Çanakkale ve Balıkesir Milletvekillerine Açık Mektup; “Kaz Dağı’na Kıymayın"
Çanakkale ve Balıkesir Milletvekillerine Açık Mektup; “Kaz Dağı’na Kıymayın"
İstatistik Bölümü Bağlantılı Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Kaz Dağı’nın güney bölümünde yapılması planlanan 5 barajın yaratacağı klimatolojik, hidrolojik ve biyocoğrafi olumsuz etkilere ve ekolojik yıkımlara ilişkin görüşlerini açıkladı.
Kaz Dağı, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Marmara ve Ege bölgelerinin birbirinden ayrıldığı sınır boyunca uzanan, Çanakkale ve Balıkesir illeri sınırları içerisinde yer alan ve 1774 metre yüksekliğindeki zirveler düzlüğü ile bulunduğu yöredeki en yüksek jeomorfolojik birimdir. Kaz Dağı, ayrıca, zengin biyoçeşitliliği, flora ve fauna özellikleri açısından Türkiye’nin sayılı öneme sahip bir Milli Parkı ve önemli doğa koruma alanlarından da biridir.
Ne yazık ki, gerçek bu olmasına karşın, “Küçükkuyu Dikili Arası Sahil Şeridi Su Temin Projesi” kapsamında Kaz Dağı’nın güney bölümünde, Manastır Barajı, Narlı Barajı-Şahindere Regülatörü, Mıhlı Barajı ve Kızılkeçili Barajı Projeleri ile 5 barajın yapılacağını öğrenmiş durumdayım.
Çanakkale’de yaşayan ve Kaz Dağı Yöresi ile Biga Yarımadası’ndaki yaşam alanlarının, tarım, akarsu ve orman ekosistemlerinin ve içme suyu havzalarının, bu yörelerde yaşayan insanların çok büyük bölümünün yararına olmaksızın çeşitli amaçlarla yok edilmesine karşı her zaman kamunun ve yöre halkının yanında yer alan bir bilim insanı olarak, konuya ilişkin bilimsel ve teknik görüşlerimi aşağıdaki satırlarda ana çizgileriyle yazmak istiyorum.
Bu çerçevede, bu bilimsel mektupta, Kaz Dağı ve Yöresinde (Kaz Dağı Milli Parkı, Darıdere Tabiat Parkı, Kaz Dağı Göknarı Koruma Alanı, Kaz Dağı’nın kuzey ve güney bölümlerindeki tohum meşcereleri vb. içeren Önemli Doğa Alanı ile Ağı Dağı ve çevresini içerir) yapılmak istenen toplam 5 adet barajın, Kaz Dağı ve Yöresi’nin ekolojik biyocoğrafyası ve komüniteleri üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler ile neden olacağı klimatolojik, hidrolojik, biyolojik ve ekolojik yıkımların kısa bir bireşimini yapmaya çalıştım.
Umarım dikkatinizi çekmeyi başarabilirim…
KAZ DAĞI VE YÖRESİNİN KLİMATOLOJİK, HİDROKLİMATOLOJİK VE EKOLOJİK BİYOCOĞRAFYA ÖZELLİKLERİNİN ANA ÇİZGİLERİ
Türkiye’nin kuzeybatısında Marmara ve Ege bölgelerinin birbirinden ayrıldığı sınır boyunca uzanan Kaz Dağı, Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü ile Ege Bölgesi’nin Kıyı Ege Bölümü içerisinde yer alır. Kaz Dağı’nın Edremit Körfezi’ne bakan güney yamaçları Balıkesir iline girerken, Bayramiç ilçesine bakan kuzey yamaçları Çanakkale il sınırları içerisindedir. Kaz Dağı ve Yöresi (Ağı Dağı’nı da içerir), iki farklı coğrafi bölgede ve iki farklı il içerisinde yer aldığından yörede coğrafi ortam özelliklerinin oldukça değişken olduğu görülür. Biga Yarımadasının en yüksek kütlesi olan Kaz Dağı, fauna ve flora açısından Türkiye’nin önemli doğa alanlarından biridir.
Kaz Dağı, doruklar bölümü, doğuya, kuzeye ve batıya uzanan sırtları, derin vadileri, dik yamaçları ve etek düzlükleri ile yakın çevresindeki ovalar ve alçak platolar ile birlikte bir bütün olarak dağ sistemi ve coğrafi bir alan birimi olarak da Kaz Dağı Yöresi’ni oluşturur (Şekil 1). Kaz Dağı’nı özellikli kılan da, yer şekli olarak bir “dağ” olmasının yanı sıra, çevresinde yer alan diğer dağlar, platolar ve ovalar ile birlikte eteklerindeki binlerce yıllık yaşam zenginliğinin oluşmasında belirleyici olmasıdır. Dağlar ve dağlık yöreler, çevrelerine göre daha nemli ve daha fazla yağış alma, bu nedenle de su toplama alanları olma özellikleri nedeniyle, biyolojik, tarımsal, arkeolojik, kültürel, turizm vb. zenginliklerin beslenme kaynaklarıdır. Bu yüzden, dağların sürdürülebilir kullanımı, onların bir ekolojik, fiziksel ve kültürel sistemler bütünü olduğu gerçeği ve bakış açısı ile ele alınmalıdır.
Şekil 1. Kaz Dağı Yöresi ve Kaz Dağı Yöresi Etkileşim Alanının bir fiziki coğrafya haritası üzerinde gösterimi.
Kaz Dağı da, üzerinde yükseldiği yörenin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini denetleyen en önemli yaşam kaynağıdır. Kaz Dağı, yüksekliği ve bölgeye bereketli yağışları taşıyan egemen hava akımları ile Akdeniz ve orta enlem siklonları açısından uygun bir konumda bulunması nedeniyle, yörenin daha nemli bir iklime, bu nedenle de doğal bitki örtüsü ve tarımsal etkinlikler açısından çevreye göre daha zengin olmasını sağlamaktadır.
Kaz Dağı, Karamenderes, Kocaçay, Biga Çayı ile güneye Edremit Körfezi’ne dökülen (ör. üzerine baraj yapılması istenen Mıhlı Çayı ile diğer çay ve dereler) irili ufaklı birçok akarsuyu besleyerek çevresindeki yaşamın can damarlarını oluşturur. Burada sözü edilen doğal kaynakların ve akarsuların herhangi bir kesiminin ‘doğal’ ya da ‘ekolojik taşıma kapasitesi’ ve buna bağlı olarak sürdürülebilirlik kuralları dikkate alınmadan kullanılmasının, ancak “Bindiğin Dalı Kesiyorsun” sözüyle açıklanabileceğini belirtmek gerekir. Örneğin, Kaz Dağı Yöresi’nde, özellikle yaz kuraklıklarının daha şiddetli yaşandığı batı ve güney bölümlerinde, sularını ağırlıklı olarak Edremit Körfezine veren (Karamenderes Çayı dışında) Mıhlı Çayı dâhil çeşitli küçük akarsuların orta ve yukarı havzalarına ve vadi ekosistemlerine yapılacak her hangi bir olumsuz etki, su kaynaklarının giderek azaldığı, uzun süreli kuraklıkların yaşandığı ve kuraklaşma eğiliminin olduğu bir dönemde, Kaz Dağı ekosistemleri ve yaşam birlikleri ile Edremit Körfezi ve çevresinde ciddi su sıkıntılarına neden olacaktır.
Burada söz edilmek istenen olumsuz insan etkileri, çevrenin ve ekosistemlerin kirlenmesine ve aşırı sömürülmesine neden olan bir baraj, maden, hidroelektrik santral ve fosil yakıtlı termik santral ya da organize sanayi bölgesi ve çöp depolama alanı, vb. insan etkinliği ve yatırımlarını kapsamaktadır. Bu nedenle Dağların akarsu havzalarının beslenme kaynakları olduğu gerçeği bilinmelidir. Herhangi bir yerdeki yeraltı ya da yerüstü kaynağının akılcı ve sürdürülebilir kullanımı için, akarsu havzalarının doğal ekosistem ve ekolojik biyocoğrafya özellikleri ile koruma kullanma dengesini dikkate alan bütünleşik ve ekolojik bir Havza Yönetim Planından hareketle değerlendirme yapılmalıdır.
Şekil 2: Kaz Dağı yöresindeki Kaz dağı Milli Parkı ve Önemli Doğa Alanının coğrafi dağılışı.
