Acer; “Kalitenin Artırılmasına Önem Vereceğiz”
Acer; “Kalitenin Artırılmasına Önem Vereceğiz”
ÇOMÜ Rektörü Prof.Dr. Yücel Acer, basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda son dört yıllık dönemde ÇOMÜ’nün eğitim kalitesinin gerilediğini belirterek; “Üniversitemiz kalite olarak ilerleyen bir üniversite olamadı son dönemde. Biz bu gidişatı tersine çevirip; kaliteli üniversite olma yolunda ilerleyen bir üniversite kurmak istiyoruz” dedi.
Rektör Yücel Acer göreve başladığı ilk saatlerde basın mensuplarının karşısına çıkarak, 2015-2019 dönemlerinde yapacaklarını çalışmaları da anlattı. Çanakkale Onsekiz Mart Ünviersitesi’nin(ÇOMÜ) son dört yıllık sürecini de değerlendiren Yücel Acer; “Bir başka işimiz ise üniversitemizde kalitenin artırılmasını sağlamaktır. Üniversitemiz kalite olarak ilerleyen bir üniversite olamadı son dönemde. Biz bu gidişatı tersine çevirip; kaliteli üniversite olma yolunda ilerleyen bir üniversite kurmak istiyoruz. Ortaya koyduğumuz bazı projelerimiz var. Bu projeler bizim üzerinde durup tasarladığımız ve dört yıl peşinde koşacağımız projeler olacaktır. Bunları gerçekleştirmek bizim temel sorumluluklarımızdan bir tanesini oluşturmaktadır. Şüphesiz ki biraz önce söylediğim huzurlu ortam bunun garantisidir. Çünkü huzur olmayan yerde verimlilik ve kalite olamaz” dedi.
BİZİM TARAFIMIZ; ÖĞRENCİLERE VERECEĞİMİZ EĞİTİMDİR
Son dört yıllık süre içerisinde ÇOMÜ yönetimin kentin her kesimi ile çeşitli kamu kurumlarıyla kavgalı olduğunu hatırlatarak; kent ve üniversite barışının sağlanması için bu dönemi fırsat olarak nitelendirerek şunları söyledi; “Üniversite ve şehir ilişkileri oldukça problemli bir hal aldı, bunu hepimiz yakından gördük. Çanakkale üniversitesine kendisini uzak hissetmeye başladı. Dolayısıyla üniversitenin Çanakkale ve çevresiyle olan ilişkisini tamir edecek önemli bir işimiz daha var. Bunu oluşturacak fikirler var kafamızda. Özetle söylemek gerekirse; üniversite yönetiminin kurum olarak Çanakkale’nin hiçbir kurumuyla kavgalı olabilme hakkına lüksüne sahip olmadığını biliyoruz. Bilakis üniversitemiz yönetimimizin iyi ilişkiler kurma gibi bir görevi vardır. Üniversitemiz siyaset üstüdür, bilim, eğitim ve toplum katkısından yanadır. Dolayısıyla bizim herhangi bir siyasetle, herhangi bir siyasi, tarafla ilişkili olmamız söz konusu olamaz. Biz bir üniversite yönetimiyiz, siyaset üstü veya siyaset dışıyız. Yapacağımız bilimsel çalışmalarla kendimizi ifade ederiz, yapacağımız eğitimle, öğrencilerimize vereceğimiz eğitimle kendimizi gösteririz. Bizim tarafımız budur, topluma katkımız bilimsel ve eğitseldir, bizim çabamız bu yönde olacaktır. Üniversite yönetimine ve üniversitemize herhangi bir siyasi taraf olabilen kurum olarak bakılabilmesi bizim hak etmeyeceğimiz bir durum olacaktır. Öğrencilerimizin kaliteli eğitim almaları esas hedeflerimizden başkasıdır.”
HER ŞEYİ BİR GÜNDE ÇÖZEMEYİZ, BİR MİKTAR SABRA İHTİYACIMIZ VAR
“Sadece eğitim gören öğrenciler değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve sportif öğrenciler yetiştiren bir üniversite olarak istiyoruz. Önümüzdeki dört yılda öğrencilerimizin her açıdan hareketli bir dönem geçirmeleri bizim hedeflerimiz arasında yer alır. Bu yönde imkânları geliştirmek için çalışacağız. Son olarak şunu eklemek istiyorum; şüphesiz ki bazı sıkıntılı gördüğümüz şeyleri çözmek zaman alır. Bu tür şeyler bugünden yarına gerçekleşen, gerçekleştirilebilen şeyler değildir. Çabalarımızın belli bir süre alacağını hepimizin takdir etmesi gerekiyor. Bir miktar sabır her zaman ihtiyacımız olan şeydir. Yeter ki hedefimiz bu yönde, çalışmalarımız bu yönde olmaya devam etsin. Hepimizin dikkat edeceği şey çalışmalarımızın istikametinin devam etmesidir. Ben yeni yönetimimizin üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bu süreçte şüphesiz siz basın mensuplarımızın katkıları oldu, sizlere de bu yüzden teşekkür ediyoruz.”
Prof.Dr. Yücel Acer açıklamalarının ardından basın mensuplarının rektörlük seçimlerinden paralel yapı ile yürütülecek olan mücadeleye kadar tüm sorularına yanıt verdi. ÇOMÜ Rektörü Yücel Acer’e sorulan sorulardan bazıları ve Rektör Yücel Acer’in sorulara verdiği yanıtlar ise şöyle oldu;
Rektörlük seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ortada mevcut bir sistem var; rektör adaylarını öğretim üyeleri seçiyorlar. Öğretim üyeleri adayları verdikleri oylarla adayları altı kişiyle sınırlandırıyorlar. Yani YÖK’ün ve Cumhurbaşkanının göstereceği takdirin çerçevesini öğretim üyeleri belirliyorlar. Yani YÖK üniversiteye bakıp dilediği kişiyi rektör atama şansına sahip değil. Hocaların çizdiği çerçeve içerisindeki kişilerden birilerini atayabiliyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da göreve başladığı zaman YÖK’e tercihlerinde seçimlerde en çok oy almış ilk üç aday arasından seçimini yapmak istediğini bildirmiştir. Bu bence üniversitelere rektör atanması noktasında geldiğimiz süreçte en demokratik noktadır, mevcut sistem içerisinde. Çünkü YÖK daha önceki senelerde bu altı kişi arasında dördüncü, beşinci olan kişileri de birinci sıraya koyduğunu görmüştük. Ancak son dönemde YÖK en çok oy alan üç aday arasından sıralama yapıyor. En çok oy alan üç adayın ilk üçe girmesi üniversite hocalarının iradesine gösterilen en büyük önemdir. Belki bundan sonra bir seçime daha gireceğim rektör olarak; dolayısıyla en çok oyu ben aldım o zaman rektör olarak ben atanmalıyım yaklaşımını da doğru bulmuyorum. Mevcut sistemde YÖK ve Cumhurbaşkanımızın da bir takdiri olduğunu bildiğimize göre bu makamlarda bir değerlendirme yapma hakkına sahiptir. O makamlar bir onay makamı değildir; üniversitelerde bir kamu kurumudur sonuçta.
Birde şu var; mevcut rektörlerin vermiş olduğu kadrolar var, idari görevler var. Benim vermiş olduğum hiçbir şeyim yok. Ben sadece neleri yapabileceğimiz söylüyorum. Dolayısıyla bir rektörün seçimlerden başarılı çıktığını söyleyebilmesi için hocalarımızın büyük bir çoğunluğunun oyunu almış olması gerekir. Hocaların büyük bir çoğunluğu yerine sade üçte birinin oyunu alabilmişse; burada ciddi bir başarısızlık vardır. Benim rektör seçimlerine bakış açım budur. Bu açıdan bakıldığında mevcut sistemin gayet adil olduğunu düşünüyorum.
Rektörlük seçimlerinde birinci olmuş bir adayın YÖK listesinde üçüncü sıraya konulmuş olmasının bir sebebi olmalı. Konuşmanızda paralel yapılanmadan bahsettiniz. Geçmiş dönemin paralel yapılanmayla geçirilmiş olmasında bunun etkisi var mıdır?
ÇOMÜ hakkında konuşursak eğer, YÖK’ün düzenlediği mülakatlara katılmış adaylardan biriyim. Mülakatta iki konu hakkında soru soruyorlar. Bunlardan ilki üniversite de tespit ettiğiniz sorunlar nelerdir. Diğeri ise bu sorunlara nasıl çözüm bulacaksınız? Sorularıdır. Bizim üniversitemiz de bu şekilde değerlendirilmiştir. Bir; mevcut sorunlar ve çözüm için neler yapılacağı konusu. Benim dışımdaki adaylar yapacaklarını söylemekten ziyade adayları karalamaya yönelik kampanya yapmışlardır. YÖK’ün değerlendirmesini esas teşkil eden bu iki husus konusunda bir tanesi bizim bu konuda yaptığımız tespitlerdir, diğeri ise üniversite kalitesinin geriye doğru gitmesidir. Yani ortada bir paralel yapılanma olduğunu ifade ettik artı olarak da eğitim kalitesinin geriye gittiğini örneklerle gösterdik. Çözebilmek içinde neler yapılması gerektiğini anlattık. YÖK’de bu konuda değerlendirmesini yapmıştır. Ben tahmin ediyorum ki; bizim söylediklerimiz YÖK’ün kararını etkilemiştir, etkilemek zorundadır. Dağıttığı kadrolarla belli bir grubun kadrolaşmasıyla oyunuzu 237’ye çıkarttığınız zaman bu size burada rektör olma hakkı vermez. Bu bir ölçüdür ama bir başka ölçü daha vardır. Siz son dört yılı ne tür bir başarıyla geçirdiniz? Gerçekten bu söylediğimiz şey belli bir grubun kadrolaşması var mıdır yok mudur bunu değerlendirmiştir YÖK’ün hazırladığı bana göre liste açık ve net göstermiştir ki; burada ciddi bir kadrolaşma vardır, yeni dönemde kimin bu sorunu layıkıyla çözebileceği sorusu YÖK’ün listesine yansımıştır.
Sizin atamanızın gerçekleştiği günlerde ÇOMÜ Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildiği, sanki yangından mal kaçırılırcasına bazı atamalar yapıldığı konuşuluyor. Bu atamalarla ilgili ne yapacaksınız?
Atama kararı resmi gazetede yayınlandıktan sonra, yeni yönetim belli olduktan sonra yangından mal kaçırırmış gibi devlet kurumunda bir takım uygulamalar yapmayı bir hukukçu olarak cevaplamak istiyorum; hukuka uygun değildir. Ancak; yasalarla çelişen bir tarafı var mı yok mu bu atamaların bunlara bakacağız. Yasal olsa bile hukuka uygun değildir. İyi anılacak bir davranış değildir; belki de hakkını teslim edeceğimiz bir olayda böyle gayri meşru bir şeymiş gibi göstermeyi anlayamıyoruz. Yaptığınız bir şey yasal olsa bile yapılan kişiye dair bir takım şeyler dile getirilebilir. Bunu o kişiye yapmaya hakkınızda yoktur. Zaten belli bir yere atanması gereken bir kişiyi bu şekilde siz atarsanız o muhatap olan kişi bizlerin gözünde, hepimizin gözünde şüpheli bir imaj edinmiş olacaktır. Tavsiyeler olabilirdi bize; böyle böyle bir durum var bu arkadaşların durumları dikkate alınsın denseydi; yasalar gereği biz bunları zaten dikkate alırdık. Hiçbirşeyi kale almadan bir süreç işletilmesi hoş değil.
Eski rektör göreve atandığında hemen yanı başında korumaları vardı. Bugün sizin yanınızda koruma göremiyoruz, korumalarınız olacak mı?
