Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









TÜGVA AK Parti İktidarını Çatırdatıyor
Tarih: 17-10-2021 09:01:00 Güncelleme: 17-10-2021 09:01:00


Önce “Pandora Belgeleri” gündeme geldi. Bunlar küresel ölçekte siyasetçilere, iş adamlarına, gazetecilere ve sanatçılara yönelikti. Vergi kaçırma, yolsuzluk, rüşvet, özel yaşam ve birtakım ayinlerin ifşasına dayanan belgelerdi. İlk dalgada pek çok isim açıklandı. Türkiye’den, başta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin inşaatı olmak üzere pek çok kamu kuruluşunun ihalesini alan Rönesans Holding’in sahibinin yer aldığı 220 kişinin adı geçiyordu. Arkası gelecek dendi, ancak henüz yeni bir açıklama yapılmadı. Henüz bir soruşturma açılmadı, ulusal medyada da pek yer bulmadı. Bu belgelerle küresel ölçekte görev yapan yöneticilere gözdağı mı verilmeye çalışıldı? Yoksa önümüzdeki dönem için bir uyarı mıydı? Bilmiyoruz. Bu hafta da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) belgeleri gündeme damgasını vurdu. Bu belgelerdeki iddialar tümüyle Türkiye’ye ait ve devlet kurumlarına personel alımı ile ilgili çok vahim iddialar.

 

Gazeteci Metin Cihan, eski bir TÜGVA çalışanının ilettiğini söylediği belgeleri kendi hesabından yayınlayınca büyük sansasyon yarattı. Gazeteci Cihan kendisine iletilen bu belgelerin, devlet kurumlarında“cemaatin kadrolaşma listeleri” olarak verildiğinin altını çizdi.  Belgelerde Adalet Bakanlığı’ndan, İçişleri Bakanlığı’na kadar mülakat testlerine ait tüm bilgilerin yanı sıra, Subay/ Ast Subay olmak için başvuru yapan adaylara ait her türlü mülakat ve kişisel bilgiler de yer alıyor. Bu arada eski bir TÜGVA yöneticisi olan Tamer Özsoy, konuk olarak katıldığı TELE 1 kanalında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özsoy “Ortaya çıkan buz dağının sadece yüzde 1’i. Savcılara sesleniyorum; ilk başta beni, sonra tüm sorumluları yargılayın. Belgelerin hepsi doğru “Vatan, Millet, Sakarya” diyerek neler yapılıyor neler. Bu daha bir kısmı, Genel Merkez’de kurulan şirketten haberiniz var mı?” dedi ve ekledi “ Adalet Bakanlığı’nda 100’den fazla TÜGVA’lı var, bekçi alımında TÜGVA’nın çok ciddi rolü var” Peki bütün bu vahim açıklamalar karşısında Bilal Erdoğan ne tepki verdi?  “İftira, bizi kıskanıyorlar” dedi, hepsi bu kadar. Bu arada TÜGVA Başkanı 12 Ekim Günü yaptığı açıklamada “Ortaya çıkan bu belgeler sahte” dedi, 13 Ekim’de, yani ertesi gün ise tam tersini söyledi “Bu belgeler içeriden alınmış, sızdırılmış”. Bunun üzerine eski CHP milletvekili Eren Erdemde bir açıklama yaptı “ TÜGVA Başkanı belgeleri önce yalanlasa da sonra doğruluyor. Ortada 3 mesele var; Devlete sızma, Kamu mülklerine çökme, Kişisel verilerimize ulaşma”.  Diğer taraftan Avrasya Araştırma Şirketi yöneticisi Kemal Özkiraz’ın kamuoyu ile paylaştığı ilginç soruları var:“ TÜGVA, Nüfus Kayıt Sistemi üzerinden tüm bilgilerimize ulaşabiliyor mu?/ Bu casusluk faaliyeti değil midir?/ TÜGVA gibi kaç vakıf bu bilgilere ulaşabiliyor?/ Bu bilgilerin kimlere verildiğini biliyor musunuz?”.Türkiye İşçi Partisi Gn. Bşk. Erkan Baş da TBMM’de bir basın toplantısı yaptı ve “TÜGVA üzerinden bir paralel yapı inşa ediliyor” diyerek, savcılık soruşturmasının derhal başlatılmasını istedi.

