Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Yerel Seçimler ve CHP
Tarih: 15-07-2018 08:07:00 Güncelleme: 15-07-2018 08:07:00


Küreselleşme süreci yerelleşme eğilimlerini güçlendirdi, geleneksel yönetim anlayışlarını değiştirdi. Bu gelişmelerin sonucu olarak, Türkiye’nin de yönetim anlayışının uluslararası yapılanmaya dönüşmesi artık kaçınılmaz bir zorunluluk. Merkeziyetçi yönetim yerini, güçlü yerel yönetimlere bırakarak temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi sağlaması gerek. Halkımızın demokratik kültürü geliştirmesi, içselleştirmesi ve yaşamın her alanında sergileyebilmesi buna bağlı.

 

Günümüzde kamu hizmetlerinin önemli bir bölümü merkezden ve katı bir hiyerarşi içinde tek elden yönetiliyor. Yerel yönetimler ise, halkın yerel ihtiyaçlarını karşılamak için görev yapıyor. Yerel yönetim ağırlıklı olarak yerel kaynaklar kullanılır ve halkın katılımına dayanır. Demokratik, şeffaf ve verimli bir yönetim için, aşırı merkeziyetçi yapılardan yerel yönetimlere geçiş, dünyada tercih edilen bir yönetim şeklidir. Yerel yönetimler birey ve birey gruplarına destek verirler, çoğulculuğu yaratırlar, ekonomik gücün yoğunlaşmasını ve tekelleşmesini önlemek için görev yaparlar. Bu yönetim anlayışının gücü, bünyesinde barındırdığı “halkın katılımı” ilkesinden kaynaklanmaktadır. Halkın aktif katılımı, yerel politikaların önemini arttırmakta ve merkezi yönetim politikalarına yön verebilmektedir. Bu nedenle yerel yönetimler bir hizmet kuruluşu olmanın yanında demokrasinin pekişmesinde yaşamsal bir rolü olan kuruluşlardır.

 

Yerel yönetim kararları halkın gündelik yaşamını doğrudan etkiler. Bu yüzden yerel yöneticilerin halkla etkileşimi, iletişim kalitesi başarılı olmanın temel ölçütleridir. Günümüzde yerel yönetimler geleneksel görevleri olarak tanımlanan alt yapı, ulaşım, itfaiye, trafik, cadde ve sokakların temizliği vs. gibi hizmetlerin çok ötesinde hizmet vermek durumundalar. Görev ve sorumluluk alanı çok genişlemiş olan yerel yönetimlerin sağlık, eğitim, kültür, konut, yiyecek, içecek ve yaşlıların sorunları, işsizlik, çalışma yaşamı, örgütlü topluluklar, bireylerle doğrudan ilişki kurabilecek örgütlenmeleri de kapsayacak organizasyonları yaratmaları sorumluluklarının bir parçasıdır.

 

Türkiye’de hizmet bölüşümünde üniter yapı belirleyicidir ve idarenin bütünlüğü esas alınmaktadır. Kaynakları yetersiz olduğundan yerel yönetimler merkezi yönetimlere mali açıdan bağımlıdır. Son yıllarda yapılan reformlara rağmen, yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları ve gelir sistemleri yeterli değildir. Bu nedenle yerel yönetimlerin yasalarda verilen görevleri kendi olanaklarıyla yapabilmeleri beklenmemelidir. Merkezi ve yerel yönetimler arasındaki mali ilişkiyi yeniden düzenleme ihtiyacı vardır. Bunların gerçekleşmesi ise bir dizi dönüşümün yapılmasına bağlıdır. Türkiye gibi üniter bir yapıya sahip Fransa’da bu amaçla gerçekleştirilen reformlarla bölge yönetimleri oluşturulmuş ve yerel yönetimlere yapılan yetki aktarımları ile merkeziyetçi yapı yumuşatılmıştır. Ancak merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerinde etkisi hala devam etmektedir. Dolayısıyla yerel yönetimlerin yeni bir örgütlenmeye ve mali yapıya kavuşturulmaya ihtiyacı vardır.

İşte böyle bir yapıda; hem de Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin hemen arkasından, açık ara seçimin galibi Erdoğan’ın yönetiminde yerel seçimleri yapacağız. Seçim yarışı, doğu illeri dışında, Cumhur İttifakını oluşturan Ak Parti-MHP ile CHP arasında geçecektir. Ak Parti’yi ele alırsak, parti içi tartışmalar yaşamayan, adaylarını itirazsız kabul eden, dolayısıyla içe dönük enerji kayıplarının olmadığı bir parti olarak avantajlı konumu var. Üstelik Ak Parti merkezi yönetim iktidarını elinde tutmaya devam ediyor.  CHP’ye gelince; CHP kurultay yapabilir mi? Genel Başkan değiştirebilir mi? Bilmiyoruz. Bugünkü şartlarda CHP’de adaylar, milletvekili seçimlerinde olduğu gibi, Kılıçdaroğlu tarafından belirlenecek.  CHP yönetimi, CHP seçmeninin her koşulda CHP’ye oy vermek zorunda olduğunu düşünüyor, bu nedenle de seçmenin sesine kulak vermiyor. Ancak son seçimlerde CHP örgütlerinin, Kılıçdaroğlu ve ekibine tepkisi çok sert oldu. CHP yönetimleri şimdi “Neden bu oyları kaybettim?” sorusuna cevap bulmak zorundalar. Örneğin, Çanakkale’de Muharrem İnce 158.944 oy alırken, CHP 125.309 oy alabildi. Fark tam 33.635 oy. Bunun bilinçli bir tavır olduğu ve CHP’li seçmenin, kendi iradesini dikkate almayan CHP yönetimini oylarıyla protesto ettiği düşünülüyor. Yanlış da değil. Bu oyların büyük bölümünün İyi Parti ve HDP ’ye gittiği gerçek. Dahası, yapılan hesaplar Ak Parti ve MHP’ye de giden oyların olabileceğini işaret ediyor. Özetle, CHP seçmeni artık kendisinin istemediği, inanmadığı, güvenmediği bir aday karşısına çıkartıldığında sandığa gitmemek yerine, farklı oy kullanmayı kendine bir hak olarak görebiliyor. Daha önce görülmeyen bu durumu CHP dikkate almak zorunda. Öncelikle CHP’nin 24 Haziran sonuçlarını çok iyi analiz etmesi gerek. Çanakkale CHP’nin kalelerinden biri olarak tanımlanırken, 2. Milletvekilini Çanakkale oylarıyla değil, yurt dışından gelen ve illere dağıtılan oylarla son anda kazanabildi. Dahası, 1 Kasım seçimlerinde, Ak Parti ile CHP arasındaki 650 oy farkı 13.289 oya yükseldi. Ve CHP’nin 1 Kasım’daki 134.957 oyu, 24 Haziran’da 125.309’a düştü. CHP’ye yeni bir strateji gerek. Bu strateji için yeni bir bilinç gerek. CHP bugünkünden faklı bir yaklaşımı, ancak yeni bir bilince sahip olursa sergileyebilir. CHP’nin en önemli sorunu yaptıklarının doğruluğundan hiç kuşku duymamasıdır. Bunun sonucu olarak; gerek halkımızın, gerekse kendi seçmeninin uyarılarına kulak asmamasıdır, kendi doğru bildiğinde ısrar etmesidir. Gelecek öngörüsüne sahip olmak ve ona uygun stratejik planlama yapmak en temel yönetici niteliklerindendir. Kıiıçdaroğlu ve ekibi bu niteliklerini bugüne dek sergileyemediler ve hep kaybettiler. Önümüzdeki yerel seçimlerde de bugünkü tercihlerini sürdürmeleri halinde, bir daha girecekleri seçim olmayacağını söylemek yanlış olmaz.

 

Günümüzde yerel yönetimlerin, yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız çok geniş bir yetki ve sorumluluk alanı var. Belediye başkanları seçildikleri andan itibaren halkın tümünü kucaklamak, onların değerlerine, hassasiyetlerine saygı göstermek zorundadırlar. Görevleri halkın ihtiyaçlarını, yine halkın katılımını sağlayarak çözmektir. Belediye başkanlarının işi siyaset yapmak, örgütlere müdahale etmek değildir.  Siyaset yapmak istiyorlarsa örgütlerde görev almalı, kendilerine genel siyasette yer aramalıdırlar. Artık Türkiye eski Türkiye değil, seçmen aynı seçmen değil. Türkiye’nin değişen sosyolojisini anlamayan adayların bu göreve talip olmamaları, olurlarsa da değerlendirme dışı bırakılmaları en doğru yol olacaktır.

 

 

Tuygan ÇALIKOĞLU

tuygan@hotmail.com     www.tuygancalikoglu.com.tr

Kaynak: http://www.canakkaleaynalipazar.com/chp-de-cevap-aranan-sorular/14084/



Bu yazı 2505 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI