“19 Aralık Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız”
“19 Aralık Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız”
19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın üzerinden geçen 25 yılda, cezaevlerindeki tecrit uygulamaları daha da derinleşti. Bugün tecrit, mahpusların kuyu tipi olarak tanımladığı S ve Y tipi cezaevleriyle anılıyor. Katliamın 25. yılında İnsan Hakları Derneği(İHD) Çanakkale Şubesi basın açıklaması yaptı.
Çanakkale İnsan Hakları Derneği “Hayata Dönüş” operasyonlarının 25’nci yılında basın açıklamasında bulundu. Dernek tarafından yapılan açıklamada “25 yıl önce, 19 Aralık 2000’de, Türkiye’nin cezaevi tarihine kara bir leke olarak geçen “Hayata Dönüş” operasyonu gerçekleştirildi. Aynı gün, aynı saatlerde 20 cezaevine eş zamanlı düzenlenen operasyonlara 8 jandarma komando taburu, 37 bölük asker, binlerce çevik kuvvet polisi ve ceza infaz memuru katıldı. Operasyonun sonucunda 30’u mahpus, 2’si kamu görevlisi olmak üzere toplam 32 kişi yaşamını yitirdi” denildi.
Yaşanan olaylarla ilgili olarak yapılan açıklamada “Devlet, operasyonun gerekçesi olarak F tipi cezaevlerinde uygulanan tecride karşı başlatılan ölüm orucu eylemlerini gösterdi. Ancak operasyon sonrasında ölüm oruçları sona ermedi, aksine yaygınlaştı. Katliamın ardından 41 hapishanede süren ölüm orucu eylemlerinde 122 kişi hayatını kaybetti, 600’ün üzerinde kişi ise kalıcı fiziksel hasarlarla yaşamaya mahkum edildi. “Hayata Dönüş” adı verilen bu operasyon ne ölümleri engelledi ne de sorumluların yargılanmasını sağladı” denildi.
HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONUNUN BİLANÇOSU
İHD Çanakkale Şubesinden yapılan açıklamada; “25 yıl önce 19 Aralık’ta ağır tecrit koşullarını dayatan F Tipi Hapishanelerini protesto etmek amacıyla açlık grevinde olan mahpuslara yönelik 20 hapishanede eş zamanlı bir operasyon başlatılmıştı. 3 gün süren ve televizyonlarda canlı yayında gösterilen bu operasyonda 30 mahpus ve 2 kamu görevlisi olmak üzere 32 kişi yaşamını yitirmiş ve 300’e yakın mahpus ise yaralanmıştır. Katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alınmış ve 58 kişi ise tutuklanmıştı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakılmış ve mahpuslar hakkında birçok dava da açılmıştır” bilgileri verildi.
ZAMANAŞIMI KARARINA TEPKİ “CEZASIZLIK KABUL EDİLEMEZ”
19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın yıldönümünde yapılan açıklamada, sorumluların yargılanmadığı, davaların zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğü ve hapishanelerde tecrit ile hak ihlallerinin artarak sürdüğü vurgulandı. İnsan hakları savunucuları, adalet ve kapsamlı infaz reformu talep etti. Açıklamada, 19 Aralık Cezaevi Katliamı’na ilişkin davalardan biri, 17 Kasım 2025 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü, mahkemenin ise olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında ayrı ayrı düşme kararı verdiği hatırlatıldı. İnsan hakları savunucuları, kararın cezasızlık politikasının devamı olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Açıklamada, katliam sırasında kimyasal gaz kullanıldığına dair iddiaların etkin biçimde soruşturulmadığı, gazların niteliğinin araştırılmasına yönelik taleplerin sonuçsuz bırakıldığı hatırlatıldı. Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ihlallerin bizzat sorumlusu haline geldiği ifade edildi.
“TECRİT SİSTEMİ DAHA DA AĞIRLAŞTI”
19 Aralık Katliamı’nın ardından hapishanelerde tecrit uygulamalarının daha da ağırlaştırıldığına dikkat çekilen açıklamada, F Tipi Hapishanelerin yanı sıra Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve Y Tipi hapishanelerle yeni bir infaz sistemine geçildiği belirtildi. Bu hapishanelerde mahpusların ağır izolasyona maruz kaldığı vurgulandı.
Özellikle Yüksek Güvenlikli Tip Hapishanelerde tutulan mahpusların çoğunlukla tek kişilik hücrelerde kaldığı, günde yalnızca 1–1,5 saat havalandırmaya çıkarıldığı ve günün geri kalan 23 saatini mutlak yalnızlık içinde geçirdiği ifade edildi. Kitap, gazete ve televizyona erişimin kısıtlandığı, bu uygulamaların ağır insan hakları ihlali olduğu kaydedildi.
AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR
Açıklamada, “kuyu tipi” olarak adlandırılan hapishanelerde tecrit ve izolasyon uygulamalarına karşı birçok mahpusun açlık grevi eylemi sürdürdüğü, bu durumun insan hakları örgütleri tarafından yakından takip edildiği bildirildi.
HASTA MAHPUSLAR: “YAŞAM HAKKI İHLALİ SÜRÜYOR”
Türkiye hapishanelerindeki en ağır sorunlardan birinin hasta mahpuslar olduğu vurgulandı. Açıklamada, Adli Tıp Kurumu tarafından verilen “cezaevinde kalabilir” raporları nedeniyle ağır hasta, engelli ve ileri yaşta mahpusların tahliye edilmediği ve yaşamlarını yitirdiği belirtildi. İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, Türkiye hapishanelerinde en az 1412 hasta mahpus bulunuyor. Bunlardan en az 335’inin durumu ağır olarak tanımlanıyor. Devlet yetkililerine, hasta mahpusların serbest bırakılmasının önündeki yasal ve idari engellerin kaldırılması çağrısı yapıldı.
Açıklamada şu talepler dile getirildi: 19 Aralık Katliamı’ndan sorumlu tüm faillerin yargılanması, ağır tecrit uygulamalarına son verilmesi, F Tipi, Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve Y Tipi hapishanelerin kapatılması, tahliyeleri keyfi biçimde engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılması, İşkence ve kötü muamele iddialarının İstanbul Protokolü’ne uygun biçimde etkin şekilde soruşturulması ve mahpusların sağlık, beslenme, hijyen, sosyal ve kültürel haklara ayrım gözetilmeksizin erişiminin sağlanması ile ağır hasta, engelli ve ileri yaşta tüm mahpusların tahliye edilmesi talep edildi.
“UNUTMAYACAĞIZ, MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
İnsan hakları savunucuları, 19 Aralık Katliamı’nı unutmayacaklarını ve hapishanelerdeki tüm hak ihlallerine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, mahpusların insan onuruna yaraşır koşullarda yaşaması için kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
