“Çanakkale İşgal Altında..”
“Çanakkale İşgal Altında..”
Atik Hisar Barajı su havzası alanı içerisinde altın madenciliği için ağaç katliamı yapılması Çevre örgütlerini harekete geçirdi. Çevre örgütleri vatandaşların da katılımıyla Cumhuriyet Meydanında kitlesel basın açıklaması yaptılar. 2018 Troia Yılı ilan edilmesi ile çevre katliamlarının artmasının manidar bulunduğu belirtilen açıklamada “Çanakkale’nin yabancı şirketler tarafından işgal altında bulunduğu ifade edilerek; “Çocuklarımız ve geleceğimiz içim Çanakkale’yi savunma sırası bizde” denildi.
Atik Hisar Barajı su havzası alanı içerisinde altın madenciliği için ağaç katliamı yapılması Çevre örgütlerini harekete geçirdi. Çevre örgütleri vatandaşların da katılımıyla Cumhuriyet Meydanında kitlesel basın açıklaması yaptılar. Hükümet tarafından 2018 Troia Yılı ilan edilmesi ile Çanakkale’deki çevre katliamlarının artmasının manidar bulunduğu belirtilen açıklamada “Çanakkale’nin yabancı şirketler tarafından işgal altında bulunduğu ifade edilerek; “Çocuklarımız ve geleceğimiz içim Çanakkale’yi savunma sırası bizde” denildi.
Çanakkale Çevre Platformu başkanlığında düzenlenen kitlesel basın açıklamasında Çanakkale ve ilçelerinde faaliyet gösteren Çevre örgütleri de katıldılar. Çanakkale halkının da ilgi gösterdiği kitlesel basın açıklaması öncesinde Cumhuriyet Meydanını dolduran kalabalıklar ellerinde dövizler ve pankartlarla Çanakkale’nin son günlerde gündemine oturan Altın Madeni şirketi ve şirket tarafından yapılan ağaç katliamı hedef alındı.
“ÇANAKKALE İŞGAL ALTINDADIR”
Çanakkale Çevre Platformu adına açıklama yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Prof.Dr.Türker Savaş, Çanakkale’nin işgal altında olduğu söyledi. Savaş açıklamasında; “Barışın ve huzurun kenti Çanakkale’mizin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı Kanadalı bir maden şirketi olan Alamos Gold’un işgali altındadır. Üç maden ruhsatı alanının birleştirilmesi ile 3432 hektar büyüklüğündeki bir alanda faaliyette bulunacak olan Kirazlı Altın Madeni işletmesi, hukuka aykırı bir şekilde ‘’ağaç kıyımına’’ başlamıştır” dedi.
“3432 HEKTAR ALAN YOK EDİLECEK”
Prof.Dr. Türker Savaş, Atik Hisar Barajı su havzası içerisinde 3432 hektar büyüklüğünde bir alan içerisinde altın madenciliği faaliyeti yürütüleceğini ve bu büyüklükteki arazinin yerle bir edileceğini ifade ederek; “Anayasanın 169. Maddesinde özetle “ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade edilemez” denilmiştir. Ancak, Kanadalı bir maden işletmesi ülkemizde anayasayı yok saymıştır. Çanakkale halkı ve onun temsilcileri 15 yıldır Biga Yarımadası, Kaz Dağı ve Çanakkale yörelerinde yabancı şirketlere karşı mücadele vermektedir. Kaz Dağı’nı ‘’kolay lokma’’ olarak gören bu yabancı şirketlerse, bir ahtapot gibi dört bir koldan yaşam alanlarımıza saldırmaktadır” dedi.
“MADEN ŞİRKETİ ANAYASAYI YOK SAYMIŞTIR”
Maden Şirketi’nin ruhsatsız bir şekilde ağaç katliamına başladığını ifade eden Türker Savaş; “15 yıldır çalışmalarına hukuki engeller ve kamuoyu baskısı nedeniyle devam edemeyen şirket, sonunda çareyi yasadışı yöntemlere başvurmakta bulmuştur. Orman teşkilatı ve şirket birlikte Balaban çeşmesi ile Cazgırlar köyü arasındaki ormanlık ve çok değerli yaşam alanına iki koldan motorlu testere, traktör, kepçe ve kamyonlarla saldırmıştır. Bu sırada gizlice çok ciddi tahribatlar yapılmıştır. Orman katliamının duyumları alındığında, söz konusu felaket yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler tarafından fotoğraf ve kameralarla belgelenmiştir” dedi.
“GAYRİ SIHHİ MÜESSESE RUHSATI İZNİ VERİLMEDEN KESİM NASIL YAPILIR”
Çanakkale Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından söz konusu maden şirketine GSMR verilmeksizin, izinsiz bir şekilde ağaç kesimi yapmasını eleştiren Türker Savaş, yetkilileri göreve çağırdı. Savaş; “Söz konusu madene, Valilik (İl Özel İdaresi) tarafından henüz Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatı yani Çalışma İzni verilmemiş olmasına karşın, madenin ruhsat alanında Orman Bölge Müdürlüğü’nce ağaç kesimleri yapılmasının sebebi nedir? Yerinde ölçüldüğü kadarıyla geniş bir orman alanında hem güney hem de kuzeyinden kesimlere başlanmıştır. Orman örtüsü sıyrıldıktan sonra büyük iş makineleri, patlayıcılar, toz, 26000 ton siyanür, 40000 ton zehirli ağır metaller (arsenik, cıva, kurşun, antimon, bizmut) ve toprak erozyonu bizleri beklemektedir” ifade etti.