Kaz Dağı ve Yöresi, coğrafi konumuna bağlı olarak, iklim açısından belirleyici özelliği uzun ve kuvvetli yaz kuraklığı olan subtropikal Akdeniz iklim kuşağında yer alırken, floristik açıdan paleoboreal Avrupa ve Akdeniz fitocoğrafya bölgeleri arasında uzanan bir geçiş bölgesinde yer alır. Yöre, küresel biyomlar ve memeli fauna biyocoğrafyası açısındansa, büyük Akdeniz bölgesinde sınıflanır. Sahip olduğu coğrafi konum, Kaz Dağı’nı genel olarak sahip olduğu zengin biyoçeşitlilik ve endemizm oranı açısından da Türkiye’nin en önemli dağlarından biri yapmıştır. Öte yandan, Akdeniz iklim bölgesindeki etkili yaz kuraklığı ile yağışlardaki yüksek yıllararası değişkenlik her mevsimde görülebilen kuraklık olaylarının etkisini kuvvetlendirdiği gibi, yöredeki su kaynakları ve orman yangınları üzerinde de büyük baskı yaratır.
Özetle, Biga Yarımadası’nın önemli doğal ve doğa koruma alanları arasında Kaz Dağı’nın farklı bir yeri vardır (Şekil 2). Kaz Dağı, üzerinde yükseldiği yörenin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini denetleyen en önemli yaşam kaynağıdır. Kaz Dağı, yükseltisi ve bölgeye bereketli yağışları taşıyan egemen hava akımları ile Akdeniz ve orta enlem siklonları açısından uygun bir konumda bulunur. Buna bağlı olarak, yörede daha nemli bir iklimin görülmesini sağladığı gibi, yöreyi doğal bitki örtüsü ve tarımsal etkinlikler açısından zenginleştirir.
KAZ DAĞI MİLLİ PARKI’NIN GÜNEYİNDEKİ BAŞLICA AKARSU HAVZALARI İLE BATISINDAKİ MIHLI ÇAYI YUKARI HAVZASINDA (DARIDERE TABİAT PARKINI DA İÇERİR) YAPILMAK İSTENEN BARAJLARIN YÖRE İKLİMİ, SU KAYNAKLARI VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ VE YOL AÇACAĞI EKOLOJİK YIKIMLAR
Kaz Dağı Yöresinin, doğal olarak Kaz Dağı Milli Parkı’nın da doğal ve ayrılmaz bir parçası olan Darıdere Tabiat Parkı, Kaz Dağı Yöresinin ekolojik biyocoğrafyasının, orman ekosisteminin ve Kaz Dağı Yöresinin akarsu biyotoplarını oluşturan komünitelerin (yaşam birliklerinin) fauna ve flora açısından en zengin örneklerinin bulunduğu çok özel bir tabiat parkıdır (Şekil 3). Darıdere Tabiat Parkını da içerecek biçimde Mıhlı Çayı su toplama havzasına yapılmak istenen bir baraj (Şekil 4), boyutları ve yapılma/kullanma amacı ne olursa olsun, hem vadi mikroklimasını hem de oradaki egemen ekolojik ilişkiler ile bu koşullar altında çok uzun yıllar süresince evrimleşmiş doğal yaşam birliklerinin yok olmasına neden olacaktır.
Resim 1: Kaz Dağı’nın Mıhlı Çayı yukarı havzasında egemen akarsu vadi ve orman ekosistemlerinden ve Darıdere Tabiat Parkı’ndan görünümler.
Şekil 3: “Küçükkuyu Dikili Arası Sahil Şeridi Su Temin Projesi” kapsamında Kaz Dağı’nın güney bölümünde yapılması planlanan 5 adet su yapısının (Manastır Barajı, Narlı Barajı-Şahindere Regülatörü, Mıhlı Barajı ve Kızılkeçili Barajı), Kaz dağı Milli Parkı, Doğa Koruma Alanı ve Darıdere Tabiat Parkı’na göre coğrafi konumlarının birlikte gösterimi.
Akdeniz iklim ve biyocoğrafyası koşullarında evrimleşmiş ve bugünkü biyolojik çeşitlilik ve üretkenlik açısından en ileri ve zengin aşamasına ulaşmış (klimatik klimaks) olan bu genetik ve tür çeşitliliğinin yanı sıra, zengin ve kuvvetli ekolojik ilişkiler, yaşam ortamları ve yaşam birlikleri ile nitelenen Kaz Dağı orman biyotopu ve ekosistemi, yapılması planlanan 5 barajdan (Şekil 4) her durumda olumsuz etkilenecektir. Orman biyotopunu oluşturan tüm türler, tür toplulukları ve yaşam birliklerinin işleyiş, ilişki, etkileşim ve üretkenlik düzenek ve süreçleri bozulacaktır.
Bu bozulma, yapılması istenen 5 barajda (Şekil 4) yıl boyunca su tutulacağı için, ister yılın her ayında bu akarsu vadi ekosistemlerine su verilsin, isterse Akdeniz iklimi, özellikle yağış ve akarsu akış rejimine uygun olarak çok kurak ve çok sıcak yaz aylarında (gerçekte Mayıs-Eylül arasındaki 5 aylık daha uzun bir dönem) akarsu ekosistemine çok az su verilsin ve suyun çoğu barajlarda başka amaçlarla (içme, kullanma ve sulama amaçlı su kullanımları vb. için) tutulsun, akarsu havzalarının iklim özellikleri önemli değişikliklere uğrayacaktır.
Barajlar nedeniyle oluşacak olan bu önemli iklimsel değişiklikler, yaklaşık 10 yıl gibi oldukça kısa bir sürede ve çok hızlı bir biçimde, akarsu vadi ekosistemlerinin ve daha geniş bir ölçekte ise önce akarsu havzalarının sonra da Kaz Dağı ve Yöresi’nin iklim koşullarında, özellikle hava ve toprak sıcaklıklarında azalma (soğuma), hava ve toprak neminde, sis, pus ve çiy olaylarında artma şeklinde ortaya çıkabilecektir. Bu önemli değişiklikler, hem bu değişkenlerin büyüklüklerinde, hem de yıl içindeki (ör. yağış, sıcaklık, buharlaşma rejimlerinde) ve yıllararası değişimlerinde gözlenebilecektir. Bu kadar hızlı gerçekleşebilecek olan bu boyuttaki iklimsel değişiklikler, baraj havzalarında ve genel olarak da Kaz Dağı Yöresindeki, zengin fauna ve flora ve biyolojik çeşitlilik (tür ve genetik çeşitlilik) ile ekolojik ve komünite değişikliklerine yol açabilecek düzeydedir.
Tüm bu akarsu havzalarında ve akarsu ekosistemlerinde, memeli ve sürüngen faunası, arılar, ötücü ve yırtıcı kuşlar ile bazı böcek taksonlarındaki bozulma ve yok oluşlar daha hızlı olmak üzere, yöredeki tüm fauna ve hayvan coğrafyası barajlardan olumsuz etkilenecektir. Kuş popülasyonundaki hızlı azalma, zararlı böceklerin artmasına, değişen sıcaklık ve nem rejimi arı popülasyonunun ve bal üretiminin ciddi düzeylerde azalmasına ve zarar görmesine neden olabilecektir.
Tüm bunlara ek olarak, değişen iklim, toprak iklimi ve hidroklimatolojik koşullar ve ekolojik ilişkiler, yöredeki tarım ve orman zararlılarının ve hastalıklarının (ör. mantar ve küf hastalıkları; çam kese böceği, kabuk böceği, vb.) artmasına neden olarak, tarımsal ve ormancılık üretimi ile tarım ve orman ekosistemlerinin bozulmasına ve üretkenliklerinin azalmasına, önemli hasar ve kayıpların oluşmasına yol açabilecek düzeydedir.
Buraya kadar, asıl olarak kurulması planlanan bu barajların yapımından önce akarsu su toplama havzası ve vadi ekosisteminin tüm bileşenleri ve öğeleri tarafından doğal bir düzenek ve ritim içerisinde kullanılmakta ve yaşam süreçleri açısından paylaşılmakta olan suyun ve su kaynaklarının, barajların yapımından sonra tek bir alanda toplanması ve insan kaynaklı kullanma amaçlı düzenlenmesi sonucunda ortaya çıkacak olan tehlikeler ve yörenin etkilenebilirliğini arttıran başka etmenlerle birleşerek riskin de hangi yönlerden artacağını özetlemeye çalıştık. Buradaki düzenleme ise, ne yazık ki çoğu örnekte gördüğümüz gibi, yaşam süreçleri ve yaşam birlikleri dikkate alınmadan yapılmaktadır.
