Beş Yıl Sonra Gelen Randevu..
Beş Yıl Sonra Gelen Randevu..
Eğitim-Sen Sedat Laçiner’in vermediği randevuyu 5 yıl sonra Yücel Acer’den aldı …
Birçok üyesinin ÇOMÜ’de öğretim görevlisi olduğu Eğitim-Sen 5 yıldır ÇOMÜ Rektörlüğünden üyelerinin sorunlarını konuşmak için randevu istiyordu. 5 yıl boyunca bu randevu talebine cevap vermeyen Sedat Laçiner’in görevden ayrılmasının ardından, göreve gelen Yücel Acer’in ilk icraatlarından birisi Eğitim Sen’e randevu vermek oldu. Hafta içinde Rektör Yücel Acer ile görüşen Eğitim-Sen, 27 maddelik bir öneri dosyasını masaya koydu.
Beş yıl aradan sonra ÇOMÜ Rektörlüğü Eğitim-Sen yönetimine randevu verdi. ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr. Yücel Acer ile bir araya gelen Eğitim-Sen yönetimi, sendika olarak üyeleri adına ÇOMÜ’nün daha verimli olabilmesi için çeşitli önerilerde bulundular.ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr. Yücel Acer ile görüşen Eğitim-Sen Çanakkale Şube yönetimi ziyaretlerinin son derece olumlu geçtiğini ve sendika üyelerinin beklentileri doğrultusunda üniversite yönetimine çeşitli öneri ve taleplerde bulunduklarını açıkladılar. Oldukça faydalı bir buluşma olduğunu kaydeden Sendika yönetimi yaptıkları açıklamada; “Eğitim-Sen Çanakkale Şubesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi rektör seçim sürecinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim-Sen üyelerinin hazırladıkları “Nasıl bir üniversite istiyoruz?” başlıklı bir açıklama yapmış, açıklamada tanımlanan üniversite hedefine ulaşmada her tür desteği vermeye hazır olduğunu bildirmiştir. Açıklamada özetle, üniversitelerin bilgi ve değer üretme sorumluluğu taşıyan kurumlar oldukları, bilgi ve değerin ise ancak bilimsel perspektifin esas alındığı bir yönetim anlayışı içerisinde söz konusu olabileceği vurgulanmıştır. Evreni anlama ve algılama faaliyetlerinin bütünü olarak tanımlanabilecek bilim için, bütün bilgi ve değer alanlarını, pozitif bilimlerin gereksinimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerin bakış açılarını da hesaba katacak eleştirel ve dinamik bir sorgulama/değerlendirme zemini üzerinde tesis edilmesi gereği ifade edilmiştir.”
27 MADDELİK ÖNERİLER LİSTESİ
“Söz konusu açıklamada son zamanlarda bilimsel üretimin asıl çabasından koparılıp, yalnızca piyasanın hizmetine ve tekeline sunulan bir meta haline getirildiği ve ne yazık ki üniversitelerin son 30 yılda, bu metayı ve piyasa aktörlerinin ihtiyacı olan insan sermayesini üreten mesleki eğitim kurumları haline dönüştüğü belirtilmiştir. Yine aynı bağlamda kurumsallaşma ile liyakat ve demokratik katılımcılığın gelenekselleşmenin en önemli araçları olduğu bildirilmiştir. Bu anlamda bir üniversite işleyişinin temelinde, hukuk dışı davranışa geçit vermeyen, demokrasinin egemen olduğu, koltuğu ele geçirenlere olağanüstü yetkiler tanımayan, tüm yetkilerin demokratik biçimde oluşturulmuş kurullarda olduğu bir yönetim anlayışının yattığından devamla, rektörün de üniversitenin tüm paydaşları tarafından oluşturulan ve geliştirilen geleneklerinin koruyucusu olmanın ötesine geçmemesi gerektiği vurgulanmıştır” denildi.
ÖZLÜK HAKKI MAĞDURİYETLERİNİN GİDERİLMESİ
Sendika yönetimi olarak Rektör Prof.Dr. Yücel Acer’e üniversitedeki koşulların iyileştirilmesi ve üniversitenin asli görevi olan kaliteli eğitimin öğrencilere sağlanması açısından 27 maddeden oluşan öneri götürdüklerini belirtiler. Önerilerin Prof.Dr Yücel Acer tarafından değerlendirileceğini umut ettiklerini açıklayan sendika yönetimi, söz konusu önerileri ise şu şekilde sıraladılar;
“Üniversitemizin özellikle son dört yılında Laçiner yönetimi tarafından akademik ve idari personelin üzerinden silindir gibi geçilmiş, özlük hakları gasp edilmiş, görevde yükselme vb. pek çok konuda belli bir gruba dahil olanlar dışında kalan tüm akademik ve idari personel ötekileştirilmiş ve dışlanmıştır. Bu bağlamda görevde yükselmeyi hak eden idari personelin hakları verilmemiş, kadro bekleyen pek çok akademisyen mağdur edilerek yıllarca kadro beklemek ya da başka üniversitelere istemeden de olsa geçmek zorunda bırakılmışlardır. Sendikamızın daha önce yayınladığı ve medyada çıkan akademik mağduriyet raporu geçmiş dönemde yapılan akademik ve idari kıyımın en önemli göstergesidir. Akademik personelin hak mağduriyetlerinin giderilmesi için temel bilimsel kriterler eşliğinde akademik kadro ilanlarına çıkılması, objektif kriterler ve bekleme süreleri dikkate alınarak kadroların hak sahiplerine verilmesi gerekmektedir.”
AKADEMİK BİLİMSEL KAYGILAR GİDERİLMELİDİR
Üniversitemizde özellikle son dört yılda (Nisan 2011 dahil) gözlenen bürokratik anlayış ve işlemlerin artması, akademik özgürlük ve karar verme yollarının ve olanaklarının kısıtlanması süreci evrensel demokratik ve özgür üniversite anlayışına ve uygulamalarına aykırı bir gelişmedir. Üniversitemizde ortaya çıkan bu yasakçı bürokratik anlayışa ve işleyişe son verilmelidir.Üniversitemiz akademisyenlerinin, özellikle araştırma görevlisi ve yardımcı doçent kadrolarında bulunanlarda bir gelecek kaygısı vardır. Bu kaygı giderek artmaktadır. Bunun önüne geçilmemesi durumunda, genç ve gelecek vadeden akademisyenlerin kendilerine olan güvenleri ve bilimsel üretkenlikleri azalacaktır. Üniversitemizde kurumsallaşma bir türlü başarılamamıştır. Yakın bir geçmişte kısmen başarı sağlanan bu konuda geriye gidiş vardır. Bilimsel, akademik ve yönetsel işleyiş ve kurallar sıkça değiştirilmekte, öğretim elemanlarının iş ve plan yapma ve girişimde bulunma heves ve istekleri kırılmakta ve körelmektedir. Üniversitemiz personelinin sağlık hizmetlerine ulaşma hakkı geliştirilmelidir. Tıp Fakültesi Hastanesi’nin bu açığı kapatacağı anlayışı geçmişten beri savunulan yanlış bir önermedir. Nezle olan öğrencinin Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirilmesi anlayışı olan bu anlayış, sağlık kurumlarının basamaklara ayrılarak koruyucu, önleyici, tedavi edici hizmet özelliklerini dikkate almamaktadır.