 

Yayınlanan belgeler devletin çok önemli makamlarına, partiyle aidiyet bağları olan, lidere ve partiye sadakati yüksek insanların nasıl yerleştirildiğini anlatıyor. Vahim olan; mülakatlardaki seçilme ölçütünün, liyakat ve devleti ayakta tutan değerler değil, mensubiyet ve aidiyet olduğuna dair iddiaların yer alması. Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip Lisesi’nden arkadaşlarının devletin en önemli makamlara getirildiklerini biliyorduk. Kurdukları vakıflarla çocukları özel olarak eğittikleri, lidere ve partiye sadık hale getirdikleri ve devletin kurumlarına yerleştirdikleri iddialarını duyuyorduk. Şimdi ise bu iddialar, belgelerle kamuoyunun önüne getiriliyor. İddiaların çok ciddiye alınması ve hemen bir savcılık soruşturmasının başlatılması gerek. Ayrıca cevap bulmamız gereken önemli bir soru var; “Neden bu belgeler şimdi ortaya çıkıyor ya da çıkarılıyor?”

Türkiye pandemi sürecine ekonomik krizi yaşarken girdi. Sonra ekonomi yavaşladı, hatta kapanma noktasına geldi. Dış politikada pek çok düş kırıklıkları yaşadık, doğru stratejik hamleler yapamadı Ak Parti. Pandemi sürecini de çok kötü yönetti. Tüm toplum kesimleri olumsuz etkilendi, insanlar işlerini kaybettiler, kurumlar, holdingler, kobiler, hane halkı herkes borçlandı. Sadece İnternet üzerinden satış yapan işletmelerin iş yaptığı bir sürece girdik. İnsanlara sürekli olarak “Evde kal” çağrılarının yapıldığı anlamsız bir kapanma döneminde çok haksızlıklar, adaletsizlikler yaşadı esnaflar, seyyar satıcılar. Kaybetmeleri kaçınılmazdı ve kaybettiler. Merkez Bankası rezervlerini boşaltma pahasına düşük tutulan dolar kuru nedeniyle yükselen ihracatın da, bugün 9,20 TL’ye dayanmış dolar kuruyla ne olacağını çok yakında göreceğiz. Ayrıca ihracatın ithalata bağlı olduğunu ve düşük kur avantajının kalmadığını düşünürsek üreticisi ile tüketicisi ile hepimizi zor günler bekliyor. Bütün kamuoyu araştırmaları Ak Parti’nin nasıl eridiğini, Cumhur İttifakı’nın kazanma şansının pek kalmadığını gösteriyor. Vatandaş bezgin, vatandaş umutsuz, vatandaş “tutunacak dal” arıyor. Bunları neden söylüyorum? Eğer ortada ekonomik bir başarı olsa, rant paylaşımları, nemalanmalar olsa bu ifşaatlar, bu itiraflar olmazdı. Bu belgelerin ortaya saçılmasının nedeni, Ak Parti iktidarının artık kontrolü büyük ölçüde kaybetmesi, Türkiye’yi artık yönetememesi. Başta İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere, yerel yönetimlerin Ak Parti ile bütünleşen vakıf ve cemaatlere para musluklarını kapatmasının da rolü büyük bu süreçte. Ak Parti kendi medyasından bile eleştiriler alıyor artık. Çözülme her yerde var. Yakında daha büyük itirafları duymamızda kuvvetle muhtemel görünüyor.

