Atikhisar Barajı Yakınındaki Altın Madeni Projesine Yargı Engeli
Atikhisar Barajı Yakınındaki Altın Madeni Projesine Yargı Engeli
Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı havzasında planlanan altın-gümüş madeni projesinin ÇED olumlu kararı iptal edildi. Koza Altın’ın kararın yürütmesinin durdurulması için yaptığı başvuruyu Danıştay reddetti.
Türk Altın İşletmeleri Anonim Şirketi (Koza Altın), Çanakkale sınırlarında yapılması planlanan Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi projesiyle ilgili hukuki süreç hakkında Kamuoyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yeni bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı tarafından açılan dava sonucunda Çanakkale 1’inci İdare Mahkemesinin projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararını iptal ettiği hatırlatıldı.
Şirket, bu karara karşı yürütmenin durdurulması talebiyle temyiz yoluna başvurduğunu fakat Danıştay 4’üncü Dairesinin yürütmenin durdurulması talebini reddettiğini duyurdu. Açıklamada, bu kararın bir ara karar niteliği taşıdığı, yargılama sürecinin esastan devam ettiği ve henüz nihai bir esasa ilişkin kararın verilmediği paylaşıldı.

YEREL MAHKEMENİN İPTAL KARARINDAKİ TEKNİK VE BİLİMSEL GEREKÇELER
Çanakkale 1'inci İdare Mahkemesinin projenin ÇED olumlu kararını iptal etmesinde, hazırlanan kapsamlı bilirkişi raporu belirleyici rol oynadı. Mahkeme heyeti, rapor doğrultusunda projenin birçok teknik, jeolojik, hidrojeolojik ve ekolojik eksiklik barındırdığını tespit etti. Madencilik tekniği açısından, açık ocak basamak şev açılarının altmış derece olarak beyan edilmesine rağmen patlatma delik eğimlerinin doksan derece olarak gösterilmesi ciddi bir çelişki olarak görüldü. Hesaplanan delik boylarındaki hatalar sebebiyle daha fazla patlayıcı kullanılmasının çevreye ve iş güvenliğine yüksek titreşim ile hava şoku gibi olumsuz etkiler getireceği saptandı. Ayrıca pasa şev stabilite analizlerindeki şev açısı değerlerinin farklı hesaplamalarda değişkenlik göstermesi, projenin bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğunu ortaya koydu.

DEPREM RİSKİ VE AKTİF FAY HATLARI MADEN SAHASINDAKİ SIZDIRMAZLIĞI İMKANSIZ KILIYOR
Proje alanının yüksek riskli bir deprem bölgesinde yer alması ve aktif fay hatlarıyla bölünmüş olması, sızdırmazlığın garanti edilmesini imkansız kılıyor. Bilirkişiler, gözenekli ve kırıklı volkanik kayaç yapısı nedeniyle ağır metal yüklü suların kontrol edilemeyerek kentin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajına ve tarım arazilerine ulaşma riski taşıdığını vurguladı. Raporda, asit maden drenajı ve metal çözünürlüğü gibi risklerin bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmediği, havzadaki diğer maden projeleriyle birlikte kümülatif etkilerin değerlendirilmediği açıklandı. Ekolojik açıdan ise Atikhisar Barajını kullanan su samuru gibi hassas türlerin izleme planlarına dahil edilmediği, bölgedeki zengin kuş çeşitliliğinin raporda çok yetersiz yansıtıldığı belirtildi. Tarımsal açıdan ise otuz beş yıl öncesine ait genelleştirilmiş verilerin kullanılması, toprak derinliği ve eğimlerin ayrı ayrı belirlenmemesi gibi eksikliklerin ÇED raporunu sakatladığı sonucuna varıldı.
KENTİN SU GÜVENLİĞİ, TARIM ARAZİLERİ VE ORMANLARI BÜYÜK RİSK TAŞIYOR
Maden sahasına yönelik eleştiriler, kentin su güvenliği ve doğal dengesi üzerine yoğunlaşıyor. Proje alanının Çanakkale halkının tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajına sadece 1400 metre mesafede yer alması, 200 bin insanın sağlığını ve yirmi altı bin dönümlük verimli tarım arazisini büyük bir tehdit altında bırakıyor. Uzmanlar, bölgedeki Terziler ve Çiftlikdere çaylarının Sarıçay ile birleşerek baraj gölünü beslediğini, bu akarsularda yaşanacak olası bir kirlenmenin tüm havzaya ve Çanakkale Boğazına yayılacağını dile getiriyor. Ayrıca proje kapsamında 92 hektardan fazla ormanlık alanın kesilecek olması, orman varlığının son 25 yılda yüzde 54’ten yüzde 34’e gerilediği kentte kuraklık riskini ve sıcaklık artışını tetikliyor. Ofis alanlarının kurulması ve üst toprağın depolanması için bile orman kesiminin planlanması ekolojik bir yıkım olarak değerlendiriliyor.

MİLYONLARCA DOLARLIK KARBON SALIMI VE EKOLOJİK YIKIM ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA
Madenin ekonomik fayda-zarar analizi de eleştirilerin odağında bulunuyor. Çıkarılacak cevherin kamyonlarla yüzlerce kilometre ötedeki Eskişehir Kaymaz ve İzmir Bergama tesislerine taşınacak olması, nakliye sırasında ciddi bir karbon salımına yol açıyor. Uzmanlar, bu taşıma faaliyetinden kaynaklanacak karbon emisyonunun çevreye vereceği toplam zararın yirmi beş milyon doları aşacağını hesaplıyor.
Yıllık orman kaybının getireceği zarar ve ekosistem tahribatı da eklendiğinde, projenin kamuya sağlayacağı iddia edilen gelirin çevreye verilecek zararın çok altında kalacağı görülüyor. Tüm bunların yanında, maden sahasının hemen güney sınırında bulunan Tepetarla Yerleşimi ve yakınındaki Madenkaya Kalesi arkeolojik sit alanlarının madencilik faaliyetlerinden nasıl korunacağına dair ÇED raporunda somut bir bilgi yer almıyor. Yöre halkı ve çevre savunucuları hem çevre kalitesinin hem de insan ve işçi sağlığının korunması adına kamu yararı taşımayan bu projenin ÇED sürecinin tamamen durdurulmasını talep ediyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