MOBBİNG’ ÖNLENEREK AKADEMİK BARIŞ SAĞLANMALIDIR
Geçmiş dört yılda Laçiner yönetiminin en büyük icraatlarından biri de kendinden olmayanlara yönelik yapılan baskı ve zulümdür. Bu kapsamda pek çok idari ve akademik personel mobbing amaçlı olarak soruşturmalara tabii tutulmuş, dersleri ya kaldırılmış ya da yönetime yakın kişilere verilmiş böylelikle öğretim elemanları yerlerinden edilmiş, ilçelere sürülmüş ya da uzmanlık alanları olmayan birimlerde çalıştırılmışlardır. Akademik ve idari personele yapılan baskı ve zulmün son bulması amacıyla ilgili personellerin görev yerlerine dönmeleri sağlanmalı, hakkaniyetli ve katılımcı bir yönetim anlayışı sağlanarak tüm birimlerde akademik barış ve huzur ortamının sağlanması gerekmektedir. Bu kapsamda, açılan ve devam etmekte olan soruşturmalar titizlikle takip edilmelidir. Açılıp, ceza verilen ve sonrasında gerek YÖK gerekse mahkeme kanalıyla iptal edilen cezaların olduğu soruşturmalar mercek altına alınmalı ve hukuksal zaaflar ortaya çıkarılarak, hesap sorulmalıdır.
“Döner Sermaye katkı payı yalnızca bazı özel kişilere değil, öncelikle BAP’a daha sonrasında da tüm personele dağıtılmalıdır. Akademisyenlerin sektörle işbirliği içersindeki çalışmalarında Döner Sermaye üzerinden yapılan kesintiler %48’lere varabilmektedir. Bu oran, akademisyenlerin sektörle işbirliği yapmalarının önüne geçmektedir ve kesinti oranı acilen %20 seviyesine çekilmelidir.”
“Yerleşke içerisinde personele kolaylık sağlayacak sosyal olanaklar yaratılmalıdır. Terzioğlu Yerleşkesinin şehrin sosyal olanaklarından uzak olması, özellikle haftasonu veya mesai sonrası ulaşım ve bekâr doktora öğrencileri ve akademik personelin (özelikle araştırma görevlilerinin) uygun fiyatlı kiralık daire bulma sırasında yaşadıkları sıkıntılar önemli sorunlar çıkarmaktadır. Bu nedenle, doktora öğrencileri ile bekar akademik personele konut imkanı sağlanmalı, stüdyo tipi ya da 1+1 apartman daireleri inşa edilmelidir.
BÖLÜM/YÜKSEKOKUL/FAKÜLTE AÇILMASINA SON VERİLMELİDİR
Ülkemizde son yıllarda bir üniversite açma furyası yaşanmaktadır. Bu durumun yükseköğretim kalitesini ne denli olumsuz etkilediği herkesçe malumdur. Mevcut üniversitelerin sorunlarının çözülmediği veya çözülemediği bir ortamda yeni üniversiteler çok daha büyük sorunlarla boğuşmaya devam edecektir. Üstelik yeni üniversite açılması eskilerin sorunlarını da perçinlemekte, çözümünü güçleştirmekte ve geciktirmektedir.Halen bölüm sekreteri bulunmayan bölümlerimiz mevcuttur. Özellikle uygulamalı bilimlerde yardımcı personel sayısı ile uygulama alanları ve materyalinin son derece yetersiz olduğu çok iyi bilinmektedir. Uygulamalı bilim dallarına ve derslerine sahip akademik birimlerdeki öğrencilerin mesleki eğitimlerinin güçlendirilmesi amaçlı çalışmalarda ortaya çıkan mali ihtiyacın mutlaka karşılanması gereklidir. Bu şekilde sadece teorik değil pratik yönden de güçlü meslek sahibi öğrenciler yetiştirilecektir.
ÜNİVERSİTEMİZ BİRİMLERİNDE TEMEL KADROLAR BELİRLENMELİDİR
Geçtiğimiz yıllarda üniversitemiz tüm birimlerine ilişkin stratejik planlama yapılmıştır. Ayrıca tüm birimlerimiz her yıl faaliyetlerini rapor haline getirmektedirler. Bu açıdan üniversitemizin tüm birimlerinin büyüme talepleri bellidir. Gerçekçi olması beklenen bu talepler doğrultusunda kadroların da belirlenmesi kolaydır. Kadro taleplerinin yönetimin keyfiyetine bırakılmaması önemlidir. Bazı birimlerde uzun sürelerle kadro bekleyen personelimiz bulunmaktadır. Bu kadrolar talep edilmiş de olsa, personel arasında verilip verilmeyecekleri üzerine tartışmalar sürmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için birimlere ilişkin kadrolar norm haline getirilmeli, personel de nerede ne kadar kadro var bunu bilebilmeli ve ona göre davranabilmelidir.
BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ BÜTÇESİ GELİŞTİRİLMELİDİR
Üniversitelerde öğretimin temeli bilimsel araştırmalardır. Araştırmanın aksadığı üniversitelerde öğretim kalitesi düşer. Öğretim üyeleri ders karşılığı para almaktadırlar ancak asli görevlerinden bir diğeri olan araştırma karşılığında kendilerine neredeyse hiçbir şey verilmemektedir. Üstelik araştırma altyapısı ve masrafları için dahi ayrılan pay çok düşüktür. Bu nedenle BAP bütçesi genişletilmelidir. Bütçeden yapılan gereksiz ve yüksek harcamalar kısılmalı, bütçenin ilgili kalemlerinden ve özellikle döner sermaye gelirlerinin büyük bir kısmı BAP bütçesine aktarılmalıdır. Daha önceki BAP kararlarında da olduğu gibi bu dönemde de söz konusu kararlarda bilimselliğe ters bazı uygulamalar bulunmaktadır.
ÖN LİSANS/LİSANS DANIŞMANLIK YÖNERGESİ DÜZELTİLMELİDİR
Üniversitemiz senatosunun 08.12.2009 tarih ve 23 sayılı kararıyla çıkarılan “Ön lisans/lisans danışmanlık yönergesi özellikle 5.1, 5.3, 5.5, 5.6, 5.7 maddeleri başta olmak üzere tümüyle evrensel insan hakları ve yasalara aykırıdır. Bu yönerge hakkında EĞİTİMSEN tarafından yasal süreç başlatılmış olup halen Çanakkale İdare Mahkemesinde 2010/277 dosya numarasıyla süreç devam etmektedir. Üniversite anlayışına yakışmayan bu konunun öncelikle düzeltilmesini öneriyoruz. Gerek görüldüğünde kullanılmak üzere yönerge konusundaki ayrıntılı görüşlerimiz ekli raporda yer almaktadır.
Üniversitemizde danışmanlık konusuna güncel bakış öğrencinin kırtasiye işlerini öğretim elemanlarının gerçekleştirmesi şeklinde gerçekleşiyor. Olması gereken akademik danışmanlık olmalıdır. Öğrenci akademik konularda öğretim elemanının belirlediği zamanlarda gelip danışmalıdır. Öğrenci ders alma, bırakma ve benzeri işlerini kendisi yapmalıdır. Öğrencinin yapmadığı ya da yaptığı tercihlerden danışmanlar sorumlu tutulmamalıdır. Laçiner döneminde öğrenci danışmanlıkları bahane edilerek açılan soruşturmalar ve yargı kararları mutlaka incelenmelidir.
ÇOMÜ’de halen geçerli olan Ön Lisans-Lisan Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği ile Devam Yönergesi arasında çelişki vardır. Bu nedenle Devam Yönergesinin yürürlükten kaldırılmasını öneriyoruz.Üniversitelerde doğal olan değişik görüşlerin varlığı bir zenginlik kaynağıdır. Üniversitemizde de konularla ilgili değişik yaklaşımları olan öğrencilerimiz bulunmaktadır. Açıklanan şartların oluşması için üniversitemizin herhangi bir biriminin herhangi bir düşüncesinin egemenlik alanı haline gelmemesi ve ders ile sınav ortamlarında her bireyin güvenliğinin sağlanması öncelikli konudur.
