muharrem x600

Askerlik ve Vatan Savunmasında Osmanlı Yahudileri Sergisi

Kültür-Sanat (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 19.03.2016 - 10:33, Güncelleme: 19.03.2016 - 10:33 3111+ kez okundu.
 

Askerlik ve Vatan Savunmasında Osmanlı Yahudileri Sergisi

500.yıl Vakfı Müzesi 15-22 Mart 2016 tarihleri arasında, TBMM Mustafa Necati Kültür Evi’nde, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Yahudi kültürel mirasının anlatıldığı ’’Çanakkale Savaşı-1.Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri’’ isimli belge sergisini düzenliyor. Sergide %70’i yabancı kaynaklı olmak üzere toplamda 66 eser yer alacak.
Eserlerin çoğu görsel materyal olmak ile birlikte, görselleri tamamlar nitelikte 10 kadar metin/öykü panosu da bulunuyor. Oluşumu yaklaşık bir buçuk yıl süren sergi çalışmasındaki görsel materyal ve öyküler, öncelikle bu coğrafya içerisinde yaşayan Yahudiler ve daha sonra ise yaşamlarını başka ülkelerde devam ettiren vatandaşlara yapılan duyurularla elde edildi.   Yahudi cemaati, özellikle son 5 yıldır İstanbul’da Yahudi Kültür Günü yapmakta ve 500.yıl Vakfı Müzesi’ nde halka açık sergiler düzenlemekte. Ancak 500.yıl Vakfı Müzesi önderliğinde ilk kez bu kadar geniş kapsamlı bir belge sergi çalışması gerçekleştirilecek.   Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki 120 yıllık ortak kültürel mirasın anlatıldığı sergi, kapsamlı bir tarihsel süreci içeriyor. Beş ana bölümden oluşan serginin yolculuğu, 1893 yılında Sultan 2. Abdülhamid’e gönderilen dilekçe ile Musevi toplumunun da askere alınmasıyla başlıyor ve Sarıkamış’tan Çanakkale’ye hatta Galiçya’ya kadar her cephede yer alan, aynı coğrafyada yaşayan insanların, din dâhil hiçbir ayrım yapmaksızın bir arada kendi vatanları uğruna hayatlarını feda edişleriyle son buluyor.   Çanakkale Cephesi’nde, Osmanlı Ordusu ile birlikte, Müslüman askerlerin yanında, gayrimüslim askerler de savaşmış ve savaş meydanlarında, 558 gayrimüslim asker şehit olmuştur. Çanakkale Savaşları’ nın anlatımlarında Osmanlı Yahudileri göz ardı edilseler de vatanı için savaşmış ve can vermiş Yahudiler, Çanakkale Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat Atabay’ın yıllardır devam eden çalışmalarında açık bir şekilde yer alıyor.   2 Şubat 1923 tarihinde, İzmir İktisat Kongresi esnasında Mustafa Kemal Atatürk’e Yahudi toplumu hakkında fikri sorulduğunda; Mustafa Kemal, ’’Unsur-u hakim olan Türklerle kader birliği etmiş sadık bazı unsurlarımız vardır ki, bilhassa Museviler, bu millete ve bu vatana sadakatlerini ispat ettiklerinden, şimdiye kadar müreffeh bir hayat sürmüşler ve bundan böyle de refah ve saadet içinde yaşayacaklardır." demiştir.   Türkiye Cumhuriyeti topraklarında oluşan bu 120 yıllık ortak kültürel miras ve bu mirasın oluşumundaki kahramanlar, ’’Çanakkale Savaşı-1.Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri’’ isimli belge sergisinde yer bulacak ve bu gerçekler bir kez daha hatırlanacaktır.   ASKERLİK VE VATAN SAVUNMASINDA OSMANLI YAHUDİLERİ   Osmanlı’da gayrimüslimler, zimmîler, askerlik hizmetinden muaf tutulmuştur. Onun yerine, İstanbul ile kutsal yerlerde oturanlarla din adamları ve yoksullar, devlet hizmetinde bulunmuş bazı aileler ve padişah beratları ile bu verginin muaf sayılanları dışında, eli silah tutabilecek durumda olan erkekler cizye (harac-ı reis) adında bir baş vergisi öderlerdi.   İkinci Viyana Konferansları arifesinde, 7 Mayıs 1855 tarihli bir İrade-i Şahane ile cizye kaldırıldı. Askerlikten muaf olmak isteyenler ise 1861 yılında, önce İane-i Askeriye, sonra da Bedel-i Askeri olarak adlandırılan bir tür savunma vergisi ödemeye tabi tutuldu. Ancak bu karar tam uygulanamadı ve yalnız hekim ve eczacılar orduya kabul edilerek görevlendirildi.   Yahudilerin kutsal kitabi Talmud’da “dina de malhuta dina” (yaşadığın ülkenin kanunu senin kanunundur) diye bir hüküm mevcuttur. Bu hüküm uyarınca, Nisan 1893’te Ruhani Meclis üyelerinin imzalarını taşıyan ve Yahudilerin de askere alınmasını arz eden bir belgeyi II. Abdülhamid’e sunan Hamambaşı Kaymakamı Moşe Levi’ye Sultan, “ Saray’ın kapıları size ve her Yahudi’ye daima açıktır” diyerek iltifat etti. Ne var ki, Vükela Heyeti, politik açıdan zamanın uygun olmadığına karar verdi.   Hahambaşı Haim Nahum Efendi, Yahudi Miletti’nin vatanına bağlılık ve sadakatinin göstergesi olarak, girişimlerde bulundu. Çalışmaları sonucu 7 Ağustos 1909 tarihinde bedel kaldırılarak askerlik, o güne kadar bu göreve tabi olmayanlar dâhil herkes için zorunlu hale getirildi.   İstanbul Uzunçayır Yahudi Mezarlığı’nda, vatanlarını savunurken yaşamlarını yitiren Yahudi toplumuna mensup askerlerin yattığı bir şehitlik ve anma anıtı mevcuttur.2011 yılından beri her 18 Mart günü mezarlıkta anma ve dua töreni düzenlenmektedir.  
500.yıl Vakfı Müzesi 15-22 Mart 2016 tarihleri arasında, TBMM Mustafa Necati Kültür Evi’nde, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Yahudi kültürel mirasının anlatıldığı ’’Çanakkale Savaşı-1.Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri’’ isimli belge sergisini düzenliyor. Sergide %70’i yabancı kaynaklı olmak üzere toplamda 66 eser yer alacak.

Eserlerin çoğu görsel materyal olmak ile birlikte, görselleri tamamlar nitelikte 10 kadar metin/öykü panosu da bulunuyor. Oluşumu yaklaşık bir buçuk yıl süren sergi çalışmasındaki görsel materyal ve öyküler, öncelikle bu coğrafya içerisinde yaşayan Yahudiler ve daha sonra ise yaşamlarını başka ülkelerde devam ettiren vatandaşlara yapılan duyurularla elde edildi.

 

Yahudi cemaati, özellikle son 5 yıldır İstanbul’da Yahudi Kültür Günü yapmakta ve 500.yıl Vakfı Müzesi’ nde halka açık sergiler düzenlemekte. Ancak 500.yıl Vakfı Müzesi önderliğinde ilk kez bu kadar geniş kapsamlı bir belge sergi çalışması gerçekleştirilecek.

 

Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki 120 yıllık ortak kültürel mirasın anlatıldığı sergi, kapsamlı bir tarihsel süreci içeriyor. Beş ana bölümden oluşan serginin yolculuğu, 1893 yılında Sultan 2. Abdülhamid’e gönderilen dilekçe ile Musevi toplumunun da askere alınmasıyla başlıyor ve Sarıkamış’tan Çanakkale’ye hatta Galiçya’ya kadar her cephede yer alan, aynı coğrafyada yaşayan insanların, din dâhil hiçbir ayrım yapmaksızın bir arada kendi vatanları uğruna hayatlarını feda edişleriyle son buluyor.

 

Çanakkale Cephesi’nde, Osmanlı Ordusu ile birlikte, Müslüman askerlerin yanında, gayrimüslim askerler de savaşmış ve savaş meydanlarında, 558 gayrimüslim asker şehit olmuştur. Çanakkale Savaşları’ nın anlatımlarında Osmanlı Yahudileri göz ardı edilseler de vatanı için savaşmış ve can vermiş Yahudiler, Çanakkale Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat Atabay’ın yıllardır devam eden çalışmalarında açık bir şekilde yer alıyor.

 

2 Şubat 1923 tarihinde, İzmir İktisat Kongresi esnasında Mustafa Kemal Atatürk’e Yahudi toplumu hakkında fikri sorulduğunda; Mustafa Kemal, ’’Unsur-u hakim olan Türklerle kader birliği etmiş sadık bazı unsurlarımız vardır ki, bilhassa Museviler, bu millete ve bu vatana sadakatlerini ispat ettiklerinden, şimdiye kadar müreffeh bir hayat sürmüşler ve bundan böyle de refah ve saadet içinde yaşayacaklardır." demiştir.

 

Türkiye Cumhuriyeti topraklarında oluşan bu 120 yıllık ortak kültürel miras ve bu mirasın oluşumundaki kahramanlar, ’’Çanakkale Savaşı-1.Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri’’ isimli belge sergisinde yer bulacak ve bu gerçekler bir kez daha hatırlanacaktır.

 

ASKERLİK VE VATAN SAVUNMASINDA OSMANLI YAHUDİLERİ

 

Osmanlı’da gayrimüslimler, zimmîler, askerlik hizmetinden muaf tutulmuştur. Onun yerine, İstanbul ile kutsal yerlerde oturanlarla din adamları ve yoksullar, devlet hizmetinde bulunmuş bazı aileler ve padişah beratları ile bu verginin muaf sayılanları dışında, eli silah tutabilecek durumda olan erkekler cizye (harac-ı reis) adında bir baş vergisi öderlerdi.

 

İkinci Viyana Konferansları arifesinde, 7 Mayıs 1855 tarihli bir İrade-i Şahane ile cizye kaldırıldı. Askerlikten muaf olmak isteyenler ise 1861 yılında, önce İane-i Askeriye, sonra da Bedel-i Askeri olarak adlandırılan bir tür savunma vergisi ödemeye tabi tutuldu. Ancak bu karar tam uygulanamadı ve yalnız hekim ve eczacılar orduya kabul edilerek görevlendirildi.

 

Yahudilerin kutsal kitabi Talmud’da “dina de malhuta dina” (yaşadığın ülkenin kanunu senin kanunundur) diye bir hüküm mevcuttur. Bu hüküm uyarınca, Nisan 1893’te Ruhani Meclis üyelerinin imzalarını taşıyan ve Yahudilerin de askere alınmasını arz eden bir belgeyi II. Abdülhamid’e sunan Hamambaşı Kaymakamı Moşe Levi’ye Sultan, “ Saray’ın kapıları size ve her Yahudi’ye daima açıktır” diyerek iltifat etti. Ne var ki, Vükela Heyeti, politik açıdan zamanın uygun olmadığına karar verdi.

 

Hahambaşı Haim Nahum Efendi, Yahudi Miletti’nin vatanına bağlılık ve sadakatinin göstergesi olarak, girişimlerde bulundu. Çalışmaları sonucu 7 Ağustos 1909 tarihinde bedel kaldırılarak askerlik, o güne kadar bu göreve tabi olmayanlar dâhil herkes için zorunlu hale getirildi.

 

İstanbul Uzunçayır Yahudi Mezarlığı’nda, vatanlarını savunurken yaşamlarını yitiren Yahudi toplumuna mensup askerlerin yattığı bir şehitlik ve anma anıtı mevcuttur.2011 yılından beri her 18 Mart günü mezarlıkta anma ve dua töreni düzenlenmektedir.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.