Çanakkale Boğazından 6,5 Metrelik Kanosuyla Geçti

Çanakkale (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 21.09.2016 - 14:52, Güncelleme: 21.09.2016 - 14:52 1366+ kez okundu.
 

Çanakkale Boğazından 6,5 Metrelik Kanosuyla Geçti

Macar vatandaşı Zsolt Bihari, Tuna nehrinden başladığı yolculuğuna Adriyatik Denize ulaşmak için çizdiği rotasında bulunan Çanakkale Boğazı’ndan 6,5 metrelik kendi tasarladığı kanosuyla geçti. Macar gezgini ise Çanakkale’de Çanakkaleli denizciler misafir ettiler.
Çanakkaleli denizciler Vural Yurdatap ve Kimmeryalı Kenan, hafta sonu balıktan döndüklerinde Çanakkale yat limanına yaklaştıklarında 6,5 metrelik kanosuyla denizlerde seyehat eden Macar gezgin Zsolt Bihari ile tanıştılar ve kendisine Çanakkale’de refakat ettiler. Vural Yurdatap ve Kimmeryalı Kenan, Macar gezgine Çanakkaleli ev sahipliğini gösterdiler. Macar gezgin Zsolt Bihari ve yolculuğunu kendi ifadeleri ile anlatan Vural Yurdatap yaşanan güzel dostluğu şöyle anlattı;   “Geçen Cuma Kenan Kaptanla (Kimmeryalı Kenan) havuzlar mevkiindeki bırakma ağlarımızı çekip yorgun argın yat limanına girerken kırmızı bir kano dikkatimizi çekti. Kano normal kano boyutundan çok daha büyüktü. Yanında sarı saçlı mavi gözlü ve gözlerinden baya deniz yediği belli bir adam bize el salladı. Kenan'a gel bir bakalım belki bir şeye ihtiyacı vardır dedim. Bizim tekneden bir "Hi" çektim. Biraz muhabbetten sonra onu da her sabahki ritüelimize dahil etmeye karar verdik. Biraz börek aldıktan sonra tuttuk Şakir'in yolunu. Sonra başladı derin bir muhabbet.   Adı Zsolt Bihari. Macar. Gemi İnşaat ve Bilgisayar Mühendisi. Budapeşte'de kano üretimi yapan bir firmanın sahibi. Marjinal bir tip. İnsana kendi kendine ya ben bunca yıl ne yaptım sorusunu sorduracak bir zekaya sahip bir şahıs. Bu yolculuğa kendi kalıbını yaptığı 6.2 metrelik konvansiyonel olmayan bu prototip kanosunu test etmek için çıkmış. Tuna nehrinden Karadeniz'e çıkmış, bofor 8 düzeyinde fırtınaları atlatıp Çanakkale'ye kadar gelmeyi başarmış. Karşımızda enteresan bir karakter olduğunun farkına varmamız çok da uzun sürmedi. Kanosunda bizim yat limanında hiçbir teknede olmayan bir teknoloji yatıyordu.6 GPS sistemi, kendisinin design ettiği bir karakutu, kanonun bordo tarafına koyduğu su geçirmez bir ocak. Teknenin elektrik donanımı akıllara sığmayacak kadar titizlikle döşenmişti.   Bu kadar şeyi nasıl sığdırdın bu kanoya diye sorunca ben aptal değilim Vural yaşamayı seviyorum oldu cevabı. Bize Gökçeada'ya oradan Limni’ye oradan da Yunanistan sahillerinden, Adriyetik Denizinden Venedik’in altındaki kanaldan Budapeşte'ye geri döneceğini söyledi. Yolculuğunu 5 ay olarak hesaplamıştı.   Birkaç defa Türk halkının ne kadar misafirperver olduğunu belirtti bize. Ona "Cebimde çok çok alma var" dediğimde beni anladı ve gülümsedi. Bana bu cümleyi nerden bildiğimi sordu. Kurduğum cümle Macarca ve Türkçe tamamıyla aynı anlama geliyordu. Güzel bir tarih sohbeti geçti aramızda. Macarlarda bir tabir vardır. Çok kötü bir şey olunca hayatlarında "Biz savaşı Mohaç’ta kaybettik " derler. Yani daha kötüsü olamaz anlamında bir cümledir bu... Anlayacağınız Estargon’dan girdik Mohaç’tan çıktık.... Neyse fazla uzatmayayım. Arkadaşımızı yolcu ettik. Her gün sağ olsun bize mesaj atıp resimler yolluyor. Bu arada bize de kanosunu test etme imkanı tanıdı.”  
Macar vatandaşı Zsolt Bihari, Tuna nehrinden başladığı yolculuğuna Adriyatik Denize ulaşmak için çizdiği rotasında bulunan Çanakkale Boğazı’ndan 6,5 metrelik kendi tasarladığı kanosuyla geçti. Macar gezgini ise Çanakkale’de Çanakkaleli denizciler misafir ettiler.

