“Bizi Ölüme Terk Ettiler”
“Bizi Ölüme Terk Ettiler”
800 haneli Çan Yayla Köyü nüfusu Termik Santral kurulunca 80 haneye düştü... Köyden hızlı bir kaçış kalanlarda ise Termik Santrale isyan var...
ÇANAKKALE'Yİ KURBAN ETTİLER
Çanakkale Biga ve Çan ilçesi karanlık bir dönem yaşıyor. İktidar partisinin kadrolarında yaşanan değişim sonrası başlayan süreçte, Siyanürlü altın madenciliği ve Termik Santral Ruhsatları peynir ekmek gibi dağıtıldı. Çanakkale tarihinde geçmişte Bürokrasi ve siyasilerinde direndiği siyanür ile altın madenciliği ve Termik Santral ruhsatları bu son dönemde verilir oldu. Bu karanlık süreçten ise en büyük nasibi alan ilçelerden bir tanesi de Çan oldu. Çan’da, 2000’de inşaatına başlanan 18 Mart Çan Termik Santrali, 2004’te devreye alındı ve elektrik üretir oldu. 2014 yılında kömüre dayalı bir başka termik santral projesi bölge için gündeme geldi. 10 yıldır termik santralle yan yana yaşayan ve etkilerini deneyimleyen Çan köylülerinin yoğun itirazlarına rağmen onay alan Çan-2 Termik Santrali (Çan halkı proje sahibi firmadan ötürü bu santrali ODAŞ ismiyle de anıyor) projesi, 2018’in ilk yarısında elektrik üretimine başladı.
“İYİ OLACAK DEDİLER AMA HİÇ DE ÖYLE OLMADI”
Çan’ın Yaya Köyü’nde doğup büyüyen Ali Can, 18 Mart Çan Termik Santrali projesini ilk defa 1997’de, ticaretle uğraştığı dönemde işitmiş. 2000’de termik santral projesinin inşaatı başladığı sırada Ali Can da hayvancılık ve yem üretimine yönelik tarım faaliyetlerine başlamış. O dönem köye gelip kendileriyle konuşan uzmanların, santralin hiçbir etkisi olmayacağını söylediğini anımsıyor. Dönemin Çan Belediye Başkanın ve birkaç kişinin itirazları da o günlerde pek dikkate alınmamış. Fakat 18 Mart Çan Termik Santrali’nin kuruluşuyla birlikte Yaya ve civar köylerdeki yaşam dönüşü olmayacak biçimde etkilenmiş: “İyi olacak dediler ama hiç de öyle olmadı. Kirli hava, kül, toz… Stok kömürün yanması hayatımızı, tarımı ve hayvancılığı çok kötü etkiledi. Ama kimseden bunun çaresini bulamadık…” Ali Can, hem günlük yaşamının aldığı darbeyi hem de toprağa dayalı faaliyetlere olan etkileri şöyle anlatıyor: “Toz her şeyi mahvediyor. Dışarıya çamaşırını as, 24 saat içinde beyaz çamaşır üzerinde kıpkırmızı kül tabakası oluşuyor. İnsan hayatını tehdit eden bir gaz ha gündüz salınmış ha gece salınmış! Stok kömürden, bantlardan, külden uçan toz, toprak üzerinde belirli bir tabaka, yani sır oluşmasına yol açıyor. Sır oluştukça verim düşüyor. [2018’de kurulan yeni santrali ima ederek] Bundan sonra daha da fazla düşecek. Bu sene asmalarımız Ağustos’ta yapraklarını döktü. Bahçecilik yapamıyoruz, domatesimiz patlıcanımız yetişmiyor. Kimse çıkıp da ‘Termik santral bunları etkilemiyor’ diyebilir mi?”
KÖYLÜLER HAYATINDA BEZDİ
18 Mart Çan Termik Santrali, Çan’ın köylerinde yaşayanların hayatlarını öyle sarsmış ki 2014’te aynı yere ikinci bir kömüre dayalı termik santral planlandığında köylüler, kendilerine köylerini taşımak üzere yeni bir yer gösterilmesini idareden isteyecek kadar hayatlarından bezmiş. Ali Can, bölgeye yapılmak istenen ikinci termik santral projesine karşı çıktıklarını ancak hiçbir itirazlarının sonuç getirmediğini söylüyor: “Civar köylerin muhtarları Çan Kaymakamlığı’ndan başlayıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na varana dek herkesle görüştü. ‘Gerçekten bu kömürün burada yakılması gerekiyorsa köylerimiz tüm yerleşimleriyle birlikte kamulaştırılsın, devlet bize başka bir yer göstersin, buradan çekelim gidelim’ dedik. Eğer ikinci santral de gelirse Yaya, Karlı, İlyasağaçiftliği, Durali, Kulfal ve Bahadırlı köylerinin taşınması gerekeceğini anlattık. Ama köyümüzde ÇED Halkın Katılımı Toplantısı bile yapmadan santrale onay verildi…”
“DEVLET YETKİLİLERİ BİZE YALAN SÖYLEDİ"
İkinci termik santral projesinin gelişi Çan’ın köylerindeki nüfusu iyice azaltmış. Bunun bir sebebi santrallerin tarım ve hayvancılığa vurduğu darbe. Ancak giderek daha fazla sayıda insanın bölgeyi terk etmesinin bir diğer sebebi de hastalıklar. Ali Can, yerel bir idareciyle yaptığı görüşme sırasında 18 Mart Çan Termik Santrali’nin baca filtre sistemlerinin bulunmadığını öğrendiğini aktarıyor: “Devlet yetkilileri bize yalan söyledi. ‘Son sistem, filtre var’ dediler. 2014’te öğrendim burada filtre olmadığını. Çünkü filtre 33 milyon avroymuş! Filtre takılmasını özelleştirme kapsamına koymuşlar.”
"BİZİM YAYA KÖYÜ ÖLÜME TERK EDİLMİŞ…”
Ali Can’a göre yeni kurulan Çan-2 Termik Santrali de pek çok eksiklik giderilmeden faaliyete geçti. Ali Can, Santralin kül bandının çalışmadığını, santralden çıkan küllerin kamyonlarla kül barajlarına götürüldüğünü, bu sırada da çok miktarda tozun ovaya yayıldığını anlatıyor. Yaklaşık 800 nüfuslu Yaya Köyü’nün bugün neredeyse 80 kişilik ufacık bir köye dönüştüğünü söyleyen Ali Can, “Biz burada iki termik santralin arasında kaldık. Bir tanesi kuş uçuş 150-200 metre, diğeri kuş uçuşu 300 metre. Devlet yetkilileri kendileri burada otururlar mı acaba? Biz bile bile ölüme terk ediliyoruz. Ölüm… Bunun sonucu ölüm. Bizim Yaya Köyü ölüme terk edilmiş…”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

