aktarılmak üzere saklanacak tohumların güvence altına alındığı Tohum Sandığı Tesisi’nin açılış töreni düzenlendi. Tesisin açılış törenine, CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya, Belediye Meclis Üyeleri, Muhtarlar, Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye çalışanları, kent gönüllüleri ile tohum bağışında bulunan vatandaşlar ve çok sayıda davetli katıldı.
“GDO’LU GIDALARDAN GELECEK NESİLLERİ KORUMALIYIZ”
Açılış töreninde ilk konuşmayı ise Çanakkale Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Göksel Koyuncu gerçekleştirdi. Projeye ilişkin bilgiler veren Koyuncu, “Tohum Sandığı gibi tesislerin kurulmasının amaçlarından biri, ticari kaygı gözetmeksizin yerel tohumların üretici ve hobi sahipleri arasında tohum alışverişini sağlamaya öncülük ederek, yerel çeşitlerin korunmasına katkı sağlamaktır. Yerel tohumlar önemli çünkü; hibrit ve laboratuar koşullarında üretilen GDO’lar doğadaki gen kaynağımız olan yerli ve yabani ırklarla tozlanabiliyor. Biyolojik çeşitliliğimizi ve ekosistemi tehdit ediyor. Dirençli gen kaynaklarımızın yitirilmesi, patentli sertifikalı tohumların yaygınlaştırılması sonucu farklı strese dayanıksız ve coğrafyamıza ait olmayan türlerin olası kuraklık, hastalık ve böcek saldırıları karşısında yaşanacak kayıplar nedeniyle doğabilecek kıtlığa sebep olunabiliyor. Yapılan araştırmalar biyolojik çeşitliliğin azalması ile astım, alerjik hastalıklar, kanser çeşitleri hatta depresyon gibi hastalıklar arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor. Bir tarafta dirençli ve besleyici gen kaynaklarımız yitiriyor, patentli sertifikalı tohumları yaygınlaştırıp tohum tekellerini zenginleştirip yerli tohumları tohum bankalarına hapsederken, diğer yanda gıda güvenliğimizi çokuluslu birkaç şirketin eline bırakıyoruz” dedi.
İLK ETAPTA YÜZDE 100 ÇANAKKALELİ 20 ÜRÜN TOHUMU
Proje çalışmalarının başlamasıyla birlikte yüzde 100 Çanakkale topraklarında yetişen, Çanakkale’ye has 20 ürünün tohumu koruma altına alındığını kaydeden Koyuncu, Çanakkale il genelinde araştırmalarını sürdürdüklerini, bulunacak saf tohumların Tohum Sandığında koruma altına alınmasını sağlayacaklarını belirterek; “Tohum sandığımızın yapımına başlanılması ile kendi yöremiz, ailemiz ve arkadaşlarımızla yerli tohum arayışına başladık. Gördük ki hala yöremizde köylerimiz, bahçe ve balkonlarımızda bu çeşitler kullanılıyor ve aranıyordu. Üretim alanında müdürlüğümüz seralarında çimlendirilen bu tohumların bazıları ekildi ve yetiştiriliyor. Biga’dan, Bayramiç’ten, Çan’dan ve merkez köylerimizden temin ettiğimiz mısır, kara karın börülce, tez gelen kabağı, sarı nohut, bamya, karakılçık buğdayı, yerli alaca karpuz, sakız bakla, domates, pembe domates, fıstık, kış kavunu, günebakan ve dağ çileği fideleri gelişiyor. Mor fesleğen, karagöz kadife, kına, portakal nergisi ve kedi tırnağı gibi mevsimlik çiçekler hem bu alanda hem de Park ve Bahçeler Müdürlüğünün seralarında tohum hasadından sonra üretilerek kentimiz peyzajına kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca, şekerpancarı, sarı kunduz buğdayı, susak kabağı, maydanoz, bal kabağı, susam ve bostan tohumlarımız da ekimi beklemektedir. 1900’lü yıllarda Emile Vitalis tarafından yapılmış, Belediyemizce su makineleri tesisi olarak kullanılmış bu binanın peyzaj ve yetiştirme alanlarındaki sulama suyu, önceki yıllarda kentimize su temin eden keson kuyunun tekrar çalıştırılması ile elde edilmiştir. Binada bulunan toplantı salonu ve derslikte ekolojik tarım, amatör bahçıvanlık, çevre bilinci konularında kurslar, seminer ve toplantılar düzenlenmesi hedefleniyor. Ayrıca gerek STK’lar gerekse üniversitemiz ve gönüllülerle ortak projeler geliştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
“GDO’LU ÜRÜNLERE MAHKUM OLMUŞ DURUMDAYIZ”
Açılış töreninde bir konuşma yapan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise, tarımın ülkenin önemli kaynaklarından biri olmasına rağmen en çok ihmal edilen sektörlerden biri olduğuna değindi. Gökhan, “Her yıl, Belçika büyüklüğündeki toprağımızı ekemiyoruz. Tarımdan uzaklaşıyoruz, toprağımızın kirlenmesine engel olamıyoruz. Tohumlarımızı geliştiremiyoruz. İthal tohumlar, GDO’lu ürünler ya da hibrit tohumlara mahkum olmuş durumdayız. Tabi onlar da kendi hastalıklarını getiriyor. Bu sefer de kendi hastalıkları ile uğraşıyoruz. Bir örnek verelim, Çanakkale domatesi. Hibrit tohum geldi ama TUTA ile beraber geldi. Şimdi TUTA ile mücadele ediyoruz. Yarın başka bir üründe başka şeyler oluyor. Dolayısı ile kendi yerel tohumlarımızın burada önemini bir kez daha vurgulamak için bu girişimi yapıyoruz. Çünkü yerel tohum ne demektir? Bu yörenin şartına kendini yıllar, yüzyıllar boyu oluşturmuş, bu yörenin kendi iklim şartlarının oluşturduğu bir sürece girmiş ve bu yörenin en önemli tohumu, ürünü olmuş. Bizim de bunu yaratmamız gerekir. Tabi bu bilim adamlarımızın yapacağı bir iş, bizim işimiz değil ama biz en azından bizim yörenin tohumlarını kaybolmadan, yok olmadan muhafaza altına alalım, bunları üretelim, buralarda üremesini sağlayalım. Bu süreç içerisinde bilime de bir alt yapı sağlamış oluruz. En azından biz de buralarda yetiştirip, yayılmasını sağlayabiliriz” dedi.
“ÇANAKKALE BELEDİYESİ OLARAK TARIMA ÖNEM VERİYORUZ”
Başkan Gökhan, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Tarım noktasında Çanakkale Belediyesi olarak, mesela yukarıda, Esenler’de meyve bahçesi yaptık. Her çeşit meyveden ağaç diktik. Niye çünkü çocuklar, insanlar yörelerinin meyvelerini tanısın diye yaptık. Okulların hobi bahçeleri yapmalarına fırsat veriyoruz. Yani tarımı özendirmek, halkı tarımla buluşturmak ama aynı zamanda da özellikle tohum noktasında yöremizin tohumlarının kaybolmadan muhafaza etmek için bu binayı yaptık. Bu bina Emile Vitalis tarafından 1900 yılında yapılmış. Su müteahhitti aslında, belediyelerin kanallarını yapmış. 1999’lara kadar da burası faaliyet gösteriyordu. Daha sonra yeniledik. Bu bağlamda hem kültürel bir varlığımızı koruyoruz hem de yerel tohumlarımızı burada korumuş oluyoruz. Onun için ben bunu çok önemsiyorum.”
