Skandal: Üretici Tarlasındaki Sondajı Hâkimden Öğrendi!

İlçelerden (Web Sitesi) - Web Sitesi | 09.06.2026 - 12:53, Güncelleme: 09.06.2026 - 12:55 652 kez okundu.
 

Skandal: Üretici Tarlasındaki Sondajı Hâkimden Öğrendi!

Manici Turizm firmasının Ayvacık Korubaşı ve Kulfal köylerinde yapmak istediği jeotermal arama projesinin bilirkişi keşfinde gerilim tırmandı. Şirket temsilcilerini alana sokmayan köylüler, "Şirket köyümüzü terk et" sloganları attı. Öte yandan ÇED iptal davasının keşfinde skandal anlar yaşandı. Proje alanındaki zeytinliğinde traktörle çalışan bir köylü, arazisinde sondaj planlandığını ilk kez hakimden öğrendi.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Korubaşı ve Kulfal köyleri mevkiinde, Manici Turizm ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Limited Şirketi tarafından hayata geçirilmek istenen “Jeotermal Kaynak Arama Projesi”ne karşı başlatılan hukuk mücadelesinde kritik bir aşamaya gelindi. Projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali için 36 davacı tarafından açılan dava kapsamında, bölgede Keşif ve Bilirkişi İncelemesi yapıldı.   ŞİRKET TEMSİLCİLERİ ALANA GELİNCE TANSİYON YÜKSELDİ Keşif öncesinde davacı vatandaşlar, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan ve davanın avukatı Seçil Ege’den bilgi almak üzere Korubaşı köyünde toplandı. Bu sırada şirket temsilcilerinin toplu halde alana gelerek, "Süheyla Hanım sizlere yalan yanlış bilgi veriyor" demesi üzerine köy meydanında tansiyon bir anda yükseldi. Duruma sert tepki gösteren köylüler ve çevre aktivistleri, şirket yetkililerini alana sokmayarak "Şirket, köyümüzü terk et" sloganları attı. Sataşmalarla büyüyen tartışmaya köye gelen kolluk kuvvetleri müdahale etti.   ÖNCE BARİKAT KURULDU, İTİRAZLAR SONUCU DAVACILAR ALANA ALINDI Kolluk kuvvetlerinin sert tutumu nedeniyle keşif süreci de gergin bir atmosferde devam etti. Keşif hakiminin gelmesiyle birlikte yola barikat kuran jandarma ekipleri, ilk etapta avukatlar dışında hiçbir davacıyı ve köylüyü sahaya almak istemedi. Yapılan uzun ve sert itirazların ardından ilk olarak Kazdağı Derneği Başkanı Süheyla Doğan, ardından da alanda hazır bulunan diğer tüm davacılar keşif alanına dahil edildi.   SKANDAL OLAY: ÜRETİCİ KENDİ TARLASINDAKİ SONDAJI HÂKİMDEN ÖĞRENDİ Keşif heyeti meşe ağaçlarının, arı kovanlarının ve akarsuların bulunduğu ilk sondaj noktasını inceledikten sonra ikinci lokasyona geçti. Zeytin ağaçlarıyla kaplı bu tarlada o esnada traktörüyle çift süren bir köylü, kalabalığı görünce şaşkınlığını gizleyemedi. "Ne işi var bu insanların tarlamda?" diye soran üretici, kendi özel mülkünde jeotermal sondajı planlandığını o an heyetten öğrendi. Şaşkına dönen köylü, keşif hakiminin yüzüne bakarak, "Ben tarlamda sondaj yapılmasına razı değilim" dedi. Hakim ise mülk sahibine, "İsterseniz davaya müdahil olabilirsiniz" yanıtını vermekle yetindi.   Üçüncü sondaj noktasının ise bölgenin ödüllü ve organik sertifikalı Buta Butik Zeytinyağı Fabrikası’nın hemen bitişiğinde, lavanta tarlaları ve asma bahçelerinin merkezinde yer aldığı görüldü. Dördüncü noktaya ise ormanlık alanlardaki ulaşım güçlüğü nedeniyle girilemedi ve havadan dron uçurularak görüntüleme yapıldı.   "TURİZM MASKELİ BU PROJE DÜPEDÜZ JES'TİR" Keşif esnasında mahkeme heyetine sunulan dernek beyanında, projenin bölge tarımına ve doğasına vurulacak bir darbe olduğu şu gerekçelerle savunuldu: “Proje alanlarının tamamı zeytinliktir. Zeytin Kanunu gereği bu alanda maden ve sondaj faaliyeti yapılamaz. Nitekim aynı mahkeme, AKÇANSA Şist Ocağı davasında bu gerekçeyle yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Proje dosyasında sondaj derinliği 2000 metre olarak öngörülmüştür. Sağlık turizmi veya termal otel için bu kadar derine inilmesine gerek yoktur. Şirket, halkın tepkisini çekmemek için projenin adını 'Sağlık Turizmi' koysa da asıl amaç Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurmaktır. 2000 metre derinden çıkarılacak jeotermal akışkanın yeraltı sularına karışması durumunda arsenik gibi ağır metaller artacak, bacalardan salınacak hidrojen sülfür ve asit yağmurları organik tarımı bitirecektir. Şirketin daha önce Erecek'te yaptığı benzer bir projenin doğaya verdiği zararlar bilirkişi raporlarıyla sabittir.”   Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, keşif sonrası yaptığı açıklamada, "Bilirkişilerden doğadan, bilimden ve doğrudan yana objektif bir rapor bekliyoruz. Korubaşı ve Kulfal köylüleri bugün yaşam alanlarına, tarlalarına ve zeytinliklerine sahip çıkmıştır. Mücadelemiz sürecek" mesajını verdi.
Manici Turizm firmasının Ayvacık Korubaşı ve Kulfal köylerinde yapmak istediği jeotermal arama projesinin bilirkişi keşfinde gerilim tırmandı. Şirket temsilcilerini alana sokmayan köylüler, "Şirket köyümüzü terk et" sloganları attı. Öte yandan ÇED iptal davasının keşfinde skandal anlar yaşandı. Proje alanındaki zeytinliğinde traktörle çalışan bir köylü, arazisinde sondaj planlandığını ilk kez hakimden öğrendi.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Korubaşı ve Kulfal köyleri mevkiinde, Manici Turizm ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Limited Şirketi tarafından hayata geçirilmek istenen “Jeotermal Kaynak Arama Projesi”ne karşı başlatılan hukuk mücadelesinde kritik bir aşamaya gelindi. Projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali için 36 davacı tarafından açılan dava kapsamında, bölgede Keşif ve Bilirkişi İncelemesi yapıldı.