Kuşkusuz, tüm bu olumsuz etkilerin ve risklerin yanı sıra, söz konusu barajların yapımı sırasında oluşacak olan, derin malzeme çukurları ve taş ocakları, yeraltı su sistemlerinin ve haznelerinin bozulması, daha az su tutması ya da boşalması, patlama, gürültü ve toz kirliliği, baraj inşaatı ve sonrasında kullanılmak üzere yapılan ek yollar, toprağın, fauna ve floranın ağır araçlarla ezilmesi ve sıkışması, toz ve egzoz salımlarının yaratacağı toz, kuru ve ıslak asit birikimleri ve bunların yıkıcı çevresel ve ekolojik etkileri de göz ardı edilmemelidir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Güney bölümüne 5 baraj inşa edilmek istenen Kaz Dağı ve Yöresinin, Edremit Körfezi, Türk ve Yunan Adaları, Biga Yarımadası ve yakın çevresi üzerindeki sayısız sosyoekonomik, klimatolojik, hidrolojik, ekolojik ve biyocoğrafi katkıları ve olumlu etkileri de dikkate alınarak, koruma statüsünün kuvvetlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda, Kaz Dağı ve Yöresi, biyolojik çeşitliliğine, tarım ve su kaynaklarına, insan ve ekosistem sağlığına ve ekonomik kalkınmasına ciddi olumsuz etkiler yapacak olan metalik kimyasal (ör. siyanürlü altın ve gümüş; demir ve nikel, vb.) maden işletmeciliğine, taş ve mineral ocaklarına, barajlara ve her türlü termik ve hidroelektrik enerji santrallerine kapatılmalı; koruma çalışmaları, ivedilikle daha ciddi ve yörenin sosyoekonomik, klimatolojik, hidrolojik, ekolojik ve ekolojik biyocoğrafya koşulları ve zenginlikleri göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
Bilindiği gibi, Kaz Dağı Milli Parkı, Kaz Dağı’nın Balıkesir ili Edremit ilçesi sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı’ndan Altınoluk beldesinin batısındaki Mıhlı Çayına kadar olan bölümü ile bu bölümün doruklara kadar olan yüksekliklerini kaplar. Ancak, Kaz dağının korunması ve sürdürülebilir yönetimi için, yalnız Balıkesir il sınırları içinde kalan bölümünün Milli Park kapsamına alınması yeterli değildir. Bütüncül ekolojik bir koruma ve yönetim anlayışıyla, jeolojik ve jeomorfolojik güzellikleri, yöreye özgü iklim özelliklerine (mikroklimatoloji) bağlı olarak şekillenen zengin orman varlığı, fauna ve florası ile nadir ve endemik bitki taksonları da dikkate alınarak, Kaz Dağı’nın Çanakkale il sınırları içinde yer alan korunması gereken bölümleri de ivedilikle Milli Park kapsamına alınmalıdır.
Ne yazık ki, son 10 yılda etkileri açık bir biçimde görünür olan artan madencilik etkinlikleri, taş ve mineral ocakları, barajlar, artan yollar ve motorlu taşıt trafiği, orman açılması, kaçak ağaç kesimi ve avcılık, sıcak hava dalgaları, kuraklık, şiddetli yağışlar, fırtınalar ve orman yangınları gibi, Kaz Dağı ve Yöresi’ndeki faunayı, endemik ve nadir bitki türlerini ve doğal habitatlarını tehdit eden birçok insan kaynaklı ve doğal etmen, olay ve afetin varlığı dikkat çekicidir. Bu nedenle, Kaz Dağı Milli Parkı’nın sadece sınırlarının genişletilmesi yeterli değildir. Kaz Dağı ve yöresindeki fauna ve floranın, özellikle endemik ve nadir bitki taksonlarının ve bu yörede yaşayan hayvanların korunması ve onlara güvenli yaşam alanları (habitatlar) oluşturulması için, bilimsel ölçütler, özellikle koruma biyocoğrafyası ilke ve yaklaşımları, var olan (bilinen, gözlenen) ve olası (beklenen, öngörülen) tehditler ve tehlikeler dikkate alınarak ekolojik kuşaklama (zonlama) çalışmalarının yapılması bir zorunluluktur.
Çanakkale ve Balıkesir illeri Sayın Milletvekillerinin dikkat ve bilgilerine sunarım.
Prof. Dr. Murat Türkeş
10 Temmuz 2015, Çanakkale
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