Çanakkaleli denizciler Vural Yurdatap ve Kimmeryalı Kenan, hafta sonu balıktan döndüklerinde Çanakkale yat limanına yaklaştıklarında 6,5 metrelik kanosuyla denizlerde seyehat eden Macar gezgin Zsolt Bihari ile tanıştılar ve kendisine Çanakkale’de refakat ettiler. Vural Yurdatap ve Kimmeryalı Kenan, Macar gezgine Çanakkaleli ev sahipliğini gösterdiler. Macar gezgin Zsolt Bihari ve yolculuğunu kendi ifadeleri ile anlatan Vural Yurdatap yaşanan güzel dostluğu şöyle anlattı;

 

“Geçen Cuma Kenan Kaptanla (Kimmeryalı Kenan) havuzlar mevkiindeki bırakma ağlarımızı çekip yorgun argın yat limanına girerken kırmızı bir kano dikkatimizi çekti. Kano normal kano boyutundan çok daha büyüktü. Yanında sarı saçlı mavi gözlü ve gözlerinden baya deniz yediği belli bir adam bize el salladı. Kenan'a gel bir bakalım belki bir şeye ihtiyacı vardır dedim. Bizim tekneden bir "Hi" çektim. Biraz muhabbetten sonra onu da her sabahki ritüelimize dahil etmeye karar verdik. Biraz börek aldıktan sonra tuttuk Şakir'in yolunu. Sonra başladı derin bir muhabbet.

 

Adı Zsolt Bihari. Macar. Gemi İnşaat ve Bilgisayar Mühendisi. Budapeşte'de kano üretimi yapan bir firmanın sahibi. Marjinal bir tip. İnsana kendi kendine ya ben bunca yıl ne yaptım sorusunu sorduracak bir zekaya sahip bir şahıs. Bu yolculuğa kendi kalıbını yaptığı 6.2 metrelik konvansiyonel olmayan bu prototip kanosunu test etmek için çıkmış. Tuna nehrinden Karadeniz'e çıkmış, bofor 8 düzeyinde fırtınaları atlatıp Çanakkale'ye kadar gelmeyi başarmış.

Karşımızda enteresan bir karakter olduğunun farkına varmamız çok da uzun sürmedi. Kanosunda bizim yat limanında hiçbir teknede olmayan bir teknoloji yatıyordu.6 GPS sistemi, kendisinin design ettiği bir karakutu, kanonun bordo tarafına koyduğu su geçirmez bir ocak. Teknenin elektrik donanımı akıllara sığmayacak kadar titizlikle döşenmişti.

 

Bu kadar şeyi nasıl sığdırdın bu kanoya diye sorunca ben aptal değilim Vural yaşamayı seviyorum oldu cevabı. Bize Gökçeada'ya oradan Limni’ye oradan da Yunanistan sahillerinden, Adriyetik Denizinden Venedik’in altındaki kanaldan Budapeşte'ye geri döneceğini söyledi. Yolculuğunu 5 ay olarak hesaplamıştı.

 

Birkaç defa Türk halkının ne kadar misafirperver olduğunu belirtti bize. Ona "Cebimde çok çok alma var" dediğimde beni anladı ve gülümsedi. Bana bu cümleyi nerden bildiğimi sordu. Kurduğum cümle Macarca ve Türkçe tamamıyla aynı anlama geliyordu. Güzel bir tarih sohbeti geçti aramızda. Macarlarda bir tabir vardır. Çok kötü bir şey olunca hayatlarında "Biz savaşı Mohaç’ta kaybettik " derler. Yani daha kötüsü olamaz anlamında bir cümledir bu... Anlayacağınız Estargon’dan girdik Mohaç’tan çıktık.... Neyse fazla uzatmayayım. Arkadaşımızı yolcu ettik. Her gün sağ olsun bize mesaj atıp resimler yolluyor. Bu arada bize de kanosunu test etme imkanı tanıdı.”

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.