Çanakkale’nin Suyu ve Havası İçin Önemli Tarih: 16 Mart..!
Çanakkale’nin Suyu ve Havası İçin Önemli Tarih: 16 Mart..!
Atikhisar Barajı'na sadece 4,5 kilometre mesafede kurulması planlanan altın ve bakır madeni projesi için 16 Mart'ta ÇED toplantısı yapılacak. Çevre örgütleri, İliç’ten daha büyük bir tehlikeye işaret ederek; binlerce hektar orman ve tarım alanının yok olacağı, şehrin tek su kaynağının zehirlenme riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyor.
CVK Madencilik iştiraki Orta Truva Madencilik tarafından Çanakkale'nin Bayramiç ilçesine bağlı Kuşçayırı köyünde hayata geçirilmesi planlanan "TV Tower" polimetalik (altın, gümüş, bakır) maden projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı. ÇED süreci kapsamında yöre halkını bilgilendirmek ve görüşlerini almak amacıyla 16 Mart 2026 tarihinde saat 11.00'de Kuşçayır Köyü Kahvehanesi'nde Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı yapılacağı duyuruldu.
ATİKHİSAR BARAJI’NA SADECE 4,5 KİLOMETRE MESAFEDE
Proje, Çanakkale kent merkezinin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı'na sadece 4,5 kilometre, Kuşçayırı köyüne ise yalnızca 1,5 kilometre mesafede yer alıyor. Cevheri zenginleştirmek için kurulacak tesiste flotasyon ve tank liçi (siyanürleme) yöntemlerinin kullanılacak olması, tonlarca kimyasal maddenin baraj koruma havzasında işleneceğini gösteriyor.

Zaten kuraklık tehlikesiyle yüz yüze olan ve geçtiğimiz dönemlerde köylere tankerlerle su taşınmak zorunda kalınan Çanakkale'de, böylesine aşırı su tüketen bir maden tesisinin kurulması su varlıkları için geri dönüşü olmayan riskler barındırıyor. Bununla birlikte bölgede devasa atık barajları inşa edilecek olması ve Çanakkale'nin birinci derece deprem fayı üzerinde bulunması, zehirli sızıntı veya baraj çökmesi gibi felaket ihtimallerini çok daha korkutucu bir boyuta taşıyor.
BİNLERCE HEKTAR ORMAN VE TARIM ALANI YOK OLACAK
Projenin çevresel etkileri sadece suyla sınırlı değil. 3 bin 878 hektar olarak belirlenen devasa ÇED alanının 3 bin 752 hektarı ormanlık arazilerden, 126 hektarı ise doğrudan tarım alanlarından oluşuyor. Bu alanların madenciliğe açılması, yöredeki köylülerin geçim kaynağı olan tarım arazilerinin, hayvanların otladığı meraların ve Kazdağları'nın o eşsiz orman ekosisteminin yok edilmesi anlamına geliyor.

Durumu daha da vahim kılan ise bölgedeki kümülatif yıkım. Şu an Çanakkale genelinde, Kazdağları'ndan Lapseki'ye kadar ÇED süreci devam eden tam 54 adet maden projesi bulunuyor. Bu da yaklaşık 5 bin 577 futbol sahası genişliğinde bir doğa parçasının tamamen maden şirketlerinin talanına açılması demek.
İLİÇ FELAKETİNDEN DAHA BÜYÜK BİR TEHLİKE KAPIDA!
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, projenin İliç'teki maden felaketinden çok daha geniş bir alanı kapsadığına dikkat çekerek sivil toplum örgütlerini ve bölge halkını "topyekün seferberliğe" davet ediyor. Çanakkaledeki çevre örgütleri yaptıkları açıklamalarda, "Aksi takdirde ne ormanlarımız ne tarım alanlarımız ne meralarımız ne de yaşam alanlarımız kalacak" uyarısında bulunuyor.

“ÇANAKKALE GÖÇ YOLLARINA DÜŞER!”
Halkı 16 Mart'taki ÇED toplantısına çağıran yaşam savunucuları, "Suyumuz Tehlikede!" ve "Suyumuz zehirlenir, dağlarımız cehennem çukurlarına dönerse Çanakkale göç yollarına düşer" sloganlarıyla bölgedeki tehlikenin boyutuna dikkat çekerek projeye karşı güçlü bir direniş hazırlığı yapıyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
