44 STK'dan Ortak Bildiri; "Belediye su Kaynaklarını Korumakta Haklıdır"
44 STK'dan Ortak Bildiri; "Belediye su Kaynaklarını Korumakta Haklıdır"
Kazdağları'nın Kirazlı -Balaban bölgesinde Siyanürlü Altın Madenciliğine karşı eylem yapan çevreciler ve madende çalışan bir grup köylü karşı karşıya geldi. Aralarında siyasi parti, meslek örgütleri, sendikalar ve çeşitli derneklerinde bulunduğu 44 STK ortak bir bildiri yayınlayarak Siyanürlü Altın Madenciliğine karşı durmaya devam edeceklerini açıkladılar.
Kirazlı-Balaban bölgesinde yapılan ağaç katliamının durdurulması ve Siyanürlü Altın Madenciliği faaliyetlerinin sona erdirilmesi için çevre örgütlerinin yanı sıra Çanakkale Belediyesi açıkça mücadele veriyor. Su ve Vicdan Nöbeti devam ederken; Kanadalı Alamos Gold firmasının Siyanürlü Altın Madeni işletmesinde yakınları ve kendileri çalışan bir grup köylü geçtiğimiz gün Çanakkale Belediyesinin önünde toplanarak eylem yapmışlardı. Altın Madenciliği faaliyetlerine engel olunmamasını isteyen bir grup köylü ve muhtar daha sonra Belediyeye dilekçe vererek taleplerini iletmişlerdi.
TOPLAM 44 STK, DERNEK, SİYASİ PARTİ VE SENDİKA ORTAK AÇIKLAMA YAYINLADI
Altın Madeni firmasında çalışan bir grup köylü ve muhtarın açıklamaları sonrasında Çevre örgütleri, sendika, dernek ve siyasi partilerden oluşan toplam 44 birleşim ortak basın açıklaması yayınladılar. Açıklamada; "25 Eylül 2019 tarihinde yerel gazetelerden öğrendiğimiz üzere; Kirazlı Köyü Muhtarı Erkan Can ve bir grup köylü, aynı gün Çanakkale Belediyesi önünde, Kirazlı Altın Madeni civarındaki köylüler adına bir basın açıklaması yapmış, bu açıklama esnasında belediyeyi madene karşı direnenlere daha fazla destek vermemeye çağıran bir dilekçeyi de Çanakkale Belediyesi’ne iletmişlerdir. Açıklamaya Sarıbeyli Muhtarı Şahin Arslan ve Serçeler Muhtarı Ali Uzun da destek vermiştir. Belediye önüne getirilen kişilerin maden firması tarafından örgütlendiği ve finanse edildiği, belediyeye sunulan dilekçenin de Doğu Biga Madencilik A.Ş. tarafından yazıldığı çok açıktır. Çünkü sunulan dilekçede dile getirilen "Kirazlı’nın Kazdağları’na 40 km. mesafede olduğu ve kesilen ağaç sayısının da 200 bin değil 13 bin olduğu" iddiaları tam da madencilerin ve ilgili kamu görevlilerinin iddiaları ile örtüşmekte ve gerçeği yansıtmamaktadır" denildi.
"ALTIN MADENCİLİĞİNE KARŞI MÜCADELE EDİYORUZ"
Yıllardır Çanakkale'nin dört bir köşesinde termik santrallerden metalik madenciliğe karşı mücadele verildiğine dikkat çekilen ortak bildiride; "Bizler, yıllardır Çanakkale’de ve civarındaki yaşam alanlarında siyanürlü altın madenciliğine karşı mücadele ediyoruz. Bu mücadeleleri vermemiş olsaydık bugün Kazdağları’nda onlarca altın madeni projesinin çoktan başlamış olacağı gerçeği ile yüz yüze kalacaktık. 2000’li yılların başından bu yana yürüttüğümüz mücadeleler, Kazdağları ve çevresindeki altın madeni projelerinin önünün büyük oranda kesilmesini sağlamıştır. Kirazlı maden alanında 200 bin ağacın kesilmesinin ortaya çıkmasıyla bugüne kadar verilen haklı mücadele daha da yükselmiş ve tüm ülkenin odak noktası olmuştur. 26 Temmuz 2019 tarihinde Kirazlı’daki altın madenciliği faaliyetinin durdurulması, ağaç kesiminin sonlandırılması ve bölgedeki diğer altın madeni ruhsatlarının iptal edilmesi talebiyle Kirazlı Balaban mevkiinde “Su ve Vicdan Nöbeti” başlatılmış ve nöbet zamanla Türkiye’nin her yerinden destek bulmuştur. Bir yandan bilirkişi raporlarındaki sahte imza hakkında suç duyuruları yapılmış, ÇED raporuna aykırı bir şekilde ağaç kesilmesinde görev ihmal ve sorumluluğu olanlar hakkında soruşturma başlatılması ve ÇED Raporu ve tüm izinlerin iptali için Çanakkale Valiliği’ne dilekçeler verilmiştir" denildi.