Bu durum beni şahsen rahatsız eden bir şeydir. Bugün rektörlük kapısından girerken o cihazı görürken de rahatsız oldum. Bir binaya girerken bir denetimden geçeceksek bütün binalara koyalım, böyle bir şey olabilir mi? Rektörün canı diğerlerinin canından daha mı değerlidir? Ben herhangi bir candan daha mı değerliyim? Korumalarla gezmek başta hocalarımıza, öğrencilerimize ve sizlere yapılan bir hakarettir. Bu bizlerin yapabileceği bir şey değildir. Ortada bir tehdit varsa, bundan korunmanın daha hassas daha nazik yöntemleri vardır. Gözünün içine soka soka ‘bakın benim korumalarım var, sizden çok daha önemli değerli biriyim’ der gibi bir tavrı anlayamıyorum. Sizi daha değerli yapan nedir? Sen daha önemli bir insan olabilirsin ama kendi kurumunun içerisinde dolaşırken koruman sana eşlik ediyorsa burada bir sorun var demektir. Sonuçta siz bir Başbakan veya Cumhurbaşkanı değilsiniz, geniş tehlikelere açık değilsiniz. Her bir arkadaşımı tanıyorum, sizleri sima olarak tanıyorum ve sizler arasında kendimi tehlikede hissetmiyorum. Aşağıdaki cihazda kaldırılacak.
Hukuk Fakültesi kurmak için bir girişiminiz olacak mı?
Önümüzdeki dönem içerisinde öncelikli olarak yeni bir fakülte açmayı uygun görmedik. Bizim amacımız önümüzdeki en az iki yıl içerisinde mevcut fakültelerimizin temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. Ama inşallah o aşamaya kısa sürede gelebiliriz. Hukuk Fakültesi benim bu üniversite içerisinde görmek istediğim bir fakültedir. Üniversitemizin kalitesine daha da kalite katacağına inanıyorum. Ama zor bir fakültedir. Hoca getirmek, kaliteli hoca getirmek ise daha zordur. Bir de şu var; Çanakkale nispeten küçük bir şehir. Hukukçuları tatmin edecek büyüklükte bir şehir değil. Hukukçular genelde fakülte de ders vermek hem de dışarıda iş yapmak isterler. Bu nedenle de Çanakkale çok fazla şey vaat etmiyor hukukçulara ama farklı şeyler de vaat ediyor. Güzel ve sakin bir şehir, bu bağlamda Hukuk Fakültesi açmanın da şansımıza olacağına inanıyorum. Bunun için şimdi olmasa da ileride çaba harcayacağız.
ÇOMÜ’de birçok hukuksuzluk yapıldığına dair kamuoyuna yansıyan olaylar yaşandı. Bu konular hakkında YÖK’ten müfettiş soruşturması açılması için talep de bulunacak mısınız?
Bizim önümüzdeki dört yıldaki temel iki görevimiz olduğunu ve bunlardan birinin kaliteyi artırmak olduğunu diğerinin ise bahsettiğimiz yapının tüm kalıntılarını silmek olduğunu ifade etmiştim. Bizim üniversitemizde çalışan hocalarımızın hakkına hukukuna tecavüz edilmesi anlamında söylemiyorum ama biz bu üniversiteden, yönetimindeki paralel yapının tüm izlerini sileceğiz ve geriye dönüp bakacağız. Bazı mesele ve tespitler vardır ki; yargıya intikal ettirilmesi gerekir, bazıları idari soruşturma gerektirir. Burada yapacağımız incelemeler şüphesiz biraz zaman alacak. Yarın hemen problemler bunlar haksızlıklar bunlar diyebilecek durumumuz olamaz. Bunun farkındayız ama incelemelerimiz sonrasında ortaya çıkabilecek şeylerin bir kısmının yargıya intikal ettirilmesi bir kısmının da idari soruşturma gerektirebilir. Bunlar içinde YÖK’ten bir inceleme isteyebiliriz. Peşinen kimseyi suçlamak ve mahkûm etmek istemiyoruz; biz sadece haksızlıklar olduğuna dair çok fazla söylem var, şikayet var. Bizim gözlemlerimiz var bunları inceleyeceğiz, ortada bir hukuksal sorun varsa bunlarında sonuna kadar takipçisi olacağız. Şunu da söyleyeyim; Üniversitemiz içerisinde kimseyi tedirgin etmek istemiyoruz. Önce haksızlıkları giderip sonra adil bir ortam kurmaya çalışacağız.
Hakkında soruşturma açılan, çeşitli sebeplerle mağdur edilen, sürgün edilen öğretim üyeleri, işçiler var. Cezaları yargıdan YÖK’ten geri dönenler var. Bu mağduriyetler için tavrınız ne olacak?
Bizim üniversitemizin bünyesinde yapılmış disiplin ve idari soruşturmalar sonucunda haksızlığa uğramış insanlar varsa; açık çağrıda bulunarak bunların tekrar incelenmesi için başvurmalarını bekleyeceğiz. İncelenmesi için yapılan tüm başvuruları da tekrar değerlendireceğiz ortada bir haksızlık var mı yok mu bunları tekrar araştıracağız. Ortada bir suç var mı? Suçu cezalandırmak için yeteri kadar delil var mı? Bunların hepsine tek tek bakacağız. Yeter ki bu talepler bize ulaşsın ama biz kişilerden bağımsız olarak, idari olarak da uygulamalar nasıl olmuş bu açıdan bir sıkıntı var mı yok mu buna da ayıca bakacağız.
ÇOMÜ Rektörlük seçimlerinde sizin de gördüğünüz gibi Çanakkale kamuoyuna algı oluşturmak için kurulan siteler, mahlaslı yazarlar var. Bunlara karşı tavrınız ne olacak?
Bu durumdan seçim döneminden önce de haberdardım. 2011 yılından beri biliyoruz. Kimin tarafından yapılıyor olursa olsun bunu hoş karşılamıyorum. Hukuken de bir yazı düşünün ki sizin kişilik haklarınıza, itibarınıza leke sürüyor, kişilik haklarınıza tecavüz ediyor ama bir muhatap bulamıyorsunuz. Bir mahkemeye gideceksiniz ama a kişi bana bunları yaptı demeniz için karşınızda bir kişi yok! Bu ortama yol açan bir zihniyeti tasvip etmemiz söz konusu olamaz. Basın özgürlüğünden yanayız, herkes istediğini yazıp çizebilmeli. Ama bu tür oluşumlara yapı olarak yargısal yolları kullanmak ve tecavüzlerin önüne geçme taraftarıyım. Ben bunları Çanakkale’ye, üniversitemize yakıştıramıyorum. Ama şunu yakıştırırım; bir kişi, bir öğretim üyesi düşüncelerini fikirlerini yazsın istediği yere. Eğer yazdıkları hakaret boyutlarına ulaşıyorsa da versin hesabını kendisi. 1800’lü yıllarda yaşamıyoruz artık müstear isim kullanmayı gerektirecek bir ortam yok. Eğer bir eleştiri yapacaksanız buyurun kendi isminizle yazın, önümüzdeki dönemde isteyen istediği eleştiriyi yapabilir. Eleştirilere yapısal olarak bakan bir insanım ve bunlardan faydalanırım. Bir arkadaşımız ‘ hocam bu da kötü gidiyor’ derse ben bu kişi için benim altımı oymaya çalışıyor demem. Diyorum ki bir katkı sağlamaya çalışıyor. Bize sorarsanız bizde bakış açımızı söyleriz.
Bahsedilen web siteleri başkaları üzerine satın alınıyorsa ve bu satın almaları kendi adlarına yapanlar üniversite içerisinden nemalandırılıyorsa bunun önüne nasıl geçeceksiniz?
Bunu önce kendi kurumumuz içerisinde tespit etmemiz gerekiyor. Bunun içinde soruşturma açmak ve inceletmemiz gerekiyor, bunlarla ilgili yargısal süreci başlatmamız gerekiyor. Bizim kapasitemiz belli bir noktaya kadardır, bizim bunları tespit etmemiz konusunda. Ama yargı bunların hepsini tespit edebilecek donanıma ve imkânlara sahiptir. Kim nereden yazmış, kim yazmış, nereden eklenmiş bunların hepsini tespit edebileceklerini biliyorum. Bizim kurumumuz içerisinde bunları tespit etmeye yönelik çalışmayı da teknik imkânlarımız ölçüsünde yapmaya çalışacağız.
Üniversiteden ayrılıp başka yerlere geçen hocalara çağrı yapacak mısınız?
Hem onlara hem de üniversitemizde çalışmak isteyen herkes çağrı yapıyorum. Üniversitemizin kalitesine katkı sunacak herkesi davet edeceğiz. Üniversitemizde 40 bini aşkın öğrencimiz var ama yeterli öğretim üyemiz yok. Öğretim üyesi sayımızı artırmamız gerekiyor; bunu yaparken de başta liyakat meselesini esas alacağız. Sadece gitmiş olmak otomatik olarak geri gelmeyi gerektirmez. Yine ilgili bölümdeki hocalarımız ve ilgili kurum başvuru yapacak olan kişilerin liyakatlerine bakacaktır bir fikir sunacaktır bizlere. Bizde bu görüşün gereğini yerine getirmeye çalışacağız. Şüphesiz buradan giden hocalarımızı tekrar buraya gelmeye çalışıyor görmek, geri gelmeyi istemelerini görmek bizi çok mutlu eder. Bu açıdan hem onlara hem de bizim üniversitemizde çalışmak isteyen akademisyenlere çağrıda bulunuyorum. Fakat tüm gelmek isteyen arkadaşlarımızı da şüphesiz ki liyakat süzgecinden de geçirmek zorundayız. Sistem budur, bu sistemi de doğru buluyoruz.
Üniversite de kitap okuma eylemi yaptıkları için ceza alan öğrenciler, demokratik haklarını kullandıkları için polisle karşı karşıya gelen öğrenciler oldu. Öğrencilerin demokratik haklarını kullanması konusunda nasıl bir tavır sergileyeceksiniz?
Haklıyı haksıza karşı savunmak kolaydır, bunu herkes yapabilir. Zor olan ise; hakkı hakka karşı savunmaktır. Yasalardan kaynaklanan hepimizin bir takım hakları vardır, demokratik haklarımız vardır. Bunu kullanırken de başkalarının haklarına da zarar vermemek, gasp etmemekte esastır. Bu kampus içerisinde bir gösteri veya bir yürüyüş veya eylem yapma niyetinde olan grubun bunu yaparken yeter ki başkalarının haklarına zarar verecek, haklarını gasp etmeyecek şekilde yapmasınlar, onun dışında hiçbir rahatsızlığımız olmaz. Kitap okumak istiyorlarsa buyursun okusunlar, hiçbir sıkıntımız olmaz. Yeter ki eğitim ve öğretimi buradaki düzeni bozacak, bazı kişilerin haklarını gasp edecek şekilde bir eylem oluşturmaya kalktığınız zaman; bunun sınırı orada bitmiş demektir. Bu noktada bizim bir müdahalemiz olabilir, onun dışında da olmaz, olmaması gerekir. O açıdan her öğrencimiz, her hocamız kendisini özgür hissedebilir yeter ki başkalarının haklarına tecavüz edilmesin.
Tıp Fakültesi Hastanesini kar’a geçirmek için ne gibi çalışmalarınız olacak?
Hastanemizin güçlü bir şekilde kendi ayakları üzerinde durabiliyor, hizmetine devam ediyor olabilmesi bizim için çok önemli. Bizim hastanemiz aynı zaman da bir eğitim öğretim kurumu. Yani öğrencilerimizin uygulama alanıdır, bu açıdan da bizim için çok değerlidir. kar edebilmek kaliteli olmayı gerektirir. Siz iyi bir sağlık hizmeti veriyorsanız kar edersiniz, insanlar gönül rahatlığı ile gelir ve sağlık hizmeti için size başvurur. Bu anlamda hastanemizin kaliteli hizmet verebilmesi çok önemlidir. Üniversitemizin genelinde kaliteyi artırmak için çaba harcamak temel hedefimizken; Tıp Fakültesi’nin kalitesi konusunda özel olarak ilgi göstereceğiz çünkü Çanakkaleli insanlarımıza ve bölge insanlarımıza da hizmet veriyoruz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