 

ŞİRKET TEMSİLCİLERİ ALANA GELİNCE TANSİYON YÜKSELDİ

Keşif öncesinde davacı vatandaşlar, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan ve davanın avukatı Seçil Ege’den bilgi almak üzere Korubaşı köyünde toplandı. Bu sırada şirket temsilcilerinin toplu halde alana gelerek, "Süheyla Hanım sizlere yalan yanlış bilgi veriyor" demesi üzerine köy meydanında tansiyon bir anda yükseldi. Duruma sert tepki gösteren köylüler ve çevre aktivistleri, şirket yetkililerini alana sokmayarak "Şirket, köyümüzü terk et" sloganları attı. Sataşmalarla büyüyen tartışmaya köye gelen kolluk kuvvetleri müdahale etti.

 

ÖNCE BARİKAT KURULDU, İTİRAZLAR SONUCU DAVACILAR ALANA ALINDI

Kolluk kuvvetlerinin sert tutumu nedeniyle keşif süreci de gergin bir atmosferde devam etti. Keşif hakiminin gelmesiyle birlikte yola barikat kuran jandarma ekipleri, ilk etapta avukatlar dışında hiçbir davacıyı ve köylüyü sahaya almak istemedi. Yapılan uzun ve sert itirazların ardından ilk olarak Kazdağı Derneği Başkanı Süheyla Doğan, ardından da alanda hazır bulunan diğer tüm davacılar keşif alanına dahil edildi.

 

SKANDAL OLAY: ÜRETİCİ KENDİ TARLASINDAKİ SONDAJI HÂKİMDEN ÖĞRENDİ

Keşif heyeti meşe ağaçlarının, arı kovanlarının ve akarsuların bulunduğu ilk sondaj noktasını inceledikten sonra ikinci lokasyona geçti. Zeytin ağaçlarıyla kaplı bu tarlada o esnada traktörüyle çift süren bir köylü, kalabalığı görünce şaşkınlığını gizleyemedi. "Ne işi var bu insanların tarlamda?" diye soran üretici, kendi özel mülkünde jeotermal sondajı planlandığını o an heyetten öğrendi. Şaşkına dönen köylü, keşif hakiminin yüzüne bakarak, "Ben tarlamda sondaj yapılmasına razı değilim" dedi. Hakim ise mülk sahibine, "İsterseniz davaya müdahil olabilirsiniz" yanıtını vermekle yetindi.

 

Üçüncü sondaj noktasının ise bölgenin ödüllü ve organik sertifikalı Buta Butik Zeytinyağı Fabrikası’nın hemen bitişiğinde, lavanta tarlaları ve asma bahçelerinin merkezinde yer aldığı görüldü. Dördüncü noktaya ise ormanlık alanlardaki ulaşım güçlüğü nedeniyle girilemedi ve havadan dron uçurularak görüntüleme yapıldı.

 

"TURİZM MASKELİ BU PROJE DÜPEDÜZ JES'TİR"

Keşif esnasında mahkeme heyetine sunulan dernek beyanında, projenin bölge tarımına ve doğasına vurulacak bir darbe olduğu şu gerekçelerle savunuldu: “Proje alanlarının tamamı zeytinliktir. Zeytin Kanunu gereği bu alanda maden ve sondaj faaliyeti yapılamaz. Nitekim aynı mahkeme, AKÇANSA Şist Ocağı davasında bu gerekçeyle yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Proje dosyasında sondaj derinliği 2000 metre olarak öngörülmüştür. Sağlık turizmi veya termal otel için bu kadar derine inilmesine gerek yoktur. Şirket, halkın tepkisini çekmemek için projenin adını 'Sağlık Turizmi' koysa da asıl amaç Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurmaktır. 2000 metre derinden çıkarılacak jeotermal akışkanın yeraltı sularına karışması durumunda arsenik gibi ağır metaller artacak, bacalardan salınacak hidrojen sülfür ve asit yağmurları organik tarımı bitirecektir. Şirketin daha önce Erecek'te yaptığı benzer bir projenin doğaya verdiği zararlar bilirkişi raporlarıyla sabittir.”

 

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, keşif sonrası yaptığı açıklamada, "Bilirkişilerden doğadan, bilimden ve doğrudan yana objektif bir rapor bekliyoruz. Korubaşı ve Kulfal köylüleri bugün yaşam alanlarına, tarlalarına ve zeytinliklerine sahip çıkmıştır. Mücadelemiz sürecek" mesajını verdi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.