"NÖBET ONURLU BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR"
Su ve Vicdan Nöbetinin Türkiye genelinde büyük kabul gördüğünü ve sürdürüldüğüne dikkat çekilen bildiride; "Kirazlı Balaban’da başlatılan ve zaman zaman çeşitli etkinliklerle sayıca da büyük destek bulan nöbet, onurlu bir şekilde sürdürülmekte, yeni yol ve yöntemlerle çeşitlenerek dönüşümlü olarak 60 günden fazla bir süredir devam etmektedir. Bu süre zarfında çadırlı nöbet alanında bulunanlar sayesinde madenci firma faaliyetlerini uluorta sürdürememiş ve ağaç kesimleri de yavaşlatılmıştır. Ağaç kesimlerinin devam ettiğinin görülmesi üzerine Orman Bölge Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapılarak kesimin durdurulması için dilekçeler verilmiştir. İtirazlar bu dilekçelerle sınırlı kalmamış, Kirazlı Altın Madeni’nin işletme ruhsatının süresinin 13 Ekim’de dolacak olması nedeniyle ruhsatın yenilenmemesi için açılan stantlarda bilgilendirmeler yapılmış, ıslak imzalı dilekçeler toplanmış ve toplanan dilekçeler PTT önünde yapılan basın açıklamasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiştir. Dilekçelerin CİMER üzerinden gönderilmesine ise devam edilmektedir" ifadeleri yer aldı.
"NÖBET TUTANLAR YAŞAM SAVUNUCULARI"
Köylülerin belediyeye verdiği dilekçede çevreyi koruyan gönüllülerin suçlu gibi gösterildiğine dikkat çekilerek; "Madencilerin yazdığı belli olan dilekçe ile kriminalize edilmeye çalışılan çadır nöbeti direnişçilerinin her biri kendi alanlarında uzman, nitelikli, ülkesini ve Kazdağları’nı seven, sağlıklı bir yaşamdan yana olan insanlardır. Mücadelelerinde barışçıl ve demokratik yöntemleri benimseyen ve çevresine hiçbir rahatsızlık vermeyen, doğaya ve çevresindeki kültürel değerlere saygılı bireylerdir. Çadırlı nöbet alanına yapılacak en küçük bir taciz ya da provokasyonun sorumluları, başta Alamosgold Inc ve taşeronu Doğu Biga Madencilik A.Ş. olmak üzere, Kirazlı, Serçeler ve Sarıbeyli muhtarları olacaktır. Bu durumunu kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Yetkilileri göreve davet ediyoruz" denildi.
"KÖYLÜLER MADENDEN YANA DEĞİLLER"
Su ve Vicdan Nöbetine çevre köylerden de büyük katılım olduğu, köylülerin kamp alanında kalan kişilere yiyecek yardımında bulunup aktif olarak eylemlerin içerisinde yer aldıklarına dikkat çekilen açıklamada; "Su ve Vicdan Nöbeti destekçilerinin civar köylerle hiçbir sorunu olmamıştır. Civar köylüler birçok defa nöbet alanına gelmiş ve nöbeti desteklediklerini ifade etmişlerdir. Köylüler alana gelmeye devam etmektedir. Dilekçede iddia edildiğinin aksine civar köylülerle hiçbir sıkıntı yaşanmamıştır. Nitekim aynı köylere aşure dağıtmaya ve sohbet etmeye gidildiğinde, köylülerin madenden yana olmadıkları görülmüştür. Maden civarındaki köylüler suyunun, toprağının ve tarım ürünlerinin zehirlenmesine, ormanlarının yok edilmesine karşıdır. Köylülerin de söylediği gibi su olmadan, toprak olmadan, orman olmadan yaşam olmaz" denildi.
KÖYLÜLERE TARIMSAL VE SOSYAL DESTEKLER SUNULMALI
Bazı köylülerin madende işe alınması, altın madeni firmasının sosyal yardım yapmasını bir anlamı olmadığı ifade edilen açıklamada; "Çeşitli sosyal rüşvetler ve vaatlerle, iş verme sözleri ve baskı ile bir kısım köylünün madencilerin yanında yer alması, tüm köylüler için geçerli değildir. Köylüleri madencilerin yaptıkları yollara, su hatlarına, verdikleri öğrenci burslarına, çöp bidonlarına mahkum eden kamu politikası sorgulanmalıdır. Devlet ve yerel yönetimler, madencilerin sosyal rüşvetlerine ihtiyaç duymayacak şekilde, köylülere tarımsal ve sosyal destekler sunmalıdır" denildi.
"BELEDİYE SU KAYNAKLARINI KORUMAKTA HAKLIDIR"
Yayınlanan ortak bildiğinin devamında Yaşam hakkını korumanın anayasal bir hak olduğunu, Çanakkale Belediyesinin de su kaynaklarını korumaya hakkı olduğuna vurgu yapılarak; "Çanakkale Belediyesi, DSİ ile yaptığı protokol gereği Çanakkale’de yaşayan 182 bin insana temiz, sağlıklı içilebilir bir su sağlamakla yükümlüdür. Dolayısıyla Çanakkale Belediyesi’nin su kaynaklarını koruma konusundaki mücadelesi son derece haklı bir mücadeledir ve aksi düşünülemez. Tüm dünyadaki ve ülkemizdeki örneklerden biliyoruz ki, siyanürlü altın madenciliği ile sular ve tarım alanları zehirlenmekte, orman ekosistemi yok olmaktadır. Bunun karşılığında ise madenci şirketler kârlarına kâr katmaktadır. Altın madenciliğinin hiçbir kamu yararı yoktur. Anayasa’nın 56’ıncı maddesi gereğince; “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir.” Bizler de Anayasanın bu maddesinden görev ve sorumluluk alarak, Kirazlı Balaban’da sürdürülen Su ve Vicdan Nöbeti’ni destekliyor, mücadelenin içinde yer alıyoruz. Aşağıda imzası olan bizler; Çanakkale'mizin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı su toplama havzasında yapılmak istenen Kirazlı Altın Madeni Projesi’nin kapatılmasını, alanın rehabilite edilmesini ve bölgedeki tüm diğer altın madeni projelerinin ruhsatlarının iptal edilmesini istiyoruz" taleplerini yenilediler.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