“ATİKHİSAR BARAJINI, KAZDAĞLARINI ÇOK İYİ KORUMALIYIZ”
Kazdağlarındaki çevre mücadelesine de değinen Başkan Gökhan, “Tam Atikhisar Barajımızın üzerinde bir altın işletmeciliği teşebbüsü var. Ona engel olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Tarım alanlarımızı sulayan bu kaynakların, bütün barajlarımızın çok iyi korunması lazım. Tarım alanlarımızın çok iyi korunması lazım. Buraların kirlenmemesi lazım. Dolayısı ile iklimin yok olmaması lazım. Burada bir iklim var ve bu bütün. Kazdağları, bütün Çanakkale ilinin tam göbeğinde, suyu ile oksijeni ile bu bölgeyi besleyen bir konumda. Bu iş yine sonunda tarıma gelip dayanıyor. İçme suyu için de önemli, ama tarım alanlarımız için de son derece önemli. Ürünlerimiz ile ilgili riskleri ortadan kaldırmamız lazım. Bu mücadelede maalesef aşırı ilaçlama, iyi ve sağlıklı bir ürün elde edememenin sonucunda hibrit tohumlar nedeni ile hastalığın da birlikte gelmesi ile aşırı ilaçlama, yanlış gübreleme, bunları alt alta koyduğumuzda, ihracatımızı da vuruyor, mallarımız geri geliyor. Dolayısı ile bunlar bir bütün. Biz de belediye olarak en azından bir teşebbüste bulunduk, bir ön açtık. Üniversitemiz, hocalarımız bize her zaman yol gösterebilirler. Bize destek olabilirler. Hep beraber bu duyarlılığı topluma ulaştırmış olacağız. Bunu bütün toplum, hepimiz, bir kez daha tarımın önemini aklımıza koymamız lazım. Mesela dün burada bir peynir çalıştayı yapıldı ve iyi oldu. Ben memnun oldum. Çanakkale’de olması doğrudur. Yakıştı ve herkes de bundan memnuniyet duydu. Mesela Sayın Bakanın ifadesi var, tarım alanlarını konuta açmayacağız diye. Çok doğru bir tespittir. Yöremizi korumamız lazım. Sayın Valimizin konuşması çok anlamlıydı. Sanki ben konuşuyorum gibi hissetim. Çünkü doğayı korumaya, Çanakkale’nin doğasını kavramaya ve bu doğanın mutlak korunması gerektiği konusunda en üst düzeydeki insanlar da bilinçlenmiş. Bundan büyük bir memnuniyet duydum. Özelikle herkesin katkılarını bekliyoruz. Elinde yerel tohumlar olan arkadaşlar varsa getirsinler. Biz de alalım, büyütelim, yetiştirelim ve depolayalım” diye konuştu.
Başkan Gökhan, konuşmasının ardından Tohum Sandığı projesine tohum bağışlayan kentliler ile binanın yapımında katkısı bulunan yüklenici firma yetkililerine plaket takdiminde bulundu. Binanın temsili açılışı da gerçekleşirken, konuklar hem bahçe hem de bina alanını gezerek bilgi alma fırsatı buldu.
TOHUM SANDIĞI HAKKINDA
Yaklaşık 3.800 metrekarelik bir alan üzerinde bulanan Tohum Sandığı proje alanındaki binada toplantı ve teşhir salonu, bahçede tohum takas şenliği yapılabilecek alanlar ile 1.400 m2 peyzaj düzenlemesi ve 1.300 m2 tohum yetiştirme ve kurutma alanı bulunuyor.
Öte yandan proje ile birlikte yerli tohum temini üzerine çalışmalar da başlatıldı. Tohum Sandığı ile yörede kullanılan yerli tohumlar yaşayacak, genlerin korunması için bir adım atılacak, kentlilerimizin de bu tohumlara olan ihtiyacı giderilmeye çalışılacak.
Ayrıca Proje ile birlikte yöremizin doğal güzelliklerinden ve dünyanın sayılı oksijen merkezlerinden biri olan Kazdağlarına da dikkat çekmek amacıyla “Kaz Dağları Çevre Koruma Koordinasyon Merkezi” adıyla çevre konularına ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinde bulunulması da amaçlanıyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