BİRİMLERİNDEKİ İDARİ PERSONELE İLİŞKİN SORUNLAR GİDERİLMELİDİR
İdari personel yürüttükleri işler itibariyle üniversitelerin büyük ölçüde yükünü omuzlamaktadırlar. Üniversitemizin bazı birimlerinde idari personel yetersizliği yaşandığını ve birkaç personelin mevcut işleri üstün bir gayretle yürütmeye çalıştığını bilmekteyiz. Bu birimlerde işlerin sağlıklı yürüyebilmesi ve işbölümünün iyi bir şekilde organize edilebilmesi açısından idari personel istihdam edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan artan idari personel sayısına bağlı olarak Üniversitemiz personel servisinin yetersiz kaldığı ve birçoğunun akşam evine ayakta gitmek zorunda kaldığı görülmektedir. Üniversitemizde personel servis sayısının arttırılması suretiyle bu eziyetin önüne geçilebileceğini düşünmekteyiz.
Yurtdışı bildirilerde özellikle genç akademisyenlere daha fazla destek verilmelidir. Tek yazarlı çalışmalardan ziyade çok yazarlı ve disiplinlerarası çalışmalar desteklenmelidir. Bu kapsamda, çok yazarlı uluslararası çalışmalarda, sunum yapılan sempozyumun derecelendirilmesi bir komite tarafından yapılmalı, buna göre gerekirse daha fazla ödeme yapılabilmeli ve ikinci ve üçüncü yazara da ücret ödenmelidir.Yurtiçi ve yurtdışı başarıyı ödüllendirmek için üniversite çapında öğrencilerin de dâhil olduğu yılda bir kez yapılan bir anketle her alanda en iyi adaylar belirlenmeli ve ödüllendirilmelidir.Herhangi bir sempozyuma katılacak akademisyen bildirilerini önce ve mutlaka fakültelerinde isteyen herkesin katılabileceği bir ortamda sunma zorunluluğu olmalıdır.
Yurtdışına bilgi şöleni vb amaçla gidecek her akademisyen, üniversiteyi tanıtan CD vb materyaller ve küçük armağanlarla desteklenmelidir. Akademisyenlere mümkünse gittikleri kurumun üst yöneticileri ile görüşüp, işbirliğine açık olunduğunu söylemeleri ve üniversitemizi tanıtmaları öğütlenmelidir.Uygulamalı ulusal ve uluslararası proje yazma kursları açılmalıdır. Üniversitemiz akademisyenlerince halka yönelik verilen kurslar yetersizdir. Gerekirse, üniversite dışından uzmanlardan hizmet kiralanmalı ve bazı eğitim ve proje ihalelerine girilmelidir.
Bölüm sekreterlerine, bölümlerde akademisyenlerin yanında oda verilmeli ve sadece onun odasında büyük ve kaliteli bir yazıcı ve fotokopi cihazı olmalıdır. Bölüm sekreteri, bölümün iç ve dış iletişimden sorumlu olmalıdır.İngilizce makale edit ofisi kurulmalıdır.Üniversitenin uluslararasılaşması için somut bir plan yapılmalı, stratejiler ve faaliyetler açıklanmalıdır. Atılacak her adımda önce bu kriterlere uyum aranmalıdır.Üniversitenin bahar festivali, profesyonel bir festival olmaktan çıkarılıp, öğrenci festivaline dönüştürülmelidir. Bunun için festivalin düzenlenmesi tamamen öğrencilere bırakılmalıdır.Yerleşke yurtlarında kalan öğrencilerin yöneteceği bir öğrenci kantini kurulmalıdır.
ÜNİVERSİTE İÇERİSİNE POLİS/JANDARMA..
Polisin ve jandarmanın üniformalı ya da sivil olarak üniversite içine girmesine, çok büyük olaylar olmadıkça izin verilmemelidir.Tüm enstitülerde son dört yılda yazılan tüm tezler kurulacak bir komisyon tarafından intihal açısından incelenmelidir.Yerleşkelerde bisiklet yolu yapılmalıdır. Ayrıca, yerleşkeler ve öğrenci yurtları arasında ücretsiz (öğrenci veya personel kimlik belgesi karşılığında) bisiklet kiralanmalı ve üniversitede bisiklet sayısı arttırılmalıdır. Üniversitenin kente yüzünü daha fazla dönmesi ve imaj tazelemesi gerekmektedir. Bu bağlamda, kent sohbetleri altında entelektüel sohbetler başlatılmalıdır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
