BabamM 1. Yıl Anısına
BabamM 1. Yıl Anısına
Sene 1990’ındı sanırım.. Lise 1 e gidiyordum ilk kez ölümle yüzleştiğimde... Ersin adında dünya tatlısı bir arkadaşımı trafik kazasında kaybetmiştim... Büyük şoktu benim için... O kadar nefesim kesilmişti ki; konuşamamış, ancak yazabilmiştim duygularımı... Babamda çok etkilenmişti yazdıklarımdan, tutup kolumdan beni, Olay Gazetesine sevgili Aynur Narler in yanına götürdü. Sonrasında uzun süre yazmayı sürdürdüm... çok severdi babaM yazılarımı...
Sene 1990’ındı sanırım.. Lise 1 e gidiyordum ilk kez ölümle yüzleştiğimde... Ersin adında dünya tatlısı bir arkadaşımı trafik kazasında kaybetmiştim... Büyük şoktu benim için... O kadar nefesim kesilmişti ki; konuşamamış, ancak yazabilmiştim duygularımı... Babamda çok etkilenmişti yazdıklarımdan, tutup kolumdan beni, Olay Gazetesine sevgili Aynur Narler in yanına götürdü. Sonrasında uzun süre yazmayı sürdürdüm... çok severdi babaM yazılarımı... Devam etmemi çok istedi ama bir türlü sıra gelmedi işte...
Bende düşündüm ki; bu kez sadece Ufuk Bürcü için yazmalıyım...
Babamı kaybedeli tam bir yıl oldu... Bir parçam yok benim bir yıldır... Kulağımda onun sesi ile yaşıyor bana bir mesaj vermesini bekliyorum...
O kadar çok şey paylaşmış, o kadar çok anı biriktirmişiz ki... Nereye baksam ona dokunuyor... Nasıl da alışmışım babamla konuşmaya... Dertleşmeye... Sohbet etmeye... En acısı da elinin telefona gidip... Sonra o artık yok duygusu ile yüzleşmek... İnsanın tarif edemeyeceği türden bir acı bu...
Bir an zannediyorum ki, “ Nabıyon Ufuk Bürcü” dediğimde, o da bana , “Nabem be ya” diye cevap verecek... Sonra da hararetli bir şekilde günün gelişmelerini anlatacak... Maalesef.....
Yaşamasını, eğlenmesini, yemesini, içmesini o kadar çok seven hayat dolu bir insandı ki benim BabaM...
Herkese yardım eden yumuşacık bir kalbi vardı... Çanakkale de birçok insana iyiliği dokunmuş, insanların iyi taraflarını görmesini bilmiş, her yaştan her kesimle dost olmayı başarmış bir karakterdi o... ne kadar çok sevildiğini cenazesinde ve sonrasında onun için yazılan mesajlarda bir kez daha anladım ve de gurur duydum onun adına... Ve de onur duydum bir kez daha Ufuk Bürcü’nün kızı olduğuma...
Biliyorum herkesin hikayesi aynı değil babaları ile...Bu yüzden çok şanslıyım ben....
Sahip olduğum anılar için...
Bana öğrettikeri için...
Hem arkamda hem yanımda yer aldığı için...
Hem baba hem arkadaş olduğu için...
Bana her zaman verdiği değer için... Emek için....
Ondan öğrenmem gereken daha çok şey vardı oysa... Mesela meşhur yemek tarifleri... Bu konuda ona hiç yakışmayan bir evlat oldum ben... Yemek yapmayı hep red ettim.. Ama şimdi uzaklarda Türk Yemeğine hasretlik çekerken, hep Babamın insanlara verdiği tarifler geliyor kulağıma... Sanki o yemeği yapıyormuşçasına anlatması... Tok olanın bile karnını acıktıran benzetmeleri... Ölçü sorana göz kararı işte diye attığı fırçaları aklıma gelince gülümsüyorum ama öğrenemediğim tarifleri için şimdi pişmanım...
Bir de rakı içmeyi beceremedim Ufuk Bürcü’nün kızı olarak...çok denedim ama sevemedim bir türlü...hep takıldı bana , rezil ettin güzelim rakıyı diye...Akşamdan...akşama içerdi hep, çok değil....
Şimdi düşünüyorum da; her ne yaptıysa sonunda mutlu olduğu... İyi ki yapmış.
Çok ders aldım ben Babamın gidişinden. Biz yaşayanlar, maalesef ki gidenlerin arkasından hatırlarız hep hayatın değerini... Babamın son iki senesi hastalıkla mücadele ile geçti... Suratında hep yaşama isteği ,umudu ve azmi vardı...Bazen de kızgınlığı , Neden diye.... Çok istedi yaşamda kalmayı... Ama son gün
“Bırak beni Ebru artık” dedi... Ve gitmeyi tercih etti...
Ve 13 Aralık günü tam bir yıl oluyor gideli....
Babamı çok özlüyorum...eminim Çanakkale’de onu özlüyor.... Kordon... Akol otel... Güzelyalı... Bozcaada... Pazar esnafı... Balıkçılar... Çarşı esnafı... Müzisyenler... Onu tanıyan seven dostları....
Ben istedim ki aslında... Hep birlikte onu hatırlayalım anılarını paylaşalım.... Ve hep birlikte Ufuk Bürcü’ye kadeh kaldıralım...
Sevgilerimle...
Ebru Bürcü Apaydın
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