“DİĞER MADEN ŞİRKETLERİ DE ATAĞA GEÇECEKTİR”
Altın madenciliği yapacak firmanın hukuksuzca ağaç katliamı yapmasının diğer maden firmalarını da harekete geçirebileceğine dikkat çeken Türker Savaş; “Yıkımın sadece bu alanla sınırlı kalmayacağı açıktır. Alamos Gold şirketinin yakınlardaki Ağıdağı ve Çamyurt altın yatakları da ayrıca sıradadır. Diğer komşu madencilik firmalarını da unutmuyoruz. Bu işletme amacına ulaştığı takdirde, pusuda bekleyen diğer şirketler de atağa geçecektir. Çanakkale’mizin içme suyu, ekolojik ve tarımsal zenginlikleri ve olanakları, yapılacak olan tüm maden işletmeciliği yatırımlarından daha fazla üstün kamu yararına sahiptir. Bu kapsamda Atikhisar Barajı su toplama havzasında baraj gölüne yakın mesafede yapılması planlanan siyanürlü altın madenciliği, aynı zamanda ‘’Çevre Kanunu’’ ve ‘’Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’’ gibi ilgili yasa ve yönetmeliklere, en az onlar kadar önemlisi taraf olduğumuz uluslararası ve bölgesel çevre antlaşmalarına ve süreçlerine aykırıdır. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 16. Maddesi, içme suyu havzalarının nasıl korunacağını açıkça tanımlamıştır. Daha açık bir deyişle, ruhsat alanı ve işletme sahası Çanakkale’nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasında kalmaktadır. Şirketin 10 yılda kullanacağı su Atikhisar Barajı su tutma kapasitesinin 2 katıdır. Barajın çoğu zaman tam dolu seviyesine ulaşmadığı düşünüldüğünde, 10 yıllık dönemde barajda tutulacak olan 3 yıllık suyun tamamı maden şirketine verilse bile bu tutar onlara yetmeyecektir” dedi.
“2018 TROİA YILINDA TROİA’NIN EN ÖNEMLİ DEĞERİ SATILIĞA ÇIKARTILMIŞTIR”
Hükümet Tarafından 2018 yılının Troia Yılı olarak lanse edildiği ve bölgeye turizmi canlandıracak böylesi bir projenin yapılacak bir yılda, Altın Madenciliği ve Termik Santral faaliyetlerinin artmasının manidar olduğunu açıklayan Türker Savaş; “Konuyla ilgili yöremizden çok çarpıcı bir örnek Şahinli’dir. Lâpseki Şahinli’de yeterli suyu bulunmamasına karşın, şirkete önce Çalışma İzni verilmiş, sonra da Lâpseki’nin yedekte bulunması gereken içme ve kullanma suyu Lâpseki Belediye’si tarafından şirkete kiralanmıştır. Dahası, siyanürlü maden şirketleri sadece Çanakkale Yöresi, İDA ve Ağı Dağı ile yetinmemiş, Gökçeada’da da Altın-Gümüş işletmeciliği için harekete geçmiştir. Böylece 2018 Troya (Troia) yılında, Troya’nın en önemli bileşeni olan Kaz Dağı suları ile birlikte satılık hale gelmiştir. Ne yazık ki artık “Troya Yılında Satılık Bin Pınarlı İda” trajedisi söz konusudur. Sorun çok acil, tehlike ve felaket çok büyüktür” dedi.
“VALİ TAVLI’YI İŞLETME RUHSATI VERMEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Prof.Dr. Türker Savaş açıklamalarının devamında Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’ya çağrıda bulunarak yetkili organları harekete geçirerek ağaç katliamını önlemeye ve madencilik faaliyeti yapacak firmalara ruhsat vermemeye davet etti; “Sayın Çanakkale Valisini, gözlerinin önündeki bu ekolojik ve sosyal yıkımı ve felaketi durdurmaya ve bunun için de söz konusu bu madene İşletme İzni vermemeye çağırıyoruz. Bir maden işletmesinde kamu yararından söz etmek için şu sorulara dürüst bir vicdanla cevap verilmesi gerekir: Hangi madeni, nereden, ne kadar, ne zaman, hangi ihtiyaç için, hangi katma değerle, ne kadar çevresel ve toplumsal bedel karşılığında, kimlerin yararı için çıkaracağız? Söz konusu şirkete karşı açılan Kirazlı madeni ile ilgili ÇED iptal davaları halen sürmekteyken, yeraltı ve yer üstü su kaynaklarını, doğal varlıkları, biyolojik çeşitliliği, orman ekosistemini ve yaşam alanlarını yok edecek olan bu ağaç kesimine izin verenler, maden şirketinin işletme ruhsatı alacağını nereden biliyorlardı? Sonuç olarak; Bu Bildiri ile tarihe bir not düşülmüştür. Tüm Çanakkale halkını duyarlılığa ve anayasanın tanıdığı yaşam hakkını savunmaya, tüm yönetici ve yetkilileri de acilen görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