 

Bu arada DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’ın bakanlık dönemine ait çarpıcı bir açıklaması oldu; “Bakanlar Kurulu’nda bizler boş kâğıda imza atıyorduk, en son üstü dolduruyordu” dedi ve bu süreçte alınan KHK kararları tartışılmaya başlandı. Sormamız gerek; KHK’ların hukuki geleceği nedir? İptal olacak mı, olmayacak mı? İptal olacaksa mağduriyetler konusu karşımıza çıkacak. Bu konular önemli ve hukukçular konuyu tartışmalı, ancak benim işaret etmek istediğim başka bir boyutu var bu açıklamanın. Sedat Paker’in bazılarını bildiğimiz iddialarıyla gündemi nasıl değiştirdiğini, nasıl izlenme rekorları kırdığını hatırlayalım. Peker süreçte yer alan, hedef aldığı kişilerle organik bağları olan bir kişi olduğu için itirafları böylesine büyük bir ilgi gördü. Bu bağlamda Ak Parti ile yol almış ya da almakta olan siyasetçilerin itirafları çok kıymetli. Babacan ve Davutoğlu’na özel bir önem atfetmiş ve mutlaka itirafları olacağını düşünmüştüm. Uzun zaman geçse de, bence o noktaya gelindi artık.

 

Son Metropol araştırmasında; Ak Parti’nin seçimleri kaybedeceğine dair seçmen algısının ilk kez oluştuğunu gördük. Yüzde 53,7’lik bir seçmen “iktidar düşecek” derken, yüzde 8,5’luk seçmen “fikrim yok” diyor. Bu yüzde 8,5 oransal olarak dağıtıldığında, Millet İttifakı yaklaşık yüzde 60’lık oy potansiyeline ulaşıyor. Hatta giderek kötüleşecek yaşam koşulları bu oranı daha da artırabilir.

 

 Peki, Erdoğan bu gelişmeleri bizim gibi görmüyor mu? Tabi ki görüyor ve tek bir şey yapmaya çalışıyor. HDP ile Millet İttifakı’nın bağını kesmek, birbirinden ayrıştırmak. Kapatma davası da bu amaçla devrede. Bu arada Erdoğan’ı memnun eden gelişmeler de yaşanıyor; İYİ Parti ve CHP’den bazı isimler Kürt kimliğine karşı radikal milliyetçi duruşlar sergiliyorlar. Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununun çözümüne ilişkin yaptığı açıklamaya, İYİ Parti Grup Bşk. Vekili Müsavat Dervişoğlu çok tartışılacak bir cevap verdi,  Kürt sorunun olmadığını, ana dilde eğitim talebinin kabul edilemeyeceğini ifade etti. Dahası, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de HDP’yi süreci etkileyecek bir aktör olarak görmediğini de ekledi. Toplumun her kesiminden, her düşünceden insanların yaşadığı yoksulluklar, yoksunluklar ve adaletsizlikler ortadayken ve toplumsal kaygı böylesine yükselmişken bu açıklama yapıldı. Üstelik TBMM’deki 6 siyasal parti temsilcileri ilk kez Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş ile ilgili çalışmalar yaparken bu açıklama ne anlama geliyor? Bu açıklamayı matematiksel zekâ ile ilişkilendirmiyorum. İYİ Parti yetkililerinin bu açıklamayı ele almaları ve müzakere etmeleri şart.

 

Ortada erken seçim tarihi yok, ancak partilerin gündeminde seçim var. İtirafların önümüzdeki günlerde yeni gündemler yaratacağı kesin. Siyasal partilerinin yeni sosyolojiyi anlaması, değişen insan taleplerini görebilmesi şart. Evet, Millet İttifakı yüzde 60’ların üzerinde bir potansiyeli yakaladı yakalamasına, ama potansiyelin kelime anlamı “varlığı, gücü ortaya çıkmamış olan” demek. Bu gücü ortaya çıkartmak için matematiksel zekâ gerekiyor, hem de egoları, önyargıları bir tarafa bırakarak.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 4961 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI